# Milli eğitim temel kanununda değişiklik yapılması hakkında kanun (ss.249)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Berhan Şimşek (CHP, İstanbul)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 114. Birleşim
- **Tarih:** 31 Temmuz 2003
- **Gündem:** MİLLİ EĞİTİM TEMEL KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA KANUN (SS.249)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/berhan-simsek-22-2003-07-31-milli-egitim-temel-kanununda-degisiklik-yapilmasi-hakkinda-kanun-ss-2

> Berhan Şimşek (CHP), 31 Temmuz 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 114. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: MİLLİ EĞİTİM TEMEL KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA KANUN (SS.249)); konuşma 1.157 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA BERHAN ŞİMŞEK (İstanbul) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; görüşülmekte olan tasarının 1 inci maddesi üzerinde, Grubum adına söz almış bulunuyorum; Yüce Meclisi saygıyla selamlarım.

Bu tasarının 1 inci maddesiyle, Millî Eğitim Temel Kanununun 8 inci maddesi değiştirilmekte ve maddî imkânlardan yoksun başarılı öğrencilerin ücreti Millî Eğitim Bakanlığınca karşılanmak üzere, özel öğrenim kurumlarında öğrenim görmelerinin önü açılmaktadır.

Eğitimde fırsat eşitliği, cumhuriyetin en önemli kazanımlarındandır ve bu uygulamayla, eşitlik ilkesi yavaş yavaş delinmekte ve sonuçta, tamamen ortadan kaldırılmak istenmektedir. Eğitimde özelleştirme çabalarının önemli bir halkasını oluşturan bu tasarıyla, 10 000 çocuğumuz sınava tabi tutulacaktır. Millî Eğitim Bakanı 13.5.2003 tarihinde yayımladığı genelgeyi tüm il valiliklerine ve millî eğitim müdürlüklerine göndermiştir; ancak, bu uygulamanın hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle Danıştay 8. Dairesinde dava açılmış ve ilgili daire, 17.7.2003 tarihinde bu genelgeyle ilgili yürütmeyi durdurma kararı vermiştir. Bunun üzerine, hükümet, şehir merkezlerinde bulunan okulların satışı ve Talim Terbiye Kurulunun görevlerinde değişiklik yapan tasarıya bu maddeyi ilave etmiş, alelacele, Meclis gündemine taşımıştır.

Millî Eğitim Bakanlığının görevi, kendi okullarında öğrenim gören çocukları sınava tabi tutarak, özel okullara gönderip, onların ücretlerini karşılamak değildir değerli arkadaşlarım; Bakanlığın görevi, devletin okullarının koşullarını, özel okullarda hangi koşullar var ise, olanaklar var ise, o olanaklara kavuşturmaktır; iddialı olduğunu söyleyen ve bu iddiayla da iktidar olan hükümetin yapması gereken görev de budur.

Eğitimde fırsat eşitliği ilkesinin gereği olarak, Türkiye'de 18 500 000 öğrenci bekliyor. Ülkemizde yapılan bu araştırmaya göre, bu sınava girecek öğrencilerin 8 inci sınıflarda okuyan yoksul çocukların sayısı da 236 000'dir; bunların 55 000'i müracaatta bulunmuştur. Sınavla 10 000 öğrenciyi seçip özel okullara göndermeyi eğitimde devrim yapıyormuş gibi sunmak, her konuda olduğu gibi, inanın, popülist bir yaklaşımdır. Ayrıca, bu proje, öğrenciler ve veliler arasında yoksulluğu tartışmanın konusu olacaktır. Bu konu hazırlanırken, sunulurken, psikologlara acaba danışıldı mı? Burada, herkes fakirlik edebiyatı yapıyor, herkes fakirliğini anlatıyor; hepimiz Anadolu'dan geldik, hepimiz ilkokullarda okuduk, çocukken yanımızdaki zengin bir çocuğun topunu bile kıskanırdık. Bu çocukları, yarın sınava soktuğumuzda, 55 000'in 10 000'i alınacak, 45 000'i açıkta kalacak. Bu çocukların psikolojileri ne olacaktır? O zaman, bir de bu çocukları rehabilitasyondan geçirmek gerekir.

