# Çek kanunu tasarısı hakkında (s.s.445)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Bülent Arınç (AK Parti, Manisa)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 29. Birleşim
- **Tarih:** 10 Aralık 2009
- **Gündem:** ÇEK KANUNU TASARISI HAKKINDA (S.S.445)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/bulent-arinc-23-2009-12-10-cek-kanunu-tasarisi-hakkinda-s-s-445

> Bülent Arınç (AK Parti), 10 Aralık 2009 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 29. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ÇEK KANUNU TASARISI HAKKINDA (S.S.445)); konuşma 1.923 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI BÜLENT ARINÇ (Manisa) – Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Kırklareli Milletvekilimiz Sayın Gökhan Sarıçam ve Diyarbakır Milletvekilimiz Sayın Akın Birdal, 10 Aralık “Dünya İnsan Hakları Günü” münasebetiyle gündem dışı konuşmalar yaptılar, kendilerine teşekkür ediyorum. Dünyanın her yerinde Evrensel İnsan Hakları Beyannamesi’nin yıl dönümü törenlerle kutlanmaktadır. Bugüne ait konuşmalar yapılmakta, etkinlikler yapılmaktadır. Meclisimizde bu konunun gündeme getirilmesini de fevkalade olumlu buluyorum, arkadaşlarıma teşekkür ediyorum.

İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin Birleşmiş Milletler Genel Kurulunca kabulünün 61’inci yıl dönümü. 10 Aralık 1948 tarihinde İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi yeni bir düzenlemeyle yayınlandı ve Birleşmiş Milletler Genel Kurulu kabul etti. Bu Sözleşme 6 Nisan 1949’da onaylandı, dolayısıyla 10 Aralık günü altmış bir yıldan bu yana Dünya İnsan Hakları Günü olarak kutlanmaktadır.

Bu beyanname günümüzde tüm dünya devletlerinin üzerinde uzlaştığı, insanlığın ortak değerlerini yansıtan, hem sivil ve siyasal hem de ekonomik, sosyal ve kültürel insan haklarını ihtiva eden bir insan hakları idealidir. Hukuki açıdan olmasa da ahlaki açıdan tüm dünya devletlerini ve herkesi bağlayan bu beyanname tüm insanların hiçbir ayrım gözetilmeksizin yalnızca insan oluşlarından dolayı eşit, özgür ve onurlu yaşama hakkına sahip olduğunu ilan etmektedir. Buna göre herkes ırk, renk, cinsiyet, dil, din, siyasal ya da başka bir görüş, doğuş, tabiiyet, servet ya da benzeri başka bir statü gibi herhangi bir ayrım gözetilmeksizin bu Beyanname’de ileri sürülen tüm hak ve özgürlüklerden eşit bir şekilde istifade eder.

Evrensel Beyanname’nin ilanından sonraki yıllarda uluslararası ve bölgesel düzeyde insan haklarıyla ilgili birçok alanda kapsamlı ilkeler içeren birçok sözleşme kabul edilmiş, bildirgeler yayınlanmış ve insanlık vicdanını derinden yaralayan ihlallerin önlenmesine yönelik pek çok mekanizmalar oluşturulmuş, bunun sonucunda insanlık suçu işleyenlerin yargılanabileceği uluslararası mahkemeler bile kurulmuştur.

Günümüzde insan haklarının korunması ve geliştirilmesi ülkelerin bir iç sorunu olmaktan çıkmış, tüm insanlığın ortak bir sorunu hâline gelmiştir. Bununla birlikte insan hakları alanında evrensel ve bölgesel düzeyde kabul edilen tüm standartlara ve uygulamadaki gelişmelere rağmen insan haklarının en temel değerlerini hedef alan ırkçılık, ayrımcılık, nefret ve hoşgörüsüzlük günümüzde çok önemli bir sorun olmaya devam etmektedir.

Yüksek insanlık ideali olan insan haklarını, uygulamada herkesin yararlanabileceği şekilde gerçekleştirmek ve dolayısıyla bireyler ve toplumlararası hoşgörü ve saygıyı pekiştirmek için devletlere, tüm ulusal ve uluslararası kurum ve kuruluşlara, sivil toplum kuruluşlarına, bireylere bu konuda birçok önemli görev ve sorumluluk düşmektedir.

