# Türk ceza kanununda değişiklik yapılmasına dair kan.tekl.(ss : 901 )

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Bekir Bozdağ (AK Parti, Yozgat)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 103. Birleşim
- **Tarih:** 26 Mayıs 2005
- **Gündem:** TÜRK CEZA KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KAN.TEKL.(SS : 901 )
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/bekir-bozdag-22-2005-05-26-turk-ceza-kanununda-degisiklik-yapilmasina-dair-kan-tekl-ss-901-3

> Bekir Bozdağ (AK Parti), 26 Mayıs 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 103. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRK CEZA KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KAN.TEKL.(SS : 901 )); konuşma 1.195 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

AK PARTİ GRUBU ADINA BEKİR BOZDAĞ (Yozgat) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan kanun teklifinin 15 inci maddesi üzerinde, AK Parti Grubunun görüşlerini açıklamak üzere söz almış bulunuyorum; bu vesileyle, Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

10 uncu madde üzerinde yaptığım konuşmada, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti, Basın Konseyi ve basın mensuplarımızdan gelen talepler doğrultusunda Türk Ceza Kanununda yapılan değişikliklerden bahsetmiştim. Şimdi de, bazı değişikliklerin yapılamaması hali söz konusu idi, onlardan bahsetmek istiyorum.

Bir tanesi "müstehcenlik" kelimesinin tanımının yapılması istenmişti. "Teşhircilik" kelimesi gibi bazı kavramların tanımlarının yapılması da talep edilmişti. "Bunların tanımı somut değil, somut olmayınca sıkıntı olur" denilmişti. Ancak, bunların tanımının somut bir biçimde yapılabilirliği söz konusu değil; çünkü, müstehcenliğe siz kendinize göre bir tanım yaptınız, o tanım size göre olmaktan öteye çıkmaz, başkalarına göre yine sübjektif bir tanım olarak kalmaya devam eder.

İstanbul Barosu Başkanı değerli meslektaşımızla konuşmamız sırasında kendisine demiştim ki, müstehcenliği tanımlarsan, nasıl yaparsın? "Pornografik derim" dedi. O zaman, pornografi nedir? Yani, bunu tanımlamanın, tam somut hale getirmenin şekli yok. Ancak, Yargıtayımız uygulamalarda bunun tanımını kendi açısından bulmuş, içtihatlarla bir karara bağlamıştır, o da devam ediyor. Öyleyse, bunu uygulamaya bırakmak lazım. Sübjektif bir tanım yapmaktan kaçınmak lazım; çünkü, objektif bir tanım, somut bir tanım yapılabilirliğin imkânı yok burada.

Öte yandan, teşhircilikle ilgili 225 inci maddeyle ilgili de basın ve yayın organlarımızda birtakım konuşmalar çıktı. Bu kitabı yanıma alırken, bunun gerekçesiyle ilgili bir düzeltme yapılmıştı, bu düzeltmeden bahsedilmedi... Tabiî, 225 inci maddenin gerekçesinde farklı yorumlara imkân veren bir ifade tarzı var idi. Bu maddenin görüşülmesi sırasında, Genel Kurulda, o zaman komisyon Başkanımıza vekâlet eden Sayın Halil Özyolcu, Genel Kurula hitaben: "Sayın Başkan, 225 nci maddenin gerekçesiyle ilgili bir düzeltme yapacağız. Gerekçesi ile ilgili madde arasında bir paralellik olmadığı için, Genel Kurulun bilgisine sunmak açısından, madde gerekçesini burada okumak istiyorum" diyor ve madde gerekçesini burada okuyor ve gerekçeyle ilgili bir düzeltmeyi, siz Saygıdeğer Heyetin huzurunda yapıyor. Bunu, komisyon Başkanvekili yapıyor; tutanaklarda da bu vardır ve uygulayıcılar açısından da bu konu değerlendirilecektir.

Ayrıca, Yargıtayın içtihatları, teşhircilik kelimesinin ne manaya geldiğini zaten içtihatlar çözmüştür. Bu konuda, uygulamada herhangi bir sıkıntı ve sorun olacağı kanaatinde değilim. Parkta, plajda veya başka yerlerde olan insanların kıyafetlerinin şekillerinin bu madde kapsamında cezalandırılmasının kesinlikle imkânı yoktur; konuyu o mecralara çekebilmenin de imkânı yoktur. Zorla çekseniz dahi, konunun oraya gidebilirlik şansı söz konusu değildir.

