# Televizyon kanallarına lisans ve yayanı izinleri konusunda yapılan ayrımcılıklar hakkında

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Bülent Arınç (AK Parti, Manisa)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 25. Birleşim
- **Tarih:** 2 Aralık 2010
- **Gündem:** TELEVİZYON KANALLARINA LİSANS VE YAYANI İZİNLERİ KONUSUNDA YAPILAN AYRIMCILIKLAR HAKKINDA
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/bulent-arinc-23-2010-12-02-televizyon-kanallarina-lisans-ve-yayani-izinleri-konusunda-yapilan-ayr

> Bülent Arınç (AK Parti), 2 Aralık 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 25. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TELEVİZYON KANALLARINA LİSANS VE YAYANI İZİNLERİ KONUSUNDA YAPILAN AYRIMCILIKLAR HAKKINDA); konuşma 1.523 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI BÜLENT ARINÇ (Manisa) – Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; hepinizi saygıyla selamlıyorum, başarılı çalışmalar diliyorum.

Üç değerli arkadaşımız gündem dışı konuşmalarda önemli hususlara temas ettiler. Ben izin verirseniz öncelikle Sayın Mengü’nün konuşmasına cevap vermek istiyorum.

Bize gönderilen yazıda, sizin de ifade ettiğiniz gibi, televizyon kanallarına lisans ve yayın izinleri konusunda yapılan ayrımcılıklar söz konusu olmuştu. Ben bu konuyu teknik olarak sayın milletvekillerinin bilgilerine arz etmek istiyorum.

Radyo ve televizyon kuruluşlarına lisans ve yayın izinleri: 3984 sayılı Kanun’un 29’uncu maddesi ve ilgili yönetmelikler kapsamında şartları sağlayan kuruluşlara gerekli lisans ve izinler verilmekte ve kuruluşlar arasında herhangi bir ayrımcılık yapılmamaktadır.

Ülkemizde karasal, kablo, uydu ve IPTV ortamlarından yapılan radyo ve televizyon yayınları ve bunlardan uydu, kablo ve IPTV ortamından yapılan yayınlar lisanslanmaktadır.

Bu ortamlardan yapılan yayınlarla ilgili olarak;

1) Karasal ortamdan yapılan yayınlar: Üst Kurula 1995 yılı yasal süresi içerisinde lisans başvurusunda bulunan ve Üst Kurula karşı yükümlülüklerini yerine getiren yayıncı kuruluşların başvurularına ve bildirimlerine uygun olarak yayın yapabilmelerine kanunumuzun 6’ncı geçici maddesi kapsamında izin verilmektedir. Bugüne kadar kanal ve frekans ihaleleri yapılamadığından karasal ortamdan yayın yapan kuruluşlara henüz lisans verilememiştir.

Karasal ortamdan başvurusu bulunan kuruluş sayıları şu şekilde söylenebilir: Ulusal televizyon 24, bölgesel televizyon 15, yerel televizyon 210, toplam 259.

Ulusal radyo 35, bölgesel radyo 98, yerel radyo 928, toplam 1.061.

Karasal ortamdan yapılan yayınların dökümü arz ettiğim şekildedir.

2) Uydudan yapılan yayınlar: Yayın hizmetlerini uydu ortamından vermek isteyen yayıncı kuruluşların uydu yayın lisans ve izin almaları için yerine getirmeleri gereken yükümlülükler Uydu Yayın Lisans ve İzin Yönetmeliği’mizde yer almaktadır. Bu çerçevede, kuruluşlarca yapılan başvurular tarafsızlık ve hakkaniyet ölçüleri dâhilinde Üst Kurulca değerlendirilmektedir. Eksik evraklarla ilgili yazışmalar yapılmakta, Başbakanlıkça verilen “Ulusal Güvenlik Belgesi” dâhil dosyalarını tamamlamaları sağlanmakta, medya alanındaki yoğunlaşmalar dikkate alınarak zaman zaman detaylı incelenmesi gereken durumlar ortaya çıktığından lisans verme süresi uzayabilmektedir.

2010 yılı başında uydudan lisans başvurusunda bulunan kuruluşlarla ilgili çalışma yapılmış, konu Üst Kurulca değerlendirilmiş ve başvurusu bulanan tüm kuruluşların dosyalarının tekemmül ettirilmesi kararı alınmıştır. Yıllara göre uydudan verilen yayın lisans ve izinleri şu şekilde arz edebilirim: 2001 yılında 34 televizyon, 2002’de 21, 2003’te 3, 2004’te 8, 2005’te 16, 2006’da 17, 2007’de 7, 2008’de 22, 2009’da 10, 2010’da 13, toplam 152 televizyon. Yıllara göre radyo: 2001’de 17, 2002’de 20, 2003’te 2, 2004’te 3, 2005’te 3, 2006’da 2, 2007’de 1, 2008’de 2, 2009’da 1, 2010’da 2, toplam 53. Uydudan verilen yayın lisans ve izinleri olarak takdim ediyorum.

