# Kamu kurum ve kuruluşlarına bağlı okulların milli eğitim bakanlığına devredilmesi hakkında kan.tas.(ss.1009)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Berhan Şimşek (CHP, İstanbul)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 25. Birleşim
- **Tarih:** 30 Kasım 2005
- **Gündem:** KAMU KURUM VE KURULUŞLARINA BAĞLI OKULLARIN MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞINA DEVREDİLMESİ HAKKINDA KAN.TAS.(SS.1009)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/berhan-simsek-22-2005-11-30-kamu-kurum-ve-kuruluslarina-bagli-okullarin-milli-egitim-bakanligina-d

> Berhan Şimşek (CHP), 30 Kasım 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 25. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: KAMU KURUM VE KURULUŞLARINA BAĞLI OKULLARIN MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞINA DEVREDİLMESİ HAKKINDA KAN.TAS.(SS.1009)); konuşma 1.435 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

BERHAN ŞİMŞEK (İstanbul) - Teşekkür ederim.

Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; görüşülmekte olan kanun tasarısının tümü üzerinde, şahsım adına söz almış bulunuyorum; Yüce Meclisi saygıyla selamlarım.

Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; çok değerli dostum Hacı Biner Bey, biraz önce, çok güzel bir çerçeve çizdi, güzel bir Türkiye anlattı. Kanunun tümüyle ilgili bilgileri aktarmadan, ekonomide, sağlıkta, hayvancılıkta, tarımda, Türkiye'nin büyük atılımlar yaşadığını söyledi. Hacı Beyin, bunu, gerçekten, inanarak söylediğine ben de inanmak istiyorum. Hep beraber biliyoruz ki, gerçek anlamda, hayvancılık, tarım, eğitim, bütün koşulları kendi içerisinde, büyük bir sarsıntı yaşıyor.

Bu anlamda, aslına bakarsanız, bugün gelen yasa tasarısı çok doğru bir yasa tasarısı; gerekçesi içerisinde de söyleniyor; fakat, nedense, hükümet, iktidar ve Bakanlık, doğruyu bile yanlıştan başlatarak yapıyor. Bakın nasıl oluyor bu: Sağlık meslek liseleri, Sağlık Bakanlığı ile Millî Eğitim Bakanlığı arasında 16.6.2004 tarihinde bir protokol yapılarak, Bakanlığa devredildi. Bu protokol, yetki ve usulde paralellik ilkesini gözardı ettiği için, hukuka aykırı oldu; hukukçular o dönemde söylediler. Buna rağmen, protokolle sağlık meslek liseleri devredildi. Bu protokolün bazı hükümlerinin Danıştayın 8. Dairesi tarafından iptal edilmesi üzerine bu tasarı hazırlandı. Tasarının genel gerekçesinin son paragrafında sözü edilen, sanırım ki, büyük güçlüklerin, bundan kaynaklandığı ifadesi yerini buluyor.

Değerli arkadaşlar, hukuk, bize yolu gösterir. Hukuk yolundan gidilmiş olsaydı, bu güçlüklerden geçilmeyecekti ve bugün, gerçekten, daha doğru bir uygulama yapılacaktı.

