# 2005 mali yılı bütçe kan.tas. (7 nci tur görüşmelerinde ) tarım ve köy işl.bakanlığı,ulaştırma bakanlığı

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Binali Yıldırım (AK Parti, İstanbul)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 38. Birleşim
- **Tarih:** 23 Aralık 2004
- **Gündem:** 2005 MALİ YILI BÜTÇE KAN.TAS. (7 NCİ TUR GÖRÜŞMELERİNDE ) TARIM VE KÖY İŞL.BAKANLIĞI,ULAŞTIRMA BAKANLIĞI
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/binali-yildirim-22-2004-12-23-2005-mali-yili-butce-kan-tas-7-nci-tur-gorusmelerinde-tarim-ve-koy

> Binali Yıldırım (AK Parti), 23 Aralık 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 38. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2005 MALİ YILI BÜTÇE KAN.TAS. (7 NCİ TUR GÖRÜŞMELERİNDE ) TARIM VE KÖY İŞL.BAKANLIĞI,ULAŞTIRMA BAKANLIĞI); konuşma 2.566 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

ULAŞTIRMA BAKANI BİNALİ YILDIRIM (İstanbul) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Ulaştırma Bakanlığı ve Denizcilik Müsteşarlığının 2005 yılı bütçesinin görüşülmesi vesilesiyle sözlerime başlarken, şahsım ve Ulaştırma Bakanlığı çalışanları adına, Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, ülkelerin ekonomik açıdan gelişmeleri ve sosyal refahın sağlanması açısından önemli olan ulaştırma ve haberleşme sektörü kendi bünyesi içinde başlıbaşına bir ekonomik faaliyet olmanın yanında, diğer bütün ekonomik faaliyet ve sektörlerle de çok yakın ilişkisi vardır. Dolayısıyla, diğer sektörlerde, özellikle de ekonomide ortaya çıkan ani değişiklikler ulaştırma sektörünü de, haberleşme sektörünü de aynı derecede etkilemektedir. Daha belirgin bir ifadeyle, tüm ekonomik ve ticarî faaliyetlerin yaklaşık yüzde 20'si ila yüzde 30'unu ulaştırma ve haberleşme faaliyetleri oluşturmaktadır. Ulaştırma ve haberleşmenin yıllık millî gelirimiz içerisindeki hâsılat oranı da yüzde 15'i bulmaktadır; yani, millî gelire 45 milyar dolarlık bir katkı ulaştırma ve haberleşme sektöründen sağlanmış olmaktadır.

Bir anlamda, ülke olarak, gerek ulusal gerek uluslararası düzeyde belirlediğimiz hedefleri yakalamamız, ulaştırma ve haberleşme sektöründe sağlayacağımız gelişmeyle doğrudan orantılıdır. Buna paralel olarak, ülke gerçeklerine uygun, sağlıklı politikaların oluşturulup uygulamaya konulması bu hedeflerin tutturulması için asgarî şartlardan biridir. Bakanlık olarak, sorumluluğumuzun bilincinde, milletimize layık olan en iyi hizmeti vermek için, bize verilen bütçe imkânlarıyla, var gücümüzle iki yıldır çalışmalarımızı sürdürüyoruz.

Bütçe üzerindeki konuşmalar esnasında, Cumhuriyet Halk Partisi sözcüsü Sayın Demirel'in ulaştırmayla ilgili genel değerlendirmelerine katılmamak mümkün değildir. Zira, ulaşımda türler arasındaki dengesizlik, özellikle 1950'den günümüze giderek artmış ve günümüzde, karayolunun yurtiçi taşımalardaki payı yüzde 90'ın üzerine çıkmıştır. Bu yapıyla, gerek kombine taşımacılık gerekse ulaşımda entegrasyonun sağlanması, yol güvenliği, kazalar gibi önemli sonuçlar doğuran olumsuzlukların ortadan kaldırılması mümkün değildir.