Kablodan yapılan yayınlar: Sayın Mengü’nün kısmen ifade ettiği konu üzerinde… Yayın hizmetlerini kablo ortamından vermek isteyen yayıncı kuruluşların kablolu yayın lisans ve izin almaları için yerine getirmeleri gereken yükümlülükler de Kablolu Yayın Lisans ve İzin Yönetmeliği’mizde düzenlenmiştir. Bu çerçevede, kuruluşlarca yapılan başvurular tarafsızlık ve hakkaniyet ölçüleri içinde Üst Kurul tarafından değerlendirilmektedir. Bu kuruluşlar Türksat AŞ tarafından işletilen kablo kapasitesindeki yer durumuna göre kablolu yayın lisans ve izin almak üzere Üst Kurula başvuruda bulunmaktadırlar. Bu başvuruların değerlendirilmesine de aynı şekilde karar verilmektedir. Kablo ortamından yapılan yayınlarda lisans süresi beş yıldır. 2005 yılından bu yana kablolu yayın lisans ve izin sayılarını da şu tabloda arz edebilirim: 2005’te 4, 2006’da 3, 2007’de 5, 2008’de 5, 2009’da 2, 2010’da 1 adet.

Diğer konu: IPTV yayın lisans ve izinleri. Yani İnternet protokollü televizyon yayıncılığı yeni bir yayıncılık türü olup bir operatör tarafından fiber optik ve koaksiyel kablo iletim ortamları üzerinden yayının izleyiciye ulaştırılma yöntemidir. Bu konuyla ilgili, Radyo ve Televizyon Üst Kurulu çalışmalarını 2010 yılı içerisinde tamamlamış, 17 Temmuz 2010 tarihli Resmî Gazete’de IPTV Yayın Lisans ve İzin Yönetmeliği’miz yayımlanmıştır. Yönetmelik çerçevesinde IPTV platform işletmeciliği izniyle yayın lisans ve izinleri verilmektedir. Şu ana kadar TTNET A.Ş. Platform İşletmeciliği izin almış, yayın lisans ve izni için başvuran şu ana kadar 33 yayın kuruluşunun başvurusu incelenmektedir. Dosyaları tamamlandıktan sonra bu kuruluşlara beş yıl süreli IPTV yayın lisans ve izni verilecektir.

Sayın Başkanım, değerli milletvekili arkadaşlarım; Sayın Mengü, Ulusal Kanalla ilgili olarak kablolu TV için 2007’de başvuru yapıldığını ama bugüne kadar çeşitli sebeplerle sürekli ertelendiğini, bir haksızlık ve ayrımcılık yapıldığını ifade ediyor. Bu düşüncelerine saygı duyuyorum ancak bize verilen ve gönderilen yazıda bu konu spesifik olarak bildirilmediğinden konu üzerindeki cevabımı şu anda takdim edemeyeceğim. Ancak yaptığımız araştırmada Sayın Akif Hamzaçebi’nin -biraz önce buradaydı- 26 Kasım 2010 tarihinde basına akseden bir yazısını buldurdum. Sayın Hamzaçebi, Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’a bir Ulusal Kanal sorusu yöneltmiş ancak şu ana kadar bizim kayıtlarmıza sözlü veya yazılı soru şeklinde bir soru gelmedi. Dolayısıyla, şunu okuyorum, gazeteye akseden haber itibarıyla: “Ulusal Kanalın kablolu tv yayın lisansı ve yayın izninin başvurudan tam otuz yedi ay sonra 17 Temmuz 2010 tarihinde verilmesini demokrasi, hukuk devleti, basın ve yayın hürriyeti, yurttaşın bilgilendirme hakkı ve eşitlik ilkeleri doğrultusunda nasıl değerlendiriyorsunuz?” Sanıyorum, Sayın Mengü’nün buradaki konuşması da Sayın Hamzaçebi’nin bize soracağı sorularla benzerlik gösteriyor. Buradan ifade ediyorum: Soru önergesi geldiğinde derhal cevaplandıracağız ve bu konuda yapılan bir haksızlık varsa, bir erteleme, bir gecikme söz konusuysa bunu derhal gidereceğiz ve sizlerle bu bilgiyi paylaşacağım.