Sağlık Bakanlığıyla yapılan protokol neticesinde, sağlık meslek liseleri, Bakanlık Sağlık Eğitim Dairesi Başkanlığına bağlanmıştı. 3797 sayılı Millî Eğitim Bakanlığı Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanuna göre, Bakanlığa bağlı okulların, ana hizmet birimi olarak örgütlenen bir genel müdürlüğe bağlı olacağı düzenlenmektedir. Şimdi, bu tasarının yasalaşmasından sonra, Bakanlığa devredilen bu okullar hangi hizmet birimlerine bağlanacaktır; bu, boşluktadır. Şimdi, ilgili kurumlardan koparak Bakanlık bünyesine aldığımız, örneğin, adalet meslek lisesi için adalet eğitimi genel müdürlüğü, sağlık meslek liseleri için sağlık eğitimi genel müdürlüğü, meteoroloji meslek lisesi için meteoroloji eğitimi genel müdürlüğü mü kuracağız? Sağlık meslek liseleri, Sağlık Eğitimi Dairesi Başkanlığına şu anda bağlı; bu, bağlı olmaya devam edecek mi? Bunu, ben, Plan ve Bütçe Komisyonunda da Sayın Bakanıma sormuştum. Devam edecekse, bu durum, Millî Eğitim Teşkilat Kanununa aykırıdır. Bunu da, Plan ve Bütçe Komisyonunda Sayın Bakanıma sormuştum. Sayın Bakan da, bir açıklamasında, Plan ve Bütçe Komisyonunda değil, daha önceki bir açıklamasında, teşkilat kanununun değişeceğini ifade etmiştir. O zaman, teşkilat kanunu değişecektiyse, önce bu anlamda teşkilat kanununun değişikliği yapılırdı, daha sonra bunlar gelirdi; yani meseleyi tersten ifade etmemiş olurduk; fakat, bu, bir alışkanlık oluşturuyor diye düşünüyorum. Buna benzer, hepimiz biliyoruz, Anayasayı değiştirmeden Meclise bütçe kanunu sevk etmeye benziyor. Yasalar hazırlanırken Anayasaya uygunluğunun kontrol edilmesi gerekirken, Anayasa yasalara uygun hale getiriliyor. Genel Kurulumuz bunu yaşadı. Bu, devlet yönetimi -üzülerek söylüyorum- ciddiyetiyle bağdaşmıyor değerli arkadaşlar. Eğer Teşkilat Kanununda bir değişiklik yapılması gerekiyorsa -ki, biraz önce söyledim- bunun daha önceden yapılması gerekir.

Sayın Bakanım, hukukî alanlarda hataları ifade ediyoruz. Biz de zaman içerisinde bunları söyleyebiliriz; ama, rakamları da, bilgileri de çarpıtarak ifade etmemenizin gerektiğini düşünüyorum.

Yeri gelmişken, biraz önce Sayın Bakanımın kendisinden rica ettim, buradan da Meclis Başkanvekilime teşekkür ederim, yerimden bir söz vermişti. Gerçekten büyük bir sıkıntı yaşanıyor, bu, Kızılayla ilgili burslar meselesinde. Biz soru önergesini verdikten sonra 7 006 çocuğumuzun bursu kesilmiş vaziyette. Bir ay oldu ben bunu burada konuşalı. Sayın Müsteşarla komisyonda konuştuk. Daha sonra Plan Bütçede konuştuk ve ben burada, maalesef, suçlu durumuna düşmüş vaziyetteyim; 7 006 çocuğumuz bu burslardan istifade edemiyor. Pekala, bu burslardan istifade edememesinin gerekçesi kim?

Bakınız çok ilginç, Sayın Başbakan bugün Düzce'deydi. İnanın, ben de bu konuyu konuşmak için, Kızılay Genel Başkanı Sayın Tekin Küçükali Beyle görüşeyim diye aradım, Düzce'de bir açılıştaymışlar ve Sayın Başbakan… Ama, tabiî, şuna da çok teşekkür ediyorum; Sayın Başkanımız çok şükür bugün Türkiye'de ve Düzce'de, ne mutlu bize; yani, resmî ziyaret için gelmiş olsalar gerek diye düşünüyorum!

Düzce'deki açıklamasında Sayın Başbakanımız diyor ki: "Asırlık Kızılay gölge kabul etmez." Doğru. "Kimse Kızılaya gölge düşüremez." Bu da doğru. Ben de Sayın Başbakana, AKP yetkililerine buradan sesleniyorum: Kimse Kızılaya gölge düşürmüyor, Kızılaya gölge düşüren, Denizli'nin Babadağ İlçesinin AKP'li Belediye Başkanı; çocuğuna, 42 000 000'a tenezzül edip, burs alıyor. Başkanvekili de yeğenine almış; ama, samimiyetle söyleyeyim ki, bu incelemem neticesinde, Babadağ Belediyesi Başkanvekilinin yeğeninin ihtiyacı var, onu gündeme getirmiyoruz; ama, eğer birisi Kızılaya gölge düşürüyorsa Sayın Başbakan, Sayın AKP yetkilileri, Belediye Başkanınız gölge düşürüyor. Biz de diyoruz ki, gelin bu gölgeyi kaldırın. Hani, sürekli dile getirip de, fakir fukara edebiyatından gitmeyelim diye düşünüyorum.

