# 5394 sayılı türkiye istatistik kanunu ve anayasanın 89 uncu ve 104 üncü maddeleri gereğince bir daha görüşülmesi hk. (s.s.999)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Birgen Keleş (CHP, İstanbul)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 17. Birleşim
- **Tarih:** 10 Kasım 2005
- **Gündem:** 5394 SAYILI TÜRKİYE İSTATİSTİK KANUNU VE ANAYASANIN 89 UNCU VE 104 ÜNCÜ MADDELERİ GEREĞİNCE BİR DAHA GÖRÜŞÜLMESİ HK. (S.S.999)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/birgen-keles-22-2005-11-10-5394-sayili-turkiye-istatistik-kanunu-ve-anayasanin-89-uncu-ve-104-unc

> Birgen Keleş (CHP), 10 Kasım 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 17. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 5394 SAYILI TÜRKİYE İSTATİSTİK KANUNU VE ANAYASANIN 89 UNCU VE 104 ÜNCÜ MADDELERİ GEREĞİNCE BİR DAHA GÖRÜŞÜLMESİ HK. (S.S.999)); konuşma 1.000 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA BİRGEN KELEŞ (İstanbul) - Teşekkür ederim.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; 3 Temmuz 2005 tarihinde kabul edilen 5394 sayılı Türkiye İstatistik Kanununun Sayın Cumhurbaşkanı tarafından Türkiye Büyük Millet Meclisine bir kez daha görüşülmek üzere gönderilen ikinci maddesi 56 ncı maddedir. Bu maddeyle ilgili olarak, Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun görüşlerini ve kendi görüşlerimi yansıtmak için söz almış bulunuyorum ve Yüce Meclise saygılar sunuyorum.

Sayın milletvekilleri, yasama organı olarak fevkalade garip bir durumda olduğumuzu kabul etmeliyiz; çünkü, bir yandan yasa yapıyor, ama, öte yandan da yasaların hükümlerini ve Anayasayı dikkate almıyoruz. Tabiî, doğal olarak da, ciddî bir hukukçu olan ve görevi gereği, bulunduğu görev gereği Türkiye Cumhuriyetinin ilke ve niteliklerini korumakla yükümlü bulunan Sayın Cumhurbaşkanı, bıkmadan usanmadan, bizleri, Anayasaya ve yasalara saygılı olmaya davet ediyor.

Adalet ve Kalkınma Partisi döneminde, Anayasanın ve yasaların sık sık çiğnendiği, dikkate alınmadığı görülmektedir. Veto edilen yasalar, iade edilen kararnameler, Sayın Cumhurbaşkanı ve Cumhuriyet Halk Partisi tarafından Anayasa Mahkemesine yapılan başvurular, bu durumun kanıtıdır ve çok üzücüdür; ama, en az bunun kadar üzücü olan, hatta, bence, bundan daha fazla üzücü olan vetolar karşısında, yani, yasaların Türkiye Büyük Millet Meclisine bir kez daha incelenmek üzere gönderilmesi karşısında hükümetin takındığı tavırdır; çünkü, bir yasa veto edildiğinde, ilgili bakan, hemen "Türkiye Büyük Millet Meclisinden tekrar, aynen geçireceğiz" demektedir.

Sayın milletvekilleri, bu, uygun bir davranış biçimi değildir. Sayın Cumhurbaşkanının veto gerekçesini bile okumadan yapılan bu açıklamalar, sadece bize karşı değil, Adalet ve Kalkınma Partili milletvekilleri dahil, tüm Büyük Millet Meclisine karşı bir saygısızlıktır. Ayrıca, bu durum, aynı zamanda bir kamu tasarrufu olan ve bir kamu tasarrufu olarak hazırlanan yasaların hazırlanması sırasında aranması gereken kamu yararıyla da bağdaşan bir davranış biçimi değildir. Milletvekilleri, hükümetlerin istekleri doğrultusunda değil, kendi özgür iradeleriyle karar vermelidirler ve bir milletvekili, pekâlâ, kabul ettiği bir yasayı, itiraz olduğunda, yapılan itiraz gerekçesiyle incelediğinde reddedebilir, reddetme hakkına sahiptir ve bunu yok farz edip "aynen geçireceğiz" demek, çok şık bir davranış biçimi değildir.