Ülkemiz, bulunduğu coğrafî konumu itibariyle bütün ulaşım türlerini kullanabilecek bir özelliğe sahiptir. Bu, her ülkeye nasip olmamıştır. Bazı ülkeler denizi kullanma şansına sahip değildir. İşte, böyle bir coğrafî avantaja sahip olan bir ülkenin ulaşım türleri de dengeli olmak mecburiyetindedir. Bunun temel şartı da ulaşımda planlamanın yapılmış olmasıdır.

Peki, Türkiye'de bu yapılabilmiş midir; baktığımız zaman, ne yazık ki, tek ulaşım anaplanının 1983-1993 yıllarını kapsayan bir dönem için yapıldığını görüyoruz. Yine, bu süre içerisinde, Devlet Planlamanın ulaşımla ilgili önceliklere dair kalkınma planlarındaki tavsiyelerini görüyoruz; ancak, ne 1983-1993 ulaşım anaplanı dikkate alınmış ne de Devlet Planlamanın kalkınma planlarında öngördüğü ulaşım planlaması ve öncelikleri dikkate alınmış. Dolayısıyla, bugünkü durum ortaya çıkmış bulunuyor.

O halde, ne yapmak lazım; önce bir planımızın olması lazım. Planda vazedilen öncelikleriniz olması lazım. Bu önceliklere göre yatırımlarınızı planlamanız lazım; çünkü, değerli arkadaşlar, ulaşım sektörü, uluslararası tabiatı olan bir sektördür. Dünyaya açık, dünya şartlarıyla rekabet ederek devam etmesi gereken, hizmet vermesi gereken sektör ulaşım ve iletişim sektörüdür. O yüzden, ben, istediğim gibi yaparım diyebilme hakkınız yoktur. Her an bir uçağınız başka bir ülkenin meydanında, bir geminiz başka ülkenin limanında veya demiryolunda bir treniniz başka ülkenin sınırlarını geçiyor olabilir. Keza, iletişimde de bugün artık dünyada sınırlar kalmamıştır. Internetten masamızın üzerinden dünyanın her tarafına her an açılabilme imkânını yakalamış bulunuyoruz.

İşte, bu hedefleri, vizyonu ortaya koyacak ulaşım anaplanı bizim ilk işimiz oldu ve bunu titiz bir çalışmayla... Üniversiteden öğretim üyeleri, sektörün uzmanları ve kamudaki uygulayıcılar el ele vererek, sırt sırta vererek çok titiz bir çalışma ortaya koydular ve bu çalışmalar sonucunda rapor tamamlandı, kurumların görüşleri de alındı, şu anda sonuç raporu yazılıyor. Bu, tabir caizse, bundan sonra alacağımız YPK kararıyla, önümüzde bizim rehberimiz olacak. Bu rehberle, önümüzdeki on yıl içerisinde, ulaşımda, Türkiye'yi nereye götüreceğimizi belirleyeceğiz. Bir bilim adamının çok güzel bir sözü var: "Eğer nereye gideceğinizi bilmiyorsanız, yol sizi istediği yere götürür." Türkiye'de ulaşım politikası, bu dediğim şekilde gelişmiştir. Nereye gideceğini bilmeyen bir politika, bugün, Türkiye'de ulaşımı bu hale getirmiştir değerli arkadaşlar.

Planlamayı yaptıktan sonra, on yıllık yol haritamız belli oldu; ama, biz, bu iki yılı boş geçirmedik bu yapılırken. Türkiye'de sokakta, köyde, kentte kime rastlasanız, Türkiye'nin ulaşımla ilgili problemlerini, size, hemen ayaküstü sayar. Niye; şehir içinde trafik sıkışıklığını insanlar her gün yaşıyor, köy yolları... Burada Köy Hizmetlerinden bahsedildi. Bugün, cumhuriyetin kuruluşundan itibaren seksen yıl geçmiş değerli arkadaşlar; hâlâ köylerimizin yollarının yüzde 55'i toprak -yani, yol yok- yüzde 5'i asfalt, yüzde 40'ı da stabilize, yarım yamalak yol. Peki, ne oldu, Köy Hizmetleri seksen yılda niye bunları yapamadı, madem bu kapasite vardı; bunu, bugün, niye konuşuyoruz?!

