# Türk ceza kanununda değişiklik yapılmasına dair kan.tekl.(ss : 901 )

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Bekir Bozdağ (AK Parti, Yozgat)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 103. Birleşim
- **Tarih:** 26 Mayıs 2005
- **Gündem:** TÜRK CEZA KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KAN.TEKL.(SS : 901 )
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/bekir-bozdag-22-2005-05-26-turk-ceza-kanununda-degisiklik-yapilmasina-dair-kan-tekl-ss-901-2

> Bekir Bozdağ (AK Parti), 26 Mayıs 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 103. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRK CEZA KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KAN.TEKL.(SS : 901 )); konuşma 963 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

AK PARTİ GRUBU ADINA BEKİR BOZDAĞ (Yozgat) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan teklifin 10 uncu maddesi üzerinde AK Parti Grubunun görüşlerini takdim etmek üzere söz almış bulunuyorum; bu vesileyle, Yüce Heyeti saygıyla selamlıyorum.

Sözlerime başlamadan önce, bundan önceki konuşmalarda bir değerli arkadaşımın ifadesine cevap vermek istiyorum.

Ben, burada, teklifin tümü üzerinde konuşmamı yaparken, bir baro başkanının ifadesinden hareketle bir benzetmede bulunmuştum. Baro Başkanının ifadesi tutanaklarda var, Adalet Komisyonu tutanaklarında aynen şöyle diyor: "Biz, baro olarak daha özenli bir düzenleme yapılması gerektiğini düşünüyoruz. Bu yasanın, yeni Türk Ceza Yasasının, özellikle kısmî iyileştirmelerle düzeltilebilecek nitelikte olmadığını düşünüyoruz. Bu yasa yerine, çağdaş uygarlığı yaşayan ülkelerdeki ceza yasalarından birinin aynen iktibas edilmesinin daha uygun bir yöntem olacağını Sayın Bakanıma, Sayın Komisyon Başkanıma, değerli komisyon üyelerine saygıyla arz ederim."

Ben, bu düşüncenin ifade tarzından hareketle, Erzurum Kongresi öncesinde, o dönemde de değişik fikir sahibi olanların, bazı aydınların buna benzer birtakım düşünceleri vardı, onunla bu düşünce arasında bir benzetmede bulundum, bu konudaki kanaatimi açıkladım. Bana göre, bu zihniyet ile o günkü mandacı zihniyet arasında bir fark yoktur.

Diğer husus, basın özgürlüğüyle alakadar olarak Türk Ceza Kanunu yapılırken, önemli değişiklikler, önemli düzenlemeler yapılmıştır. Ceza Kanununun özgürlüklerinin iki tane yönü var: Bir tanesi, bireyin temel hak ve özgürlüklerinin korunması ve bireyin kendisini demokratik bir hukuk devletinde daha özgür hissedebileceği bir ortamda hayatını devam ettirebilmesi için yapılan düzenlemeler. Öte yandan, bireyin haber alma hakkıyla, doğru bilgilenme hakkıyla alakalı basın hürriyetiyle ilgili düzenlemeler ve bu hürriyetin içerisinde başka kesimlerle veya sivil toplum örgütleriyle ilgili düzenlemeler bağlamında önemli değişiklikler yapılmıştır. Basın özgürlüğüne getirilen kısıtlamalar diye takdim edilen maddeler bir demet halinde ele alındığında, esasında kısıtlanmak istenen bir basın özgürlüğünün bulunmadığı, tamamıyla insan hak ve hürriyetlerini teminat altına alma babı altında bir düzenleme yapılırken tercihin bireyin özgürlüklerinden yana kullanıldığını ve bireye daha fazla özgür alan yaratma düşüncesinden hareket edildiğini açıkça ifade etmek isterim.

Burada, basının sesini kısma gibi bir gayret, basını susturma gibi bir düşünce, hiçbir zaman olmamıştır. Özellikle, Türk Ceza Yasasının görüşmeleri sırasında, bugün, basın özgürlüğünü kısıtlayıcı nitelikte olarak değerlendirilen maddelerin altkomisyonda kabulü ve daha sonraki aşamalarda kabulünden sonra, medyada çıkan haberleri gayet iyi hatırlıyorum. Bunlarla ilgili, önemli ve övücü sözler söylenmişti; bireyin özgürlük alanı genişletiliyor diye methüsena edilmişti. Yine, Ceza Kanununun kabul edilmesinden sonra da aynı şeyler oldu. Biliyorsunuz, 5237 sayılı Yasa, 26.9.2004 tarihinde yasalaştı, 12.10.2004'te de Resmî Gazetede yayımlanıp yürürlüğe girdi. O zaman da övücü sözler vardı; ancak, mart ayına gelindiği zaman, mart ayının başından, şubatın sonu, martın başı ve mart ayı yoğunluklu olarak, birdenbire, konu "AK Parti basını susturmak mı istiyor" diye takdim edilmeye başlandı ve bu konu, farklı mecralara çekildi. Yani, şimdi, Ceza Kanunu yaparken, AK Parti özgürlüklerin önünü açıyor, güzel şeyler yapıyor, bireye daha fazla özgür alan tanıyor; Ceza Kanunu, 17 Aralık öncesi çıkarken, biz, bu önşart falan değildir derken, özgürlükler alanında getirdiği yenilikler nedeniyle çok önemli bir noktaya oturdu deniyor; gene, övgüler diziliyor; ama, mart ayına gelir gelmez, birdenbire, ne yapılıyor, bu konular farklı bir üslup ve usulle kamuoyuna takdim ediliyor.

