# Sayıştay kanununda değişiklik yapılması hakkında (s.s.427)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Bekir Bozdağ (AK Parti, Yozgat)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 19. Birleşim
- **Tarih:** 17 Kasım 2009
- **Gündem:** SAYIŞTAY KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.427)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/bekir-bozdag-23-2009-11-17-sayistay-kanununda-degisiklik-yapilmasi-hakkinda-s-s-427

> Bekir Bozdağ (AK Parti), 17 Kasım 2009 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 19. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: SAYIŞTAY KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.427)); konuşma 1.019 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

BEKİR BOZDAĞ (Yozgat) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sözlerimin başında hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Verilen önergenin aleyhinde söz aldım. Zira, bugün burada müzakeresini yaptığımız kanun teklifinin görüşülmesi Anayasa’ya ve İç Tüzük’e uygundur. Meclisimizin şu anda yaptığı iş yasama yetkisini kullanmaktır, yargının yaptığı iş de yargı yetkisini kullanmaktır.

Maddeleri doğru okumak, doğru değerlendirmek lazım. Ben bir kez daha şimdi size Anayasa’nın 138’inci maddesinin üçüncü fıkrasını aynen okuyorum, diyor ki: “Görülmekte olan bir dava hakkında Yasama Meclisinde yargı yetkisinin kullanılması ile ilgili soru sorulamaz…” Niçin? “Yargı yetkisinin kullanılmasıyla ilgili soru sorulamaz.” Daha ne yapılamaz: “Görüşme yapılamaz veya herhangi bir beyanda bulunulamaz.” Peki, bu hüküm bu kadar açıkken, bu konu Mecliste tartışılmış mı? Zaman zaman tartışılmış. Peki, bu konu yargıya taşınmış mı? Taşınmış, hatta Anayasa Mahkemesine konu götürülmüş, Anayasa Mahkemesi değişik zamanlarda hem 61 Anayasası döneminde -o zamanki 132’nci madde, şu andaki 138’inci maddenin aynısıdır- aynı maddeyle ilgili hem 61 Anayasası döneminde Anayasa Mahkememizin verdiği karar var hem de 82 Anayasası döneminde verdiği karar var. Şimdi ben bu kararı, Anayasa Mahkemesinin kararını okuyorum: “Anayasa'nın yasakladığı; yasama meclislerinde, görülmekte olan bir dava hakkında veya yargı yetkisinin kullanılması ile ilgili soru sorulması, görüşme yapılması veya beyanda bulunulması değildir. Üçüncü fıkra hükmü yalnızca görülmekte olan bir dava hakkında yargı yetkisinin kullanılması ile ilgili soru sorulmasını, görüşme yapılmasını ve beyanda bulunulmasını yasaklamaktadır. Bir başka deyimle yasama meclislerindeki görüşmelere üçüncü fıkra ile konulan kısıtlama, sadece ‘Belirli bir davada kullanılan yargı yetkisi’ ile sınırlıdır.” Hepsini okumuyorum, atlıyorum: “Öte yandan, hükmün getirilmesiyle güdülen erek de ortadadır.” Zira, daha önce, bu hüküm getirilmeden önce Mecliste başka birtakım yerlerde sıkıntılar yaşanmış, bu sıkıntıları çözmek amacıyla bu hüküm diyor buraya konulmuştur. Şimdi, o kısmı okuyorum, gene aynı şekilde: “Kurucu Meclis, geçmişin olaylarını göz önünde bulundurarak yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hâkimlere müdahale edilememesi ve mahkemelerin bağımsızlığının korunması üzerinde titizlikle durmuş ve üçüncü fıkranın birinci cümlesi hükmüyle yasama meclislerindeki görüşmelerin, soruların ve beyanların bir davada kullanılan yargı yetkisini etkilemesini önlemiştir. Güdülen ereğin sınırı budur ve böyle bir hükümde -dikkat buyurun bundan sonraki kısma özellikle- yasama meclislerinin anayasal görev ve yetkilerinin aksamasına ve engellenmesine yol açılması düşünülmemiş, düşünülebileceği tasavvur edilmemiştir.” diyor. Biz bunu koyarken, bu düzenleme, yasama meclisinin çalışmasına engel olsun diye koymadık, böyle bir düşüncemiz olmadı ama Mecliste olanların böyle bir düşünceyi tasavvur etmesi de düşünülmemiştir diyor ve devamında “Anayasa ilkelerinin tek tek ve bir bütün olarak ele alınması hâlinde varılacak sonuç bu gerçeği derhâl ortaya koyar.”

Yine devam ediyor: “Anayasa uyumlu bir bütündür. Bir bölümün hükümlerinin öteki hükümlerini işlemez duruma getirmesi veya işlemelerini aksatması düşünülemez. Mahkemelerin bağımsızlığını korumak üzere konulmuş bir hükmün Türkiye Büyük Millet Meclisinin anayasal denetim yetkisini ve adli görevini engelleyebileceği hukukça savunulabilir bir görüş değildir.” ve devamında bu konuyu inceliyor ve diyor ki: “Görülmekte olan bir dava ile yasama meclisinin sınırı sadece yargı yetkisiyle ilgili konularda görüşme yapılıp soru sorulamayacağıyla alakalıdır ama diğer konularda yasama yetkisi yapılabilir, aksi takdirde, bu, Meclisin çalışmasını engeller.” “Nasıl engeller?” derseniz, bakın: Şimdi, biz günlerdir burada neyi tartışıyoruz? Borçlar Kanunu’nu tartışıyoruz. Borçlar Kanunu görüşülürken, şu anda, ilk derece mahkemelerinde veya Yargıtayın önünde görülmekte olan dava sayısı ne kadardır biliyor muyuz? Binlerce, on binlerce, belki yüz binlerce dava var şu anda görülüyor. O zaman, görülen davalar var, biz Meclisi çalıştırmayalım. Doğru mu? Veyahut da Çek Kanunu tartışılıyor, önümüzdeki günlerde Meclise gelecek, tartışacağız. Çeklerle ilgili, şu anda, Yargıtayda olan, infazı devam eden veyahut da ilk derece mahkemelerinde süren yüz binlerce belki dava var, sayısını bilemiyoruz. Biz, hatırlarsanız, Türk Ceza Kanunu’nu bu Mecliste değiştirdik.

