# Tasarruf sahiplerinin mağduriyetlerine yol açan holdinglerin faaliyetlerinin araştırılarak alınması gereken önlemler ve holding adı altında gerçekleştirdikleri izinsiz halka arz yoluyla oluşan mağduriyetin neden ve sonuçlarıyla bu süreçte spk'nın sorumluluğunun araştırılması hk. (10/18-282)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Bihlun Tamaylıgil (CHP, İstanbul)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 76. Birleşim
- **Tarih:** 29 Mart 2005
- **Gündem:** TASARRUF SAHİPLERİNİN MAĞDURİYETLERİNE YOL AÇAN HOLDİNGLERİN FAALİYETLERİNİN ARAŞTIRILARAK ALINMASI GEREKEN ÖNLEMLER VE HOLDİNG ADI ALTINDA GERÇEKLEŞTİRDİKLERİ İZİNSİZ HALKA ARZ YOLUYLA OLUŞAN MAĞDURİYETİN NEDEN VE SONUÇLARIYLA BU SÜREÇTE SPK'NIN SORUMLULUĞUNUN ARAŞTIRILMASI HK. (10/18-282)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/bihlun-tamayligil-22-2005-03-29-tasarruf-sahiplerinin-magduriyetlerine-yol-acan-holdinglerin-faaliyetl

> Bihlun Tamaylıgil (CHP), 29 Mart 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 76. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TASARRUF SAHİPLERİNİN MAĞDURİYETLERİNE YOL AÇAN HOLDİNGLERİN FAALİYETLERİNİN ARAŞTIRILARAK ALINMASI GEREKEN ÖNLEMLER VE HOLDİNG ADI ALTINDA GERÇEKLEŞTİRDİKLERİ İZİNSİZ HALKA ARZ YOLUYLA OLUŞAN MAĞDURİYETİN NEDEN VE SONUÇLARIYLA BU SÜREÇTE SPK'NIN SORUMLULUĞUNUN ARAŞTIRILMASI HK. (10/18-282)); konuşma 2.310 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA BİHLUN TAMAYLIGİL (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; tasarruf sahiplerinin mağduriyetine yol açan holdinglerin faaliyetlerinin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla yaklaşık yirmialtı ay önce verdiğimiz araştırma önergemizin bugün gündeme alınarak görüşmelerinin başlamasına karşı duyduğum sevinci belirterek sözlerime başlamak istiyorum; Yüce Meclisi bu vesileyle saygılarla selamlıyorum.

Bu görüşmeler öncesinde 2002 yılına dönmek istiyorum. Sizlere de, 2002 yılında, bugün yasal takibatı başlamış olan ve biraz önce Sayın Bakanın çok net olarak açıkladığı Sermaye Piyasası Kurulunun çalışmalarında dayanak teşkil edecek belgelere bile ancak yasal bir sürecin işlemesiyle, binlerce tonluk evrakla ancak ulaşılabilen ve takibatı yapılabilen bir holdingin üst düzey yöneticisinin iki sene önce vermiş olduğu beyan ve o beyana dayalı olarak hazırlamış olduğumuz araştırma önergesini anlatarak başlamak istiyorum.

Bu şahıs, ne yazık ki, şirketin iflası söz konusu olduğu zaman yönetimi devralmış ve yönetim devralındıktan sonra ortaya çıkan gerçekte şunları demektedir: "Şu anda holdinge bağlı 46 şirketten sadece 7'si işler durumda. Maalesef zincir koptu. Çok para kazanacağını umarak holdinge para yatıran 11 800 ortağımız bir bardak su içsin." Bu bir bardak su içmeyi tavsiye ederken, diğer taraftan da bir holding yönetimi, kapısına "iflas ettik, kapımızı çalmayın" diye yazı asmıştı.

Biz de, bunun üzerine, Cumhuriyet Halk Partisi olarak bir araştırma önergesiyle, bu konuda mağdur olmuş -ki, bunlar birkaç örneği- binlerce mağdurun şikâyetini, içinde bulundukları durumu ve onları bu durumdan çözümle kurtaracak olan formülasyonları bulmak üzere bir komisyon oluşturulmasını talep etmiştik. 7 Ocak 2003, tarih.

