# Yükseköğretim kurumları teşkilatı kanununda değişiklik yapılmasına ilişkin (s.s.384)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Beytullah Asil (MHP, Eskişehir)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 108. Birleşim
- **Tarih:** 23 Haziran 2009
- **Gündem:** YÜKSEKÖĞRETİM KURUMLARI TEŞKİLATI KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA İLİŞKİN (S.S.384)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/beytullah-asil-23-2009-06-23-yuksekogretim-kurumlari-teskilati-kanununda-degisiklik-yapilmasina-ili

> Beytullah Asil (MHP), 23 Haziran 2009 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 108. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: YÜKSEKÖĞRETİM KURUMLARI TEŞKİLATI KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA İLİŞKİN (S.S.384)); konuşma 927 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

MHP GRUBU ADINA BEYTULLAH ASİL (Eskişehir) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı üzerinde Milliyetçi Hareket Partisinin görüşlerini ifade etmek için söz aldım. Bu vesileyle yüce heyeti saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, 384 sıra sayılı Yasa Tasarısı’nın genel gerekçesini sizlerle paylaşarak bazı hususlar üzerine dikkatinizi çekmek istiyorum.

Bilgiyi üreten ve etkin kullanan saygın ülkeler arasında yer alabilmek, özellikle yükseköğretimde nicelik ve nitelik açısından sağlanan başarıyla mümkün olabilmektedir.

Anayasa’mızın 130’uncu maddesinde, çağdaş eğitim ve öğretim esaslarına dayanan bir düzen içinde, milletin ve ülkenin ihtiyaçlarına uygun insan gücü yetiştirmek amacıyla, ortaöğretime dayalı çeşitli düzeylerde eğitim ve öğretim, bilimsel araştırma, yayın ve danışmanlık yapmak, ülkeye ve insanlığa hizmet etmek üzere çeşitli birimlerden oluşan, kamu tüzel kişiliğine ve bilimsel özerkliğe sahip üniversitelerin devlet tarafından kanunla kurulacağı hükmü yer almakta olup, aynı maddede, kanunda gösterilen usul ve esaslara göre, kazanç amacına yönelik olmamak şartıyla vakıflar tarafından devletin gözetim ve denetimine tabi yükseköğretim kurumlarının kurulabileceği hususu düzenlenmiştir.

Değerli milletvekilleri, bugün, bu, Anayasa’nın 130’uncu maddesindeki hüküm gereği vakıf üniversitelerinin kurulmasıyla ilgili yasa tasarısını onaylayacağız.

Şimdi, burada, son karar mercisi Türkiye Büyük Millet Meclisi olduğuna göre, bu kararı verecek, vakıf üniversitelerinin kurulmasıyla ilgili kararı verecek son kurum Türkiye Büyük Millet Meclisi ve bu Parlamentoda milletimizi temsil eden milletvekilleri olduğuna göre, değerli arkadaşlarım, bu üniversitelerin mal varlıklarıyla ilgili, bu üniversitelerin kurulduğunda bu işi çekip çevirebilecekleriyle ilgili, Anayasa’mızdaki amir hükümleri yerine getirip getiremeyecekleriyle ilgili acaba kaç tanemizin bilgisi var, bu konuda bilgi sahibiyiz? Bu konunun mutlaka irdelenmesi lazım.

Devamla şöyle diyor: “Bu doğrultuda ülkemizde, 94’ü Devlet, 38’i vakıf -bugün, bu sayı aşılmıştır- toplam 132 üniversite bulunmaktadır… Vakıf üniversitelerinin hızla artmasına rağmen, bu üniversitelerde öğrenim gören öğrenci sayısı henüz yüzde 7 civarındadır.”

Değerli arkadaşlarım, açılan vakıf üniversitelerinin sayı itibarıyla devlet üniversitelerine oranı üçte 1 düzeyindedir ancak okuttukları öğrenci sayısına baktığımızda, yetiştirdikleri öğretim üyesi sayısına baktığımızda, maalesef, bu özel öğretim veya vakıf üniversitelerinin kuruluş amacına, Anayasa’mızdaki amir hükümlere uygun düşmediği de açıkça görülmektedir.

Yine burada dikkat çeken bir bölümü sizlerle paylaşmak istiyorum.

Değerli arkadaşlarım, OECD verilerinde 2001 yılı itibarıyla yurt dışında öğrencisi bulunan ülkeler sıralamasında ülkemiz 44.204 öğrenci ile 8’inci sırada yer almaktadır.

2001 yılı verileri… Bir yasa tasarısı Türkiye Büyük Millet Meclisine sevk ediliyor, bir yasa tasarısı görüşülecek ve bu yasa tasarısının genel gerekçesinde kullanılan veri 2001 yılı verisi. Bu kadar ciddiyetsizlik olmaz diye düşünüyorum.

Değerli arkadaşlarım, tabii, bu ciddiyetsizlik içerisinde, yedi yıla yaklaşan AKP İktidarı döneminde yükseköğretim kurumlarının sorunlarının ne boyutlarda olduğu, bugün neleri konuşmamız gerektiği hususları üzerinde de yüce heyetinizi bilgilendirmek istiyorum.

