# İçtüzük 63'e göre

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Bekir Bozdağ (AK Parti, Yozgat)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 98. Birleşim
- **Tarih:** 3 Haziran 2009
- **Gündem:** İÇTÜZÜK 63'E GÖRE
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/bekir-bozdag-23-2009-06-03-ictuzuk-63-e-gore

> Bekir Bozdağ (AK Parti), 3 Haziran 2009 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 98. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: İÇTÜZÜK 63'E GÖRE); konuşma 1.021 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

AK PARTİ GRUBU ADINA BEKİR BOZDAĞ (Yozgat) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 2’nci madde üzerinde AK PARTİ Grubunun görüşlerini açıklamak üzere söz aldım. Bu vesileyle yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Hükûmet adına Millî Savunma Bakanı Sayın Vecdi Gönül bir tekriri müzakere talebinde bulundu ve 2’nci madde üzerinde yeniden görüşme açıldı. Tekriri müzakere talebinin üzerine görüşme açıldıktan sonra bizim getirdiğimiz önerinin ne getirdiğini, burada bir de sizlerle paylaşmak istiyorum.

2’nci maddenin 1’inci fıkrası üç fıkraya dönüştürüldü. İki alternatif vardı, bu iki alternatif üçe çıkarıldı. Her ne kadar burada konuşulur, tartışılırken bu tasarı tek alternatif üzerinden konuşulmuş, tek bir seçenek üzerinden değerlendirilmiş ise de işin gerçeği, tasarının Mecliste görüşülen şeklinde iki alternatif vardı. Bir tanesi, öncelikle hizmet satın almak suretiyle mayınların temizletilmesi. Bu usulle temizleme temin edilemediği takdirde arazinin kullanım karşılığı temizletilmesi. İki tane seçenek vardı.

Şimdi, buraya getirdiğimiz yeni bir seçenek, bu iki seçeneğin önüne koyduk. O da nedir? Mayın temizleme işinin öncelikle Kamu İhale Kanunu’nun istisna hükümlerine göre Millî Savunma Bakanlığı tarafından yaptırılmasını ne yaptık? Hüküm hâline getirdik. Böylelikle, birinci şıkta, Millî Savunma Bakanlığı istisna hükümleri çerçevesinde bu işin para karşılığı temizletilmesini yapmak üzere bir çalışma yapacak, temizletecektir. Eğer bu usulle netice alınamazsa, o zaman ikinci usul, hizmet satın almak suretiyle Maliye Bakanlığı tarafından mayınların temizletilmesi söz konusu olacaktır.

Değerli arkadaşlar, burada da konuşuldu, ben bir kez daha vurgu yapmak istiyorum. Genelkurmay Başkanlığımıza bu görev tevdi edildikten sonra Genelkurmay Başkanlığımız değişik çalışmalar yapıyor ve neticede bu konuda birtakım önerilerde bulunuyor.

Bakın, 8 Eylül 2004 tarihli yazının 3 numaralı kısmında geçen ifade şu, aynen okuyorum: “TSK tarafından modern mekanik mayın temizleme teçhizatı temini ile mayın temizleme çalışmaları kapsamında tedarik edilmesi planlanan teçhizat ile ilgili olarak yapılan incelemeler neticesinde -yani bir inceleme yapılmış- bunun neticesinde, söz konusu teçhizatın tedariki esnasında ve tedariki müteakip fiyat, eğitim, kullanım, bakım, onarım ve işletme konularında problemlerin yaşanacağı tespit edilmiştir. Özellikle tedarik sürecinin uzun zaman alacağı, uluslararası katalog ve ilk fiyat tekliflerine göre teçhizat fiyatları ve bakım maliyetinde ciddi artışların olacağı ve bu hususların faaliyetin gerçekleşmesi sürecine olumsuz etki etmesi sebebiyle ekonomik kayıpların artacağı değerlendirilmiştir.” Bu konuyla ilgili, bizim Hükûmetimiz döneminde herhangi bir para da esirgeme olmamıştır, para söz konusu dahi edilmemiştir. Bütçeden talep edilen para 2003’te ilk defa verilmiştir. 2001’de talep var, bu talep karşılanmamış. 2002’de talep var “Bütçeden para ayrılsın.” diye, bu talep yine karşılanmamış ama 2003’te bu talep Hükûmet tarafından karşılanmış ve bakın, yine burada, mayınların temizlenmesi maksadıyla Türk Silahlı Kuvvetlerine tahsis edilen 25 trilyon TL’nin 15 trilyon TL ile Akçakale-Hassa arasında eksik olarak inşa edilen sınır fiziki güvenlik sisteminin tamamlanması için kullanılması ve geriye kalan kısmının Maliye Bakanlığına iade edilmesine karar verilmiş ve para da Maliye Bakanlığına iade edilmiş. Başbakanlık örtülü ödenekten de bu konuda bir para tahsisatı yapılmış ve bu para da kullanılmış.

Peki, daha ne var? Yine Suriye sınırındaki mayınlı arazilerin NAMSA kanalıyla temizlenmesi ile ilgili bir başka görüş var. Orada da deniyor ki: “Mayın temizleme faaliyetinin NAMSA’ya yaptırılması için gerekli olacak kaynağın yukarıda belirtilen sorunlar dikkate alındığında kabul edilebilir ve karşılanabilir olduğu, işin doğrudan NAMSA’ya yaptırılmasının Ottawa Sözleşmesi’ne taraf ülkelerin üzerinde olumlu etki yaratacağı…” ve devam ediyor. Sonuç olarak diyor ki: “Bunu NAMSA üzerinden yaptırmak Türkiye'nin daha da yararına olur.”