2003 yılı geçti, 5 inci sırada bekleyen bir önerge, 2004 yılına gelindi, AK Partinin Değerli Grup Başkanvekilleri, mayıs ayında dediler ki "tamam, bunu görüşelim" çünkü, o sırada, adları sayılmakla bitmeyecek kadar çok, adını holding olarak geçiren bu şirketlerin mağdurları, gerek bize gerekse size ulaşıyorlar ve şikâyetlerini dile getiriyorlardı; ama, sonuç ne oldu; bir gün gündeme geldi, o gün, haftaya görüşelim denildi. Tabiî, bir güven, beraber çalışma isteği; haftaya, ne yazık ki, görüşülmedi; olay 2005'e geldi.

Bu iki senelik süre zarfında ne oldu; bu holdinglerle ilgili hangi çözüm bulunabildi veya bu mağdurlarla ilgili?! Sayın Bakanım, iki senedir yapılan birçok uygulamayı dile getirdiler. Bundan sonraki süreç için altyapı oluşturacak başlıklardır ki, daha gereken, Bakanlar Kuruluna gelmemiş olduğunu dile getirdikleri bir yasa taslağı vardır; bu da tamamlayıcı olacaktır; ama, esas, on onbeş yıldır bu holdinglerin ne yaptığını, ancak işte o gösterişli reklamlarıyla gören, ama, bunlara inanan kişilerin içinde bulundukları duruma bir çözüm formülasyonu, ne yazık ki, ortaya konulamadı. Gün geldi, onbeş gün önce, bu holdingle ilgili yasal takibat başladı; başlar başlamaz da, Değerli Bursa Milletvekilim bir önerge verdiler "beraberce görüşülsün ve bir nihayete gelsin" denildi. Çok güzel, buna çok seviniyorum; ama, yirmidört aydır neredeydiniz arkadaşlar?!

Şimdi, bu holdingler nedir -Sayın Bakan, teknik olarak çok güzel açıkladı- ne yapmaktadır, nasıl olmuştur, neler kullanmışlardır yatırımcının parasını toplamak için?! Bunlara, kamuoyunda kısaca İslamî holding deniliyor. Peki, neden İslamî holding deniliyor; ben, size bir anket sonucunu söyleyeyim ki, bu, yurt dışında yapılan bir anket. Bu anket sonucunda, yatırım yapmış kişilere bir sorgulama yapılmış; denilmiş ki: "Siz bunlara niye para yatırıyorsunuz, neden para yatırdınız?" Verilen cevabın yüzde 81'i, ilk faktör olarak dinî değerleri söylemiş; ikincisi, güvenlik unsurları demiş; üçüncüsü, milliyetçilik unsurları; dördüncüsü de yüksek kârlılık. Bu, yurt dışında yaşayan Türk vatandaşlarımızın karşılaştığı dördüncü sendrom.

Aslında, 1984 yılının aralık ayında çıkan ve Şirketler Kanununda yapılan değişiklikle kâr-zarar ortaklığı belgeleri çıkararak, mevcut bulunan sermayeyi ülke ekonomisine katmak amacıyla dile getirilen bir kanun değişikliğinin akabinde, bazı değerleri kullanmayı -ki, özellikle inanca, dine bağlı değerleri kullanmayı- çok rahatlıkla ortaya koyan birtakım kimseler, bunu fırsat olarak bilmişler, almışlar bavulu, gitmişler Almanya'ya, Avusturya'ya, Belçika'ya ve orada, bir vakıf, bir dernek, bir dinî görevli, bir dinî medya bulmuşlar "getirin, vatandaş, size yüzde 20 ile yüzde 40 arasında değişen kâr payı oranı -ki, bu nasıl oluyor; ben, kâr payının, kâr elde edilmeden taahhüt edildiğini de görüyorum; bu, faizsiz denilen, basbayağı faizi tanımlayan da bir gerçek- bir getiri sağlayalım" demişler. Tabiî, ülkesinden uzak; ülkesinden bu uzaklıkta emeğini vermiş, para biriktirmiş "torunum torbam vatanımda bir iş imkânı bulsun, benim orada bir işyerim olsun" denilmiş. Bu kişilere "zaten, senin ailenden birine de burada iş imkânı yaratılacak ortak olursan" denilmiş. Bu da güzel ve bu insanlar "hem güzel kâr var hem olayın içinde kutsal değerler var, ben günaha da girmem, paramı buraya yatırayım" demiş. Ne olmuş; seneler geçmiş, parasının karşılığında kâr payını -ben faiz diyorum- bir defa almış; ondan sonra da, işte "su iç" diyen olmuş "bir daha git-gel" diyen olmuş "bizim işler kötü gidiyor, bir dahaki seneye bakarız" diyen olmuş ve sonuçta, olan, bu parayı yatırana olmuş, perişan olmuş.

