# Vergi kanunlarının yeni türk lirasına uyumu ile bazı kan.değ.yap.hak.kan.(ss.725)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Bihlun Tamaylıgil (CHP, İstanbul)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 44. Birleşim
- **Tarih:** 29 Aralık 2004
- **Gündem:** VERGİ KANUNLARININ YENİ TÜRK LİRASINA UYUMU İLE BAZI KAN.DEĞ.YAP.HAK.KAN.(SS.725)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/bihlun-tamayligil-22-2004-12-29-vergi-kanunlarinin-yeni-turk-lirasina-uyumu-ile-bazi-kan-deg-yap-hak-k

> Bihlun Tamaylıgil (CHP), 29 Aralık 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 44. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: VERGİ KANUNLARININ YENİ TÜRK LİRASINA UYUMU İLE BAZI KAN.DEĞ.YAP.HAK.KAN.(SS.725)); konuşma 764 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

BİHLUN TAMAYLIGİL (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan yasa tasarısının 30 uncu maddesi üzerinde, şahsım adına söz almış bulunuyorum; hepinizi saygı ve sevgiyle selamlıyorum.

Biraz önce, Sayın Bakan, çok enteresan bir yaklaşımla, ekonomideki gelişme ve büyüme projeksiyonunu ortaya koydular; ama, bu projeksiyonu ortaya koyarken de, tabiîdir ki, sermayenin yatırımla büyümesi ve yatırımın da teşvikinin şart olduğu ortada. Buna baktığımız zaman da, bu düzenlemeler içinde sermaye piyasasının hangi yere konulduğunu bir irdeleyelim.

Aslına bakarsanız, sermaye piyasası konusunda hükümetin bakış açısını, bugüne kadarki kanun yapışıyla değerlendirmek gerekiyor. Öncelikle, karaparayla ilgili bir kanun çıktı; sermaye piyasası suçları karaparayla ilgili bu kanuna girdi. Arkasından Yolsuzlukla Mücadele Yasa Tasarısı gündeme geldi; sermaye piyasası, yine burada, Yolsuzlukla Mücadele Yasa Tasarısı içinde yer aldı. Yani, biz sermaye piyasasına pek güvenmiyoruz imajı net olarak ortaya koyuluyor. Arkasından da bir vergi düzenlemesi geldi. Şimdi, yapılan vergi düzenlemeleri, piyasaların veyahut sektörlerin geleceğini çok iyi tespit edip, onları hazırlayıcı bir zemin yaratması lazım; ama, biz görüyoruz ki, yapılan bu vergi düzenlemeleriyle, ne yazık ki, sermaye piyasasının önü açılmıyor.

Bakanım "piyasa temsilcileri bunu destekliyor" diyor. Nerede destekliyor, net olarak nasıl destekliyor?! Üç gün önce çıkan bir tasarı, üç gün sonra değişiyor. Bu destek, her gün değişen bir destek mi?! Demek ki, destekte, anlama ve anlatmada belli bir nokta yakalanamıyor diye düşünüyorum.

Sermaye piyasasının Türk ekonomisi içindeki önemini değerlendirirken, kanun yapış mantığıyla ve bakışıyla, bir taraftan uluslararası arenada veya iç değerlerde referans olarak kullanılmasında tutarlılık da göremiyorum. Sayın Başbakan, 17 Aralıkta Brüksel'de açıklama yapıyor, bir gazeteci soruyor: "Sayın Başbakan, Maliye Bakanımız 'buradan sonra, 18 Aralıkta para yağmayacak' diyor. Bir gürleme olacak mı?" Sayın Başbakan: "Evet, dinleyin, gürlüyor işte, İstanbul Menkul Kıymetler Borsası..." Yani, bizim böyle baktığımız bir borsaya yasamadaki yaklaşımımız ortada.

Diğer taraftan, her türlü referansta, yine İstanbul Menkul Kıymetler Borsası ve onun göstermiş olduğu performans değerlendiriliyor. İşte en kolay örneği, özelleştirme; ki, Sayın Bakanımız aynı zamanda özelleştirmeden de sorumlu. Yapılan her özelleştirmede bir soru işareti ya da problemle karşılaşıldı. En kolay özelleştirmeyi, anlı şanlı reklamlarla dolu Türk Hava Yolları özelleştirmesinde yaptılar. Yöntem neydi; halka arz. Peki, bu piyasayı büyütmedikçe, bu piyasayı geliştirmedikçe, böyle bir özelleştirmeyi nasıl yapacaklar?!

