# Çeşitli kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı(ss.508)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Binali Yıldırım (AK Parti, İstanbul)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 100. Birleşim
- **Tarih:** 10 Haziran 2004
- **Gündem:** ÇEŞİTLİ KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI(SS.508)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/binali-yildirim-22-2004-06-10-cesitli-kanunlarda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun-tasarisi-ss-508

> Binali Yıldırım (AK Parti), 10 Haziran 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 100. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ÇEŞİTLİ KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI(SS.508)); konuşma 744 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

ULAŞTIRMA BAKANI BİNALİ YILDIRIM (İstanbul) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı görüşmeleri münasebetiyle söz almış bulunuyorum; Yüce Heyetinizi saygıyla selamlarım.

Bu 10 maddeden oluşan tasarıyla ilgili en önemli ve komisyonda da üzerinde ağırlıklı olarak durulan konu, Türk Telekomun özelleştirilmesinde yabancı yatırımcılara getirilen yüzde 45 sınırlamasının kaldırılmasıyla ilgilidir; yoksa, Türk Telekomun özelleştirilmesiyle ilgili doğrudan bir düzenleme içermemektedir.

Esasen, Türk Telekomun özelleştirilmesine ilişkin yasal düzenleme, 1995 yılında çıkarılan 4107 sayılı Yasayla halen mevcuttur ve bu yasa çerçevesinde birkaç kez teşebbüs edilmiş; ancak, özelleştirme gerçekleşmemiştir.

Kamuoyunda, Türk Telekomun özelleştirilememesi nedeniyle değerindeki kayıptan dolayı ülkenin kaybettiklerinin, zaman zaman, çeşitli platformlarda, çeşitli kuruluşlar ve kişiler tarafından gündeme getirildiğini hepimiz biliyoruz, hep konuşuluyor.

Değerli arkadaşlar, hakikaten, telekomünikasyon sektörü, 1990'lı yılların başından itibaren dünyada çok hızlı gelişti ve GSM lisanslarının verilmesiyle birlikte oldukça parlak bir dönem geçirdi; ancak, geçen süre içerisinde, GSM lisanslarının normal bedellerinin çok üzerinde verilmiş olmasından ve 1990'lı yılların sonuna doğru yaşanan global krizden dolayı sektördeki gerilemenin etkisiyle, zamanla, tüm dünyada ve ülkemizde de telekom sektörü olumsuz etkilenmiş ve ülkemizin çok önemli birikimine sahip, çok önemli kuruluşu olan Türk Telekom da, bu anlamda, değer kaybına uğramıştır. Bu bir hakikattir, sadece Türk Telekoma mahsus bir konu da değildir ve dünyadaki değişime paralel olarak aynı sonuç Türk Telekomda da olmuştur.

Türk Telekomun özelleştirilmesiyle ilgili geçmiş sürece baktığımızda, 1995 yılında bir teşebbüs var; ancak, Anayasa Mahkemesinin iptal etmesiyle bu özelleştirme gerçekleştirilememiş; daha sonra, 2000 yılında bir başka deneme yapılmış; ancak, burada da, ne yazık ki, ilan edilen değerden teklif veren kimse çıkmamıştır.

Peki, 1995'teki özelleştirmeye iptal gerekçesinde Anayasa Mahkemesi ne tespitler yapmıştı; isterseniz, buna bir göz atalım.

Bunlardan en önemlisi, stratejik önemine binaen Türk Telekomun özelleştirilmesinin mahzurları üzerinde durulmuş ve telekomünikasyon sektörünü denetleyen, düzenleyen bir kuruluşun olmaması önemli gerekçe olarak gösterilmiştir. Bunun yanı sıra, imtiyazlı hissenin bulunmayışı nedeniyle strateji ve güvenlik açısından mahzur doğuracağına dikkat çekilmiştir. Diğer bir husus da, GSM sektörünün yeterince gelişmemiş olmasına, halen, Türk Telekomun stratejik bir değer ifade ettiğine vurgu yapılmıştır. Son bir husus olarak da, uydu sisteminin özelleştirmeden mutlaka ayrı düşünülmesi gereğine dikkat çekilmiştir.