Değerli arkadaşlar, öte yandan, Türk Ceza Kanununun 132 nci maddesi, 133 üncü maddesi ve 134 üncü maddesiyle ilgili, hem Basın Konseyinin hem de Gazeteciler Cemiyetinin, biraz önce burada konuşan değerli büyüğüm Sayın Yalçınbayır'ın da teklifinde olduğu üzere, bu maddelerde yer alan suçların işlenmesi halinde, örneğin, 133 üncü madde için söylüyorum, ancak kamu yararı nedeniyle yapılan yayın suç oluşturmaz; 132 nci maddede hakeza, 134 üncü maddede hakeza. Peki, ben, size, bu maddeleri okumak istiyorum; bunların kapsamında ne vardır. Biz, bu değişikliğin, kamu yararı kapsamıyla yayın yapılmasının suç oluşturmayacağına dair teklifin doğru olmadığı kanaatinde idik. Gerekçesi de şu: Bu maddelerde korunan değerler, haberleşmenin gizliliğini ihlal. Ne deniliyor 132 nci maddenin birinci fıkrasında: "Kişiler arasındaki haberleşmenin gizliliğini ihlal eden kimse." Yani, iki kişi arasındaki haberleşmenin gizliliğinin ihlalinden bahsediliyor. Basın Konseyi, diğer, Gazeteciler Cemiyeti ve basın mensubu arkadaşlarımızın bir kısmı diyor ki: Kamu yararı olması halinde, bunlara ilişkin kısıtlama suç oluşturmasın.

Öteki madde nedir, 133 üncü madde nedir; kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması. Kişiler arasındaki alenî olmayan konuşmaları, taraflardan herhangi birinin rızası olmaksızın bir aletle dinleyen veya bunları bir ses alma cihazıyla kaydeden kişinin cezalandırılmasından bahsediyor, iki kişi arasında gizli olan, kulak kulağa, ağız ağza yapılan veya bir kenara çekilmiş özel iki kişiye, mahrem olan bir konuşmanın, bunların rızası dışında kayda alınmasının suç olarak düzenlenmesinden bahsediyor. Peki, ne deniliyor; deniliyor ki: Biz, bunların kaydını alalım, yayınlayalım, kamu yararı varsa, bu da suç olmasın.

Öteki madde ne; özel hayatın gizliliğini ihlal maddesi, 134, kişilerin özel hayatının gizliliğini ihlal eden kimseden bahsediyor. Biz, bunu da, kamu yararı varsa alalım, yayınlayalım; bu, suç olmasın... Peki, kamu yararı nedir, bunun tanımını kim yapar, nasıl olur? Bunun tanımı da, suç oluştuğu inancı kişide var ise, şikâyette bulunur ve tespitini de kim yapar; tespitini de mahkeme yapar deniliyor. Peki doğru mu?

Bakın, değerli arkadaşlar, Anayasamızın özel hayatın gizliliğini düzenleyen 20 nci maddesinin ikinci fıkrasında deniliyor ki: "Millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlâkın korunması veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması sebeplerinden biri veya birkaçına bağlı olarak, usulüne göre verilmiş hâkim kararı olmadıkça; yine bu sebeplere bağlı olarak gecikmesinde sakınca bulunan hallerde de kanunla yetkili kılınmış merciin yazılı emri bulunmadıkça; kimsenin üstü, özel kâğıtları ve eşyası aranamaz ve bunlara el konulamaz."

Benim burada dikkatinizi çekmek istediğim husus şu: Anayasa, özel hayatın gizliliğini ihlal, haberleşme hürriyetine ilişkin 22 nci madde, konut dokunulmazlığına ilişkin 21 inci maddelerin tamamında, bu özgürlüklere sınır getirecek düzenlemelerin, sınırlamaların yapılabilmesi için mutlaka hâkim kararı, gecikmesinde sakınca bulunan hallerde ise, kanunla yetkili kılınmış merciin yazılı emrini arıyor; Anayasanın amir hükmü; ama, burada önemli olan noktanın birisi şu: Burada tadat edilen sebepler, yani, sınırlamanın yapılabileceği hallerin arasında kamu yararı yok, kamu düzeni var, kamu sağlığı var, genel sağlık var, genel ahlak var; ama, bunun arasında kamu yararı yok. Yani, bizim Anayasamız, kişiler arasındaki haberleşmeye, özel hayatın gizliliğine, bu alana müdahale edilmesine kamu yararı gerekçesiyle müsaade vermemiştir. Neyle müsaade vermiştir; ancak orada, maddede tadat edilen hallerde müsaade vermiştir.