Şimdi, bunlarla ilgili ne yapılacak, neler yapılması gerekir, o konuda bu araştırma önergesi verildi ve inşallah, umuyorum, bu akşam, artık, kararlılık süregider, Sayın Bakanım da zaten, baştan, bakış açılarını dile getirdiler, bu araştırma önergesi kabul olur ve araştırma komisyonu kurulur.

Bu holdinglerin İslamî holding başlığı altında kamuoyunda dile getirilen holdinglerin pazar payları nasıl; yani, ne kadar para yatırıldığını tam tespit edemiyoruz diyor Bakanım; ama, şöyle de bir araştırma var, onu da dile getirelim. Yine bir anket ve bu ankette deniliyor ki: "Siz bu holdingleri tanıyor musunuz?" Yüzde 97 tanıyor. "Peki, hiç yatırım yapmayı düşündünüz mü?" Yüzde 53 "düşündük, ama yapmadık" diyor. Yüzde 29'u da, "hem düşündüm hem yatırım yaptım" diyor; yani, yüzde 30, yurt dışında yaşayan vatandaşların birikimlerinde yatırım tercihi olarak kullandıkları bir alan.

Ne kadar tasarruf üretiyor dediğiniz zaman; aşağı yukarı, yılda 4-5 milyar euroluk tasarruf üretimi var, bütün Avrupa'da sayıları 4 000 000'a yaklaşan Türk'te. Olayı, 1990'dan 1997'ye taşıyın, 1997'den 2001'e taşıyın, 2005'e taşıyın. Yani, ortalama da, baktığınız zaman, bu rakam 15 ile 25 milyar euro arasında değişen bir totale geliyor; ama, bu nasıl tespit edilecek; işte, bu tespit için de bu komisyonun kurulması gerekecek Değerli Bakanım.

Demiştim, bu son halka mıdır yatırımcıyı mağdur eden; zamanında, 1966 yılında, burada, 2 200 kişinin ortaklığıyla kurulan bir Türk-San olayı, Türk işçilerin yaşadığı bir problem var.

Bir de bu araştırmalarda şu yapılmış: Kimler tercih ediyor buralara yatırım yapmayı; yaşları 25 ile 35 arasında değişen genç, orta yaş nüfus; çünkü, bunlar, 1960'lı, 1970'li yıllarda yaşanan olayları bilmiyorlar. Bir de, reklamlar, ulvî değerler, ulvî kişiler, yönlendirmeler, vatan sevgisi birleşiyor ve paralar bu holdinglere gidiyor.

Sonuç; sonuç ortada. Zaten, bu sonucun yaşatmış olduğu acı tabloyu çok net olarak hepimiz görebiliyoruz.