Hoşgörü, kardeşlik, sevgi ve dayanışma konusundaki tarihsel birikim ve deneyimlerinden ilham alan Türkiye, başta ayrımcılık ve hoşgörüsüzlükle mücadele olmak üzere günümüzde evrensel düzeyde tanınan tüm insan haklarının evrensel bir gerçekliğe dönüştürülebilmesinde öncü ve etkin rol oynayabilecek önemli bir potansiyele, duygu ve düşünce iklimine sahiptir.

İnsan haklarının, korunması ve geliştirilmesi konusunda sorumluluk, öncelikle devletlere ait olmakla birlikte, bu görev, medyadan sivil toplum örgütlerine, siyasi partilerden iş dünyasına, dünya devletler ailesinin zengin ve müreffeh devletlerinden uluslararası örgüt ve kuruluşlara kadar tüm kuruluş ve bireylerin iş birliğini gerektirmektedir.

İnsan haklarını sadece devletle, oluşturulan hukuk düzeniyle koruyup geliştirmek mümkün değildir. İnsan haklarının, insanların gönül ve zihin dünyasında yer bulması insan haklarını korumanın en güçlü teminatıdır. Sadece kendi hakkı veya çıkarı için değil, başkalarının hakkı ve çıkarı için de mücadele edebilen, her türlü haksızlığa karşı onurlu ve dik durabilen sorumlu insanların, sivil toplumun, kurum ve kuruluşların varlığı insan haklarının herkes için gerçekleştirilebilmesinin önemli bir güvencesi olacaktır.

Saygıdeğer milletvekilleri, AK PARTİ Hükûmeti olarak, ülkemizdeki demokrasi standardını yükseltmek, kamu yönetiminde şeffaflık sağlamak, bireyin hak ve özgürlüklerini artırmayı temel politika hedeflerimiz arasına koyduk. İş başına geldiğimizde açıkladığımız Acil Eylem Planı’nda “Demokratikleşme ve Hukuk Reformu” başlığı altında tam 24 faaliyet gerçekleştirmeyi ilan ettik. Bugüne kadar bu planımızdan 21 faaliyet gerçekleştirilmiştir. Bunlardan bazıları Anayasa değişikliği, bazıları kanun, yeni kanun değişiklikleri, bazıları da mevzuatın yeniden düzenlenmesidir. Şüphesiz bu faaliyetleri Meclisimizin iktidarıyla muhalefetiyle, tüm milletvekillerimizin katkısıyla gerçekleştirdik. Çok zaman almaması bakımından sadece hatırlatmalar yaparak geldiğimiz noktayı tekrar sayın Meclisimize arz etmek istiyorum.

Bu faaliyetlerimizden bazıları: Anayasa ve diğer mevzuatta gerekli değişiklikler yapılmış, Avrupa Birliği Müktesebatının Üstlenilmesine Dair Program çerçevesinde sırasıyla pek çok kanun ve kararnamede değişiklik yapılmasına ilişkin 4778, 4793, 4928, 4963 sayılı kanunlar yürürlüğe girmiş, temel hak ve hürriyetlerin başta Avrupa Birliği Kopenhag Kriterleri ve evrensel standartlara çıkarılması yönünde çok önemli mesafeler kaydedilmiş ve esasen bunlar sebebiyle de Avrupa Birliği tarafından ülkemize müzakere tarihi verilmiştir.

İşkencenin önlenmesine yönelik olarak Yakalama, Gözaltına Alma ve İfade Alma Yönetmeliği uyum yasaları kapsamında değiştirilmiş, İçişleri Bakanlığı Teftiş Kurulu Başkanlığında İnsan Haklarını İhlal İddialarını İnceleme Bürosu kurulmuş; Jandarma Genel Komutanlığı bünyesinde Jandarma İnsan Hakları İhlallerini İnceleme ve Değerlendirme Merkezi “JİHİDEM” açılmıştır.

İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Kanunu’nun 7’nci maddesi değişikliğiyle insan hakları ihlalleriyle ilgili başvurularda azami cevap süresi üç aydan altmış güne indirilmiş ve bu tür başvuruların daha kısa sürede cevaplandırılmaları hukuki güvence altına alınmıştır.

Adil yargılama ilkesine aykırı yargılama kademelerinin kaldırılması amacı doğrultusunda 5190 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununda Değişiklik Yapılması ve Devlet Güvenlik Mahkemelerinin Kaldırılmasına Dair Kanun’la DGM’ler kaldırılmıştır.

Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında 5233 sayılı Kanun kabul edilmiş, ayrıca bu kapsamda 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Çocukları Koruma Kanunu yasalaşmış; Kamu Denetçiliği Kurumu Kanun Tasarısı Türkiye Büyük Millet Meclisine, Tanık Koruma Kanunu Taslağı ve Kişisel Verilerin Korunması Kanunu Taslağı da Meclisimize intikal ettirilmiştir.

Dünyada meydana gelen sosyal, siyasal, ekonomik değişiklikler karşısında yetersiz kalan Türk Ceza Kanunu yenilenerek 5237 sayılı Yeni Türk Ceza Kanunu yasalaşmıştır. 2659 sayılı Adli Tıp Kurumu Kanunu, 3682 sayılı Adli Sicil Kanunu’nda değişiklik yapılarak Adli Tıp Kurumu çağın ihtiyaçlarına göre yeniden yapılandırılmış, adli sicil kayıtları daha düzenli bir sistemle yeniden kurulmuş, Ulusal Yargı Ağı Projesi (UYAP) çalışmalarının tamamlanması gerçekleştirilmiştir.

5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluşu Hakkında Kanun, Türk Ceza Kanunu, Ceza Muhakemesi Kanunu, Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun, Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun yasalaşmış; istinaf mahkemeleri, çocuk mahkemeleri, fikrî ve sınai haklar, hukuk ve ceza mahkemeleri gibi ihtisas mahkemeleri kurulmuş, Çocukları Koruma Kanunu kabul edilmiştir.

Hâkimlerin bağımsızlığını ve tarafsızlığını sağlamak amacıyla, 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu, 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun, Türkiye Adalet Akademisi Kanunu’nda değişiklik yapılmasını amaçlayan buna dair Kanun ve diğer kanunlarda da değişiklikler yapılması, 24/12/2005 tarih 26033 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmıştır.

Sayın milletvekilleri, bunlara ilaveten infaz sistemi iyileştirilmiş; hâkim, savcı ve yardımcı adalet personeli açığını, adliye teşkilatının altyapı eksiklerini giderecek yasal ve idari tedbirler alınmış; Siyasi Partiler Kanunu’nun 104’üncü maddesinde, Anayasa’nın 69’uncu maddesi değişikliğine paralel olarak siyasi partilerin kapatılması şekilleri yeniden düzenlenmiş ve kapatma yaptırımı yerine ilgili siyasi partinin devlet yardımından kısmen veya tamamen yoksun bırakılması yaptırımı getirilmiştir.

Dilekçe Hakkının Kullanılmasına Dair Kanun’un şu şu maddeleri değişiklikleriyle, Türkiye’de ikamet eden yabancıların dilekçe hakları Anayasa’nın 74’üncü maddesi değişikliğine paralel olarak yeniden düzenlenmiş, cevap verme süresi altmış günden otuz güne indirilmiştir.

Adli Sicil Kanunu’nun 5’inci maddesi değiştirilerek, Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme’de belirlenen esaslara paralel olarak, on sekiz yaşından küçükler hakkında adli sicile geçirilen bilgilerin ancak istisnai durumlarda talep edilebileceği öngörülmüştür.

Adli Sicil Kanunu’nun 8’inci maddesinde yapılan değişikliklerle, adli sicilden silinemeyecek suç kavramı ortadan kaldırılmış ve Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme’ye uygun olarak suç tarihinde on sekiz yaşını tamamlamamış olanları kapsayacak biçimde yapılan düzenlemeyle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin ihlal kararı verdiği durumlarda ihlal kararına konu olan suçlarla ilgili bilgilerin bilgi arşivinde saklanmasının önlenmesi amaçlanmıştır.

