# Bor ve ürünleri araştırma enstitüsü kurulması hk.kan tas. ( s.sayısı :135 )

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Birgen Keleş (CHP, İstanbul)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 87. Birleşim
- **Tarih:** 29 Mayıs 2003
- **Gündem:** BOR VE ÜRÜNLERİ ARAŞTIRMA ENSTİTÜSÜ KURULMASI HK.KAN TAS. ( S.SAYISI :135 )
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/birgen-keles-22-2003-05-29-bor-ve-urunleri-arastirma-enstitusu-kurulmasi-hk-kan-tas-s-sayisi

> Birgen Keleş (CHP), 29 Mayıs 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 87. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: BOR VE ÜRÜNLERİ ARAŞTIRMA ENSTİTÜSÜ KURULMASI HK.KAN TAS. ( S.SAYISI :135 )); konuşma 861 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA BİRGEN KELEŞ (İstanbul)- Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; incelemekte olduğumuz tasarının 6 ncı maddesiyle ilgili olarak Grubumuzun görüşlerini yansıtmak üzere söz almış bulunuyorum ve Yüce Meclise saygılar sunuyorum.

Aslında, çok önemli bir konuda hazırlanmış bir tasarıyı tartışmaktayız; ama, ne var ki, tasarının hazırlanışı konunun önemine layık bir şekilde olmamıştır. Çünkü, tasarı hazırlanırken, diğer arkadaşlarımın da belirttiği gibi, meslek odalarının görüşü alınmamıştır ve ilk şeklinde, Eti Holding içinde bile gereği gibi tartışılmamıştır; oysa, bor ve ürünleri, Türkiye'nin sadece bugünü için önem taşımamaktadır, yarınları için de çok önemlidir. Anayasanın 168 inci maddesinde "Tabiî servetler ve kaynaklar Devletin hüküm ve tasarrufu altındadır. Bunların aranması ve işletilmesi hakkı Devlete aittir. Devlet bu hakkını belli bir süre için, gerçek ve tüzelkişilere devredebilir" denilmektedir.

1978 yılında 2172 sayılı Yasayla, bor yataklarıyla ilgili faaliyet imtiyazı Etibanka devredilmiştir. Bugün halen yürürlükte olan 2840 sayılı Yasa ise 1983 yılında yürürlüğe girmiştir ve bor yataklarının işletilmesinin kamu eliyle yapılması bir kez daha yasal güvenceye kavuşmuştur. Ondan sonra gerçi bu durumu zedeleyen birtakım girişimler olmuştur; ama, 2840 sayılı Yasa, bugün için de geçerlidir.

Aslında, Türkiye'de bor işletmeciliğinin gelişmesi, Etibankın 1955'li yıllarda bor tuzlarıyla ilgilenmesiyle başlamıştır. 1958 yılında cevher üretilmiş, 1959'da ihraç edilmiş; ama, hemen, o tarihte de, Türkiye'de bu konularda çalışan İngiliz Borax şirketinin engellemeleri başlamıştır. Cevher satış fiyatının düşürülmesi, 5 000 tonluk bir tesis kuracağını saklayarak 150 000 veya 200 000 tonluk kolomenit satış anlaşmaları imzalamak, mühendislik bilgileri, ekipman temini gibi konularda inanılmaz güçlükler çıkarmak ve özelleştirmeyi sürekli olarak gündemde tutmak, bu konularda yapılan engellemelerin sadece bazılarıdır ve bu, birbiri ardına devam etmiştir, 1978'li yıllardan sonra da artarak sürdürülmüştür.

Ama, buna rağmen, Eti Holding dönemi, bor yataklarının en verimli kullanıldığı ve en iyi şekilde değerlendirildiği bir dönem olmuştur. Rezervler artmıştır -aslında, son yıllarda rezerv arayışı durmasa, belki rezervlerdeki artış daha da büyük oranda olabilirdi- rafine ürün kapasitesi artmıştır ve mevcut tesisler çevre kurallarına uygun bir şekilde işletilmiştir. Kâr oranlarında büyük artışlar olmuştur; çünkü, ürünlerin birbirini ikame etmesi dengelendiğinden, üretim ve satış, pazarlama tek elden yapıldığından kâr oranlarında büyük artışlar sağlanmıştır ve bugün için, dünya pazarlarının yüzde 36'sı ve Avrupa pazarının da yüzde 51'i Eti Holding tarafından kontrol edilebilir hale gelmiştir.

Adalet ve Kalkınma Partisinden konuşan bir arkadaşım, bu gelişmelerin yeterli olmadığını söyledi, doğrudur; ama, bu dönemdeki gelişme yetersizliği, biraz da genel politikalardan kaynaklanmıştır.

Değerli arkadaşlarım, 1980 sonrasında sanayileşmeyi gündemdışına çıkaran, kamu kuruluşlarına yatırım yaptırtmamayı âdeta meziyet sayan ve araştırma-geliştirme çalışmalarına binde 4 gibi çok düşük oranlarda kaynak ayıran iktidarlar, sanayileşmeyi, dolayısıyla, madenciliği ve de teknoloji üretimini fevkalade olumsuz yönde etkilemişlerdir.