H. TAYFUN İÇLİ (Eskişehir) – Anayasa Mahkemesinin 1970/25 esas numaralı iptal kararı.

BEKİR BOZDAĞ (Devamla) – Onu iyi oku, iyi anla.

Ceza davalarının sayısı ne kadardı? Görülen davalarla ilgiliydi. O zaman bizim bu Meclisi çalıştırmamamız lazım.

Yine, bakın, biz Mecliste komisyonlar kurduk. Neyle ilgili komisyon kurduk? Geçen dönemde birtakım soruşturma, araştırma komisyonları kurduk, değil mi? Bu komisyonların görüştüğü konulardan kimisi ağır ceza mahkemelerinde kimisi de başkaca mahkemelerde yargılanan konuları içeriyordu. Ben hatırlatayım: Mesela, bir tanesi Şemdinli olaylarıyla ilgili Mecliste bir araştırma komisyonu kuruldu ve o komisyon devam ederken yargıda dava var mıydı? Vardı. Peki, geriye gidiyorum, Susurluk Araştırma Komisyonu kuruldu, yargıda dava var mıydı? Vardı. Faili Meçhulleri Araştırma Komisyonu kuruldu, yargıda dava var mıydı? Vardı. Daha yakınlarda, bu dönemde telekulakla ilgili bir denetim konusu yapıldı Mecliste, soruşturma yapılıyor muydu Ankara Cumhuriyet Savcılığı tarafından? Soruşturma yapılıyordu. Peki, madem Meclis, soruşturması, kovuşturması devam eden konuyla ilgili herhangi bir iş veya işlem yapamazdı da bu yüce Meclis niye kurdu bu komisyonları? Önerge verdiler, başka partilerin de verdiği önergeler var “Devam eden birtakım davalarla ilgili komisyon kuralım…” O zaman biz komisyon kurmayacağız demektir. Biz bu Meclisi nasıl çalıştıracağız? Onun için Anayasa Mahkemesi bu konuyu inceliyor, kararını veriyor ve diyor ki: Anayasa bir bütündür. Siz bu hükmü, bu bütünlüğü bu sistemi işlemez hâle getirecek bir biçimde yorumlayamazsınız. Meclisin çalışmalarını, yasama yetkisini kullanmasını engelleyecek bir biçimde kullanamazsınız. Meclisin takdir hakkını sınırlayacak bir biçimde de anlayıp yorumlayamazsınız. O ayrı şey, bu ayrı şey. Elmayla armudu -Anayasa Mahkemesi- birbirine karıştırmayın, diyor ama gene karıştırmışız. 2000’de konu gitmiş gene, 2000/21 esas, 2000/16 karar… Gene aynı kararı vermiş. Daha sonra, ben burada bütün, hepsine tek tek devam etmeyeyim, burada bir sürü mahkeme kararları var. Görülen davalarla ilgili, hem de Anayasa Mahkemesinde görülen davalarla ilgili yüce Mecliste birtakım değişiklikler yapılmış, Anayasa Mahkemesi de bunu bizzat uygulamıştır.

Bu nedenle, Sayın Başkanım, görüşülmekte olan teklifin Türkiye Büyük Millet Meclisinde müzakeresi ve karara bağlanması Anayasa’nın ne 138’inci maddesine ne de başkaca bir madde ve hükmüne aykırı değildir. Bu, yargı kararlarının etkisizleştirilmesi anlamını da taşımaz, devam eden bir davaya müdahale anlamını da taşımaz çünkü Meclis yargıya müdahale etmiyor, bir norm oluşturuyor. Bu normu da mahkemeler, devam eden bir davayla, farz edin ki ilgili bir norm… Örneğin, Ceza Kanunu yaptınız, lehe bir düzenleme yaptınız, dün ceza alan kişi üç yıl ceza alıyorsa, şimdi bir yıl ceza alıyor. O zaman, mahkeme, lehe olan kanunu, hem de Anayasa hükmü çok açık ve Ceza Kanunu’nun ilgili hükümleri çok açık, lehe olan hükmü ne yapıyor? Meclis değiştirse bile, yargılama devam ederken lehe olan hükmü uyguluyor. Hiç kimse, bu düzenlemeyi ve mahkemenin bu uygulamasını yargıya müdahale olarak algılamamıştır bugüne kadar, algılanması da mümkün değildir çünkü yasaları değerlendirme, değiştirme, kaldırma veya yeni bir yasa vazetme yetkisi Türkiye Büyük Millet Meclisine aittir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Bekir Bozdağ (AK Parti, Yozgat). “Sayıştay kanununda değişiklik yapılması hakkında (s.s.427)”. TBMM Genel Kurulu, 19. Birleşim tutanağı, 17 Kasım 2009. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/bekir-bozdag-23-2009-11-17-sayistay-kanununda-degisiklik-yapilmasi-hakkinda-s-s-427 (erişim: 29 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
