# HÜKûMET ADINA İÇİŞLERİ BAKANI SAYIN BEŞİR ATALAY'IN, MAHALLî İDARELER SEÇİMLERİ ÖNCESİNDE SEÇMEN LİSTELERİYLE İLGİLİ OLARAK YAŞANAN TARTIŞMALARDA SIKÇA GÜNDEME GETİRİLEN KİMLİK PAYLAŞIMI SİSTEMİ, VATANDAŞLIK NUMARASI, ADRES KAYIT SİSTEMİ GİBİ BAKANLIĞINCA YÜRÜTÜLEN ÇALIŞMALAR HAKKINDA, İÇ TÜZÜK'ÜN 59'UNCU MADDESİNE GÖRE GÜNDEM DIŞI KONUŞMASI

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Bekir Bozdağ (AK Parti, Yozgat)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 46. Birleşim
- **Tarih:** 20 Ocak 2009
- **Gündem:** HÜKûMET ADINA İÇİŞLERİ BAKANI SAYIN BEŞİR ATALAY'IN, MAHALLî İDARELER SEÇİMLERİ ÖNCESİNDE SEÇMEN LİSTELERİYLE İLGİLİ OLARAK YAŞANAN TARTIŞMALARDA SIKÇA GÜNDEME GETİRİLEN KİMLİK PAYLAŞIMI SİSTEMİ, VATANDAŞLIK NUMARASI, ADRES KAYIT SİSTEMİ GİBİ BAKANLIĞINCA YÜRÜTÜLEN ÇALIŞMALAR HAKKINDA, İÇ TÜZÜK'ÜN 59'UNCU MADDESİNE GÖRE GÜNDEM DIŞI KONUŞMASI
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/bekir-bozdag-23-2009-01-20-hukumet-adina-icisleri-bakani-sayin-besir-atalay-in-mahalli-idareler

> Bekir Bozdağ (AK Parti), 20 Ocak 2009 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 46. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: HÜKûMET ADINA İÇİŞLERİ BAKANI SAYIN BEŞİR ATALAY'IN, MAHALLî İDARELER SEÇİMLERİ ÖNCESİNDE SEÇMEN LİSTELERİYLE İLGİLİ OLARAK YAŞANAN TARTIŞMALARDA SIKÇA GÜNDEME GETİRİLEN KİMLİK PAYLAŞIMI SİSTEMİ, VATANDAŞLIK NUMARASI, ADRES KAYIT SİSTEMİ GİBİ BAKANLIĞINCA YÜRÜTÜLEN ÇALIŞMALAR HAKKINDA, İÇ TÜZÜK'ÜN 59'UNCU MADDESİNE GÖRE GÜNDEM DIŞI KONUŞMASI); konuşma 1.001 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

AK PARTİ GRUBU ADINA BEKİR BOZDAĞ (Yozgat) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Hükûmetin seçmen kütükleriyle ilgili bilgilendirmesi üzerine AK PARTİ Grubunun bu konudaki görüşlerini açıklamak üzere söz aldım. Bu vesileyle hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Hepimizin malumudur -seçimler geldiği zaman- bugün burada yapılan tartışmaların tamamını Türkiye her seçimde yineleyerek yoluna devam etmiştir. Bu tartışmalar 22 Temmuzun öncesinde de vardı, 3 Kasımın öncesinde de vardı, 28 Mart 2004’ün öncesinde de vardı, sonrasında da vardı. Tartışmanın nedeni ise bu konudaki sistemin gerçekten sağlıklı bir zemine oturmayışından kaynaklanıyor idi ve bu nedenle de tartışmalar bir türlü bitmiyordu. Çünkü Türkiye gerçek nüfusunu bilmiyor. Çünkü Türkiye’deki sokaklar, caddeler, evler, numaralar doğru dürüst belli değil; kimin nerede oturduğunun sağlıklı bilgisine devlet dahi kesin bir biçimde sahip değil. Neden? Doğru dürüst bir sayım yapılmamış.