Değerli arkadaşlar, ülke kaynaklarını çok iyi kullanmak mecburiyetindeyiz. Kaynaklarımız kıttır ve uygulanan yanlış politikalarla da, ülkemizin kaynakları maalesef horca kullanılmış, çarçur edilmiştir. Bugün, çok önemli bir borç yükü ve ödemeler dengesizliğiyle bu ülkede hizmet veren, gecesini gündüzüne katan bir hükümet var, bir parlamento var. Bu parlamentonun ve bu hükümetin, bu iki sene içerisinde ortaya koyduğu performansı, bırakın Türk Halkı, dünya alkışlıyor değerli arkadaşlar. (AK Parti sıralarından alkışlar)

Yaptığımız düzenlemelere bakın; kanun sayımız, 4 000'li sayılardan, 5 000'li sayılara geldi. Yönetmelikler ve ikincil düzenlemelerin sayısı 100'leri aştı değerli arkadaşlar; onun için bu Parlamentonun yaptığı çalışmaları kimse küçümsemesin, kimse önemsiz olarak görmesin.

Avrupa Birliğinde yapılanlar ortada; artısıyla eksisiyle, başarısıyla, fazlasıyla eksiğiyle. Bütün bunlar kamuoyunun gözü önünde cereyan ediyor. İşte, daha geçen hafta arkadaşlarımızla beraber Sudan'daydık. İnsanlar, bizden fazla haberleri takip ediyorlar. 16 Aralıkta biz oradaydık. Her gün akşam, geliyor, eşbaşkan, bakan diyor ki: "Efendim, Chirac bunu dedi, Blair şunu dedi; Türkiye çok iyi gidiyor..." Âdeta kendileri tarih alacakmış gibi seviniyorlar. Niye seviniyorlar; eğer siz Avrupa Birliğine girerseniz, biz de sizin üzerinizden Avrupa Birliğine gireceğiz ve dünyaya açılacağız diyorlar. Afrika, Türkiye'yi böyle görüyor değerli arkadaşlar. Gücümüzü, önemimizi hiçbir zaman hafife almamamız lazım.

Ben bu vesileyle, Yüce Meclisin değerli milletvekillerine, ulaştırma konularında gösterdikleri destek için teşekkür ediyorum. Gördüğünüz gibi, benden önce değerli vekil arkadaşım konuştu; denizcilikle ilgili bazı şeyler anlattı; aslında anlattıkları şeyler yüzde 40'ını teşkil ediyor. Ben zamanınızı almak istemiyorum. Denizcilik âdeta coştu, Allah daha versin. Sesleri çok gür çıkıyor; ama, teşvik de istiyorlar hâlâ. Bu, Türkiye'de alışkanlıktır, devlet fazlasını verse ziyan etmez. Tabiî ki isteyeceklerdir; ama, Allah'a şükür, halleri vakitleri iyidir, işleri iyidir, gemilerde navlun fiyatları 3 kat arttı, tersanelerimizde işgücü yüzde 100 arttı, tersanelerimiz yüzde 300 dolu.

Arkadaşlar yeni tersane alanı için her gün kapımızı çalıyor. Biz de, Türkiye'nin 8 300 kilometrelik sahilinde yeni tersane alanları belirledik; bir kısmını tahsis ettik, bir kısmının tahsis çalışmaları yapılıyor, hatta, bir kısmı hizmete de girdi, gemi imal etmeye başladı ve ülkemizde 20 000 tonluk gemiler yapılırken, artık, 65 000 tonluk gemiler de yapılıyor.

Gemi inşa kapasitemiz yılda 550 000 ton çelik işlerken, bugün, yüzde 100 kapasite artırımına gittik, 1 100 000 ton çelik işliyor; ama, bununla böbürlenmeyelim. Kore'deki bir tersanenin işlediği yıllık çelik kapasitesi 9 500 000 tondur. Biz hâlâ 1 100 000 ton işliyoruz. Demek ki, bir Kore tersanesinin onda 1'i bile değiliz.

