# Sinema filmlerinin değerlendirilmesi ve sınıflandırılması ile desteklenmesi hk.kan.tas.(ss.640)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Berhan Şimşek (CHP, İstanbul)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 115. Birleşim
- **Tarih:** 14 Temmuz 2004
- **Gündem:** SİNEMA FİLMLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE SINIFLANDIRILMASI İLE DESTEKLENMESİ HK.KAN.TAS.(SS.640)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/berhan-simsek-22-2004-07-14-sinema-filmlerinin-degerlendirilmesi-ve-siniflandirilmasi-ile-destekle

> Berhan Şimşek (CHP), 14 Temmuz 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 115. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: SİNEMA FİLMLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE SINIFLANDIRILMASI İLE DESTEKLENMESİ HK.KAN.TAS.(SS.640)); konuşma 1.365 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA BERHAN ŞİMŞEK (İstanbul)- Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; görüşülmekte olan Sinema Filmlerinin Değerlendirilmesi ve Sınıflandırılması ile Desteklenmesi Hakkında Kanun Tasarısının tümü üzerinde Grubum adına söz almış bulunuyorum; Yüce Meclisi saygıyla selamlarım.

Yasalar, bir ihtiyacı karşılamak, bir yanlışı düzeltmek, bir eksikliği gidermek için, toplum yararı doğrultusunda, ilgili kesimlerin, çıkarılan yasalardan yaşamları doğrudan etkilenen kitlelerin görüşü ve katkısı alınarak, ortak aklın gösterdiği yönde toplumsal mutabakatla yapılır. Görüşmekte olduğumuz bu yasa tasarısı üzerinde sivil toplum örgütlerinin, sektörel kuruluşların, meslek birliklerinin mutabakatı vardır. Tasarı Meclise sevk edilmeden, ön çalışması, Cumhuriyet Halk Partisi Grubuna Kültür Bakanlığı tarafından yollanılmış ve gereken katkılar istenilmiştir. Biz de, görüşlerimizi, Sayın Bakana, Sayın Kültür Bakanlığına bildirdik.. Yani, bugüne kadar alıştığımızın ötesinde, bugün burada görüşeceğimiz yasa tasarısı, çoğunluk anlayışının değil, çoğulcu, katılımcı bir anlayışın ürünüdür.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; tasarının içeriğine geçmeden önce, sinema sektörünün içerisinde bulunduğu durumun bir çerçevesini çizmek istiyorum.

14 Kasım 1914'ten bu yana, doksan yıllık tarihinde 6 000'i aşkın sinema filmi üretmiş ve 1960'lı yıllarda, yılda 300 film çekmeyi başarmış Türk sinema sektöründe, günümüzde, yılda, ancak 10-12 civarında film üretilmektedir.

Avrupa'da, 65 000 000'luk Fransa'da, yılda 100 konulu film çekilebilmekte; çünkü, Fransa, sinemasına yılda 500 000 000 dolar destek sağlamaktadır. Bu destek Almanya'da 250 000 000 dolar, İtalya'da 190 000 000 dolardır.

1970'lerde sinemamız, 2 500 açıkhava, 3 000 kapalı salon, 2 500 000 koltukla ciddî bir biçimde endüstri olma yolunda ilerlerken, 1970'lerin sonlarından başlayarak, birçok nedenden dolayı erozyona uğramıştır; yapım, işletme ve gösterim sistemi çökmüştür.

Bugün, Türkiye'de, yaklaşık 1 100 perde ve 200 000 koltuk vardır. Ülkemizin 12-13 ilinde sinema salonu yoktur. 1970'lerden bu yana sinemamızdaki kan kaybını bu rakamlar açıkça ortaya koymaktadır.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; film sayısının yok denilecek kadar azalmasının yanında, sinemanın, halkla en yoğun iletişim kuran bir sanat ve kültür alanı olarak gücü ve etkinliği zayıflamış ve önemsizleşmiştir. Elimizde, finansman kaynakları dış desteklerle bölük pörçük sağlanan, işletme imkânları sınırlı, âdeta, sığıntı kalmış, iç dinamikleri televizyon yıldızlarının rol aldığı birkaç popüler film dışında tükenmiş, tüketilmiş bir sinema alanı kalmıştır.

