# Elektrik piyasası kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s1099)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Birgen Keleş (CHP, İstanbul)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 100. Birleşim
- **Tarih:** 10 Mayıs 2006
- **Gündem:** ELEKTRİK PİYASASI KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI (S.S1099)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/birgen-keles-22-2006-05-10-elektrik-piyasasi-kanununda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun-tasarisi

> Birgen Keleş (CHP), 10 Mayıs 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 100. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ELEKTRİK PİYASASI KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI (S.S1099)); konuşma 825 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

BİRGEN KELEŞ (İstanbul) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın milletvekilleri, şimdi, enerji sektörü, ekonomik ve sosyal yaşamın her alanını ilgilendiren ve bir ülkenin yurt dışındaki diğer ülkelerle rekabet etme olanağını belirleyen bir sektör, fevkalade önemli. O nedenle de bu sektörün ciddî bir şekilde planlanması ve ileriye dönük tahminlerin doğru yapılması, sorunlarının çözülmesi çok önemli. Türkiye'de bunun iyi yapıldığını söylemek mümkün değil. Plansız hareket edildiği için enerji maliyetleri artmış ve dışa bağımlılık da artmıştır. Oysa, Türkiye, kendi yerli kaynakları olan ve bunlardan da ne yazık ki yararlanmayan bir ülke durumundadır, yararlanabilecekken.

Şimdi de benzer bir hata yapılıyor ve nükleer santral kararını veriyor Bakan gidip yurt dışında bir yerde ve ondan sonra da, ne meslek odalarıyla ne sivil toplum örgütleriyle ne de akademisyenlerle konuşuluyor ve onların sözleri gözardı ediliyor.

Şimdi, hem Bakan hem AKP'li milletvekili arkadaşlarım "biz, bunu, sorunu kucağımızda bulduk" diyorlar.

Değerli arkadaşlarım, üçbuçuk yıldır iktidar olan bir partinin, başka hükümetleri suçlayarak kendisini sorumluluktan sıyırması mümkün değildir. Bir defa, Sayıştay raporu olsun, Cumhurbaşkanlığı Devlet Denetleme Kurulu raporu olsun, İktidarınız döneminde ortaya çıkmıştır ve açıklanmıştır bunlar. DPT Müsteşarı yaptığı bir konuşmada bürokratları ve siyasetçileri suçlamıştır; yani, bir şeylerin ters gittiği açık, ortada ve siz, bunu, biz bunu kurcalayıncaya kadar gündeme bile getirmediniz. Mesela, bütçe çalışmaları sırasında sektörler tartışılırken hiçbir zaman gündeme getirmediniz gerçek boyutuyla.

Şimdi, belirli bir konuda müzakereler üçbuçuk yıl sürmez, yapılan müzakereler. İktidar, olanlara seyirci kalmıştır; bir. Yeni düzenlemeler getirmiş, ek olanaklar tanımıştır; iki. Geçici 11 inci maddeyle de bu olanakları genişletmektedir; üç.

Daha bir yıl önce 5346 sayılı Yasayı çıkardınız yenilenebilir enerji kaynaklarıyla ilgili ve "4628 çerçevesinde sözleşme yapılan şirketler henüz işletmeye geçmemişlerse, eğer, bu sözleşmeye son verme kararı alırlarsa ve yenilenebilir enerji kaynaklarını kullanarak elektrik üretirlerse, o zaman buna imkân tanıyacağız" dediniz ve onlara bu olanağı tanıdınız. Şimdi, yeni bir taviz vermek, santral devri, irtifak hakkıyla kullandıkları arazileri bağışlamak söz konusu olmamalıdır. Neden; çünkü, bir defa ona yeni olanak zaten tanımış vaziyettesiniz; bir. İki; denetimler henüz yapılmamıştır; dolayısıyla, bu işletmeye girmemiş şirketlerin suiistimal ortamı hazırlayıp hazırlamadıkları, diğerlerinin yolundan gidip gitmedikleri belli değildir. Üç; santralı araziyle birlikte verdiğinizde ve hakkınızdan vazgeçtiğinizde eski şirketler de dava açabilir ve hak talebinde bulunabilir. Ayrıca, 5346 sayılı Yasanın bir 8 inci maddesi vardır "orman veya Hazine mülkiyetinde olan veyahut da devletin hüküm, tasarrufu altında olan araziler, yenilenebilir enerji kaynaklarından elektrik üretmek istediklerinde bedeli karşılığında kiralanabilir, irtifak hakkı tesis edilebilir, kullanma izni verilebilir" diyor. Dikkat edin değerli arkadaşlarım, mülkiyeti verilebilir demiyor.

