# Gündemdışı konuşmalara hükümet adına cevaplar

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Bülent Arınç (AK Parti, Manisa)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 75. Birleşim
- **Tarih:** 18 Mart 2010
- **Gündem:** GÜNDEMDIŞI KONUŞMALARA HÜKÜMET ADINA CEVAPLAR
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/bulent-arinc-23-2010-03-18-gundemdisi-konusmalara-hukumet-adina-cevaplar

> Bülent Arınç (AK Parti), 18 Mart 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 75. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: GÜNDEMDIŞI KONUŞMALARA HÜKÜMET ADINA CEVAPLAR); konuşma 1.345 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI BÜLENT ARINÇ (Manisa) – Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Gündem dışı üç konuşmacı arkadaşımıza çok teşekkür ederim. Sayın Aslanoğlu, esnaf, küçük sanayiciler ve bunlarla ilişkili sorunlar; Sayın Serdaroğlu, Elâzığ depremi ve sorunları; Sayın Öztürk de açlık, işsizlik ve demokrasi konularında konuşmalar yaptılar.

Özellikle Sayın Serdaroğlu ve Sayın Öztürk’e ayrıca teşekkür ediyorum. Çünkü ben bugün nöbetçi bakan olarak burada bulunuyorum, gündem dışı konuşmalarda, hangi arkadaşımız hangi konularda konuşma yapacak diye incelediğimde bu konuları gördüm. Aslında, biraz önce bir arkadaşımız da yerinden konuşma yaptılar. Bugün Çanakkale Zaferi’mizin 95’inci yıl dönümü. Bunu büyük bir coşku ve heyecanla kutluyoruz. Böyle özel günlerde, yazılı bir kural olmasa bile milletvekili arkadaşlarımızdan mutlaka bu konu üzerinde söz alan olur ve coşkumuzu dile getirir. Konulara baktığım zaman bunu görememiştim ama inanıyorum ki her arkadaşımızın gönlünde Çanakkale Zaferi’mizin 95’inci yıl dönümü ve buna ilişkin duygu ve düşüncelerimiz yatmaktadır. Sayın Aslanoğlu da şüphesiz bunun dışında değil. Ben, konuşmalarımı…

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) – Efendim, dün konuştuk bunları Sayın Bakanım, Çanakkale Zaferi’ni dün konuştuk.

DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI BÜLENT ARINÇ (Devamla) – İyi oldu, çünkü bugün 18 Martın kendisi, törenler bugün yapılıyor, biz de tekrar burada konuşmuş olalım.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) – 20 arkadaşımız da bugün orada Sayın Bakanım.

DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI BÜLENT ARINÇ (Devamla) – Sayın Aslanoğlu, eksik olmayın.

Dün, depremle ilgili konuda Sayın Çetinkaya’nın gündem dışı konuşmasına Sayın Bakanımız cevap vermişlerdi ama konu önemli olduğu için Sayın Serdaroğlu bugün yine aynı konuda konuşma yapıyor. Yani ben, bir kınama, bir serzeniş, bir dargınlık işareti olarak değil, ama 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde bu konunun konuşulduğu, filan ilimizin kurtuluş törenlerinde mutlaka o ilimizden bir milletvekili arkadaşımızın hissiyatlarını dile getirdiği bir Mecliste isterdim ki başlı başına 18 Mart Çanakkale Zaferi’mizle ilgili bir konuşma yapılabilsin. Arkadaşlarımız hem konularına girdiler hem de bu konuyu dile getirdiler. Ben, onlara teşekkür babında bu ifadeleri yöneltmek istiyorum.

HÜSEYİN YILDIZ (Antalya) – Sizin de üyeleriniz var, onlar yapsaydı.

DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI BÜLENT ARINÇ (Devamla) – Depremle ilgili…

HÜSEYİN YILDIZ (Antalya) – Sizin üyeleriniz yapsaydı…

DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI BÜLENT ARINÇ (Devamla) – Bu, tartışılacak bir şey değil. Ben, lütfen, yani konuşma özgürlüğümde de buna herhâlde imkânım var diye düşünüyorum.

HÜSEYİN YILDIZ (Antalya) – Ama suçluyorsunuz.

DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI BÜLENT ARINÇ (Devamla) – Ayrıca, konuyu gündeme getiren arkadaşlarıma da teşekkür ettim Sayın Hüseyin Bey.