Değerli arkadaşlarım, amacına hizmet etmeyen bir anlayışla uygulamaya konulmak istenen bu proje... Yatılı bölge ilköğretim okullarında ve pansiyonlu ilköğretim okullarında 39 000'in üzerinde boş kontenjan var. Sayın Bakan açıkladı; efendim, siyasî yapılanmalardan dolayı bir milletvekili 3 tane yaptırmış, diğeri 2 tane yaptırmış. Amaç, bunları atıl olarak bekletmek değil Sayın Bakan; amaç, burayı, daha çalışabilir hale getirmektir; yani, buraya harcanacak parayla, çevre illerde, çevre ilçelerde bu çocuklara 39 000 boş kontenjanı kullandırabilirsin; ama, Amerika'yı bir daha keşfettik: "Bakın ey yoksul halk, biz size, yoksulluğa karşı mücadele edeceğiz diye geldik; bakın, 10 000 yoksul öğrenciyi okutuyoruz..." Bunlar, inanın ki, aspirin tedavilerdir. Çok özür dilerim, bağışlayın, bunların hiçbir ciddiyeti yoktur. Yarın öbür gün ne olacaktır?

415 okul da bu konuda teklifte bulunuyor ve aklı başında, ciddiyeti olan okullar, Bakanlığın sunmuş olduğu böyle bir projeye de katkı sunmak için, 4-5 öğrenci gibi talepte bulunuyor; diğer okullara bakıyorsun, 70-80-100. Sayın Bakan, İSTEK Vakfını, TED'i anlattı. Canım, başka okullar da var, onları da söylesenize! Fatih Kolejleri, Zafer Kolejleri var, onları da söylesenize! Sadece İSTEK Vakfını, sadece TED'i anlatıyorsunuz; yani, samimî olarak talepte bulunanlar 4-5; ama, Türkiye'de yıllardan beri belirli organizasyon içerisinde hareket eden okullar 100'ün üzerinde öğrenci talebinde bulunuyor ve ayrıca, bu okulların birçoğunun da irticaî faaliyet gösterdiği, geçtiğimiz yıllarda, devletin resmî belgelerinde yer almıştır.

Sayın Bakan katıldığı bir televizyon programında, cemaat okullarının olmasında bir sakınca görmediğini söylemekte ve hatta katıldığı televizyon programlarında, rahat bir şekilde "cemaat okulları" kavramını da kullanmakta. Ayrıca, aynı programda, Sayın Bakan, dinî duyarlılığı olan insanlardan bahsediyor. Acaba, hangi kıstasa göre dinî duyarlılık açıklanabilir?! Kimdir dinî duyarlılığı olanlar?! Kimdir dinî duyarlılığı olmayanlar?! Bunu teraziyle mi ölçeceğiz?! Bunu metreyle mi ölçeceğiz?! Ciddî, çok saygı duyduğum Sayın Bakanın büyük bir açığıdır bunu televizyonda söylemek. Bu, ciddî bir bölücülüktür. Böyle bir şeyi nasıl söylersiniz?! Dinî duyarlılığı olanlar, dinî duyarlılığı olmayanlar...

Devam ediyor Sayın Bakan: "Efendim, Aziz Nesin'in okulları da var." Aziz Nesin'in 1 tane vakfı var; o da kapatılıyor. "Efendim, ateistlerin..." Bunlar, böyle, soyut, demagojik örnekler. Amaç, eğer üzüm yemekse, samimî olmak gerekiyor; bağcıyı dövmekse, dokuz aydır burada her gün dövülüyoruz.

Evet, değerli arkadaşlarım, Sayın Bakana göre, biraz önce söylediğim gibi, bu kıstası açıklamak, gerçekten, büyük yanlışlıklar doğuracaktır; ama, şu mantıkla bakıyorsanız, diyeceğim bir şey yoktur: Laiklik ve demokrasi, amaç değil, araçtır anlayışıyla bakıyorsanız... Evet, dün dündür, bugün bugündür...

SONER AKSOY (Kütahya) - Her şey araçtır...

AHMET RIZA ACAR (Aydın) - Her şey araçtır...

BERHAN ŞİMŞEK (Devamla) - Her şey araç olamaz beyefendi; laiklik araç olamaz, demokrasi araç olamaz. Bugün burada bu koltukta oturmanızı, laikliğe ve demokrasiye borçlusunuz, şeriata borçlu değilsiniz. (CHP sıralarından alkışlar)

SONER AKSOY (Kütahya) - Önemli olan usuldür...

BERHAN ŞİMŞEK (Devamla) - Rica ederim beyefendi, sayın vekilim.