Değerli arkadaşlar, bugün duruma baktığımızda, bu gerekçelerin tamamı ortadan kalkmıştır; çünkü, bildiğiniz gibi, ilkönce gelir paylaşımı esasına göre GSM şirketleriyle anlaşma yapılmış, bu anlamda, Türk Telekom dışında telefon hizmetini GSM'le vermenin yolu açılmıştır. O günden bugüne, daha sonra bunlar imtiyaz sözleşmesine dönüştürülmüş ve piyasaya giren 4 şirket bu hizmeti vermeye başlamıştır. Bugün itibariyle GSM abonelerinin oluşturduğu toplam abone sayısı 29 000 000 iken, Türk Telekomun sabit abone sayısı 19 000 000'da kalmıştır; yani, cep telefonu şirketleri, artık, sabit telefonun önüne geçmiştir.

Diğer önemli bir gelişme de, 2000 yılında Telekomünikasyon Kurumu, piyasayı düzenleyip denetlemek amacıyla kurulmuş ve bugün, serbestleşmeyle ilgili faaliyetlerini başarıyla yürütmektedir.

Yapılan bu düzenlemede, bu değişiklikte, imtiyazlı hisse konusu da korunmuş ve imtiyazlı hissenin sınırları, kullanılacağı durumlar açıkça tarif edilmiştir.

Yine, uydu hizmetleri de telekomünikasyon bünyesinden çıkarılmak suretiyle, Anayasa Mahkemesinin daha önceki iptalinde dikkati çektiği hususlar da tamamen yerine getirilmiştir.

Değerli arkadaşlar, Türkiye, özelleştirmede, ne yazık ki başarılı değildir. Bunu hepimiz biliyoruz. Komünist sistemle yönetilen ülkelerin bile, Berlin Duvarı yıkıldıktan sonra, serbest kalır kalmaz ilk yaptıkları iş, stratejik denen ve önemli sayılan bütün kurumları çok kısa sürede özelleştirmeleridir.

Şimdi, özelleştirmeye bakışımızı değiştirmek mecburiyetindeyiz. Özelleştirmeyi peşkeş çekme, talan etme, birilerine rant sağlama gibi görmeye devam edersek, biz, hiçbir alanda başarılı olamayız.

K.KEMAL ANADOL (İzmir) - Çekilmiyor mu?!

HÜSEYİN GÜLER (Mersin) - Özelleştirme çözüm mü Sayın Bakan! Hangi özelleştirme başarılı oldu ki bu olsun!

RECEP KORAL (İstanbul) - Hâlâ orada mısınız?!

ULAŞTIRMA BAKANI BİNALİ YILDIRIM (Devamla) - Efendim, şimdi, bakın, özelleştirme...

İZZET ÇETİN (Kocaeli) - Delik büyük, yama küçük!

ULAŞTIRMA BAKANI BİNALİ YILDIRIM (Devamla) - Değerli arkadaşlar, bu ülkenin kaynakları bu ülke insanınındır. İster kamunun elinde olsun, ister özel şahıslar elinde olsun, bu ülkede üretilen mal ve hizmetler, bu ülke insanının refahı için harcanacaktır. Bunu, böyle bilmemiz lazım.

HÜSEYİN GÜLER (Mersin) - Faize gidecek hepsi Sayın Bakanım.

ULAŞTIRMA BAKANI BİNALİ YILDIRIM (Devamla) - Cumhuriyetin kuruluşundan 1950'li yıllara kadar, hakikaten, devlet, kamu eliyle çok büyük hizmetler ifa etmiş ve bu kuruluşlar, tarihî görevlerini başarıyla sürdürmüşlerdir; ancak, Türkiye'de, 1950'li yıllarda, daha doğrusu, etkin olarak 1980'den sonra başlayan özel teşebbüs ve özel girişimin süratle gelişmesi sonucu, artık, kamu kuruluşlarının özel şirketlerle rekabet etmesi zorlaşmıştır; bunu görmemiz lazım.

Bu durum, bugün de devam etmektedir; çünkü, özel şirketlerin karar alma süreçleri çok hızlı çalışmakta, değişen ekonomik şartlara göre karar verebilmektedirler. Oysa, kamu kuruluşlarında, çeşitli denetlemeler, çeşitli prosedürler ve bürokratik engeller dolayısıyla, anında karar alınması gecikmekte ve çok başarılı bir kuruluş, çok kısa sürede, zarar eder, kamuya yük olur hale gelebilmektedir. Dolayısıyla, yöneticilere...

---

**Kaynak gösterme:** Binali Yıldırım (AK Parti, İstanbul). “Çeşitli kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı(ss.508)”. TBMM Genel Kurulu, 100. Birleşim tutanağı, 10 Haziran 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/binali-yildirim-22-2004-06-10-cesitli-kanunlarda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun-tasarisi-ss-508 (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
