# Tc.anayasasının bir maddesinin değiştirilmesi hakkında (rtük üyelerinin seçimi hk.) kan geri gönderme tezkeresi hk.( s. sayısı : 941)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Beşir Atalay (AK Parti, Ankara)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 112. Birleşim
- **Tarih:** 15 Haziran 2005
- **Gündem:** TC.ANAYASASININ BİR MADDESİNİN DEĞİŞTİRİLMESİ HAKKINDA (RTÜK ÜYELERİNİN SEÇİMİ HK.) KAN GERİ GÖNDERME TEZKERESİ HK.( S. SAYISI : 941)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/besir-atalay-22-2005-06-15-tc-anayasasinin-bir-maddesinin-degistirilmesi-hakkinda-rtuk-uyelerini

> Beşir Atalay (AK Parti), 15 Haziran 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 112. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TC.ANAYASASININ BİR MADDESİNİN DEĞİŞTİRİLMESİ HAKKINDA (RTÜK ÜYELERİNİN SEÇİMİ HK.) KAN GERİ GÖNDERME TEZKERESİ HK.( S. SAYISI : 941)); konuşma 1.127 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

DEVLET BAKANI BEŞİR ATALAY (Ankara) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Tekrar konuyla ilgili kısa bir açıklama yapmak istedim ben, kayıtlara da geçsin diye; çünkü, Danışma Kurulu raporu üzerinde de bir sayın milletvekili konuştu, ama, özellikle bu konu üzerinde durdular. Biraz da o vesileyle tekrar konuyu şöyle bir net şekilde ben bilginize sunmak istiyorum. Bu süreç 1994 yılından beri nasıl gelişti ve sonra da bugünkü anayasa değişikliğini getirişimizin, daha doğrusu bu teklifin getirilişinin gerekçesi üzerinde bir iki cümleyle durmak istiyorum.

Burada ifade edildi; ama, tekraren şunu ifade edeyim: Biliyorsunuz, radyo ve televizyonların yayınlarını düzenleyen ilk kanun 1994 yılında çıkarılmıştır ve bu kanuna göre, RTÜK üyelerinin seçimi Türkiye Büyük Millet Meclisine görev olarak verilmiştir ve on yıl süreyle, Yüce Meclis, RTÜK üyelerini seçmiştir. Yine, siyasî parti kontenjanları çerçevesinde adaylar gösterilmiş ve bu adaylar içinden Genel Kurul seçimi yapmıştır ve bugüne kadar Yüce Meclis bu yetkiyi kullanmıştır. Önce, bunu ifade edeyim. Peki, sonra ne olmuş; 2002 yılında RTÜK Kanununun bazı maddeleri değiştirilmiş Meclis tarafından. Bu yeni değişiklik Sayın Cumhurbaşkanı tarafından önce veto edilmiş, sonra da Anayasa Mahkemesine götürülmüş. Orada Anayasa Mahkemesine götürülen hususlardan birisi, RTÜK üyelerinin bir kısmının Meclis tarafından seçilme yetkisidir. Götürme gerekçesi nedir; "Anayasada Türkiye Büyük Millet Meclisine böyle bir görev verilmemiştir" deniliyor; gerekçe bu. Gerçi bu konuda da tartışmalar var; ama, neticede gerekçe bu ve Anayasa Mahkemesi henüz kararının gerekçesini açıklamamakla birlikte, tek bu gerekçeyle oraya götürüldüğü için -biz de öyle tahmin ediyoruz- bunun önce yürütmesini durdurmuş, sonra da bu maddeyi, maddenin ilgili kısmını iptal etmiştir.