Yapımcısını, dağıtımcısını, sinema salonunu kaybetmiş sinemada kendilerini bir biçimde ifade etmek isteyen sanatçılar, birer tüccar terzi konumunda, kendilerinin yapımcısı ve pazarlayıcısı olmak zorunda kalmışlardır.

Bugün, eksikliğini hissettiğimiz, sadece seyircisiyle buluşarak kendi ticarî sistemini oluşturmuş bir sinema sektörü değildir. Sektörün, görsel, işitsel, her alanda üretken ve yaratıcı olan yönü tükenmiş ve geleceğe yönelik vizyonu kalmamıştır. Bu ülkenin çocukları, gençleri, kendi kültürel kimlik ve hazinelerini unutmakla karşı karşıyadır. Bu ülkenin, artık, çocuk filmleri, animasyon filmleri, belgesel filmleri, kısa filmleri sınırlıdır. Oysa, yetmiş milyonluk nüfusu ve dünyayla hızla entegre olan yapısıyla bu ülkede her yıl onlarca film yapılabilir, bu filmleri üretecek yapımevleri harekete geçirilebilir, işletme ve gösterim ağları kurulabilir.

İşte, bugün görüşmekte olduğumuz bu tasarıda ve bu tasarının 1 inci maddesinde belirlenen amaçları arasında, sinema sektörünün eğitim, yatırım, girişim, yapım, dağıtım ve gösterim alanlarının geliştirilmesi ve güçlendirilmesi bulunmaktadır. Tasarının, bu amaçları gerçekleştirerek, 1970'lerden beri sinemamızın içinde bulunduğu olumsuz durumu ortadan kaldıracağına inanıyorum.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; sinemanın, ülke tanıtımında en önemli araç olma özelliği, başta ABD olmak üzere, pek çok dünya ülkesi tarafından kanıtlanmışken, ülkemiz bu aracı, bu etkin silahı akılcı bir şekilde, maalesef, kullanamamıştır. Türkiye, sinema endüstrisi denilebilecek çapta bir yatırım yapmamış olmasına rağmen, uluslararası nitelikte pek çok sinema insanı yetiştirmiş bir ülkedir.

Ülkemizin yaratıcı sanatçı insan kaynağının doğru yönlendirilmesi ve desteklenmesi durumunda, sinema sektörünün gelişmesine ve ülke tanıtımına önemli katkılar sunulacaktır. Bu kadrolar, binbir zorlukla ortaya koydukları ürünleriyle, bugün, uluslararası sermayeyi ayaklarına getirebilmekteler; ama, yeterli değil. Ne var ki, kişisel çabalarla oluşturulan bu prestijler ve başarılar, kurumsal bir yapının var olmaması nedeniyle ülkemize yansımamakta, ülkemizin amaçlarına hizmet etmemektedir. Bu kadroların dünya çapında kurdukları geniş ilişki ağı ve edindikleri bir o kadar geniş deneyim ve birikimleriyle ülkemizin çok yönlü tanıtım hizmetlerine yönlendirilmelerine, ABD ve Avrupa ülkeleri dahil dünyanın tüm ülkelerinde olduğu gibi bu yönde geliştirilecek devlet politikalarına ihtiyaç vardır. Bir diğer ifadeyle, sinema aracılığıyla neyi, neden, nasıl, ne zaman tanıtacağız gibi sorulara ek olarak sürekliliğin nasıl sağlanacağı ve hangi kaynakların nasıl ve ne yönde seferber edileceği, hükümetten öte, Amerika'da olduğu gibi, bir devlet politikası olmalıdır.