Bütün bunlardan çıkan nedir? “Bunu bizim dışımızda birilerinin yapması daha uygundur.” Bunu, Genelkurmay Başkanlığımız değerlendirmesinde yapıyor ve bir üslup içerisinde, kendisine yakışan bir üslup içerisinde dile getiriliyor. Maalesef burada yapılan konuşmalarda, sanki Genelkurmay Başkanlığımızın bu konuda bir zafiyeti varmış gibi birtakım ifadeler kullanılması da doğru olmamıştır. Basına yansıyan, bir tane emekli askerin “İşte, bir iki tabur bana verirseniz ben bu işi yaparım.” ifadeleri manşetlere çıktı ama bu konunun gerçek uzmanı kimdir? Türk Silahlı Kuvvetleridir. Kimdir? Genelkurmay Başkanlığıdır. Kimdir? Bugün komuta kademesinde bulunan insanlardır, komutanlardır. Emekli subaylar biliyor da onlar bu işi bilmiyorlar mı? Elbette ki onlar da bu işi biliyorlar ve ülkenin yararlarını, ülkenin çıkarlarını, ülkenin menfaatlerini gayet iyi biliyorlar ve ona göre de bir çalışma yapılıyor, bir değerlendirme yapılıyor.

Değerli arkadaşlar, Genelkurmay Başkanlığının gönderdiği yazıdaki çekincelerin tamamı bu tasarıda giderilmiştir. NAMSA’yla ilgili değerlendirme, tekriri müzakereyle konulan birinci fıkra çerçevesinde bir ihale yapıldığı takdirde, o usulle de yaptırılabilir ama NAMSA’ya değil başka firmalara da verilebilir, başka türlü de değerlendirilebilir ama bu konu da hukuken burada formüle edilmiştir. Hizmet satın almak suretiyle yapılması talep edilmiştir, o da bunun içerisinde formüle edilmiştir. Bu iki usul temin edilemediğinde üçüncü usul…

Güvenlik kaygıları -demin söyledim, 6’ncı maddenin üzerindeki görüşmelerde- tamamı, bu yasa tasarısında talep edilenler doğrultusunda bütün endişeler giderilmiştir, hiçbir endişeye mahal yoktur.

Petrolle ilgili konular da burada konuşuldu, zaman zaman dile getirildi. Değerli arkadaşlar, tasarının 2’nci maddesinin (5)’inci fıkrasında idi, biz görüşmeler sırasında bunu 1’inci maddeye (2)’nci fıkra olarak ekledik. Ne diyordu orada: “Mayınlı alanda bulunan maden ve petrol gibi her türlü yer altı zenginlikleri hakkında, Maden Kanunu, Petrol Kanunu, Devlet Su İşleri Umum Müdürlüğü Teşkilat ve Vazifeleri Hakkında Kanun ile diğer ilgili mevzuat hükümleri saklıdır.” Çok açık. Gerçi bunu buraya yazmasak dahi bu kanunlar özel kanunlar olduğu için, yürürlükte bulunduğu süre içerisinde buradaki bütün yer altı zenginlikleri özel mülke konu olamaz. Tamamıyla, devletin mülkiyeti, hükmi tasarrufu altında olan yerlerdir. Bunu değiştirmenin imkânı yoktur. Bir kez de buraya bunu koyduk. Onun için bu konularda da herhangi bir endişenin, herhangi bir sıkıntının olması kesinlikle söz konusu değildir.

Diğer bir konu da şu: Bu, hazineye bitişik arazilerle ilgili kullanıldı, denildi ki: “Buranın derinliği ne kadardır? Bu derinliği bilen var mı?” İşte TİGEM’le ilgili arazinin tamamını da kapsayacak şekilde buranın genişletilebileceğini ifade ettiler. Sayın Bakan da açıkladı, dedi ki: “TİGEM’le ilgili bir husus kesinlikle söz konusu değildir.” Ama maddeye baktığınız zaman orada bir ifade var. Bu ifadeyi genişletme imkânımız da yok, yorumla da yok, teville de yok. Diyor ki: “…müstakil kullanımı mümkün olmayan ve bu taşınmazlarla bütünlük teşkil eden Hazineye ait diğer araziler…” Bir defa, müstakil kullanımı mümkün olmayacak, müstakil kullanılamayacak, buraya bütünlük teşkil edecek. Şimdi, TİGEM’le ilgili arazi, değerli arkadaşlar, müstakil kullanıma açık mı değil mi? Bugün müstakil kullanılıyor mu kullanılmıyor mu? Müstakil kullanılıyor mu? Kullanılıyor. TİGEM orayı işletiyor mu? İşletiyor. Buranın kapsamına nasıl sokacağız biz bunu? Sokmak mümkün mü? Değil, ama yorumla da bunu sokmanın imkânı kesinlikle söz konusu değildir. Bunu ben bir kez daha ifade etmek istedim.

Bir de, değerli arkadaşlar, bu tasarı görüşülürken, tabii herkes eleştirilerini yapacak.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Bekir Bozdağ (AK Parti, Yozgat). “İçtüzük 63'e göre”. TBMM Genel Kurulu, 98. Birleşim tutanağı, 3 Haziran 2009. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/bekir-bozdag-23-2009-06-03-ictuzuk-63-e-gore (erişim: 29 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