Bu, güvene dayalı olarak faaliyet gösteren holdinglerin, sadece yurt dışında değil, Türkiye'de de çok sayıda ortağı bulunuyor ve bunlar öyle belgeler veriyorlar ki, tahvil mi, bono mu, hisse senedi mi, kâr-zarar ortaklığı mı, ne olduğu belli değil, ne anlama geldiği de belli değil ve yasallığı da son derece tartışmalı. Bunların verdikleri belgeler yurt dışında da hukukî bir değer taşımıyor; çünkü, onların kendi ticarî kanunlarına göre belli bir süreç var, o süreci de, ne yazık ki -bilgisizlikten- yatırımcılar geçirdiği için, orada da bir anlam taşımıyor. Zaten, ülkemizde, Sermaye Piyasası Kurulu, halka arz için, daha doğrusu, aracılık için, her faaliyet için düzenlemelerde bulunmuş; ama, bu holding başlığı altında faaliyet gösteren kişilerin, bu kuralları zaten tanıma niyeti yok. Tanıma niyeti niye yok; çünkü, eğer, bu kurallara tabi olsalar, hesap verecekler, belli bir denetimden geçecekler, bu topladıkları paraları, topladıkları kişiler mağdur olurken keyiflerince kullanamayacaklar. Niye kayda girsinler; kayda da girmiyorlar ve bunu kamufle etmek için her türlü formülü arayıp buluyorlar. Ne yapıyorlar; bir vekil-ortak sistemi işletiyorlar; çünkü, 250 ortağın üzerine çıktığı zaman, otomatik olarak halka açık şirket sayılır. 250 ortağın üzerine çıkarmamak için de vekil-ortak sistemi işletiliyor. Bu yolla da, 250'nin altında tutunca da, hiçbir şekilde Sermaye Piyasası Kurulunun denetimi olmuyor.

Şimdi, baktığınız zaman, bu holdinglerde, ne yazık ki, bazı yöneticiler de, kayda girmemek için diyor ki: "Ben Sermaye Piyasası Kanununa uyar, kuralına uygun olarak borsada işlem gören bir şirket haline gelirsem, burası kumarhane, benim kumarhanede ne işim var." 26 milyar dolar bu ülkeye kaynak yaratmış bir borsaya kumarhane diyen kişi, onca Müslüman vatandaşın parasını alıp, keyfine göre harcamayı kendine hak görüyor. Bunlar da, sonuçta, baktığınızda, hâlâ, işte, şirket yönetiyorum, Türkiye ekonomisine katkıda bulunuyorum diyor. Evet, böyle gidiyorsunuz, Konya, Karaman, Yozgat, o civarlara; büyük araziler, üstünde holding levhası; bomboş arazi; çünkü, zamanında oralar, Türk helikopteri, Türk motosikleti, Türk arabasının kurulacağı yerler olarak tanıtılmış. Ne olmuş; hiçbir şey; bomboş, kuşlar uçuyor.

Bakın, çok enteresan bir anket sonucu daha var. 1990'lı yılların başında Konya ve bölgesinde reklam gideri aylık 50 000 dolar; ne zaman bu holdingler aktif faaliyete başlıyor, aylık 1 000 000 dolara çıkıyor. Bakıyorsunuz, üretim, projeler, artan bir istihdam var mı; yok. Ne için yapılıyor; saadet zincirinin halkalarını daha çok artıralım diye. Bakıyorsunuz, bu holdingler arasında bir rekabet; rekabet nerede; hakikaten helikopter yapmakta mı veya uçak yapmakta mı; yok. Sen 30 verdin, ben 40 vereyim, olmadı 50 vereyim, bu rekabetle saadet zincirini kopartmayıp bir süre daha devam edeyim. İşte böyle giden bir süreç. Şimdi bu süreci, hep beraber, inşallah, yakında takip edeceğiz.

Sermaye Piyasasına kayıtlı olmak istemiyorlar. Ben size bir örnek vereyim; içlerinde çok ünlü olan bir holding, bir değer üzerinden -çünkü, piyasa kapitalizasyonu diye bir rakam var- hisse satıyor. Bundan belli bir süre önce ulaştığı piyasa değerini söyleyeyim. Bu değer üzerinden ortaklara, vatandaşlara satıyor. Değer ne biliyor musunuz arkadaşlar; o holding, New York Borsasının yüzde 12 değerine gelmiş, Londra Borsasının yüzde 53 değerine gelmiş, Amerika'daki Nasdaq'ın yüzde 59'una gelmiş. Yani, öyle bir holding ki, New York Borsasının toplam kapitalizasyonunun yüzde 12'si yapıyor ve bu fiyattan da halka, insanlara çeşitli aldatma yöntemler kullanılarak bu hisseler satılıyor; para toplanıyor; bu para bavulla geliyor, farklı yönlerden geliyor, bankacılık sisteminden gelmiyor ve sonuçta baktığınızda kayıtlarda da bulunmuyor ve işte hangi hedeflerde kullanılması belirli olmayan şekilde kullanıma sunuluyor.