Dünya üzerinde hâkimiyet kurmak isteyen ve dünya siyasetinde, ekonomisinde, ticaretinde etkili olmak isteyen ve bu hedeflerde başarılı olmuş ülkeler, Amerika örneğinde olduğu gibi sinema konusunda son derece kararlı planlar ve çalışmalar yapmışlardır.

Sinema sanatı, genel olarak, sanat üretimini desteklemek, ülkede çok özel bir iklimi oluşturmayı gerektirmektedir. Böyle bir iklimin oluşması, düşünce ve yaratma özgürlükleriyle tüm sanat alanını kucaklayan telif hakları, çalışma-sosyal güvenlik, destek ve teşvik yasa kurumlarından oluşan bütünsel bir modelin yaratılmasıyla mümkündür. Bu modelin temelinde yaratıcılığın ve kalitenin desteklenmesi vardır.

Bu sektör aynı zamanda yüksek teknolojiyi en yoğun kullanan endüstrilerden biridir. Endüstriyel yaratıcılığın uzlaşması ve birbirini olumlu desteklemesi, ancak diğer endüstrilerden farklı bir bakış açısıyla mümkün olabilmiştir. Çünkü, bu endüstrinin hammaddesi, ürünü de kimliğimiz, hayallerimiz, ahlakî değerlerimiz, kültürümüz ve kültürel geleceğimizdir.

Bugün görüşmekte olduğumuz bu kanun tasarısı bir toplumsal ihtiyacı karşılamakta, sinema sektörünün beklentilerine yanıt vermektedir. Bu kanun, genel gerekçesinde belirtildiği gibi, sinemanın gerek sanat gerekse endüstri olarak desteklenmesini ve güçlendirilmesini temin edecek ve başlıbaşına sinema alanına ilişkin hükümler içerecek bir kanundur. Tasarı, genel olarak, Türkiye'de gösterime girecek yerli ve yabancı filmlerin denetlenmesini ve devletin Türk sinemasına yapacağı maddî desteğin nasıl olacağıyla ilgili düzenlemeleri içermektedir. Ayrıca, devlet ile sinema dünyası arasında iletişimin sağlıklı ve etkin bir şekilde yapılması, sinema sanatına ilişkin temel yaklaşımların, sektörel eğilim ve yönlemlerin araştırılması amacıyla, ilgili alan, meslek birlikleri, sektörel sivil toplum kuruluşları temsilcileri ve üniversitelerin ilgili bölümlerinden görevli öğretim elemanlarından oluşan, Bakanlık bünyesinde bir danışma kurulu oluşturulmasını da öngörmekte.

Destek başvurusunda bulunan projeleri değerlendirmek ve desteklenecek olanları belirlemek amacıyla, Kültür ve Turizm Bakanlığı temsilcisi, meslek birlikleri temsilcileri ve sinema dünyasından, Bakanlığın seçtiği üyelerden oluşacak Destekleme Kurulu bulunmaktadır.

Bu tasarının en önemli özelliklerinden biri, sinema sektöründe önemli kararların alınması amacıyla oluşturulan bu kurullarda (destekleme, danışma, değerlendirme ve sınıflandırma kurullarında) sektör temsilcilerinin söz ve karar sahibi olmasıdır.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; tasarının bu olumlu yönlerinin yanı sıra, bir iki maddeyle ilgili kaygılarımı, çekincelerimi -Sayın Bakanımla konuşarak paylaştığımı- belirtmek istiyorum.

Tasarının 8 inci maddesinde, desteklenen filmlerin yapımcısının, filmin yapım maliyeti karşılandıktan sonra elde edilen gelirlerden yapılan desteği geri ödemesi öngörülmektedir. Ancak, yapımcı tarafından ödeme yapılmazsa, filmin yönetmeninin beş yıl, yapımcısının ise, geri ödemesiz sayılan miktarı yasal faiziyle birlikte ödeyinceye kadar desteğe müracaat edemeyeceği belirtilmektedir. Halbuki, dünya sinemalarında olduğu gibi, sinema sektöründe destek, kural olarak yapımcıya verilir. Yapımcı ile yönetmenin aynı şekilde cezalandırılması, bu genel kurala aykırıdır.