Şimdi, Plan ve Bütçe Komisyonunda Sayın Bakanıma dedim ki… Erzurum Millî Eğitim Müdürü 16 yıldır orada görev yapıyormuş; Sayın Bakanım bizi bilgilendirdi. Erzurum Millî Eğitim Müdürü 8 gitmiş, 8 dönmüş. Ben de, herhalde bu gidişle, 6 gidip 7 gelenler cumhurbaşkanı olduğuna göre, cumhurbaşkanı olacak ya da milletvekili olur gelir deyince, hemen Bakanım atıldı "efendim, o bizden milletvekili adayı idi, sizi niye bu kadar ilgilendiriyor" dedi. Bizi, hukuk ilgilendiriyor, bizi yasa ilgilendiriyor. Ayrıca, biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak, bu ülkenin -birilerinin ifade ettiği gibi değil- gerçekten, Fırat Nehri kenarında kaybolan bir kuzusundan biz sorumluyuz, hatta, bu ülkenin geleceğinden de sorumluyuz. Tabiî ki, burada, milletin vekili olarak bulunan bütün değerli arkadaşlarım olduğu gibi.

Değerli arkadaşlarım, bu anlayışın başka bir boyutu biraz önce ifade edildi, bütün okulların depremle ilgili problemlerinin halledildiği söylendi. Bunu hemen Sayın Bakanımla paylaşayım, bugünkü Sabah Gazetesinde var. Kadıköy'de Merdivenköy İlkokulu, 2002 yılında depremden dolayı hasar görmüş ve tadilata girilmiş; ama, şu anda çocuklar… Bugün resimleriyle var, duvarlar çatlamış. Yani, Bayburt'un Galısgavar Köyünden bahsetmiyorum, memleketimden bahsetmiyorum. İstanbul'un Kadıköy ve Merdivenköy İlkokulu; şu andaki adı da Melahat Akkulu İlköğretim Okulu. Çocuklar derse giremiyor, çocuklar derste iken sınıftan çatı düşmüş aşağıya. Hani, sizin deyiminiz var ya Sayın Bakanım, bu masal değil, gerçek!.. Bilgilerinize arz ediyorum. Onun için, burada meseleleri pazarlayarak, satmak değil, gerçeklere varmakta fayda var.

Ayrıca, bir acı daha yaşanıyor, bu çok ciddî bir acı. Yani, Öğretmenler Gününde, öğretmenlerin çekmiş olduğu ıstırap, yemiş olduğu dayak, görmüş olduğu muamele, hiçbir anlayışa sığmaz. Sayın Başbakanım da "bindirilmiş kıtalar" diyor bunlara.

Daha sonra, 18 öğretmenin birçoğunun kafası gözü sarılı bir vaziyette, değerli arkadaşlarım, ekranlarda görüyoruz, hüviyetini gösteriyor, yanında gösteriyor böyle, ki, "bakın, ben öğretmenim, burada da yazıyor..." Bu anlayış içerisinde, okulu, veliyi, öğrenciyi ve bakanlığı bir bütün olarak görmeliyiz. Bu anlayışta, öğretmeni yok sayarak, öğretmeni sopalayarak… Ne istemiş öğretmen; nitelikli, sağlıklı eğitim.

Yeri gelmişken, şunu da, buradan size bir öneri olarak takdim edeyim Sayın Bakanım. Okullarımızda sağlık için bir hemşire yok. Bir hemşire bulundurulmuyor okullarda. Ne acıdır.

CAVİT TORUN (Diyarbakır) - Sopayla, flamayla geliyorlar; yanlış, doğru değil.

BERHAN ŞİMŞEK (Devamla) - Tabiî ki sopayla gelmesin canım! Sana da sopayla gelirse birisi, sen de sopanı çekersin; ama, sopayla geliyorlar da onun için; yani, burada…

CAVİT TORUN (Diyarbakır) - Sopayla mı gelsin!

