# 2008 yılı merkezi yönetim bütçe kanunu tasarısı (maliye bakanlığı, kamu ihale kurumu, gelir idaresi başkanlığı, özelleştirme idaresi başkanlığı bütçeleri, gelir bütçesi ile 2008 yılı merkezi yönetim bütçe kanunu tasarısı'nın maddeleri)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Bihlun Tamaylıgil (CHP, İstanbul)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 38. Birleşim
- **Tarih:** 13 Aralık 2007
- **Gündem:** 2008 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE KANUNU TASARISI (MALİYE BAKANLIĞI, KAMU İHALE KURUMU, GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI, ÖZELLEŞTİRME İDARESİ BAŞKANLIĞI BÜTÇELERİ, GELİR BÜTÇESİ İLE 2008 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE KANUNU TASARISI'NIN MADDELERİ)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/bihlun-tamayligil-23-2007-12-13-2008-yili-merkezi-yonetim-butce-kanunu-tasarisi-maliye-bakanligi-kam

> Bihlun Tamaylıgil (CHP), 13 Aralık 2007 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 38. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2008 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE KANUNU TASARISI (MALİYE BAKANLIĞI, KAMU İHALE KURUMU, GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI, ÖZELLEŞTİRME İDARESİ BAŞKANLIĞI BÜTÇELERİ, GELİR BÜTÇESİ İLE 2008 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE KANUNU TASARISI'NIN MADDELERİ)); konuşma 1.075 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA BİHLUN TAMAYLIGİL (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşmekte olduğumuz bütçe kanununun 19’uncu maddesi üzerinde grubum adına söz almış bulunuyorum. Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Biraz önce, iktidar partisine mensup değerli bir milletvekilimiz birtakım değerlendirmelerde bulundu bütçenin genel değerlendirmesini anlatırken. O ortaya koyduğu değerlendirmeleri şöyle bir dinlediğim zaman, öncelikle şunu söyleyeyim: Döndü “Siz sosyal demokratlar ne yaptınız” dedi. Biz, çok şey yaptık. Özellikle, cumhuriyetin kuruluşundan itibaren, bu ülkedeki bugün satıp da büyük gelirler elde ettiğiniz ne kadar değerli stratejik kurum varsa, onların temeli sosyal demokratlar zamanında atılmıştır. Yani, siz, bir çivi çakmazken, onların geliriyle bugün bütçe tutturup, bütçe geliri oluşturuyorsunuz.

Diğer taraftan, yeşil kartla ilgili olarak; kart sayısı 2007 başında 12 milyon 500 bin civarında. Daha sonra, birden bunların güncellenmesi söz konusu oluyor, 30 Mayısa kadar tarih veriliyor, ama nedense, 30 Mayıs tarihi erteleniyor ve sayı bir anda 14 milyon küsura çıkıyor. 14 milyon küsura çıkan sayı… 15 Temmuzda, o güncelleştirmenin içinde bir anda 3,5 milyon yok oluyor. Şimdi, bakın, yeşil kart ve yeşil kart uygulamalarının getirdiği faydalardan ve halka hizmetinden bahsederken bu süren adet değişimlerinin de hangi amaca yönelik hizmet ettiğini bir sorgulayalım.

Diğer taraftan, KÖYDES… KÖYDES çünkü aklıma takıldı. İki buçuk, üç aydır Sayın Bakana soru önergesi verdim, cevabını bekliyorum, hâlâ gelmedi. Çünkü, Sayın Ekren -ekonomiden sorumlu Bakanımız- bir eylem planı açıkladı ekim ayında ve dediler ki, o eylem planının içinde: KÖYDES projeleriyle ilgili olan bilgilerin netleştirilmesi için çalışmalar artırılacak. Yani, ortada bir soru işareti var ki, o eylem planının içine düşmüş ve ben kendisine sordum: Bugüne kadar kaç tane proje yapıldı, hangi ihale yöntemi kullanıldı? KÖYDES’te kamu ihale sistemi mi kullanılıyor, yoksa çağrı yöntemi mi kullanılıyor? Acaba bu projeler denetlendi mi? Şimdi, bütün bunları sorgularken ama hiçbir cevap gelmedi, inşallah Sayın Bakanım verir.