Şimdi bakıyoruz, buradan çıkan bir kanunla, Türkiye Büyük Millet Meclisinin verdiği bir yetki çerçevesinde önce bütün Türkiye’mizin her bir yanında -özel idare ve belediye başkanlarının da katkılarıyla- bütün caddeler, sokaklar, evler numaralandırılıyor ve bunlar ulusal adres veri tabanına aktarılıyor. Arkasından, yine, TÜİK’e bağlı anketörler bu evlerin her birini tek tek gezerek, yüz yüze oradaki insanlarımızla görüşerek, nüfus bilgilerini de kontrol ederek bir kayıt sistemi gerçekleştiriliyor. Bu, bir günde iki günde yapılan bir iş de değil, günlerce, haftalarca, aylarca süren bir çalışma. Daha sonra, muhtarlık askı süreci içerisinde her muhtarın muhtarlığında, belediyelerde belediye başkanlığında ve her yerde bu bilgiler, adresler, gerekli kayıtlar ilan edilmiş ve arkasından da itiraz için altmış gün süre verilmiş. Muhtarlar buna itiraz edebilirdi, belediyeler buna itiraz edebilirdi. Nitekim, kayıtları incelediğimizde görüyoruz ki binlerce itiraz var ve bu itirazlar da bu görevi yapanlar tarafından değerlendirilmiş, sonuçta kayda bağlanmış ve Ocak 2008 itibarıyla Türkiye'nin kesin nüfusu açıklanmıştır.

O zaman, biz, bir araya geldik, yine burada konuştuk, seçimle ilgili yasayı değiştirdik, bu yeni sistemden dolayı da oraya ayrı düzenlemeler koyduk, hep beraber bunu yaptık. Burada bunları göstermek istemiyorum.

Ama ne getirdik, bir kez daha buradan doğru görmek adına ifade etmekte fayda var; 33’üncü maddede değişiklik yapan 4’üncü madde bir şeyi söylüyor: “Seçmen kütüğü; adres kayıt sistemindeki bilgiler esas alınarak Yüksek Seçim Kurulunca belirlenecek usul ve esaslara göre her yıl yeniden düzenlenir, sürekli bilgi toplama ile her seçim döneminde güncelleştirilir.” Kim belirleyecek usul ve esası? Yüksek Seçim Kurulu.

Öte yandan, 6’ncı maddeyle 36’ncı maddede yapılan değişikliği dikkatle okuduğumuzda orada da şu çıkıyor: “Seçmen kütüğü; adres kayıt sistemindeki bilgiler esas alınarak her yıl güncelleştirilerek oluşturulur. Gerektiğinde, seçmen kütüğünün dört yılda bir yeniden düzenlenmesi ve iki yılda bir denetlenmesi için gerekli bilgileri toplamak amacıyla, bütün Türkiye’de aynı zamanda Nisan ayının ikinci pazar günü yazım yapılmasına Yüksek Seçim Kurulunca karar verilir.” Yani ne diyor, yasa çok açık: Bir defa, seçmen kütüklerini oluşturan yer Yüksek Seçim Kurulu, nüfus müdürlükleri değil. İki: Yüksek Seçim Kurulu, nüfustaki kayıtları kendi belirlediği esas ve usuller çerçevesinde esas alarak bu kütüğü oluşturabileceği gibi, ne yapabilir? Tek tek evlere giderek de bu konuda yazım yapıp seçmen tespiti de yapabilir, yasa çok açık. Ancak, Yüksek Seçim Kurulu burada böyle bir değerlendirme yapmıyor ve kendi, yine, belirlediği usul ve esaslar çerçevesinde Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi’ndeki bilgiler esas alınmak suretiyle seçmen kütüklerinin oluşturulmasına karar veriyor. Fakat tabii, bu karar yeni olunca, ilk defa yapılınca tartışmalar büyük olacak ve bu noktada Yüksek Seçim Kurulu 26 Kasım 2008-5 Aralık 2008 arasında deneme amaçlı seçmen listelerini askıya çıkarmış. Neden? Kendi Başkanının yaptığı açıklamada da açıkça ifade ediliyor, dikkati konunun üzerine çekmek, listeleri siyasi partilerin, ilgili kişilerin kontrol etmesini temin etmek, varsa bu uygulamadan çıkabilecek eksiklikler, aksaklıklar, yanlışlıklar bunların düzeltilmesi için önceden birtakım planlamalar yapmak ve ileride çıkacak askı süresini de ona göre ayarlamak amacıyla ve nitekim Yüksek Seçim Kurulunun bu basiretli tutumu kamuoyunun ve siyasi partilerin bu konuya dikkatini de çekmiştir ve bu konu tartışılmıştır, faydalı da olmuştur ve bu süreç sağlıklı bir şekilde işlediğinde bu konudaki tartışmalar belki bitmeyecek ama eminim azalacaktır.

Peki, ortaya çıkan eleştirilerin en büyüğü nedir? Seçmen sayısındaki artış.