Değerli arkadaşlar, depremle ilgili Sayın Serdaroğlu’nun dile getirdiği konular, üzerinde durulması gerekli konulardır. Dün de, özellikle bu konuyla doğrudan ilgili Sayın Bakanımız, depremle ilgili hem gözlemlerini hem de sayısal biçimde verileri ortaya koydu. Şüphesiz, bununla ilgili yaraları sarmak, halkımızın karşılaştığı bu elim olay karşısında Hükûmet olarak, Parlamento olarak neler yapabileceğimiz konusunda incelemeler, araştırmalar ve bunu yerine getirecek eylemler yapmalıyız. Parlamentoda ben biliyorum ki geçmiş dönemlerden bugüne deprem ve sonuçlarıyla ilgili veya olası bir deprem karşısında yapılması gerekli neler var diye araştırma komisyonları kuruldu ve çok önemli çalışmalar yaptılar. Bu çalışmalar rapor hâline getirildi, Genel Kurulda tartışıldı ve maalesef raflara konuldu çünkü araştırma komisyonlarımızın hazırladığı raporlar icrai nitelikte değil. Bunları mutlaka ilgili kurumların takip etmesi, Parlamentonun da bu araştırma komisyonu raporlarının nasıl takip edildiği konusunda zaman zaman bilgilendirilmesi gerekli. Bu bir İç Tüzük değişikliğine bağlı.

Araştırma komisyonlarına çok emek veriyoruz, pek çok arkadaşımız bu konuda özveriyle çalışıyor, Meclisimiz bu konu üzerinde hassasiyetini gösteriyor ama yapılan incelemelerin, çalışmaların nasıl bir fonksiyona kavuşacağı konusunda çok fazla ümitli olamıyoruz.

Tabii, 99’da binlerce insanımızın vefatı, yüz milyarlarca liralık kayıplarımızın karşısında büyük acı yaşamıştık. O gün karşılaştığımız üzüntülerden bir tanesi de ya ulaşım imkânlarının yeterli olmaması veya bir ihmal sebebiyle -ben o zaman Parlamentodaydım- biz bu depremi ancak akşama doğru haber alabilmiştik, yani yarım günlük bir gecikmeyle depremin olduğunu biz ancak duyabilmiştik. Burada kimin kusuru vardı, hatası vardı, bunlar hep tartışılır ama deprem ve sonrası, zaman zaman siyasette hep tartışmalı oldu. Buna rağmen o hükûmetlerin de, ondan sonra gelen hükûmetlerin de bu depremin yaralarını sarma konusunda yaptığı çalışmaları her zaman takdirle karşılıyoruz; eksikler varsa bunları eleştirmek ve takip etmek gerektiğine de inanıyoruz.

Sayın Öztürk’ün açlık, işsizlikle demokrasi arasında bağlantı kuran konuşmasına da çok teşekkür ediyorum. Bunlar doğrudur. Meclisimizde her zaman bu konular üzerinde de görüşmeler yapılıyor. Hatta görüştüğümüz konular biyoenerji, biyogüvenlik veya buna bağlı Tarım Bakanlığını ilgilendiren konular olsa bile biz yine açlığı, yine işsizliği ve hiçbir zaman vazgeçmediğimiz demokrasi konusunu gündeme getiriyoruz. Bugün de ayrı, özel bir başlık altında bu konunun tartışılmış olmasını faydalı görüyorum.

Değerli arkadaşlarım, Çanakkale Deniz Zaferi ile ilgili Hükûmetimiz adına da müsaade ederseniz birkaç cümleyle konuşmak istiyorum. Bunun 95’inci yıl dönümünü bugün büyük bir coşkuyla kutlarken, ölümsüz kahramanlarımızı ve bize bu destansı mücadeleyi yaratan aziz şehitlerimizi saygıyla anıyor, kendilerine milletimiz adına şükranlarımızı sunuyor, yüce Allah’tan rahmet diliyoruz.

Çanakkale Zaferi, milletimizin tarih sayfalarına silinmez harflerle kazıdığı en parlak zaferlerden birisidir.

Çanakkale’de verilen mücadele, yokluklar ve imkânsızlıklar içerisindeki bir milletin yüksek ruh ve sarsılmaz inancıyla işgale, sömürüye, yağmaya ve talana karşı vermiş olduğu kutsal bir varoluş destanıdır.

Her türlü modern silahlardan yoksun, ayağı çarıklı, midesi doymamış Anadolu insanı, dünyanın en donanımlı ordularına karşı yüreklerini ortaya koyarak savaştı.

Bu savaş, yürekteki iman ile eldeki silahın karşı karşıya geldiği bir savaştır.

Bu zafer, Urfa’daki Halil İbrahim ile Diyarbakırlı Mehmet’in, Trabzon’daki Temel ile Balkanlardaki Aliş’in, Manisa’daki Ahmet’in omuz omuza verdiği, bu milletin yüreklerinin çarpıntısının bir zaferidir; kısacası, birlik ve beraberliğin vermiş olduğu gücün zaferidir.

Anaların gözünden bile sakındığı kınalı kuzular, Çanakkale’de tarihi yeniden yazmışlar, işgalcilerin kafalarına yeryüzündeki hiçbir silahın vatan sevgisine, millet sevgisine karşı zafer kazanamayacağını göstermişlerdir.

Bu açıdan, Çanakkale Zaferi, bütün milletler için, bütün insanlık için bir onur mücadelesinin de sembolü olmuştur. Bütün dünyaya bir toprak parçasının nasıl yurt kılındığını, nasıl vatana dönüştürüldüğünü Çanakkale’deki milletimizin bu büyük ruh hâli gösterilmiştir.