Ben, şimdi kendi konuma ve borçlanmaya geçmek istiyorum.

Değerli arkadaşlar, biz bugün 2008 yılı bütçesini bir aydır, yaklaşık, konuşuyoruz. Peki, şimdi önümüzde bir gerçek var: Bakın, Türkiye yıllardır IMF’yle olan ilişkileriyle bütçeler hazırlıyor, o bütçeleri uyguluyor. Ona göre faiz dışı fazlalar veriyor. Yatırımından, halkının ihtiyaçlarından, hizmetlerinden kesiyor, sürekli biriktiriyor biriktiriyor ve borcunu indirmeye çalışıyor. Bu kadar fedakârlıklar ortaya konuyor. Peki, bu IMF’yle önümüzdeki, 2008’in Mayıs ayında anlaşma sona eriyor. Şimdi bakıyorum, 2008 Mayıstan sonra ne olacak? Şimdi bir bütçeyi hazırlıyoruz. Bu bütçeyle ilgili hedefler ortaya koyuyoruz. Peki, 2008’den sonra kafanızda netleşmiş bir karar var mı? Daha zaten gözden geçirmelerin sürekli ertelenip sonuçlanmadığı bir süreci yaşar iken, şimdi bir baktık, bir dönem ortaya çıkan rezerv artırma imkânlarını dile getiren, onu ortaya koyan bir model konuşuldu. Arkasından, medyaya Sayın Şimşek tarafından dile getirildiği söylenen, medyada yansıyan bir Şili modeli, Şili modelindeki olayda bir mali kural sistemi dendi. Bir netleşmeniz var mı? Yani ne olacak? 2008 Mayıs ayından sonra ne yapacaksınız? Nasıl devam edeceksiniz? Hedefleriniz nasıl? Dünyadaki gerçekler nasıl? Bunlar ortada mı?

Şimdi, diğer taraftan, borçlanmanın gerçeklerine bir baktığımız zaman: Değerli arkadaşlar, Türkiye ekonomisi, Adalet ve Kalkınma Partisinin İktidarında borçlarını, hem iç borç hem dış borç… Bazen deniyor: “Efendim, dış borca bakıyorsunuz, dış borçta özel sektör var. Bu özel sektör kamuyu ilgilendirmiyor, neden dikkate alıyorsunuz?” Hatta tutanaklarda, bazı arkadaşların itirazlarının da bu yönde olduğunu okudum.

Şimdi, bu ülkede yüzde 210 dış borcu artmış olan bir özel sektör var iken, bunun, herhangi bir kriz anında veya problem anında ortaya koyacağı kırılganlık bu ülkeyi ilgilendirmez mi arkadaşlar? Bu özel sektör değil mi size vergi ödeyen? Bu özel sektör değil mi üretimi sağlayan? Bu özel sektör değil mi istihdam sağlayan? Herhangi bir kırılganlık ortaya çıktığında ve bir transfer söz konusu olduğunda, risk diye görmemek… Öyle bir şansınız var mı?

Sayın Bakan, bilmiyorum, haberdar mı? Sayın Babacan -o zaman Hazineden sorumlu Bakandı, kendileri Dubai’yi çok sever- geçen sene Dubai’den yine çok enteresan bir açıklama yaptı, dediler ki: “Aman, bu dış borçlar çok büyük tehlike değil özel sektördeki, çünkü bu şirketlerin aslında bir de kurşun kalemle yazılmış bilançoları var.” Ne demekti bu? Ben bunu bazı iş adamlarına da sordum: Ya, ne demek bu? O zaman, kurşun kalemle bir bilanço daha varsa, bunun anlamını çözdüğünüzde, demek ki dışarıda bir para var, o para bu şirketlere borç olarak geliyor ve onlar da borç olarak gösterip bizde hem vergi ödemiyor hem de rakamlar yanılıyor. Yani, bunu hiç sordunuz mu? Neden böyle bir şeyi söyleme ihtiyacı duydu?