Şimdi Türkiye'de bir reel sektör, istihdam ve kaynak arayışı var. Yurt dışında -ki, farklı farklı araştırmalar söz konusu oluyor; kimisi 100 milyar euro diyor, kimisi 150 diyor ama- birikmiş, yurt dışında yaşayan Türk sermayedarı var, tasarrufları var. Şimdi, bu kötü örnekleri ortadan kaldırmadan, o tasarruf sahibinin bu ülkeye yapacağı yatırımı nasıl güvenli hale dönüştüreceğiz?! Hükümetimiz, birkaç senedir dışarıdan kaynak buluyor, IMF'yle çok ağır koşullarda anlaşma yapmaya razı oluyor; ama, bu kaynakların, bugüne kadar gelen o güven mekanizmasını yıkan sistemini düzeltip, yeni bir açılımı sağlamanın zamanlamasını sürekli geriye atıyor.

Bakın, değerli arkadaşlar, 26 ay... Ocak, bugün mart, martın sonuna geldik ve inanıyorum; ki, inanmak da istemiyorum; yani, bu Endüstri Holdingin yasal düzenlemesi veya yasal takibatı olmasaydı, bu önerge bugün hemen gelecek miydi?! Çünkü, hatırlıyorum, onbeş gün önce, Sayın Grupbaşkanvekili Salih Kapusuz "Mecliste yerimiz yok, bu işi takip edemeyiz" dedi. Onbeş günde yeni yerler mi açtık?! Bir değişiklikler oldu... Bunu, zaman kaybına getirerek veya süreyi daha da uzatarak, acaba, kim kazandı, kim kaybetti; kaybeden ortada, zaman kaybının en büyük faturası, burada parasını yatırmış, yatırdığı paranın arkasından koşturmaya çalışan... Bakıyorsunuz, bizi -günde 20, 30, 40, 50- sürekli arayan var. Gelen mektupların içini okuduğunuz zaman, hakikaten içiniz acıyor; ama, yapılabilecek olay yasal düzenleme, Sermaye Piyasası Kurulunun hazırlamış olduğu taslağın bir an önce geçmesi, onunla beraber, geçmişi envanter olarak ortaya koyacak çalışmanın yapılması.

Şimdi, biz, zaten, gerek Cumhuriyet Halk Partisi gerek AKP, seçimlerden önce seçmene söz verdik; dedik ki: Yolsuzlukların üstüne gideceğiz; yolsuzluk hangi boyutta, nerede, hangi başlıkta olursa, bunu sonuna kadar takip edeceğiz ve sonucunu alacağız. Hoş, o konuda biraz dokunulmazlıkta geldiğimiz noktaya baktığımızda, pek emin olamıyorum; ama, burada da çok büyük bir yolsuzluk var. Bundan bir sene önce bankalarla ilgili araştırmaları yaptık; en az onun kadar ağır bir fatura var. Ne bekledik, neydi, bizi bekleten neydi; onu da pek çözmek mümkün değil.

Geçenlerde bir televizyon kanalını seyrediyordum, altı ay önce, çok mağdur olduğu dış görünüşünden belli bir arkadaşımız, İsviçre'den gelmiş; 110 000 İsviçre Frangını bu holdinglerden birine yatırmış. Holding binası, villa-işmerkezi karışımı yapıda, çok güzel; çalışanlar, iç mekân güzel; ama, adamcağızı kapıdan içeri sokmuyorlar. "Git, nereye gidersen, hakkını ara" diyen bir holding yöneticisi, bundan üç beş sene önce sevgili din kardeşi olan, şimdi düşman kardeş mi oldu, o insanları kapıdan sokmuyorlar?! (CHP sıralarından alkışlar)

Şimdi, hem izinsiz halka arz yapacaksın, hem izinsiz aracılık faaliyeti yapacaksın... Ki bu da çok büyük bir suç. Ben, aracılık faaliyeti, ama, izinli yapan bir kurumun üst yöneticisiydim. Yani, Sermaye Piyasası Kurulu, izinsiz aracılık faaliyetine ağır cezalar verir. Bunların izinsiz yapmadığı hiçbir şey yok. Bir de kendilerine göre, Allah'ın iznini alıyorlar, öyle kullanıyorlar; ama, sonuçta çok büyük bir mağduriyet oluşuyor.