Hepimizin bildiği gibi, yönetmen gerçek, yapımcı tüzelkişiliktir. Yaratıcı kişiliği olan yönetmenin cezalandırılması yerine, tüzelkişiliğin, geri ödemesiz sayılan miktarları yasal faiziyle birlikte ödeyinceye kadar cezalandırılması daha adaletli olacaktır diye düşünüyorum. Yönetmenler için öngörülen bu beş yıl cezası, sinema sektörünün yeniden yapılandırılma sürecinin hemen başında, üstelik, Destekleme Kurulunun gözetiminde verilen proje desteklerinin, bu şekilde, yönetmenlerin ötesinde, gişe başarısına mecbur bazı filmlerin mahkûm edilmesi anlamına gelecektir.

Ayrıca, yönetmenlerin aynı zamanda yapımcı olarak ürettikleri projelerin istenilen başarıyı yakalayamaması durumunda, geri ödeme faiziyle birlikte yapılana kadar bu desteklerden yararlanamayacakları düşünüldüğünde, bu cezanın çok ağır olduğu da ortaya çıkmıştır. Yönetmenin, ürettiği filmlerin gelirlerinin borçları ödeyip ödemediğini de ayrıca kontrol etmesi olanaklı değildir; hem de bu, yönetmenin görevi ve sorumluluğu da olmamalıdır diye düşünüyorum. O nedenle, tasarıda öngörülen bu sürenin kaldırılmasının -ki, Sayın Bakanımla bunu paylaştık- kaldırılmıyorsa da bir önergeyle- benim de imzam olacak- beş yıldan üç yıla ya da iki yıla indirilme düzenlemesinin yapılmasının doğru olacağına inanıyorum.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; bugün, burada, gerçekten Türk sinemasının yıllardan beri çekmiş olduğu sıkıntıları ortadan kaldıracak bir yasa tasarısını görüşüyoruz. Bakın, bunun çok önemli örneği tiyatroyla ilgilidir; devlet tarafından desteklenen Darülbedayi kurulmasaydı, Devlet Tiyatroları ve Türkiye'de tiyatro, bu düzeye gelemezdi. Kendi sanat yaşamımızda olumlu sonuçlarını gördüğümüz bu kurumsallaşmayı, sinema sanatımız için de gerçekleştirdiğimiz için sevinçliyim.

Ayrıca, sinema sektörünün yıllardan sonra kendi yasasına kavuşmasının, yıllardan beri içine düştüğü bu olumsuzlukları da ortadan kaldıracağına inanıyorum. Önce, Sayın Kültür ve Turizm Bakanına, Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Başkanına ve üyesi arkadaşlarıma, Kültür ve Turizm Bakanlığı bürokratlarına ve siz sayın milletvekillerine, bu konudaki katkılarından dolayı, sinema sektörü adına teşekkür ediyorum.

Sözlerimi bitirmeden önce, 1936 yılında Mustafa Kemal Atatürk'ün sinemayla ilgili bir vecizesini sizlerle paylaşmak istiyorum; "sinema öyle bir sanat ki, zamanı gelecek, silahtan, baruttan, makineden daha önemli olacaktır. Sinemaya gereken ehemmiyeti veriniz" demiştir. Geç de olsa Mustafa Kemal'in bu vecizesini yerine getiriyoruz. Umarım, Mustafa Kemal'in diğer vecizelerini de daha iyi anlar, ileriki günlerde değil, yakın zamanda o vecizeleri de yerine getiririz.

Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (Alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Berhan Şimşek (CHP, İstanbul). “Sinema filmlerinin değerlendirilmesi ve sınıflandırılması ile desteklenmesi hk.kan.tas.(ss.640)”. TBMM Genel Kurulu, 115. Birleşim tutanağı, 14 Temmuz 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/berhan-simsek-22-2004-07-14-sinema-filmlerinin-degerlendirilmesi-ve-siniflandirilmasi-ile-destekle (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