Değerli arkadaşlarım, üniversiteye giriş sisteminde adaletli bir çözümü amaçlayan çalışmalar yapılmamış ve oluşan karmaşa maalesef giderilememiştir. Üniversitelerin önünde oluşan yığılmaları önleyici, gerçekçi ve kalıcı çözümler ortaya konulamamıştır. Mevcut yasalar yükseköğretimi düzenleme çalışmalarında ihtiyaca cevap vermemekte ve bu durum kurumlar arasında zaman zaman karmaşa ve çatışma ortamına yol açmaktadır. Ülkemizin insan kaynakları iyi bir şekilde planlanamadığı için rastgele açılan üniversite, fakülte ve yüksekokullardan mezun olan gençlerin istihdamında güçlükler yaşanmaktadır. Çağın gereklerine ve ülkenin ihtiyaçlarına uygun fakülteler ve yüksekokullar yerine ihtiyaç, gereği olmayan fakülteler açılarak mevcut sorunlara yeni sorunlar eklenmektedir. Mevcutların sorunlarının çözümü ve ıslahı yönünde bir gayret de maalesef görülememektedir. Nüfus artışına ve üniversiteler önündeki yığılmaya paralel olarak okullaşmada ve öğretim üyesi açısından yeterli sayıya ulaşılamamıştır. Bu konuda adil ve kalıcı çözümler geliştirilememiştir.

Mevcut sistem yapısı içerisinde hem kamu kaynaklarının dağıtımında hem de kullanımında aşırı merkeziyetçi, bürokratik işlemleri yoğun, sınırlayıcı, çalışanlar ile yöneticilerini motive etmeyen, üretimi engelleyen ve akademik çalışma ortamını özendirmeyen bir durum söz konusudur. Üniversitelere ayrılan kamu kaynakları yeterli miktarda değildir. Bu durum üniversitelerin çağın gereklerine uygun donanıma sahip olmasını engellemektedir.

Devlet üniversitelerindeki öğretim elemanları diğer mesleklere göre oransal olarak sürekli gelir kaybı içindedir ve sağladıkları gelir ile toplumsal konumlarına uygun bir hayat sürmeleri mümkün değildir. Bu nedenle de öğretim elemanlığı mesleğinin cazibesi giderek hızlı bir şekilde azalmaktadır.

AKP İktidarının yedi yıldır üniversitelerimize karşı gösterdiği ilgisizlik, kadrosuzluk ve kaynak sağlamaktaki yetersizlik ve buna bağlı olarak yıldan yıla gelişen yılgınlık üniversiteleri çalışamaz konuma getirmiştir. Üniversite öğretim elemanları yoksulluk sınırındaki maaşlarla çalışmaktadırlar. Ek derslerden, ikili öğretimden gelir sağlamaya ve piyasada ek işler aramakla geçimlerini sağlamaya çalışmaktadırlar. Öğretim üyeleri otuz saate kadar derse girmeye zorlanmaktadır. Bütün enerjisini ve vaktini para kazanmak için iş bulmaya harcayan öğretim elemanları artık bilim yapamaz konuma getirilmiştir. Bu duruma artık daha fazla katlanmak mümkün değildir.

Mevcut Türk millî eğitim sistemi, yükseköğretimin önündeki yığılmaları önleyecek, yapılmakta olan eğitimin kalitesini artıracak, öğretim elemanlarının durumlarını iyileştirecek ve bilimde çağı yakalayabilecek bir yapıya mutlaka kavuşturulmalıdır. Meslek lisesi ve meslek yüksekokulları cazibelerini kaybettiği için, “iş bulabilmenin yolunun üniversite mezunu olmaktan geçtiği” şeklinde bir kanaat kamuoyuna hâkim olmuş, bu durum, meslek liselerine ve meslek yüksekokullarına rağbeti azaltmıştır. Türk millî eğitim sistemi içerisinde ve kamuoyunda, “dershaneye gitmeyen üniversiteye giremez” şeklindeki kanaat çok yaygın bir hâl almış ve bu kanaati değiştirmek için de herhangi bir tedbir alınmamaktadır. Değerli milletvekilleri, işte, yükseköğretimin sorunları mutlaka bu minvalde görüşülmeli, konuşulmalı ve çözüm yolları aranmalıdır.

Değerli milletvekilleri, Sayın Millî Eğitim Bakanımız da buradayken birkaç hususun üzerinde de durmak istiyorum: Benden önce konuşan Cumhuriyet Halk Partisi sözcüsünün de ifade ettiği gibi, maalesef son zamanlarda yapılan kadrolaşma çalışmaları, Millî Eğitim Bakanlığında, ortaöğretim kurumlarında çalışma barışını bozmaktadır. Liyakate dayalı olmayan, genelgelere aykırı yapılan atamalar -yönetici atamaları- maalesef eğitim-öğretimin okullardaki kalitesini de hızla aşağıya doğru çekmektedir.

Değerli arkadaşlarım, son zamanlarda icat edilen, kadrolaşma adına icat edilen bir yeni metot daha var. Benim seçim bölgem Eskişehir’de, Millî Eğitim Müdürlüğü müdür yardımcıları ve şube müdürleri kadrolarının tamamı dolu. Son olarak, 5 tane daha şube müdürü vekili… Böyle kadrolar ihdas edilmek suretiyle, olmayan kadrolar ihdas edilmek suretiyle çalışma barışı ve eğitim-öğretimin kalitesi hızla aşağıya doğru çekilmektedir. Bu konuda mutlaka Sayın Bakanın tedbir alması gerekmektedir diyor, bu vesileyle yüce heyeti saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Beytullah Asil (MHP, Eskişehir). “Yükseköğretim kurumları teşkilatı kanununda değişiklik yapılmasına ilişkin (s.s.384)”. TBMM Genel Kurulu, 108. Birleşim tutanağı, 23 Haziran 2009. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/beytullah-asil-23-2009-06-23-yuksekogretim-kurumlari-teskilati-kanununda-degisiklik-yapilmasina-ili (erişim: 28 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