Türkiye, gemi inşaatında, ne yazık ki, dünyanın gemi inşa sektörünün ihtiyacını karşılayacak bir ülke olabilecekken geçmişte bunu başaramamıştır. Yerini Çin ve Kore almıştır; ama, Türkiye'nin şimdi yaptığı güzel bir şey var, ihtisaslaşmaya gitmiştir. Türkiye, bugün, yat inşaatında dünyada dördüncüdür. 5 000 ila 15 000 dwt'luk gemi, kimyasal tanker konusunda Avrupa birincisidir; kalite bakamından, işçilik bakımından, başarı bakımından ve fiyat rekabeti bakımından.

Değerli arkadaşlar, tabiî, Sayın Kemal Demirel'in denizcilikle ilgili dediği bir şey var, STCW diye bir konvansiyon var; bunun açılımı da şu: Gemiadamlarının yeterliliği ve vardiya tutma standardı. Bu sözleşmenin imzalanmadığını, kabul edilmediğini söyledi. Yine bu Parlamento, 2003'ün mayıs ayında bunu geçirdi, onayladı; şu anda yürürlüktedir.

Bir güzel haberi de size söyleyeyim; Türk gemiadamları, bir sene öncesine kadar kara listedeydi; yani, Uluslararası Denizcilik Teşkilatının yayımladığı listeler var; her yıl, bunları yayımlar, ülkelere sirküle eder ve geçtiğimiz ilkbaharda, nisan ayından itibaren, Türk gemiadamları beyaz listeye geçmiştir. Bu, bu konvansiyonu bu parlamentoda on yıl beklemeden sonra onaylayan siz milletvekillerimizin eseridir. Bu konuda, bütün Partim ve Cumhuriyet Halk Partisi milletvekillerine teşekkürlerimi sunuyorum.

Değerli arkadaşlar, yine, Avrupa Birliği uyum sürecinde, denizciliğimizle ilgili yapılan çalışmalardan övgüyle söz edilmektedir. Eşleşme projelerinde, tek kabul edilen ve takdire şayan görülen proje, denizcilik konusundaki eşleşme projesidir. Bu projenin temeli de gemilerimizin, limanlarımızın, denizciliğimizin seyir ve emniyetine verdiğimiz yoğunluktan, ehemmiyetten kaynaklanıyor. Bakın, 2004 başından beri, gemi trafik sistemini yürürlüğe koyduk. Boğazlarda, trafik yüzde 30 arttı; on yıl önce, Boğazlardan taşınan petrol miktarı 60 000 000 tondu; şu anda, 145 000 000 ton taşınıyor. Allah'a şükür, bir sene içerisinde, kayda değer bir kaza olmamıştır, Boğazlarda bir kapanma söz konusu olmamıştır.

Rusya...

MUHARREM İNCE (Yalova) - Trenler yapıyor kazaları zaten!..

ULAŞTIRMA BAKANI BİNALİ YILDIRIM (Devamla) - Sayın İnce, oraya da geleceğim, hiç merak etme... Takıldın trene, gidiyorsun!.. Oraya da geleceğim.

Şimdi... Konsantrasyonumu bozdun, ne güzel gidiyordum! (Alkışlar)

RAMAZAN KERİM ÖZKAN (Burdur) - "Boğazlarda kaza olmamıştır" dediniz.

ULAŞTIRMA BAKANI BİNALİ YILDIRIM (Devamla) - Rusya, geçenlerde -Sayın Putin'in ziyaretiyle aynı gün- Uluslararası Denizcilik Teşkilatına (IMO) Boğazlarda kastî kısıtlama yapılıyor, trafik engelleniyor, bunun dikkate alınması, uyarılması için bir kâğıt verdi; ancak, Uluslararası Denizcilik Teşkilatı ne yaptı biliyor musunuz; bu kâğıdı ciddîye almadı ve gündeme koymadı. Neden; çünkü, Türkiye'nin 45 000 000 dolar harcayarak yaptığı gemi trafik sisteminin dünyada eşi yoktur, çok iddialı söylüyorum, dünyada hiçbir yerde eşi yoktur. Amerikalılar bunu söylüyor, Ruslar bunu söylüyor, herkes bunu söylüyor. IMO Başkanı da, geldi bunu söyledi. Onun için, bu mazeret de ortadan kalkmıştır.

