# Bazı kanunlarda değişiklik türkiye imar bankası t.a.ş. hakkında kan.tas. (s.sayısı : 304 )

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Birgen Keleş (CHP, İstanbul)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 27. Birleşim
- **Tarih:** 11 Aralık 2003
- **Gündem:** BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK TÜRKİYE İMAR BANKASI T.A.Ş. HAKKINDA KAN.TAS. (S.SAYISI : 304 )
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/birgen-keles-22-2003-12-11-bazi-kanunlarda-degisiklik-turkiye-imar-bankasi-t-a-s-hakkinda-kan-ta

> Birgen Keleş (CHP), 11 Aralık 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 27. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK TÜRKİYE İMAR BANKASI T.A.Ş. HAKKINDA KAN.TAS. (S.SAYISI : 304 )); konuşma 1.484 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA BİRGEN KELEŞ (İstanbul) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; incelemekte olduğumuz tasarının tümü üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum ve Yüce Meclise saygılar sunuyorum.

Tasarıya gelmeden önce, bugün, sık sık, son dakikada gerçekleştirilen gündem değişiklikleriyle ilgili olarak yapılan konuşmaları çok ciddîye almadan dinlediğiniz izlenimini edindiğim için, izin verirseniz eğer, birkaç cümle söylemek istiyorum.

Gerek komisyonlarda gerek Genel Kurulda, gündem son dakikada değiştirilmekte ve üyelerin tartışacakları metinlere 48 saatten daha kısa bir sürede ulaşmalarına yol açılmaktadır; aslında, 48 saat süresinden mahrum olmalarına yol açılmaktadır.

(x) 304 S. Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.

Değerli arkadaşlarım, kişiler ve toplum açısından, bazı davranış biçimleri yasaldır; ama, ahlakî değildir. Bunun, çok örnekleri vardır. Türkiye Büyük Millet Meclisinde de, ancak zorunlu hallerde başvurulması gereken İçtüzüğün 19 uncu maddesine her vesileyle başvurulması ve oy çokluğuna dayanılarak gündemin son dakikada değiştirilmesi, belki bir İçtüzük maddesine uygundur; ama, kesinlikle emin olun ki, demokrasiyle bağdaşan bir davranış biçimi değildir, demokratik değildir, 48 saat koşuluna aykırıdır ve gerek muhalefetteki gerek İktidar Partisindeki milletvekillerinin Meclis çalışmalarına istedikleri düzeyde hazırlanarak katılmalarını da engelleyici bir durumdur.

Biraz önce, dışarıda, tesadüfen, geçen yıl, bu yasama dönemi için, sık sık son dakika değişiklikleri yapmayacağınıza söz vermiş olduğunuzu öğrendim. Bundan büyük mutluluk duydum ve son dakika değişikliklerinden çok sıkıntı çeken ve bunu sakıncalı bulan bir arkadaşınız olarak da, bu yasama dönemi için verdiğiniz sözü tutmanızı diliyorum.

Sayın milletvekilleri, Türkiye, son yıllarda, çok sayıda yolsuzlukla, soygunla, usulsüz kredi, hayalî ihracat, rüşvet, ihalelerde yolsuzluk olaylarıyla karşılaşmıştır; ancak, yasadışı işlemlerin en çarpıcı olanları bankalarla ilgili olarak yaşanmıştır. İmar Bankasının da, banka yolsuzlukları arasında özel bir yeri vardır.