Diğer taraftan, bakalım, sermaye piyasalarıyla ekonomiye ne katılmış; 26 milyar dolar. Siz, tabiî "karışık bir vergi düzeni, bunun içinden çıkılamıyor, tek oran olsun" diyorsunuz; ama, bu oran olurken de, gerçek anlamda yatırımı ve yatırımcıyı teşvik edecek piyasalara bakış açısı da daha olumlu olsun; ama, ne yazık ki bu yasa yapış sürecinde biz bunu göremiyoruz.

Bakınız, Türkiye'deki menkul kıymet portföyünün içerisinde sermaye piyasaları ve hisse senetlerinin payı yüzde 7'dir; yani, yüzde 93'ü hazine bonosu ve devlet tahvilidir. Bunlar da sermaye piyasası aracı sayılır; ama, gerçek anlamda sermaye olup, yatırıma ne kadar teşvik yaratıyor... Bu da, tabiî, bildiğimiz bir gerçek. Oluşan bütün faiz giderleriyle yatırıma ayrılan bütçeler de ortada; ama, diğer taraftan, yatırıma köprü olacak bir piyasayı, biz, ne yazık ki, yasamada, bu önemiyle dikkate almıyoruz.

Biraz önce Sayın Hamzaçebi de dile getirdi; bir dönemde, yani, bu üç aylık dönem denen süreçte, ayrı cins menkul kıymetler kâr ve zararda birleştirilemiyor.

Peki, soruyorum; birçok ekonomist var, Sayın Bakana da soruyorum: Bir şirket, buzdolabı, çamaşır makinesi, fırın üretiyor. Buzdolabında para kazandı, çamaşır makinesi ve fırında kaybetti. Şirkete deniliyor mu ki, sen, buzdolabının vergisini ver, zararından yükümlü değilsin? Yani, böyle bir şey var mı; bunların ayrı ayrı değerlendirilmesi söz konusu olabilir mi? Bu mantıkla yapılan bir yasamanın da çok doğru olduğunu düşünemiyorum.

Diğer taraftan, uygulama. Bakın, ben, bu piyasada uzun yıllar görev aldım; broker'lıktan başladım, üst düzey yönetim kademesine kadar görev aldım ve bütün sorunlarını da bire bir yaşadım. Şimdi, deniliyor ki, uygulamada belli sınırlar konulmuş. İşte, bir firmadan aldım, o firma virman yaptığında ötekine haber verecek, diğer kişiye virman yapıldığında, Maliye...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun Sayın Tamaylıgil.

BİHLUN TAMAYLIGİL (Devamla) - Teşekkür ederim.

Şimdi, uygulamada bunun ne kadar geçerli olabileceğini sorgulamak lazım; ama, bunun da, bu kadar alelacele ve kısa sürede değişen bir yasamayla net olarak sorgulandığını yine göremiyorum.

Bir başka konu da şu: Üçer aylık dönemde, üç ay bittikten sonra, aracı kurum, oranı, matrahı belirleyerek stopajı uygulayacak. Şimdi, bir kişi, birinci ay, ocak ayında işlemini yaptı, bir daha da hiç işlem yapmadı; nisan ayında ödeyeceği vergiyi, kim, nasıl takip edecek? Veya önce kesecek... Bunu aracı kurum nasıl değerlendirecek?

Diğer taraftan, halka açık olmayan ile halka açık olan şirketler arasında oluşan fark. Peki, 2006 yılından sonra bir şirket halka açıldı, bunun ortağı da, geldi, hisse senedini satmaya kalktı; ne olacak bu ortağın vergisi? Bir taraftan da, halka açık olmayan şirketlerin vergilendirilmesinde, artan oranlı, yüzde 40'lara varan vergi gündeme geliyor. Biz, kurumsallaşma ve profesyonel yönetim, iyi yönetişim ilkeleri diye, her ortamda dile getiriyoruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Bihlun Tamaylıgil (CHP, İstanbul). “Vergi kanunlarının yeni türk lirasına uyumu ile bazı kan.değ.yap.hak.kan.(ss.725)”. TBMM Genel Kurulu, 44. Birleşim tutanağı, 29 Aralık 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/bihlun-tamayligil-22-2004-12-29-vergi-kanunlarinin-yeni-turk-lirasina-uyumu-ile-bazi-kan-deg-yap-hak-k (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