Yine, bu sistemin devreye girmesiyle, Boğaz'da 40 saate varan beklemeler varken, 8 saate düşmüştür. Düşünün, 700 metrelik genişliği olan yerden, 300 metre boyunda gemi geçiriyorsunuz. Allah muhafaza... Ve bir bomba; 300 000 ton yüklü!..

Değerli arkadaşlar, hakikaten, bugüne kadar, denizcilikle ilgili olarak, elli yılda yapılamayan işler yapılmıştır.

Son bir şey söyleyeyim. Denizcilikte ÖTV'yi sıfırladık biliyorsunuz ve bununla birlikte, 166 trilyon teşvik sağladık. Kime sağladık; yolcu taşımacılarına, kostercilerimize, balıkçılarımıza, turizm taşımacılığı yapan yatlarımıza. Bu teşvikin yüzde 55'i kamu kuruluşlarına; yani, TDİ, deniz otobüsleri, çeşitli belediyelerin taşımacıları, kalanı da özel sektöre. Peki, bunun sonucunda ne oldu dersiniz; her tarafta fiyat artışı olurken, deniz taşımacılığında yüzde 40'a varan indirimler yaşadık. Biliyorsunuz, cemre önce havaya, sonra suya, sonra da karaya düşer.

RASİM ÇAKIR (Edirne) - En son köylüye yani!

ULAŞTIRMA BAKANI BİNALİ YILDIRIM (Devamla) - Şimdi, havaya düştü ne oldu; hava taşımacılığı coştu, fiyatlar yüzde 50 düştü.

ATİLLA KART (Konya) - Hangi fiyatlar düştü?..

ULAŞTIRMA BAKANI BİNALİ YILDIRIM (Devamla) - Ben size söyleyeyim hangi fiyatların düştüğünü. Türkiye'nin her yerine özel sektörün uçuşuna imkân verecek düzenleme yaptık. Bugün, Erzurum'a gidin, 75 000 000; Van'a gidin, 75 000 000; Trabzon'a gidin, 75 000 000; Diyarbakır'a gidin, 75 000 000. (AK Parti sıralarından alkışlar)

MAHFUZ GÜLER (Bingöl) - 69 000 000 oldu Sayın Bakanım.

ULAŞTIRMA BAKANI BİNALİ YILDIRIM (Devamla) - 69 mu oldu! Takip edemiyoruz, ne yapalım; düşmeye devam ediyor. (AK Parti sıralarından alkışlar)

Şimdi, işin şakası bir tarafa, bir şey daha var; 2004 yılında hava taşımacılığımıza bakıyoruz, içhatlarda yüzde 58, dışhatlarda yüzde 30 artışımız var; geçen sene toplam taşımacılığımız -içhat, dışhat- 32 500 000 iken, bu yıl 42 500 000'e çıkmış. İçhata bakıyoruz, 9 000 000'dan 14 000 000'a çıkmış, 5 000 000'luk fark var. Bakın, bu 5 000 000 nereden geldi; üç tane özel şirket devreye girdi, birçok vatandaşımız, ömründe uçağa binmemiş insanlar uçağa bindi, hem de ekonomik olarak uçağa bindi.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun Sayın Bakanım; konuşmanızı tamamlayın.

MUHARREM İNCE (Yalova) - Kamyoncular sizin oylardan 6 sıfır atmışlar Sayın Bakan!..

ULAŞTIRMA BAKANI BİNALİ YILDIRIM (Devamla) - Evet, şimdi oraya geliyorum, kamyoncular işi daha zevkli olacak; merak etme, şimdi geliyorum.

Şimdi, havayolunda -havayı bir bitirelim- 5 140 000 yolcu artışı var. Şöyle kabataslak bir hesap yaptım, 450 trilyon ciro... Bu 450 trilyondan devletin havadan kazandığı KDV 90 trilyon, Kurumlar Vergisi olarak aldığı para 118 trilyon, sektöre sağlanan ilave istihdam 6 500 kişi. Daha ne istiyoruz Allah'tan! (AK Parti sıralarından alkışlar)

AHMET KÜÇÜK (Çanakkale) - Havadan gitmeseydi karadan gidecekti!