Sanayileşmenin gündemdışına çıkması, tabiî, bir yandan sağlıklı bir ekonomik yapıya kavuşmamızı da engellemiştir, madenciliğimizi de zor durumda bırakmıştır; çünkü, madencilik ve bunun gelişmesi, sanayi sektöründeki gelişmeye ve kurulan sanayi tesislerinin madencilik sektörü ürünlerini girdi olarak kullanmasına büyük ölçüde bağlıdır. Oysa, 1980'den sonra gördüğümüz şudur: Sabit sermaye yatırımları içerisinde, sanayi sektörüne, yani, imalat sanayiine ayrılan yatırımlarda dramatik düşüşler kaydedilmiştir; aynı şekilde, madencilik sektörüne ayrılan yatırımlarda da dramatik düşüşler kaydedilmiştir. Sanayi sektöründe, 1981'de, yüzde 28,8'den yüzde 17,7'ye inen oran, madencilik sektöründe de yüzde 4,7'den yüzde 1,6'ya kadar inmiştir.

Tasarıda enstitünün amacı, bor ve ürünlerinin geniş kullanımını sağlamak, yeni bor ürünlerinin üretimini ve geliştirilmesini gerçekleştirmek için kullanıcıların araştırmaları için gerek duydukları bilimsel ortamı temin etmek, bor ve ürünlerini kullanan veya bu konularda araştırma yapan kamu ve özel kuruluşlarla işbirliği yaparak araştırma yapmak, yaptırtmak ve mevcut araştırmaları koordine etmek olarak tanımlanmaktadır.

Enstitünün görevleri bölümünde ise, bilimsel çalışmaların teknolojik yeniliklere dönüştürülmesinden, yurt dışından teknoloji transfer edilmesinden, özel sektörle işbirliğinden ve araştırma-geliştirme sonuçlarının piyasaya sunulmasından söz edilmektedir. Açık olmamakla birlikte, burada, yeni ürünün patentinin veya üretim yönteminin piyasaya verilmesi veya satılması söz konusudur. Eğer, bununla, Eti Holdingin piyasa hâkimiyetinin kırılması hedef alınıyorsa, bilinmelidir ki değerli arkadaşlarım, bu, tarihî bir hata olacaktır; çünkü, US Borax'ın piyasa kontrolü, bütün etkinliğiyle devam etmektedir ve bu durumda, Eti Holdingin piyasayı kontrolü zedelenirse, bu, Eti Holdingin US Borax karşısında boyun eğmesiyle sonuçlanacaktır.

Değerli milletvekilleri, enstitünün görevlerinin ne olduğunu ve mevcut yapıyla bunun gerçekleştirilip gerçekleştirilemeyeceğini çok tartışabiliriz; ancak, bu konuyu yakından izleyen çevrelerin hemfikir olduğu, görüş birliğinde olduğu birkaç nokta vardır. Bunlardan bir tanesi, enstitünün, öngörülen şekliyle ciddî bir araştırma kuruluşu olmadığıdır. Bu konuyu iyi bilen herkes ve meslek odaları, bu konuda görüş birliği içindedirler ve enstitüde bilimsel kurul bulunmayışını, haklı olarak, bunun kanıtı olarak göstermektedirler. Değerli arkadaşlarım, aslında, bunu düzeltmek elimizdedir. Bunu düzeltebiliriz; çünkü, yönetim kurulu bir bilim kurulu oluşturabilir ve hatta, biz, burada, kabul ettiğimiz maddelere, yönetim kurulunun ileride bir bilim kurulu oluşturacağını da ekleyebiliriz.

Üzerinde ikinci görüş birliği olan konu, enstitünün, idarî ve malî özerkliğinin bulunmadığıdır. Atamalar başbakan tarafından yapılmaktadır, bakanlıklarca önerilen kişilerde, kamuda görev yapma koşulu bile aranmamaktadır; özel sektörde belli bir deneyim kazanmaları yeterli sayılmaktadır. Başkan, bakanın teklifiyle, başbakan tarafından atanmaktadır ve bu başkan, programın hazırlanması ve kaynakların harcanmasından sorumludur. Başkan, tek yetkili gibidir; üç koordinatörle birlikte, enstitüyü yönetmektedir. Yönetim kurulunun görev ve yetkileri kendi başına değil de, başkanın ve başkanlığın görev ve yetkileriyle birlikte incelendiğinde görülmektedir ki, yönetim kurulunun görev ve yetkileri başkanın önerilerini onaylamaktan ibarettir.

Yönetim kurulunun 5 üyesinin siyasetçiler tarafından belirlenmesi ve ilk şekliyle, meslek odalarından ve Eti Holdingden birer üye bile alınmaması, aslında, yönetim kurulunun işlevinin çok da ciddiye alınmadığının bir göstergesidir. Bu durumun düzeltilmesine memnun oldum; kutluyorum.

Enstitü, hiçbir plan ve programa dayanmadan kurulmuş izlenimini vermektedir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Birgen Keleş (CHP, İstanbul). “Bor ve ürünleri araştırma enstitüsü kurulması hk.kan tas. ( s.sayısı :135 )”. TBMM Genel Kurulu, 87. Birleşim tutanağı, 29 Mayıs 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/birgen-keles-22-2003-05-29-bor-ve-urunleri-arastirma-enstitusu-kurulmasi-hk-kan-tas-s-sayisi (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