Bakın, ben, yazdıkları bir mektubun içerisinde ne yazmışlar onu söyleyeyim size, diyor ki: "İnşallah, bizleri ve sizleri şeytana ve nefsimize Allah alet etmez." Şimdi, burada şeytana ve nefsine alet olan kim?! Yani, kendileri yazmış bunu, ben kendilerinin yazdığı metinden okuyorum; ama, nefsine alet olan kim?! Bunların bu alet olmasına, ne yazık ki, bilinçsizce ve bilgisizce alet olan kim? Bunun da hesabını sormadan bırakacağız mı değerli arkadaşlarım?! Şimdi, biz, Cumhuriyet Halk Partisi olarak diyoruz ki; bu kuruluşlar hangileridir? Ne amaçla kurulmuşlardır? Kuruluş özellikleri nedir?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun efendim; konuşmanızı tamamlayın.

BİHLUN TAMAYLIGİL (Devamla) - Teşekkür ederim.

Bu kuruluşlar bankacılık mı yapmaktadırlar, özel finans kurumu veya normal ticaret şirketi midirler? Fon toplama yöntemleri nedir? Toplanan fonlara karşılık verdikleri belgeler nedir? Kâr dağıtma yöntemlerinin mevcut yasal düzenlemeler karşısındaki durumu nedir? Bunların, bugüne kadar ulusal ve uluslararası düzeyde birçok holding vardır ve birçok holdingin de başarıları vardır; aynı kimliği kullanarak bu holdinglere de haksızlık etmeleri doğru mudur?

Tabela holding diye tabir edeceğimiz bu kuruluşların yaptıkları faaliyetler nasıl bu kadar denetimsiz kalmıştır? Hangi dönemlerde, hangi güçler etkin olmuş ve bunların bu kadar rahatlıkla çalışması, bu kadar da iyi bilinerek detayları mümkün olmuştur?

Bu, eski düzenlemeden önce, belli holdingin oluşma şartları vardı, bunlar kaldırılmış. As tabelayı, arkasından doldur tabelanın arkasını mantığı nasıl oluşmuştur? Kaç yurttaşımızın mağdur olduğu, tam tutarın belirlenebilmesi ve hakikaten ülkesini... Ben çok iyi hatırlıyorum, bugün, bize, serbest dolaşımı vermemek üzere direnen ülkeler, Sirkeci Garından trenle kalkıp giden vatandaşlarımızı önce kapılarda karşılayıp dişlerine kadar muayene ettirip, yoğun bir ağır baskı içinde çalıştırmışlar, bu insanlar da o baskı ve zor şartlarda paralar kazanmışlar bir gün ülkeme dönerim, yatırım yaparım mantalitesiyle uğraşmışlar ve bugün bu hale gelmişler.

Şimdi hepimize bir vazife düşmekte; bu sayıları kayıtlı 190 000-200 000, ama, bence çok daha fazla olan mağdur vatandaşlarımızın mağduriyetlerini giderecek her türlü yasal çalışmayı yapmak, bunu da 22 nci Dönem Meclisi olarak ve sizler, değerli arkadaşlarımla onlar için gerçekleştirmek için el ele verelim bu araştırma önergelerini kabul edelim ve komisyonu kurarak bir an önce çalışmalarına başlayalım diyorum.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Bihlun Tamaylıgil (CHP, İstanbul). “Tasarruf sahiplerinin mağduriyetlerine yol açan holdinglerin faaliyetlerinin araştırılarak alınması gereken önlemler ve holding adı altında gerçekleştirdikleri izinsiz halka arz yoluyla oluşan mağduriyetin neden ve sonuçlarıyla bu süreçte spk'nın sorumluluğunun araştırılması hk. (10/18-282)”. TBMM Genel Kurulu, 76. Birleşim tutanağı, 29 Mart 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/bihlun-tamayligil-22-2005-03-29-tasarruf-sahiplerinin-magduriyetlerine-yol-acan-holdinglerin-faaliyetl (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