O dönemde, Ceza Kanunu değişiklikleri herkese açık oldu. Ben, demin de söyledim. Bu yapılırken, kesinlikle, basını susturma diye bir düşünce, hiçbir zaman, ne bizim ne de diğer arkadaşlarımızın aklından geçmiş değildir. Amaç, basını özgür kılmak; ama, öte yandan, bireyin özgür alanını daha fazla teminat altına almak idi; fakat, bu eleştirilerden sonra, biz, konuyu incelediğimizde şunu da gördük; onu da, itiraf etmekte fayda var: Bireyin özgürlüğünü biraz daha teminatlı hale getirelim derken, bazı noktalarda kantarın topuzunun da kaçmış olduğunu müşahede ettik.

İşte bu teklif çerçevesinde, bazı maddelerde düzeltmeler yaptık. Türkiye Gazeteciler Cemiyeti ve Basın Konseyi, toplam 26 maddede ve 15 ana başlık altında Türk Ceza Kanununda değişiklik yapılması teklifinde bulunmuşlardır. Bunlar 15 ana başlık altında. Ben, bu tekliflerle ilgili neler yapıldığını huzurlarınızda arz etmek istiyorum; ancak, bundan önce, CHP'den konuşan değerli arkadaşımın söylediği iki tane şey vardı. Biri, Basın Kanunundaki hükümlerin akim kaldığıyla ilgiliydi. Biliyorsunuz, biz, Türk Ceza Kanununun yürürlüğüyle ilgili kanun teklifini geçen hafta Meclisimizde görüştük ve yasalaştırdık. Orada bir düzenleme yapılmıştı. O da nedir, Ceza Kanununun genel hükümleri ile özel kanunun münasebetini düzenleyen 5 inci maddenin yürürlük tarihi 31.12.2006 tarihine kadar ertelenmişti. Dolayısıyla, onun ertelenmesi nedeniyle, Basın Kanununda veya diğer kanunlarda, Türk Ceza Kanununun genel hükümlerine aykırı düzenlemelerin ortadan kalkması söz konusu değildir. Zannedersem, değerli arkadaşım bunun farkında olmadan böyle bir beyanda bulundu. Onların yürürlüğü, 2006 yılının 31 Aralığına kadar devam edecektir.

Değerli arkadaşlar, bu konuda kabul edilen öneriler: Şu anda üzerinde konuştuğumuz 84 üncü madde, intihar maddesinin ana başlığı değiştirildi ve basın yayın yoluyla bu suçun işlenmesi halinde cezanın artırılması madde metninden çıkarıldı.

Öte yandan -biraz sonra görüşeceğiz- yine hakarete ilişkin 125 inci maddede "basın" ve "ya da yakıştırmalarda bulunmak" ifadesi çıkarıldı, suçun basın yayın yoluyla işlenmesi halinde cezanın artırılacağı hükmü madde metninden çıkarıldı.

Öte yandan, özgürlüklerle yakından ilgili olduğunu bildiğimiz, sabahleyin de biraz değindiğim, halk arasında korku ve panik yaratmak amacıyla tehdit 213, suç işlemeye tahrik 214, suç ve suçluyu övmek 215, halkı kin ve düşmanlığa karşı tahrik veya alenen aşağılama 216, kanunlara uymamaya tahrik 217 nci maddelerindeki suçları kapsayan fiillerin işlenmesi halinde cezanın artırılmasını öngören ortak hüküm, 218 inci maddede de bir iyileştirme yapıldı ve orada da "ancak haber verme sınırlarını aşmayan ve eleştiri amacıyla yapılan düşünce açıklamaları suç oluşturmaz" denildi. Eski Ceza Yasamızda bunlar suçtu; zira, 311 inci maddeye atıf yapılarak, bu fiillerin basın ve yayın yoluyla işlenmesi halinde, cezayı artırıcı neden olarak düzenleniyordu. Burada da bir başka düzenleme yapıldı.

Öte yandan, TCK'nın 269 uncu maddesinde bir düzenleme yapıldı. Etkin pişmanlıktan vazgeçme halinde, basın ve yayın yoluyla yapılan iftiradan dolayı etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanılabilmesi için bunun aynı yöntemle yayımlanması gerektiği hükme bağlandı. "Adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs" başlıklı 288 inci maddenin ikinci fıkrası madde metninden çıkarıldı. "Cumhurbaşkanına hakaret" başlıklı 299 uncu maddenin ikinci fıkrasında yer alan "bu suçun basın ve yayın yoluyla işlenmesi halinde" kısmı cezayı artırıcı olma niteliğinden çıkarıldı. Ayrıca, "Devlete karşı savaşa tahrik" başlıklı...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Bekir Bozdağ (AK Parti, Yozgat). “Türk ceza kanununda değişiklik yapılmasına dair kan.tekl.(ss : 901 )”. TBMM Genel Kurulu, 103. Birleşim tutanağı, 26 Mayıs 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/bekir-bozdag-22-2005-05-26-turk-ceza-kanununda-degisiklik-yapilmasina-dair-kan-tekl-ss-901-2 (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
