# Türk ceza kanunu tasarısı (ss.664) ve (664'e 1inci ek)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Bekir Bozdağ (AK Parti, Yozgat)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 121. Birleşim
- **Tarih:** 16 Eylül 2004
- **Gündem:** TÜRK CEZA KANUNU TASARISI (SS.664) VE (664'E 1İNCİ EK)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/bekir-bozdag-22-2004-09-16-turk-ceza-kanunu-tasarisi-ss-664-ve-664-e-1inci-ek

> Bekir Bozdağ (AK Parti), 16 Eylül 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 121. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRK CEZA KANUNU TASARISI (SS.664) VE (664'E 1İNCİ EK)); konuşma 752 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

BEKİR BOZDAĞ (Yozgat) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan tasarının 219 uncu maddesi üzerinde şahsım adına söz almış bulunuyorum; bu vesileyle, Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

219 uncu maddenin birinci fıkrası, imam, hatip, vaiz, rahip, haham gibi din hizmeti veren kişilerin, görevini yerine getirirken devlet idaresini ve kanunlarını veya hükümet icraatını alenen kötülemesi halinde altı aydan iki yıla kadar hapis cezası öngörmektedir.

İkinci fıkrası ise, görev başında ve görev mahallinde olmamakla beraber, sıfattan istifadeyle, aynı görevlilerin görev dışındaki yerlerde bu suçu işlemeleri halinde de aynı cezayı öngörmektedir.

Değerli milletvekilleri, bu madde konusunda, eski metnin aynen konulması hususunda Cumhuriyet Halk Partisi ile AK Parti arasında bir mutabakat sağlandı. Ancak, bu konudaki Anayasaya aykırılıkları Yüce Meclisin huzuruna getirmek ve tutanaklara geçirmek için şahsım adına söz almış bulunuyorum.

Bu madde, mevcut haliyle de mutabakat şeklinde getirilen haliyle de Anayasamıza aykırıdır. Şöyle ki: Anayasanın din ve vicdan özgürlüğünü düzenleyen 24 üncü maddesine göre, herkes, vicdan, dinî inanç ve kanaat hürriyetine sahiptir; kimse, ibadete, dinî ayin ve törenlere katılmaya, dinî inanç ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz, dinî inanç ve kanaatlerinden dolayı kınanamaz. Anayasamızın 25 inci maddesinde "Herkes, düşünce ve kanaat hürriyetine sahiptir.

(x) 664 S. Sayılı Basmayazı 14.9.2004 tarihli 119 uncu Birleşim Tutanağına eklidir.

Her ne sebep ve amaçla olursa olsun kimse, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz; düşünce ve kanaatleri sebebiyle kınanamaz ve suçlanamaz" denilmektedir. Yine, Anayasamızın 26 ncı maddesinde "Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir" denilmektedir. Anayasamız, kişilere, düşüncelerini açıklama noktasında bir özgürlük getirmiştir.

Ben, burada bir hususa dikkatinizi çekmek istiyorum; maddenin içerisinde, alenen kötüleme suç kabul edilmektedir. Siz de gayet iyi bilirsiniz ki, kötüleme, içerisinde eleştiriyi barındıran bir kelimedir; eleştirmek de bir kötülemedir. Dolayısıyla, düşünce açıklaması olan eleştirme, hem Anayasamızın mevcut hükümleri çerçevesinde hem de Türkiyemizin altında imzası bulunan uluslararası sözleşmeler çerçevesinde suç değildir; ancak, maalesef, burada, toplumumuzda hizmet gören bir kesim için, düşünce ve kanaatlerini söylemek suç haline getirilmektedir. Bu, Anayasaya açık bir aykırılıktır.

Bir diğer husus; burada, Anayasamızın 10 uncu maddesine de bir aykırılık vardır. Bakın, Anayasamızın 10 uncu maddesi aynen şöyledir: "Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasî düşünce, felsefî inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir.

Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz.

Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar."

Bu madde, hem Meclisimize hem de devletin bütün organlarına, vatandaşlara bakış ve muamele ve iş ve idare konusunda, bütün iş ve işlemlerinde, hiçbir ayırım yapılmaksızın, eşit davranmayı bir vazife olarak yüklemektedir. Bakın, burada, iki türlü eşitsizlik, iki türlü ayırımcılık vardır. Birincisi şu: Din hizmeti verenlerin dışındaki kamu görevlileri için bu suç olmazken, sadece din hizmeti verenler için suç haline getirilmesi bir ayırımcılıktır, bir eşitsizliktir. (AK Parti sıralarından alkışlar) Örneğin, öğretmen konuşacak, suç değil; kamu görevi başında konuşacak, suç değil; bunları söyleyecek, suç değil; polis konuşacak, suç değil; kalem memuru konuşacak, suç değil; ama, din hizmeti veren konuşacak, bu, suç. Bu bir yanlış.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BEKİR BOZDAĞ (Devamla) - İkincisi, aynı eğitimi almış, örneğin ilahiyat fakültesini bitirmiş, aynı fakültede akademisyen olarak görev yapan bir imamdan, hatipten, vaizden daha çok dinî bilgi ve görgüye sahip, ilmiye sınıfından bir zat konuşacak, suç değil; öte yandan, aynı fakülteden mezun bir arkadaş, gidecek, din kültürü ve ahlak bilgisi öğretmenliği yapacak, konuşacak, suç değil; imam hatip lisesi mezunu birisi gidecek esnaflık yapacak veya sair kamu görevi, başka bir kurumda kamu görevi ifa ederken konuşacak, suç değil; ama, din görevlisi, din hizmeti veren birisi konuştuğu zaman suç olacak. Bu bir çelişki değil mi?! Bunun, hukuken, Anayasamıza göre, altında imzamız bulunan bütün sözleşmelere göre izahını yapabilmenin imkânı var mı?! Bunun hiçbir izahı yoktur.

Değerli milletvekilleri, öte yandan, bu görevde bulunan insanların suç işlemeleri halinde, işledikleri suçların yaptırımsız kalması da söz konusu değildir; zira, bakın, devletin egemenlik alametleri aleyhine suç işlediği zaman bir maddeye göre cezalandırılmaktadır; suçu, suçluyu övdüğü zaman bir başka maddeye göre cezalandırılmaktadır; Türklüğün, cumhuriyetin, devletin kurum ve kuruluşlarının aleyhine konuştuğu zaman, ona, bir başka maddeye göre ceza öngörülmektedir; insanları kanunlara aykırı davranmaya davet ettiği zaman bir başka maddeye göre cezalandırılmaktadır; insanlar arasında din, dil, ırk ve sair konularda ayırımcılık yaparak birtakım sıkıntılar doğuracak işler yaptığında başka maddeye göre cezalandırılmaktadır. Yani, suç olan fiilleri işlediği zaman, işlediği fiiller için, hem meri Ceza Kanunumuzda hem de şu anda huzurunuzda bulunan, görüşmekte olduğumuz tasarının içerisinde, cezaî müeyyide öngören yeteri kadar madde vardır. Bu madde, belki, o maddelerden ceza almazsa boşta kalmasın diye konulmuş olabilir; ama, boşta kalan herhangi bir husus da yoktur. Onun için, bu madde neye aykırıdır; eşitlik ilkesine aykırıdır.

---

**Kaynak gösterme:** Bekir Bozdağ (AK Parti, Yozgat). “Türk ceza kanunu tasarısı (ss.664) ve (664'e 1inci ek)”. TBMM Genel Kurulu, 121. Birleşim tutanağı, 16 Eylül 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/bekir-bozdag-22-2004-09-16-turk-ceza-kanunu-tasarisi-ss-664-ve-664-e-1inci-ek (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