Türk Ceza Kanunu’nda yapılan değişiklerle namus için çocuk öldürme suçunun failine verilen cezalar ağırlaştırılmış, töre cinayetleri olarak adlandırılan durumlarda fiilin cezasında indirim yapılmasını içeren madde yürürlükten kaldırılmıştır, failin cezasında.

Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanun’da yapılan değişikliklerle Türk vatandaşlarınca günlük yaşamda geleneksel olarak kullanılan farklı dil ve lehçelerde yayın yapılması imkânının hem kamu hem de özel radyo ve televizyon kuruluşları vasıtasıyla sağlanması yasal güvenceye kavuşturulmuştur. Türk Ceza Kanunu’nun 301’inci maddesinden dolayı soruşturma yapılması Adalet Bakanımızın iznine tabi tutulup TRT tarafından farklı dil ve lehçelerde yayın yapılabilmesine imkân tanınmıştır.

Ülkemiz, engellilerin tüm insan hak ve temel özgürlüklerinden tam ve eşit şekilde yararlanmasını teşvik ve temin etmeyi ve insanlık onurlarına saygıyı güçlendirmeyi amaçlayan engelli haklarına ilişkin sözleşmeye de taraf olmuştur.

Kadın haklarının korunması ve geliştirilmesi amacıyla Türkiye Büyük Millet Meclisi bünyesinde Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu kurulmuştur.

Polis Vazife ve Selahiyet Kanunu’nda yapılan değişiklerle direnişle karşılaşmadığı sürece polisin güç kullanma yetkisi kaldırılmıştır.

Cezaevlerinin fiziki altyapısının iyileştirilmesi çalışmalarına devam edilmektedir.

Basın Kanunu, Siyasi Partiler Kanunu, Dernekler Kanunu, Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu, Devlet Memurları Kanunu, Devlet Güvenlik Mahkemelerinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun ile Jandarma Teşkilat, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun ve İl İdaresi Kanunu’nda değişiklikler gerçekleştirilmiştir.

İfade özgürlüğünün genişletilmesi amacıyla, daha ileri bir adım olarak, Basın Kanunu’nun 15’inci maddesinde yapılan değişiklikle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarına uyum, basının demokratik toplumlardaki fonksiyonunu yerine getirmesi ve kamunun bilgilenme hakkının korunması için basının haber kaynaklarını açıklamaya zorlanamayacağı hükmü getirilmiştir.

İşkencenin önlenmesi bağlamında, Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’na eklenen bir madde ile -Ek madde 7- işkence ve kötü muamele suçlarına ilişkin soruşturma ve kovuşturmaların acele işlerden sayılacağı, öncelik ve ivedilikle ele alınacağı, bu suçlarla ilgili davalarda zorunluluk olmadıkça duruşmalara otuz günden fazla ara verilemeyeceği, adli tatilde de bu davaların görüleceği düzenlenmiştir.

İnsan haklarını sadece devletle ve oluşturulan hukuk düzeni ile koruyup, geliştirmek mümkün değildir. İnsan haklarının insanların gönül ve zihin dünyasında yer bulması insan haklarını korumanın en güçlü teminatıdır. Sadece kendi hakkı veya çıkarı için değil, başkalarının hakkı ve çıkarı için de mücadele edebilen, her türlü haksızlığa karşı onurlu ve dik durabilen sorumlu insanların, sivil toplumun, kurum ve kuruluşların varlığı insan haklarını herkes için gerçekleştirebilmenin en önemli güvencesi olacaktır.

Sayın milletvekilleri, şüphesiz, Türkiye’nin demokrasi ve insan hakları alanında reform süreci veya başka bir anlatımla insan hakları seferberliği devam etmektedir. Son dönemlerde de “Demokratik açılım süreci” olarak tanımlanan sürecin temel hedefi de insanımızın insan hakları ve temel özgürlük çıtasını arzu edilen en yüksek noktaya çekmek ve ülkemizi insan hakları açısından yaşanılabilir, ideal bir ülke konumuna getirmektir. Hiç şüphesiz, insan haklarını toplumsal barışın ve güvenliğin teminatı olarak gören bir anlayış, demokratik açılım sürecinin de temel felsefesini oluşturmaktadır.