ULAŞTIRMA BAKANI BİNALİ YILDIRIM (Devamla) - Haa, şimdi, bunlar hep havadan gelenler; denizden gelenler de var; onu da söyledik; turizmden geliyor, balıkçılardan geliyor, kruvaziyer gemilerden geliyor...

GÜROL ERGİN (Muğla) - Geliyor da geliyor!..

ULAŞTIRMA BAKANI BİNALİ YILDIRIM (Devamla) - Haa, şimdi, geliyor da geliyor Sayın Hocam.

Şimdi, geldik; cemre ne oldu; denize düştü, deniz taşımacılığı da düştü, ucuzladı. En son karaya geldi, karaya düşüyor biliyorsunuz en son.

ALİ KEMAL KUMKUMOĞLU (İstanbul) - Vatandaşlar havada, denizde değil ki, vatandaşlar karada; daha onlara hiçbir şey düşmedi!

ULAŞTIRMA BAKANI BİNALİ YILDIRIM (Devamla) - Bunları söylerken, herhalde, sen şekerleme yapıyordun Sayın Deveciler! (Gülüşmeler) Yani, bu söylediklerim kimin... Vatandaşın cebine gireni söylüyorum.

MUHARREM İNCE (Yalova) - Kumkumoğlu; Deveciler değil.

ULAŞTIRMA BAKANI BİNALİ YILDIRIM (Devamla) - Affedersin; Kumkumoğlu; karıştırdım. İki sevdiğim vekilim var, isimlerini karıştırıyorum hep de.

SEDAT KIZILCIKLI (Bursa) - Diğerlerini sevmiyor musunuz?

ULAŞTIRMA BAKANI BİNALİ YILDIRIM (Devamla) - Yok, daha çok sevdiğim diyelim. (Gülüşmeler) Bizim sektörle çok ilgilenen arkadaşlar diyorum, o anlamda söyledim.

Şimdi, değerli arkadaşlar, Başkan ikaz edecektir; bu kadar sulandırmaya lüzum yok, ciddî konulara dönelim.

Şimdi, kara sektöründe elli yılda yapılamayan, karayolu taşımacılığını kurumsal bir statüye kavuşturan Karayolu Taşıma Kanunu bu Meclisten -46 madde- on dakikada geçti. CHP de AK Parti de hiçbir şekilde bunun üzerinde konuşmadılar. Neden; komisyonlarda, yasanın hazırlanmasında çok büyük zaman harcandı, çok çeşitli görüşler, derlendi, herkesin isteği azamî oranda sağlanmış oldu. Tabiî, bir de, bunun yönetmeliği var. Yönetmeliğini de hazırladık -üç ay sürdü- ve bu yönetmelik de yürürlüğe girdi.

Burada sorun ne; bu kanun ne getiriyor; bu kanun üç şey getiriyor: Avrupa Birliği müktesebatı... Şimdi, Avrupa Birliğine gireceğiz; 31 tane müzakere edeceğimiz konu başlığı var. Bunlardan bir tanesi de hizmetlerin teminindeki hürriyet. Bu, bir konu başlığı; yani, her türlü hizmetin temininde kimseye hiçbir kısıtlama getirilmemesi lazım. Bu, ulaşım sektörü için çok önemli ve çok yakından ilgilendiriyor. Onun için, bu sektörün düzenlenmesinde, meslekî yeterlilik, malî yeterlilik ve meslekî saygınlık önde geliyor. İşte, kanun bu esaslar üzerine kurulmuştur.

Bakın, Türkiye'de 10 000 000 taşıt var; bütün taşıtlar. Bunların 1 048 000'i ticarî taşıtlardır. Bu ticarî taşıtların, bu kanundan önce sadece yüzde 3,6'sı kayıt içindeydi. Tamamen gelişigüzel bir sektör. Arz-talep dengesi hiçbir zaman gözetilmemiş. Yurt içinde eşya taşımacılığı yapan 700 000 kamyonun 300 000'i elan boş; iş yok. Niye; yeterince talep yok. Peki, ne oluyor bu sefer; bu sefer "ben 20 tonluk kamyonuma 30 ton atarım arkadaş ve şuna giderim" diyor. Dolayısıyla, kendi hayatını da yolları da insanları da riske sokuyor.