Bu yolsuzluklardan, yolsuzluğu yapan kadar, bu yolsuzlukları mümkün kılan ortamı hazırlayan kişilerin de sorumluluğu bulunmaktadır. Açıktır ki, çok sayıda özel banka etkin bir şekilde izlenmemiş, denetlenmemiş ve denetim elemanlarının hazırladıkları raporların gereği yerine getirilmemiştir. Tıpkı, bir zamanlar, banker diye bir çaycının peşine çok sayıda insanın takılması gibi, bu dönemde de yetkililer, hem bankacılık sektörünü banker olamayacak nitelikteki insanlara teslim etmişler hem de çok rahatlıkla saptanabilecek olan olumsuzluklara seyirci kalmışlardır. Banka sahipleri ve üst düzey yöneticiler, toplumun parasını kendi şirketlerine aktarmışlar veya yurt dışına kaçırmışlardır. Soygun ve usulsüzlük, herkesin gözü önünde cereyan etmiştir; ama, gerekli tepki gösterilmemiştir. O kadar ki sayın milletvekilleri, Cumhuriyet Halk Partisi, ilk kez yolsuzluklardan birini açığa çıkardığında, büyük bir maliyet ödemek zorunda kalmış ve Türkiye Büyük Millet Meclisinin dışında kalmıştır. Ne var ki, eğer o tarihte gerekli duyarlılık gösterilmiş olsaydı, 3 500 000 000 dolarla geçiştirilebilecek olan bir zarar, bugün 50 milyar doları aşmıştır. İşin en üzücü olan tarafı da, asıl yolsuzluk yapan ve yolsuzluğa yeşil ışık yakanların henüz bir bedel ödememiş olmalarıdır.

Sayın milletvekilleri, bankalardaki yolsuzluk nedeniyle 52 milyar dolarlık bir kayıp söz konusudur. Bakanın yaptığı açıklamaya göre, sadece İmar Bankası nedeniyle uğranılan zarar 8,7 katrilyon Türk Lirasıdır.

Burada, hemen, 2003 yılı bütçesindeki toplam yatırım miktarını size anımsatmak istiyorum. 2003 yılı bütçesindeki toplam yatırım miktarı 7,9 katrilyon liradır. Diğer bir deyişle, 2003 yılı bütçesindeki yatırımlardan daha büyük bir miktarın zararıdır gündemde olan.

2003 yılı bütçesi hazırlanırken, yatırımların çok büyük bir düşüş kaydettiğini ve yetersiz olduğunu söylediğimizde ve artırma olanaklarının bulunup bulunmadığını araştırdığımızda, iktidarınızın bakanları, bize, bunun söz konusu olamayacağını, herhangi bir artış sağlanamayacağını, aksi halde, dengenin bozulacağını söylüyorlardı. Şimdi, konsolide bütçe çerçevesinde yapılan yatırımlardan daha fazla bir miktarın ödenmesi söz konusudur. Yetkililer, bu durumun, Türkiye'nin borç miktarını toplam olarak birkaç puan artıracağını; ama, dengeyi olumsuz yönde etkilemeyeceğini söylemektedirler. Tabiî, arada geçen süre içerisinde ne gibi büyük ve fevkalade olağanüstü değişikliklerin olduğu açıklanmaya muhtaçtır; ama, ileri sürülen iddia ne olursa olsun, açıktır ki, 8,5 katrilyonluk bir içborç artışı toplumun sırtına binen ek bir yük olacaktır.

Sayın milletvekilleri, İmar Bankası olayında birkaç tane çok ilginç nokta vardır. Bunlardan biri şudur: İmar Bankasında profesyonelce işlenmiş organize bir suç söz konusudur. O kadar ki, bilgisayar işlemlerine müdahale edilmiş, yeni ve özel programlar geliştirilmiş ve bankacılık sektöründen sorumlu mercilerin dikkatini çekmeden İmar Bankasına yatırılan mevduatın onda 9'u -dikkatinizi çekmek istiyorum, onda 9'u- sistem dışına aktarılmıştır. Çifte kayıt sistemi geliştirilmiş ve gerçek mevduat miktarından banka yöneticileri ve Uzanların bir şirketi dışında, hiç kimsenin haberdar olmaması sağlanmıştır. Bankaya el konulduktan sonra da yetkililerin gerçek rakamlara ulaşmaması için her türlü engelleme yapılmış ve kayıtlar silinmiştir.