İncelemekte olduğumuz yasanın Sayın Cumhurbaşkanı tarafından bir kez daha incelenmek üzere gönderilen her iki maddesi de Plan ve Bütçe Komisyonundan aynen geçirilmiştir. 56 ncı maddede, İstatistik Kurumu Başkanlığında Birinci Hukuk Müşaviri hariç, bütün atamaların başkan tarafından yapılacağı belirtilmektedir. Ayrıca, merkez ve taşra teşkilatında görevli personelin yer değiştirmeleri ve yükselme usul ve esaslarının yönetmelikle düzenleneceği ifade edilmektedir.

Şimdi, 1981 tarihli 2451 sayılı Yasada, yani, incelemekte olduğumuz yasayla değiştirdiğimiz, değiştireceğimiz yasada, sadece İstatistik Enstitüsü Başkanının ve Birinci Hukuk Müşavirinin üçlü kararnameyle atanacağı yazılıdır. İncelemediğimiz yasa, başkanın atanma şeklini değiştirmiş ve Bakanlar Kuruluyla atanmasını öngörmüştür. Dolayısıyla, Birinci Hukuk Müşaviri dışındaki atamaların başkan tarafından yapılmasının önerilmesi ilk bakışta uygun gibi gözükmektedir.

Ne var ki, Türkiye İstatistik Kanununun, yani, şimdi kabul edilen ve iki maddesini incelediğimiz kanunun 57 nci maddesiyle ekgösterge cetvelinde değişiklik yapılmıştır. Bu değişiklikle, başkan yardımcıları, daire başkanları ve bölge müdürleri, genel müdür yardımcısı statüsüne ve daha üst statüye yükseltilmişlerdir. Memurların statüsünü ve hiyerarşik konumlarını belirleyen en temel özellik, aylıklarını almaya hak kazandıkları gösterge ve ekgöstergelerdir değerli arkadaşlarım. 2451 sayılı Yasanın 2 nci maddesi, genel müdür yardımcıları ile daha üst düzey yöneticilerin ortak kararnameyle atanmasını öngörmektedir. İncelemekte olduğumuz bu 56 ncı maddede ise, yapılan değişiklik, bu görevlilerin ortak kararnameyle atanmasını, bir diğer deyişle, cumhurbaşkanının imzasına sunulmasını öngörmemektedir. Bu nedenle de, söz konusu değişiklik Anayasanın 8 inci, 104 üncü ve 105 inci maddelerine aykırıdır.

Sayın milletvekilleri, Anayasanın 8 inci maddesi "yürütme yetkisi ve görevi, Cumhurbaşkanı ve Bakanlar Kurulu tarafından, Anayasaya ve kanunlara uygun olarak kullanılır ve yerine getirilir" demektedir. Anayasanın 104 üncü maddesi "Cumhurbaşkanı devletin başıdır" demekte ve yasama, yürütme ve yargıyla ilgili görevlerini sıralamaktadır; kararname imzalamak da bu görevlerden bir tanesidir. 105 inci madde ise, cumhurbaşkanının sorumluluk ve sorumsuzluk hallerini açıklamaktadır ve cumhurbaşkanının tek başına yapacağı işler dışında bütün diğer kararların başbakan ve ilgili bakanlarca imzalanacağını belirtmektedir.