Şimdi, tabiî, değerli milletvekilleri, üç yıldır RTÜK tıkanmış durumdadır; ne yeni bir üye atanabilmekte ne üyeler değiştirilebilmekte ne orada bir değişiklik yapılabilmektedir. Süresi biten üyelerimiz vardır. Üyeler yeniden atanamıyor; çünkü, yasal boşluk var ve biz de hükümet olarak ve Meclis olarak bu sorunu çözelim istiyoruz. Bu sorunun çözümünün birkaç yolu var değerli milletvekilleri. Bunlardan birisi, bir kanunda Anayasa Mahkemesi kararını da gözönüne alarak şöyle bir düzenleme yapmak: Bakanlar Kuruluna, RTÜK üyelerini atama yetkisi vermek. Nitekim, hepinizin bilgisi dahilinde, şu anda, Plan ve Bütçe Komisyonunda üst kurullarla ilgili zaten bir tasarı var ve orada bütün üst kurulları standart hale getiriyor, bazı farklılıkları gideriyor ve bütün üst kurul üyelerinin atamasını da Bakanlar Kuruluna veriyor. Esasen, uygulamada da, RTÜK haricinde bütün üst kurulların üyelerini şu anda Bakanlar Kurulu atıyor, işin doğrusu; fakat, bu tasarı Meclise geldiğinde ve Plan ve Bütçe Komisyonunda görüşülürken, öncelikle Anamuhalefet Partimiz olmak üzere, itirazlar geldi. "RTÜK farklı bir üst kuruldur, dolayısıyla, bunu Bakanlar Kurulu atamasın, bu uygun olmaz" şeklinde itirazlar geldi. O zaman, Partimiz, Meclisteki Parti Grubumuz konu üzerinde çalıştı ve buraya bir teklif getirdi. O zaman ne yapalım; yine, eskiden olduğu gibi Meclis seçsin ve bu tasarı bu şekilde getirildi. Anamuhalefet Partisinin de desteği oldu. Bir mutabakatla burada oylamalar yapıldı ve Sayın Cumhurbaşkanına gönderildi ve oradan da, işte, gerekçesi de burada okunan bir iade geldi.

Şimdi, şöyle: Önce Anayasa Mahkemesine Sayın Cumhurbaşkanının göndermesinin tek gerekçesi, Meclis seçemez; çünkü, Meclise Anayasada böyle bir görev verilmemişti. Yüce Meclis ne yaptı; bu gerekçeyi karşılamış oldu. Anayasaya, efendim "RTÜK üyelerini Meclis seçer" şeklinde bir küçük ekleme yaptı, 133 üncü maddeye.

Peki, şimdi gerekçe ne; şimdi, siyasî partiler aday göstermesin. Peki, şöyle düşünelim değerli arkadaşlar. Burada konuşma yapan arkadaşları özellikle biraz da kastediyorum. Şöyle düşünelim: Meclis seçsin. Nasıl seçsin Meclis; insanlar, bireyler, aday olmak isteyenler bağımsız olarak Meclise başvursunlar, bunun içinden Meclis seçsin. Bu, bir yoldur. O zaman ne olur değerli arkadaşlar; sadece bugünü kastetmiyorum, her zaman, Mecliste çoğunluğu olan parti 9 üyeyi de seçer. 9 üyenin tamamını çoğunluğu olan grup seçer. Bugünkü konumda, eğer bireysel başvuru olsun, siyasî parti grupları aday göstermesin dersek, bireysel aday olur ve bu adaylar içinden, bugünkü şartlarda, AK Parti Grubu daha büyük bir grup olduğu için kendi istediği 9 kişiyi seçer ve Meclis seçmiş olur. Halbuki, bu arzu edilmedi; bu teklifi veren Grubumuz, milletvekillerimiz, bunu arzu etmediler ve Yüce Meclis, bunu böyle arzu etmedi. Neyi arzu etti; siyasî partilerimiz, buradaki üye oranları çerçevesinde aday göstersinler ve iki misli aday göstersinler, bunlar arasından Genel Kurul seçsin. Seçimler de o siyasî partilerimizin, yine, buradaki milletvekili sayıları oranına tekabül etsin; yani, bu düzenleme odur. Bununla ne düşünüldü; daha önce olduğu gibi, yani, on yıl uygulandığı gibi, bir adalet tesis edilsin. Toplumumuzun bütün geniş yelpazesi nasıl Meclise yansıyorsa bu kuruma da yansısın; bir parti, tek parti seçmiş olmasın. Mecliste grubu bulunan bütün partilerimizin burada katkısı olsun ve toplumun genel yelpazesini yansıtan bir kurul çıksın. Buradaki teklifin özü budur.

Şimdi, değerli arkadaşlarımız, burada konuşma yapan bir arkadaşımız, bir milletvekilimiz şöyle söyledi: "Efendim, bu olmaz, siyasî parti grubu burada nasıl aday gösterir?" Bir anlamda, Sayın Cumhurbaşkanının iade gerekçesinde de bu var. Efendim, siyasî parti aday göstermesin.