İlginç olan ikinci nokta şudur: ÇEAŞ ve Kepez sözleşmelerinin 12 Haziran 2003'te iptal edilmesi üzerine, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu, İmar Bankasının yönetiminde bulunan üyelerine veto yetkisi vermiş ve hiçbir şekilde Uzan Grubuna kaynak aktarılmamasını istemiştir. Ne var ki, 25 Hazirana kadar talimata aykırı gelişmeler devam etmiştir ve bu dönemde, 90 trilyon Türk Lirası kadar mevduat da bankadan çekilmiştir. 26 Haziranda da, İmar Bankası, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kuruluna bilgi göndermekten vazgeçmiştir ve Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kuruluna atanmış olan yönetim kurulu üyesi dışındaki tüm yöneticiler istifa etmiştir.

30 Haziran 2003 tarihi itibariyle, devlet iç borçlanma senedi portföyü, sadece 15 milyar Türk Lirası iken ve devlet iç borçlanma senedi satma yetkisi olmadığı halde, İmar Bankası, devlet iç borçlanma senedi satar gibi yaparak, müşterilerden 724,4 trilyon lira toplamıştır. İmar Bankasının Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devir tarihi ise, 3 Temmuz 2003'tür.

O tarihte, bu konuda yapılan açıklamada, fona devredilmesi sırasında yapılan açıklamada "yapılan değerlendirme sonucunda, yükümlülüklerini vadesinde yerine getirmeyen, alınması istenilen tedbirleri almayan, faaliyetin devamı, mevduat sahiplerinin hakları ve malî sistemin güven ve istikrarı bakımından tehlike arz eden Türkiye İmar Bankası Anonim Şirketinin bankacılık işlemlerini yapma ve mevduat kabul etme izninin kaldırılmasına, 4389 sayılı Bankalar Kanununun 14 üncü maddesinin 3 üncü fıkrası uyarınca karar verilmiştir" denilmektedir.

Değerli arkadaşlarım, bilir misiniz, Amerikalıların "akşam yemeğinden sonra günaydın" diye bir özdeyişleri vardır. Sanıyorum, bu söz, İmar Bankası benzeri olaylar için kullanılmaktadır; çünkü, İmar Bankasıyla ilgili bir raporda da yer aldığı gibi, bankanın borsa bankerlik belgesinin Sermaye Piyasası Kurulu tarafından 1990 yılında iptal edilmiş olduğu, ancak bu durumun kamuoyuna duyurulmadığı ve Bankanın, 2002 yılı ekim ayından bu yana, bono ve tahvil piyasası işlemleri yaptığı bilinmektedir. Yani, bunların her biri, aslında, çok daha önce el konulması için geçerli nedenlerdir. Değerli arkadaşlarım, diğer bir deyişle, yasal olmayan bir şekilde sermaye piyasası işlemleri yapan, bono ve tahvil satışlarını açığa yapan, mevduatın onda 9'unu sistem dışına çıkaran, Gelir Vergisiyle ilgili karartma ve gizlemeler yapan, yasalar ve düzenlemelere aykırı kayıt, raporlama ve belge sistemleri oluşturan bir bankaya, âdeta, zorunlu olarak, istenmeyerek el konulmuştur. Bu durumda "Daha önceleri nerelerdeydiniz" şarkısını da anımsamamak mümkün değildir. Aslında, mecbur kalmasalar, herhalde o tarihte de el koymayacaklardı; çünkü, başka türlü bir harekâtın mümkün olmadığı bir aşamada el konulmuştur.

Çok ilginç olan üçüncü bir nokta, İmar Bankasının gözetim altında olduğu söylemidir. Nitekim, Sermaye Piyasası Kurulu Başkanı Cansızlar, İmar Bankasında yapılan yolsuzluklarla ilgili olarak yaptığı bir açıklamada "kısaca BDDK diye bilinen Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulunun yürüttüğü üçlü denetim, bağımsız malî denetim ve yeminli murakıp denetimleri sırasında -yani, üç ayrı tür denetim yapıldığı halde- nasıl olup da yolsuzlukların gözden kaçtığını ve farkına varılmadığını anlayabilmiş değilim" demektedir. Bunu söyleyen kimdir; Sermaye Piyasası Kurulu Başkanı gibi, bu konuları en iyi anlayan kişilerden biridir.