BERHAN ŞİMŞEK (Devamla) - Hayır efendim; o da gelmesin, sen de; ama, hakkını istiyor, bir gelsin bakalım.

Bir hemşire bulundurmak gerekiyor. Özel okulların bütün hepsinin…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BERHAN ŞİMŞEK (Devamla) - Bitiriyorum Sayın Başkan.

BAŞKAN - Buyurun Sayın Şimşek.

BERHAN ŞİMŞEK (Devamla) - Efendim, bütün özel okullarda -bilginiz dahilinde- hemşire var ve doktor taramaları var ve ayrıca, branşa göre doktor taramaları var. Bu da masal değil, gerçek. Yani, çocukları, saldım çayıra, Allah kayıra. Nasıl yapacağız? Öğretmenler ne bekliyor?

Geçen hafta, Millî Eğitim Komisyonunda, biz, ek ücretleri konuşacağız diye geldik. Ek ders, ek ücretleri öğretmenler bekliyor ve ben, Plan ve Bütçe Komisyonunda, Sayın Bakanıma şunu sordum: "Sayın Bakan, gazetelerde 10 000 000'a yakın bir rakamdan bahsediliyor. Acaba bu net mi, brüt mü?" "Bakacağız..." Olabilir, tamam; ama, daha sonra, baba baba "bu parayı ödeyemeyiz" dedi Sayın Unakıtan. Sayın Başbakan, Grup konuşmasında "bu olacaktır mutlaka" dedi, Sayın Bakan "olabilir" , "olmalıdır" diyor. Arkadaşlar, devlet yönetiminde, yürütmede, ağız birliğine, dil birliğine fayda vardır.

Bir de, Sayın Bakanım, bir öğretim üyesi olarak -gerçekten çok üzüldüğümü belirtiyorum- bir açıklama yaptı öğretmenlerimizin aldığı ücretlerle ilgili. Efendim, pedagojik olarak bir hizmet veriyorlar, para karşılığında ama… "Öğretmenlerin bu para peşinde koşması, öğrenciler gözünde öğretmenlerin değerini yitiriyor" gibi, gazetede bir açıklamanız var. Fakat, Başbakan da maaşından şikâyetçi, unutmayalım değerli arkadaşlar, öğretmenlerimiz -haydi, milletvekillerini söylersek; ki, milletvekilleri de şikâyetçi- öğretmen olmak kadar veli, anne, baba, doğalgaz parası ödüyor, su parası ödüyor ve öğretmenlerimiz, hayatlarını idame ettirebilmek için ek iş yapıyorlar. O gün komisyonda söyledim, ek ders saatlerini yüklediğiniz zaman bu öğretmenlere, öğretmenlerimiz, inanın ki, yarın, öbür gün…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BERHAN ŞİMŞEK (Devamla) - Bir cümleyle toparlıyorum Sayın Başkanım.

BAŞKAN - Buyurun Sayın Şimşek.

BERHAN ŞİMŞEK (Devamla) - Bu ek ders saatleri uygulamaya girdiğinde -hep beraber göreceğiz- eğitimde çalışma birliği, sağlığı bozulacak. Niçin; birçok öğretmenimiz, Emekli Sandığı için, sosyal hayatı için öğretmenlik yapıyor, mecbur. Yani, oradan aldığı parayla geçinemediği için, yarın, öbür gün -asıl işi öğretmenlik değil maalesef öğretmenlerimizin- istifa edip, kendi işlerine dönecekler.

Onun için, değerli arkadaşlar, bu yasa önemlidir. Yine prosedürde problemler olmuştur "yaparız olur"la… Hayırlı, uğurlu olsun.

Belki daha fazla anlatılacak şeyler var; ama, iktidardan ve muhalefetten değerli arkadaşlarımız dile getirdi.

Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Berhan Şimşek (CHP, İstanbul). “Kamu kurum ve kuruluşlarına bağlı okulların milli eğitim bakanlığına devredilmesi hakkında kan.tas.(ss.1009)”. TBMM Genel Kurulu, 25. Birleşim tutanağı, 30 Kasım 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/berhan-simsek-22-2005-11-30-kamu-kurum-ve-kuruluslarina-bagli-okullarin-milli-egitim-bakanligina-d (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