Arkadaşlar, siyasî parti dediğimiz nedir peki? Siyasî partiyi niye bu kadar küçümsüyoruz? Siyasî parti, demokratik sistemin en aslî kurumu değil mi, demokrasiyi yürüten mekanizma değil mi?! (AK Parti sıralarından alkışlar) Sizler, buraya gelen milletvekillerimiz, bu toplumun seçtiği milletvekilleri değil misiniz?!

Bakın, değerli arkadaşlar, hepiniz bunu biliyorsunuz; her ülkede en önemli kararlar Meclise verilir; yani, sadece yasama görevi olarak da kastetmiyorum, anayasa değişikliği ve kanunlar olarak kastetmiyorum; en önemli kurumların seçiminde takdir hakkı Meclise verilir -belirlemesinde-ve bu Mecliste de öyledir aslında. İşte, ülkenin Cumhurbaşkanını seçiyor; ama, radyo ve televizyonları düzenlemekle ve denetlemekle sorumlu bir kurumun yönetimini seçemiyor, seçemesin deniliyor. Böyle bir şey olamaz.

Onun için, değerli milletvekilleri, burada tereddüt edecek bir şey yok ve bu, adaletli bir tasarıdır. Eğer, şu deniliyorsa; Meclis seçmesin veya siyasî partiler aday göstermesin; bunun çözümü vardır, başka yollar; ama, biz istiyoruz ki, Yüce Meclis bu otoritesini terk etmesin, on yıldır elinde kullandığı bu yetkiyi vermesin ve Meclisimiz, demokratik sistemin en üst otoritesi olarak, bu konulara hiç de bu kadar takılmasın, bu kadar yorulmasın.

Şimdi, tabiî, Yüce Meclis seçerken de, bugüne kadar olduğu gibi, adaylar gösterilirken de, RTÜK nedir, hangi görevi yapar, hangi liyakatte insanlar buraya seçilir; bunları gözetecektir. Zaten bir kanun düzenlemesi yapılacak, hemen bunun peşinden kanundaki bir madde düzenlenecek, RTÜK üyelerinin özellikleri ve diğer şartlar orada belirlenecek ve Meclis de seçerken, bu göreve layık insanları getirecek.

Esasen, ülkemizde, belki biraz da üzülerek insan ifade ediyor, kişilerin liyakatinden çok, o kurumda o işi nasıl yürüteceğinden çok, şeklî boyutu, o kişilerin o göreve getiriliş boyutu önplana çıkıyor. Sanki bütün liyakati o belirleyecek, bütün tarafsızlığı o belirleyecek... Halbuki, önemli olan, kişilerin liyakatli seçilmesidir ve gittiği kurumun kendi şartlarına uygun, orada adaletli, ehliyetle o işini, görevini yapmasıdır. Burada da Yüce Meclisin buna en büyük titizliği göstereceğine, ben, yine, inanıyorum, hiçbir tereddütüm yok ve hiç tereddütsüz, biz Hükümet olarak da bu tasarıyı destekliyoruz, iade gerekçelerine katılmıyoruz, Yüce Meclisin böyle bir kurulu seçmesinden daha tabiî bir şey de görmüyoruz. Hele hele siyasî partilerimizin, siyasî parti gruplarımızın, demokrasinin esas unsuru, olmazsa olmazı ve toplumumuzun bütün yelpazesini temsil eden siyasî partilerimizin burada rol almasını, grupların rol almasını da gayet doğal karşılıyoruz, çok olumlu karşılıyoruz.

Tekrar, desteğiniz için, katkınız için hepinize teşekkür ediyorum, saygılar sunuyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Beşir Atalay (AK Parti, Ankara). “Tc.anayasasının bir maddesinin değiştirilmesi hakkında (rtük üyelerinin seçimi hk.) kan geri gönderme tezkeresi hk.( s. sayısı : 941)”. TBMM Genel Kurulu, 112. Birleşim tutanağı, 15 Haziran 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/besir-atalay-22-2005-06-15-tc-anayasasinin-bir-maddesinin-degistirilmesi-hakkinda-rtuk-uyelerini (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