Diğer taraftan, değerli arkadaşlar, Türkiye’deki borçlanmanın artışına baktığınızda, iç borçlar, dış borçlara nazaran çok hızlı bir şekilde artış gösteriyor. Şimdi, neden iç borçların artış göstermesi sorgulanmalı derseniz, ben bu sorgulamaları izninizle yapmak istiyorum. Şimdi, dünyada son altı, yedi yıldır büyük bir likidite bolluğu var ve bu likidite bolluğunun sağlamış olduğu bir kaynak imkânı var. Ancak bu likidite bolluğunda bizim kendi kamu borçlanmamız yüzde 17, yüzde 20, yüzde 18 ki, bugün 18,7’dir yıl için ortalama olarak baktığınızda iç borçlanmanın faizi. Yüzde reel faizdir, yüzde 10’un üzerine çıkmıştır, iç borçlanmaya yönelmiş ama dış borçlanma noktasında baktığınızda, bu kaynak, kamu açısından kullanılmamış. O kaynağı kullanan kim olsun denilmiş, özel sektör. Peki, o zaman soruyoruz: Yani, o zaman, devlet ya da devletin borç idare eden mekanizmaları, dünyada bu imkânın bir gün sona erip, kırılganlığın ortaya çıkacağını ve bu kırılganlığı da kendi kaynak değil de, kendi üzerinde değil de özel sektöre yıkmak tercihinde mi oldu? Yani, özel sektör olur, ne olursa olsun ama biz bir yandan yüksek reel faiz verelim… Ki, reel faiz açısından ve faiz açısından baktığınızda pek çok ülkenin en önünde yer alan bir noktadayız. Böyle bir tercih içinde giden bir borç oluşturma modeli görüyoruz.

Artı, bakınız, bugün iç borçlarımız içerisinde, aşağı yukarı 217 milyar dolar içerisinde baktığınızda, değişken faizli olan borçlanma enstrümanlarının daha yüksek oranda olduğunu görüyoruz, bu da bir kırılganlık, bu da bir risktir. Bunun da dikkate alınması, bunun da, ilgili borç yöneticileri tarafından, borçlanma yöneticileri tarafından dikkate alınması gerektiğinin altını çizmek istiyorum.

Diğer taraftan, 2008 bütçesi ve faizine bakıyoruz. Arkadaşlar, bu seneki bütçenin yüzde 25’inin üzeri faiz ödemesine gidiyor ve bu ödenen faizler toplam kamu yatırımlarının 4,8’ i, aşağı yukarı 5 katı, personele harcanacak kaynağın 1.2 katı, yine, 2008 için öngörülen bütçe açığının da 3,2 katı. Şimdi, böyle bir, yüzde 25’e yakın faiz gideri öngörürken yatırımlara bakıyoruz, yatırımlar yüzde 6’lar civarında kalmış. Faiz açısından -ki faize her zaman için mesafeli duran bir yönetim anlayışının rantiyeye en fazla geliri sağladığı bir dönemden geçerken- ortaya koyduğu tablonun da çok iç açıcı olduğunu göremiyoruz. Şimdi, IMF’ye: “Biz borçlarımız azalttık.” deniyor. Arkadaşlar, IMF’nin toplam alacağı ne kadar biliyor musunuz? Bu, 5,8 SDR. Peki, bunun en yüksek borçlusu kim? 5,1 SDR’yle Türkiye. Arkasından gelen ülkelere baktığınızda. Dominik Cumhuriyeti, Irak, Gabon ve Arnavutluk. IMF: “Yüzde 15 personel indireceğim.” diyor…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Bihlun Tamaylıgil (CHP, İstanbul). “2008 yılı merkezi yönetim bütçe kanunu tasarısı (maliye bakanlığı, kamu ihale kurumu, gelir idaresi başkanlığı, özelleştirme idaresi başkanlığı bütçeleri, gelir bütçesi ile 2008 yılı merkezi yönetim bütçe kanunu tasarısı'nın maddeleri)”. TBMM Genel Kurulu, 38. Birleşim tutanağı, 13 Aralık 2007. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/bihlun-tamayligil-23-2007-12-13-2008-yili-merkezi-yonetim-butce-kanunu-tasarisi-maliye-bakanligi-kam (erişim: 29 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