Şimdi, aynı programda sunucu soruyor -işte, Lozan gündemde, 24 Temmuzda konuşuluyor- Sayın Bakan diyor ki: "Canım, Lozan'ı bırakın, geride kaldı." Lozan geride kalmaz. 4 Temmuz günü, sana özellikle ders vermek için, Amerikalı, senin 11 askerinin, Amerika'nın kuruluş yıldönümünde, kafasına çuval geçirdi, aldı götürdü. 4 Temmuz günü özellikle. Niye; çünkü, tezkereyi, bu onurlu Meclis geçirmedi diye, ders vermek adına. Lozan, bu ülkenin, laik demokratik cumhuriyetinin, ulus olmasının bekasıdır; vazgeçip gidemeyiz.

MUZAFFER BAŞTOPÇU (Kocaeli) - Ne alakası var?!

BERHAN ŞİMŞEK (Devamla) - Sayın Bakan biraz sonra gelip burada, mutlaka oradan buradan toparlayarak -bu işi çok iyi başarıyor- cevaplayacaktır.

MEHMET SEKMEN (İstanbul) - Konuya dön, konuya...

BERHAN ŞİMŞEK (Devamla) - Bütün bu anlattığım konuların içerisinde Lozan vardır. Siz anlamakta, belki ben anlatmakta güçlük çekiyorum sayın vekilim.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; bu uygulama, yedi yamalı bohça görünümünde olan eğitim sistemimize bir yama koymak değildir, sistemi tamamen delmektir.

Yüksek vergi ödeyenlere yeşil pasaport vermeyi reklam kampanyasına dönüştürdünüz. Bu ülkede yüksek vergi ödeyip, yetimin, açın, yoksulun, fukaranın paralarıyla holdingler kuranların nerelerde olduğunu görüyoruz! Amaç, yeşil pasaportu artı vergi ödeyenlere vermek değildir. Bir iktidarın, bir hükümetin görevi, lacivert pasaportu gümrük kapılarında yeşil pasaport muamelesi yapılacak noktaya taşımaktır.

AHMET YENİ (Samsun) - Taşıyoruz...

BERHAN ŞİMŞEK (Devamla) - Bunun ötesindekiler kolaycılıktır. Bunun ötesi de, tribüne oynamaktır, başka bir şey değildir.

MUZAFFER BAŞTOPÇU (Kocaeli) - Sizin gibi... Aynı sizin gibi...

MEHMET SEKMEN (İstanbul) - Sizin yaptığınız gibi.

FATMA ŞAHİN (Gaziantep) - Şu anda ne yapıyorsunuz?!

BERHAN ŞİMŞEK (Devamla) - İşinizi yapıyorsunuz. Siz de burada vekillik yapmıyorsunuz, laf atıcılık yapıyorsunuz. İyi ki buradasınız yani; yoksa, şenlik olmayacak!..

MEHMET SEKMEN (İstanbul) - Sen çok vekillik yaptın!..

BERHAN ŞİMŞEK (Devamla) - Sayın vekillerim, Yüce Meclise, Sayın Başkanıma, tabiî ki, sizlere sonsuz saygım var, televizyon ekranları başında izleyen yurttaşlarımıza da saygım var; ama, ben, size, bunu, yazılı olarak vermekte fayda görüyorum.

Bakın, ben sinema oyuncusuyum; ama, artizleri görüyorum ben, artizleri görüyorum... (CHP sıralarından alkışlar, AK Parti sıralarından gürültüler)

MEHMET SEKMEN (İstanbul) - Ne işin var burada?!

BERHAN ŞİMŞEK (Devamla) - Artizleri görüyorum... Oynayanları görüyorum...

MEHMET SEKMEN (İstanbul) - Ne işin var burada?!

BERHAN ŞİMŞEK (Devamla) - Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; özel okulları destekleme projesiyle, Millî Eğitim Bakanı, devlet okullarında nitelikli eğitim verilmediğini kabul etmekte, bu olumsuz durumu da ortadan kaldırmak yerine böyle bir uygulamaya gitmektedir. İfade ettiğim gibi, kolaycılıktır bu. Bunun başkası yoktur.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Berhan Şimşek (CHP, İstanbul). “Milli eğitim temel kanununda değişiklik yapılması hakkında kanun (ss.249)”. TBMM Genel Kurulu, 114. Birleşim tutanağı, 31 Temmuz 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/berhan-simsek-22-2003-07-31-milli-egitim-temel-kanununda-degisiklik-yapilmasi-hakkinda-kanun-ss-2 (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