Şimdi, aradan bir yıl geçtiği halde, sadece bir yıl geçtiği halde, ne oldu da bu yeni öneriyi getiriyorsunuz siz?! Nedir getirdiğiniz öneri; santralları devralma hakkımızdan vazgeçelim, bunları şirkete bağışlayalım topraklarıyla birlikte; bu da yetmiyor, eskilere de bunu uygulayalım diyorsunuz. Şimdi, değerli arkadaşlarım, eskilerden, vereceğiniz bir önergeyle vazgeçseniz bile, peki, bu değişiklik, bu kadar kısa bir sürede, hiçbir haklı neden olmadan getirilen bu değişiklik politikasızlık değil de nedir?! Söyleyeyim ben size; bir, çok ciddî bir politikasızlıktır; iki, yerli-yabancı şirketlerden gelen baskılara boyun eğmektir. Aslında, ciddî plan anlayışından vazgeçmek, sektörlerle ilgili ciddî bir politika oluşturmamak, yerli-yabancı şirketlerin baskılarına boyun eğmek, İktidarınızın en belirgin özelliklerinden bir tanesidir.

Şimdi, bakın, bunun bir işareti, 10 Şubatta, Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarının yaptığı konuşmada var. Neden; çünkü, bir yandan, özel tekellerin oluştuğundan bahsediyor; öte yandan, özelleştirilecek tesisler için yatırım yaptırılmaması gerektiğini söylüyor. Bir yandan, yatırımların yetersizliğinden bahsediyor -2006 yılındaki programı açtığınız zaman, özel sektörün de, kamunun da yatırımlarının azaltıldığını görüyorsunuz- eleştiriyor; ama, aynı politikalara devamını öneriyor; yani, ne yaptığını bilmiyor.

Komisyon Başkanı, yap-işlet-devret sonunda Hazineye devredilecek olan santralların işletici firmaya verilmesini veri olarak alıyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BİRGEN KELEŞ (Devamla) - Çok rica ediyorum…

Değerli arkadaşlarım, bunun veri olarak alınması için bir neden yok ki! Veri olarak alınınca da, firmaya santral verilince, toprağın da neden verilmesi gerektiğini açıklıyor. Şimdi, bir defa, bu açıklamaları da, arada bir, tahkim tehdidiyle süslüyor.

1- Tahkim, özel şirketler arasında olan bir şeydir ve eskiden beri Türkiye'de vardı. Bunun, taraf kamu olduğu zaman verilmemesi gerekirdi; Cumhuriyet Halk Partisi olarak karşı çıktık.

2- Enerji sektöründe belgelenmiş yolsuzluklar ve usulsüzlükler vardır. Her iki kuruluşun hazırladığı rapor da, koskocaman ciltler halindedir. Dolayısıyla, sözleşmelere son vermenin haklı gerekçeleri vardır.

3- Sayıştay raporunda, daha önce de söyledikleri gibi, bir defa çaba gösterilsin diyor; ama, tahkim yolunu da açık tutuyor. Dolayısıyla, tahkim, başvurulmaması gereken, her halükârda başvurulmaması gereken bir sistem değil.

Değerli arkadaşlarım, hiçbir devlet, yabancı şirketler karşısında bu kadar çaresiz olamaz. Enerji Bakanı, Plan ve Bütçe Komisyonundaki konuşmalarda raporlardaki suçlamaları kabul etti "evet olmuştur" dedi, şirketlerin güçlü olduğunu ve müzakerelerin devam ettiğini söylemekle yetindi. Şimdi, değerli arkadaşlarım, bununla yetinmek acz ifadesi değildir de nedir?

Sayısız şeyler yapılabilir; ama, burada bir tek örnek vereceğim; bir devlet istese bunu yapar, hele sizin gibi ihaleye çok önem vermeyen, ihalesiz iş veren bir hükümet daha da rahat yapar. Her türlü yolsuzluğu, usulsüzlüğü yapan şirketlere, sözleşmelerin düzeltilmesine razı olmadıkları takdirde Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisinde hiçbir ihaleye giremeyeceklerini söylediniz mi söylemediniz mi? Adım gibi eminim ki, söylememişsinizdir; çünkü, siz, kamu yararını anlamak istemiyorsunuz, kamu yararını kollamayı anlamak istemiyorsunuz, siz yabancılara karşı dik durmayı anlamak istemiyorsunuz.

Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Birgen Keleş (CHP, İstanbul). “Elektrik piyasası kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s1099)”. TBMM Genel Kurulu, 100. Birleşim tutanağı, 10 Mayıs 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/birgen-keles-22-2006-05-10-elektrik-piyasasi-kanununda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun-tasarisi (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