Türkiye, insanı için gerçekleştirdiği son dönemdeki sayısız reformlarla birlikte, hem devlet ve halkı arasındaki gönül köprüsünü güçlendirmiş hem de hak arama bilincini tüm toplum bazında yaygınlaştırmıştır.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; şüphesiz Türkiye’nin demokrasi ve insan hakları alanında reform sürecinin devam ettiğini söylemiştim. İnsan hakları alanında uluslararası standartlara uygun yeni bir kurumsal yapılanmaya gidilmesi demokratik açılım sürecinin de önemli bir parçasını teşkil etmektedir.

Geçtiğimiz günlerde Türkiye Büyük Millet Meclisinde Sayın İçişleri Bakanının da açıkladığı üzere, insan hakları alanında denetim mekanizmasını güçlendirmek amacıyla Birleşmiş Milletler Paris Prensipleri’ne uygun, ulusal bir insan hakları kurumu ve ayrımcılık komisyonunun ayrıca kurulması bu kurumsal yapılanmanın en önemli ayağını oluşturmaktadır. İnsanımızın haklarını uluslararası standartlar düzeyinde daha iyi koruyup geliştirmek, devlete veya insan hakları ihlal potansiyeline sahip diğer aktörlere karşı yapılan insan hakları ihlallerini araştırıp çözüme kavuşturmak, insan haklarıyla ilgili eğitim ve bilinçlendirme faaliyetlerinde bulunmak ve insan haklarının gerçekleştirilmesinin önündeki yasal, idari ve toplumsal engelleri tespit edip ortadan kaldırmaya yönelik çalışmaları yapmak üzere Türkiye insan hakları kurumu kurulacak ve ayrımcılıkla mücadele gibi gittikçe önem kazanan bir sorun alanında araştırmalar yapıp konuyla ilgili şikâyetleri inceleyecek olan ayrımcılık komisyonu bu alanda önemli bir boşluğu dolduracaktır. Benzer bir şekilde, İşkenceye Karşı Birleşmiş Milletler Sözleşmesi’nin İhtiyari Protokol’ünün ülkemizce onaylanmasını müteakip bir yıl içerisinde kurulacak ulusal önleme mekanizması da işkence ve kötü muameleyle mücadelede çok önemli bir merhale olacaktır.

Unutulmamalıdır ki insan haklarının korunup geliştirilmesi kamu güvenliğini tehdit eden bir unsur değil, bilakis bireylere onurlu bir yaşamın tüm koşullarını sağlaması yönüyle kamu düzeninin, huzurun ve esenliğin teminatıdır. “İnsan hakları” hukuksuzluğun, kargaşanın, düzensizliğin adı değil, bilakis tüm bireylerin onurundan kaynaklanan haklarının ahenkli bir uyumu; toplumsal barışın, kardeşliğin, hoşgörü, sevgi ve saygının ortak dilidir.

Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; 10 Aralık Dünya İnsan Hakları Günü münasebetiyle hem yapılan konuşmalara hem de Hükûmetimiz tarafından bu konuda yapılan çalışmalara temas etme fırsatı buldum. İlginizden ve sabrınızdan dolayı hepinize teşekkür ediyorum.

Şu ana kadar yapılan çalışmaları Meclisimiz insan hakları konusundaki duyarlılığı sebebiyle müştereken gerçekleştirmiştir. Bundan sonra yapacağımız tüm çalışmalarda da tüm milletvekillerimizin katkısının olacağına inanıyorum.

Hepinizi tekrar saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Bülent Arınç (AK Parti, Manisa). “Çek kanunu tasarısı hakkında (s.s.445)”. TBMM Genel Kurulu, 29. Birleşim tutanağı, 10 Aralık 2009. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/bulent-arinc-23-2009-12-10-cek-kanunu-tasarisi-hakkinda-s-s-445 (erişim: 28 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