İşte, bu sektörün disiplin altına alınması lazım. Bizim, hiçbir şekilde, kamyoncumuzla, kooperatifçimizle, taşımacımızla bir sorunumuz yok. Bunları teker teker konuşuyoruz. Kooperatiflerle ilgili yönetmelikte bir sorun vardı, o da giderildi. Neydi o; taşımacılık yapmak için sermaye şirketi kurmak gerekiyor. Halbuki, kooperatifçilerimiz, meslekî teşekküller; onlara da bu hakkı tanıdık, şimdi onlar da belge alabilecekler, onlar da taşımacılığı, üyeleri bulunan kamyoncularımız, münferit müteşebbislerimiz adına gerçekleştirebilecekler.

Bu kanunla ilgili çok kararlı olmamız lazım değerli arkadaşlar. Burada, siyaset yapmamızın, bu ülkenin, bugüne kadar, ulaşımda geldiği bu çarpık durumuna hizmet etmekten başka bir faydası olmaz. Ben, bunu çok açıklıkla söylüyorum. Bu konuda da herkesin desteğini istiyorum. Eğer, biz, taşımacılık sektörümüzü, o kamyoncunun, bütün halkımızın, hepimizin hafızasındaki çile dolu hayatını, herkesin yaptığı gibi, medenî bir insanın yaptığı gibi, güzel, önü, sonu, geleceği belli bir işe dönüştürmek istiyorsak, bizim, bu kanunu kuvvetle savunmamız lazım, sorunları bu kanun içinde çözmemiz lazım. Dün...

MUHARREM İNCE (Yalova) - Para alıyorsunuz Sayın Bakan, ne yapıyorsunuz?!

ULAŞTIRMA BAKANI BİNALİ YILDIRIM (Devamla) - Bu parayı alıyoruz; doğru...

MUHARREM İNCE (Yalova) - 1 500 000 000 lira para alıyorsunuz.

ULAŞTIRMA BAKANI BİNALİ YILDIRIM (Devamla) - Hayır, 1 milyar.

RAMAZAN KERİM ÖZKAN (Burdur) - 1 500 000 000 oldu Sayın Bakanım.

ULAŞTIRMA BAKANI BİNALİ YILDIRIM (Devamla) - Olmadı; 1 100 000 000.

RAMAZAN KERİM ÖZKAN (Burdur) - 26'sından sonra 1 500 000 000 oldu.

ULAŞTIRMA BAKANI BİNALİ YILDIRIM (Devamla) - 1 100 000 000; onu düzeltiyorum. Ama, bunun ödemesi için de kolaylık sağlıyor...

MUHARREM İNCE (Yalova) - Beni kamyoncu okuttu; ben biliyorum o işi, temelini biliyorum; yaptım ben o kamyonculuğu.

ULAŞTIRMA BAKANI BİNALİ YILDIRIM (Devamla) - Ben de yaptım.

MUHARREM İNCE (Yalova) - Muavinlik yaptım ben orada.

ULAŞTIRMA BAKANI BİNALİ YILDIRIM (Devamla) - Ben de otobüsçülük yaptım. Sana, vaktim yok, hepsini anlatırım bunun.

MUHARREM İNCE (Yalova) - Ama, siz unutmuşsunuz o günleri, unutmuşsunuz.

ULAŞTIRMA BAKANI BİNALİ YILDIRIM (Devamla) - Ben, bunun hepsini anlatırım da, buna gerek yok. Bak, bir şey söylüyorum...

---

**Kaynak gösterme:** Binali Yıldırım (AK Parti, İstanbul). “2005 mali yılı bütçe kan.tas. (7 nci tur görüşmelerinde ) tarım ve köy işl.bakanlığı,ulaştırma bakanlığı”. TBMM Genel Kurulu, 38. Birleşim tutanağı, 23 Aralık 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/binali-yildirim-22-2004-12-23-2005-mali-yili-butce-kan-tas-7-nci-tur-gorusmelerinde-tarim-ve-koy (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