Değerli arkadaşlarım, ilginç olan dördüncü nokta, sanki İmar Bankasına el konulmasından mevduat sahipleri veya devlet iç borçlanma senedi alanlar sorumluymuş gibi, çifte standart uygulanmasıdır. Mevduatlarını son ayda off-shore'dan çekenler ile devlet iç borçlanma senediyle ilgili olarak listelerde bulunmayanlara ve 3 Temmuz 2003'ten sonra devlet iç borçlanma senedi alanlara ödeme yapılmayacağını hükme bağlamıştır önümüzdeki tasarı.

Mevduatlarını son bir ayda off-shore'dan çekenlerle ilgili olarak, Plan ve Bütçe Komisyonunda vermiş olduğumuz bir önerge reddedilmiştir. Benzer bir önergeyi, biraz sonra tekrar vereceğiz.

Gerçek şudur değerli arkadaşlarım: Mevduata devletin verdiği güvenceye güvenen, geçim sıkıntısı çeken ve faiz geliriyle nefes almak isteyen mevduat sahipleri İmar Bankasını tercih etmişlerdir, yüksek faiz veriyor diye. Bu, yanlış bir seçim olabilir; ama, toplumu zamanında bilgilendirmeyen, uyarmayan, etkin bir denetim yapmayan iktidarlar hiç mi sorumlu değildir?! İşin en üzücü yanı da, hiçbir hatası olmayan milyonların bu bedeli ödeyecek olmasıdır. Devletin güvenilirliğini ve onurunu korumak için fedakârlık, yine, masum milyonlardan beklenmektedir.

İktidar, bankaya el koymakta neden geciktiğini, Uzanların yurt dışına çıkmalarını önlemek için ne önlemler aldığını ve alınan önlemlerin neden başarısız olduğunu burada açıklamalıdır. Kimdir sorumlu?! Daha önce alınan karar neden kamuoyuna duyurulmamıştır?! Neden, 2002'den sonra gerekli açıklama yapılmamıştır ve gerekli önlemler, zamanında alınmamıştır?! Neden, şimdi çifte standart uygulanmakta ve Uzanlar tarafından dolandırılan, mevduatlarının onda 9'u banka dışına çıkarılan, kalanı da hemen tamamen Uzan şirketlerine kredi olarak aktarılan mevduat sahiplerinin bir kısmı bu defa da iktidar tarafından mağdur edilmektedir?!

Kuşkusuz, değerli arkadaşlarım, bu durum, üretimi, yatırımı dışlayan, sanayileşmeyi gündemdışına çıkaran, kişileri ve şirketleri faiz geliri elde etmeye yönelten bir yaklaşımın sonucudur ve uzun yıllardır devam eden bir yaklaşımın sonucudur; ama, Adalet ve Kalkınma Partisi, üretim, yatırım ve sanayileşme konusunda aynı politikaları uygulayarak, gerekli denetimi yapmayarak, duyarlı davranmayarak, gerekli önlemleri zamanında almayarak ve çifte standart uygulayarak bu perişanlığa katkıda bulunmuştur. Bu, itiraf edilmesi gereken bir durumdur. Cumhuriyet Halk Partisine de, her zamanki gibi, devletin onurunu ve halkın yararlarını korumak kalmaktadır.

Biz, halkımızın hakkını, devletimizin güvenilirliğini korumaktan onur duyarız; ama, istiyoruz ki, kıt olan kaynaklarımız, iktidarın yaptığı yanlışları tamir için değil, kalkınma için, iş alanı açmak için, okul yaptırmak için, herkesi sağlıklı bir yaşama kavuşturmak için ve toplumun tümünü insan onuruna yaraşan bir yaşam düzeyine ulaştırmak için kullanılsın.

Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Birgen Keleş (CHP, İstanbul). “Bazı kanunlarda değişiklik türkiye imar bankası t.a.ş. hakkında kan.tas. (s.sayısı : 304 )”. TBMM Genel Kurulu, 27. Birleşim tutanağı, 11 Aralık 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/birgen-keles-22-2003-12-11-bazi-kanunlarda-degisiklik-turkiye-imar-bankasi-t-a-s-hakkinda-kan-ta (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