Çanakkale’de verilen bu benzersiz mücadele, şüphesiz ki milletimizin küllerinden doğduğu İstiklal Savaşı’mızın ve büyük zaferimizin de müjdecisi olmuştur.

Çanakkale’den ilham alan ecdadımız, aynı destansı mücadeleyi, dört bir yanı işgal eden düşmana bir kez de İstiklal Savaşı’nda göstermiştir.

Bugün o eşsiz ecdadımızdan devraldığımız ülkemiz böylesine sağlam birlik ve beraberlik temelleri üzerine kurulmuştur. Bu birlik ve beraberlik ruhunun bizleri ebediyete kadar götüreceğinden de kimsenin kuşkusu olmasın.

Ecdadımızın uğruna can verdiği bu mukaddes topraklar üzerinde ay yıldızlı bayrağımız ilelebet dalgalanacaktır. Çanakkale’nin bizlere öğretmiş olduğu en büyük ders ve bırakmış olduğu en büyük miras işte budur: Birlik, beraberlik ve kardeşlik ruhu. Biz de Hükûmetimiz olarak bu ruhun yaşatılması, insanımızın bundan yararlanması için iktidara geldiğimiz günden bugüne, bu destansı kahramanlığın verildiği Çanakkale ilimize ve çevremize bir dizi faaliyette bulunduk. İstedik ki Çanakkale’yi bir açık hava müzesine dönüştürelim, çocuklarımız ve gençlerimiz ecdadının vermiş olduğu bu kahramanlık hikâyesine yakından şahitlik etsinler, Çanakkale’deki bu ibret tabloları onların ruhuna işlesin. Millî Eğitim Bakanlığımız bu amaçla 2004 yılından itibaren 18 Mart Çanakkale eğitim gezileri başlatmıştır. Bu gezilere 2004’ten bu yana 2009 sonu itibarıyla 58.671 öğrenci ve 2.987 öğretmen katılmıştır. Geçtiğimiz yıl uluslararası bir projeyle daha da ileri bir boyuta kavuşturulmuş, Gürcistan, Romanya, Libya, Azerbaycan ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nden dedeleri Çanakkale’de şehit düşen öğrenciler de 18 Martta şehitliğimizi ziyaret etmiştir.

Hükûmetimiz bölgenin imarına özel önem vermiş, tarihî eserlerimizin, anıtların ve şehitliğin restorasyonu için hiçbir masraftan kaçınmamıştır. 2003 yılından bugüne kadar merkezî bütçeden ve yerel kaynaklardan bölgeye 40 milyon lira kaynak aktarılmıştır. Aktarılan bu parayla tamamen şehitliklerin, anıtların restorasyonunun yanı sıra yeni müze onarımları, yeni yolların açılması ve mevcut yolların asfaltlanması çalışmaları, tabyaların, feribot iskelesinin tamiri, yeni tanıtım merkezleri ve ziyaretçiler için modern tesisler ile sağlık tesislerinin inşası yapılmıştır. Gerçekleştirilen projelerle bölge bir açık hava müzesi hâline dönüşmüştür. Bu konuda en prestijli projenin de “Panorama 1453” adıyla İstanbul’da yaptırılan ve herkesin beğenisini kazanan açık hava müzesi diyebileceğimiz gösteri yerini şimdi “Panorama 1915” ismiyle o bölgeye yaptırmaktayız.

Ayrıca, Bakanlığımıza bağlı Vakıflar Genel Müdürlüğü de Çanakkale iline özel bir önem vermiş, bugüne kadar yaklaşık 6,5 milyon liralık harcama yaparak onlarca tarihî eseri restore ettirmiştir. Bunların içerisinde Gelibolu Mevlevihanesi, Saruca Paşa Türbesi, Gazi Süleyman Paşa Camii, Kadı İskelesi, Hallacı Mansur ve Çardakhan restore edilen eserlerimizden bazılarıdır. Bu bölgeye yatırımlarımız artarak devam edecektir çünkü Çanakkale’nin imarı kendi ruh ve düşüncelerimizin de imarı demektir. O eşsiz şehitlerin aziz hatıraları için bir şeyler yapıyor olmak bizim için bir gurur vesilesidir.

Sayın Başkan, sözlerimi bitirmeden önce bir kez daha şehitlerimizin aziz hatırası önünde saygıyla eğiliyor, Cenabıallah’tan kendilerine rahmet diliyorum, hepinize saygılar sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Bülent Arınç (AK Parti, Manisa). “Gündemdışı konuşmalara hükümet adına cevaplar”. TBMM Genel Kurulu, 75. Birleşim tutanağı, 18 Mart 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/bulent-arinc-23-2010-03-18-gundemdisi-konusmalara-hukumet-adina-cevaplar (erişim: 29 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