Şimdi, değerli arkadaşlar, elimde rakamlar var, bakıyorsunuz 1977 genel seçimi: Türkiye’de 19 milyon 478 bin 273 kişi seçmen iken, seçmen sayısı, yapılan yazım sonucu 21 milyon 207 bin 303 kişi. Yani seçmen listelerinde seçmen sayısından daha fazla bir kayıt çıkıyor. Sağlıklı bir seçim mi olmuş? Olmamış.

83’e bakıyorsunuz, seçmen niteliğine sahip kişi 23 milyon 270 bin 383. Ancak, seçimde oy kullanabilecek kişi 19 milyon 767 bin 366. Yaklaşık 4 milyon kişi eksik. Bu seçim sıhhatli oluyor mu?

Öte yandan 91’e bakıyorsunuz, 32 milyon seçmen niteliğine sahip kişi var ama seçmen listesinde kayıtlı kişi 29 milyon küsur. 2,5 milyon kişi yine listede yok.

95’e bakıyorsunuz, 37 milyon seçmen var -küsuratı var tabii- 34 milyon listede yazılı kişi var. Burada da 3 milyon kişinin listede olmadığını görüyorsunuz.

3 Kasıma bakıyorsunuz, orada da 43 milyon küsur seçmen niteliğine sahip kişi varken, listede 41 milyon küsur var. 2,5 milyon kişi kayıp.

Öte yandan 22 Temmuz 2007 genel seçimlerinde yine bu MERNİS’te yapılan düzenlemeler esas alınmak suretiyle belirlenen sayıma göre oy kullanma hakkına sahip kişi 45 milyon 557 bin 166 Türk vatandaşı.

Şimdi değerli arkadaşlar, tartışacaksak, baktığınız zaman, geçen seçimlerde her zaman bu seçim hakkını milletimize vermekle görevli olan kadroların veya yasama organının veya görevli ve yetkili olanların bunu doğru dürüst veremediği ve bunun seçim sonuçlarına ne kadar tesir ettiği ortadadır. Bunun tartışılması lazım.

Şimdi yapılan bu düzenlemelerle seçmen listesinde olmayan kişi kalmamıştır ve onlar seçmen statüsünü kazanmıştır, seçim zamanı sandığa gittiği zaman oy kullanma hakkını elde etmiştir. Örneğin, 22 Temmuzdan önce siz seçmen kaydınızı yaptırmadınız etmediniz ama seçim günü de “Gideyim vatandaşlık hakkımı kullanayım oyumu atayım.” diye gittiğinizde “Listede adınız yok, siz oy kullanamazsınız.” diye orada oyunu kullanmadan dönen belki binlerce, belki milyonlarca insan olmuştur ama bu sistemden sonra böylesi bir durum ortadan kalkmıştır.

Öte yandan, ben şahsen fazla çıkan seçmen sayısının ilave seçmenden kaynaklandığı, kaydırmadan kaynaklandığı falan kanaatinde de değilim. Zaten burada öyle bir şey de söylenmedi. Dün seçmen olmayan, yazılmayanların yazılmış olmasından, on sekiz yaşını dolduran her Türk vatandaşının seçmen kaydedilmiş olmasından kaynaklandığı çok açıktır.

Bu listelerin içerisinde seçmen niteliği taşımayanlar, örneğin kısıtlılar, örneğin hükümlüler, örneğin kamu hizmetinden yasaklılar var mı, bunları Yüksek Seçim Kurulu açıkladı, biz bunları ayıkladık. Onun için, ilan edilen listelerde bunlar yok.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Bekir Bozdağ (AK Parti, Yozgat). “HÜKûMET ADINA İÇİŞLERİ BAKANI SAYIN BEŞİR ATALAY'IN, MAHALLî İDARELER SEÇİMLERİ ÖNCESİNDE SEÇMEN LİSTELERİYLE İLGİLİ OLARAK YAŞANAN TARTIŞMALARDA SIKÇA GÜNDEME GETİRİLEN KİMLİK PAYLAŞIMI SİSTEMİ, VATANDAŞLIK NUMARASI, ADRES KAYIT SİSTEMİ GİBİ BAKANLIĞINCA YÜRÜTÜLEN ÇALIŞMALAR HAKKINDA, İÇ TÜZÜK'ÜN 59'UNCU MADDESİNE GÖRE GÜNDEM DIŞI KONUŞMASI”. TBMM Genel Kurulu, 46. Birleşim tutanağı, 20 Ocak 2009. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/bekir-bozdag-23-2009-01-20-hukumet-adina-icisleri-bakani-sayin-besir-atalay-in-mahalli-idareler (erişim: 29 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