Üst düzey kamu görevlilerinin ortak kararnameyle atanması konusunda Anayasa Mahkemesinin de bir kararı vardır. 1993 tarihinde alınan 92/37 esas ve 93/18 karar sayılı Anayasa Mahkemesi kararında, bakanlık üst düzey görevlerine getirilecek memurların atama işlemlerinin, Anayasada benimsenen parlamenter sistem gereği, yürütme organını oluşturan ilgili bakan ve başbakan ile tarafsız cumhurbaşkanı tarafından imzalanacağı belirtilmektedir. Anayasanın 8, 104 ve 105 inci maddeleri yönünden bunun bir zorunluluk olduğu ifade edilmektedir.

Değerli arkadaşlarım, kaldı ki, Anayasanın, bu, biraz önce değindiğim maddeleri dışında, bir de 128 inci maddesi vardır. Bu maddede, "devletin, kamu iktisadî teşebbüsleri ve diğer kamu tüzelkişilerinin genel idare esaslarına göre -yürütmek zorunda oldukları (...) aslî ve sürekli görevler, memurlar ve diğer kamu görevlileri eliyle yürütülür" denilmektedir ve 128 inci maddede, memurların ve diğer kamu görevlilerinin niteliklerinin, atanmalarının, görev ve yetkilerinin, hak ve yükümlülüklerinin, aylık ve ödeneklerinin ve diğer özlük işlerinin kanunla düzenlenmesi öngörülmektedir.

128 inci maddenin son cümlesi ise, üst düzey bürokratlara verilen önemin bir göstergesidir; çünkü, bunların "yetiştirilme usul ve esasları, kanunla özel olarak düzenlenir" denilmektedir.

Şimdi, bunu yapıp yapmadığınızı, üst düzey görevlere atadığınız kişileri nasıl atadığınızı, burada itiraf etmeseniz de, düşünmenizi rica ediyorum AKP'liler olarak; çünkü, bu iktidar, hem bu tür kurallara riayet etmeden atamalar yapmaktadır hem de çok sayıda vekil ataması yapmaktadır; Sayın Cumhurbaşkanı bir atamayı onaylamadığı zaman, hemen vekil olarak atamaktadır. Oysa, vekil memur ile asaleten atanan memur arasında, atama usulü açısından, hiçbir fark yoktur. İktidar, bu konuda da, idare hukukuna aykırı bir davranış içindedir.

Değerli arkadaşlarım, 56 ncı madde, Anayasanın 2, 7 ve 11 inci maddelerine de aykırıdır. Kanunla düzenlenmesi gereken bir işin başka bir organ tarafından yapılması mümkün değildir. Nitekim, 7 nci maddede, "Yasama yetkisi Türkiye Büyük Millet Meclisinindir." ve "Bu yetki devredilemez" denilmektedir.

Anayasanın 2 nci maddesinde ise, Türkiye Cumhuriyetinin bir hukuk devleti olduğu belirtilmektedir.

Anayasa Mahkemesinin tanımına göre, hukuk devleti, insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, eylem ve işlemleri hukuka uygun olan, her alanda isabetli, adaletli bir hukuk düzeni kurup, bunu geliştirerek sürdüren, Anayasaya aykırı durumlardan ve tutumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, Anayasa ve hukukun üstün kurallarıyla kendini bağlı sayan, vergi denetimine açık, yasaların üstünde, yasa koyucunun da değiştiremeyeceği temel hukuk ilkeleri ve Anayasanın bulunduğu bilincinde olan bir devlettir. Anayasanın 11 inci maddesi "Anayasa hükümleri, yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını ve diğer bütün kuruluş ve kişileri bağlamaktadır" diye belirtmektedir. "Kanunlar Anayasaya aykırı olamaz" denilmektedir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Birgen Keleş (CHP, İstanbul). “5394 sayılı türkiye istatistik kanunu ve anayasanın 89 uncu ve 104 üncü maddeleri gereğince bir daha görüşülmesi hk. (s.s.999)”. TBMM Genel Kurulu, 17. Birleşim tutanağı, 10 Kasım 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/birgen-keles-22-2005-11-10-5394-sayili-turkiye-istatistik-kanunu-ve-anayasanin-89-uncu-ve-104-unc (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