Öte yandan, Ceza Muhakemesi Kanununun 135 inci maddesi var ve devamında da 139, 140 ıncı maddeleri var. Orada da biz şunu söylemiştik, demiştik ki: Kişilerin telefon kayıtlarının dinlenmesi veya teknik araçlarla izlenmesi veya bir kişiyle ilgili gizli soruşturmacı görevlendirilmesi düzenleniyor ve bunun usul ve şartları belirleniyor. Orada konulan kıstas şu: Bir kişinin suç işlediğine dair kuvvetli bir şüphe bulunacak, soruşturma açılacak, kuvvetli bir şüphe var; ancak, bu şüpheyle uyumlu bir delil elde etme imkânı bulunamayacak, delil arayacak, soruşturacak, delili bulduğu zaman yine gizli izlemeye veyahut da gizli soruşturmacı yoluna başvuramıyor soruşturmacı. Ne zaman; delil elde etmediği halde. Peki hangi yöntemle başvurabiliyor; hâkim kararıyla veya gecikmesinde sakınca bulunan hallerde cumhuriyet savcısının kararıyla suç işlediğine dair kuvvetli şüphe bulunan kimsenin telefon kaydı, haberleşmesi, kişiler arasındaki konuşması ve özel hayatına müdahaleyi, biz, devletin polisine, jandarmasına vesairesine dahi...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Toparlayın efendim.

BEKİR BOZDAĞ (Devamla) - ...hâkim kararıyla yapılabilmesini şart koşarken, basının bu alanlara müdahalesi konusunu sadece kamu yararıyla sınırlayıp alabildiğine açmanın ne kadar doğru olduğunu da, ben, siz Yüksek Heyetin takdirlerine arz ediyorum, sunuyorum.

Biz, özgürlük alanlarını genişletelim. Dün CMK görüşüldü, orada da bunlar tartışıldı. Bireylerin özgürlük alanlarına kolluk dahi, jandarma, polis dahi ancak hâkim kararıyla, ancak savcı kararıyla veya kanunen yetkili kılınmış merci kararıyla polisin müdahale etmesine izin verirken, basın görevlilerinde sadece kamu yararı aramanın kişilerin özel hayatına daha büyük bir müdahaleyi doğuracağı gerekçesiyle, bu konudaki talepleri kabul edilmemiştir.

Bir konuyu dikkatlerinize sunup, sözlerime son veriyorum: Özellikle 132 nci ve 134 üncü maddeyle ilgili altkomisyon görüşmeleri sırasında, CHP'li arkadaşlar ile biz, basın yayın yoluyla artırıcı olma halinin suç olmaktan çıkarılmasını üstkomisyona tavsiye kararı almıştık. Üstkomisyon görüşmeleri sırasında, CHP'li arkadaşlarla bu tavsiyeler doğrultusunda önergeleri müşterek hazırlamamız gerekirken, iki değerli arkadaşımızın imzasıyla bu önergeler verildi. Bizi de orada atladılar tabiri caizse. Ben, önergeleri getirdim, kendim de hazırlamıştım bunu müşterek verelim diye; ama, orada bunu atlayarak kendileri vermeye kalktılar. Komisyonda sükût geçmemizin sebeplerinden bir tanesi budur.

Değerli arkadaşlar, basın özgürlüğüyle alakadar maddelerde yapılan iyileştirmelerin tamamı basına verilen değerin bir başka ifadesidir.

Öte yandan, Sayın Yalçınbayır, burada...

---

**Kaynak gösterme:** Bekir Bozdağ (AK Parti, Yozgat). “Türk ceza kanununda değişiklik yapılmasına dair kan.tekl.(ss : 901 )”. TBMM Genel Kurulu, 103. Birleşim tutanağı, 26 Mayıs 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/bekir-bozdag-22-2005-05-26-turk-ceza-kanununda-degisiklik-yapilmasina-dair-kan-tekl-ss-901-3 (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