Bu vesileyle şunu arz etmek istiyorum: Yeni Radyo ve Televizyon Üst Kurulu kanunumuz Anayasa Komisyonundan geçerek Genel Kurul gündeminde yerini almıştır. Ümit ediyorum ki kısa zaman içerisinde Genel Kurulumuzda görüşülüp sizin takdirlerinizle kanunlaştığında 1994 yılında çıkarılan bu Kanun’un pek çok boşluğunu da, pek çok ahenksizliğini de gidermiş olacağız ve televizyonların lisans konusu çözümlenmiş olacak ve diğer sorunlarla birlikte, Avrupa Birliği yönergeleri çerçevesinde yeni, çağdaş bir Radyo Televizyon Üst Kurulu Kanunu’na kavuşmuş olacağız.

Sayın Başkanım, izin verirseniz, iki değerli arkadaşımızın konuşmalarını da kısaca cevaplandırmak isterim.

Sayın Selçuk Ayhan Dünya Özürlüler Günü’yle ilgili önemli bir konuşma yaptı ve bazı arkadaşlarımız da oturdukları yerden katkıda bulundular. Hepsine teşekkür ediyorum. Sadece bir konu üzerinde de Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanımız açıklayıcı bir bilgi verdiler.

Elbette, engelli ve özürlü yurttaşlarımızı düşünmeliyiz çünkü istatistikler ülkemizde 8,5 milyon engellinin olduğunu göstermektedir. Bununla ilgili ciddi araştırmalar var ve bu araştırmalar kapsamında da Hükûmetimiz döneminde gerçekten çok ciddi ve çok olumlu adımlar atıldı. Şüphesiz, 2005 yılında Özürlüler Yasası’nın çıkartılması, engellilere haklarının verilmesi, yaşamlarının daha da iyileştirilmesi için ciddi bir adım olmuştur. Sevinerek söylüyorum ki 12 Eylülde yapılan halk oylamasında da halkımız Anayasa’nın 10’uncu maddesindeki değişikliği kabul etmiştir. Bu değişikliğe göre: “Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefî inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir.

Kadınlar ve erkekler eşit haklara sahiptir. Devlet, bu eşitliğin yaşama geçmesini sağlamakla yükümlüdür. Bu maksatla alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı olarak yorumlanamaz.

Çocuklar, yaşlılar ve engelliler gibi özel surette korunması gerekenler için alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı sayılmaz.

Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz.”

Bu maddeyle, engelli vatandaşlarımıza yönelik yapılacak pozitif ayrımcılık da tescillenmiştir.

Elbette, bugüne kadar yapılanlar engellilerimizin tüm sorunlarını çözecek kadar kapsamlı değildir ancak bu vatandaşlarımızın sorunlarının giderilmesi Hükûmetimizin ve Parlamentomuzun önceliğidir. Amacımız, sanatta, sporda, siyasette ve iş hayatında, engelli vatandaşlarımızın sorunsuz bir şekilde katılımını sağlamaktır.

Sayın Ayhan, engelli kadrolarının niçin doldurulmadığını ve bu kadroların boş tutulduğunu ifade ediyor. Biliyorsunuz ki bu yıl içerisinde yani 2011 yılında önemli bir şekilde engelli kadrolarımız doldurulacaktır. Yapılacak sınavlarla ve değerlendirmelerle kamuda istihdamı büyük ölçüde temin edilmiş olacaktır.

Bizim özel eğitim ve rehabilitasyon desteğimizden destek alan engelli sayısı 206 bindir. Bu hizmet için Millî Eğitim Bakanlığınca biliyorsunuz önemli bir para ödenmektedir. Bunun dışında, Birleşmiş Milletler Engellilerin Haklarına İlişkin Sözleşme, 3 Aralık 2008 tarihinde Meclisimizde onaylanmıştır. Bu sözleşmenin kabulü ile Türkiye, Birleşmiş Milletler tarafından engellilerle ilgili öngörülen standartları kabul etmiştir. Bu, Meclisimizin Türkiye toplumunda üstlendiği ilerici rolü destekler mahiyette bir adımdır. Engelli vatandaşlarımızın devlet memurluğuna alımları da 657 sayılı Yasa’nın 53’üncü maddesiyle düzenlenmiştir. Yüzde 3’lük oran kamuya ait kurumlarda yüzde 4’tür.

Özürlüler Kanunu’yla iş bulamayan ya da çalışamayacak durumda olan özürlülere bağlanan aylıklar da artırılmış ve kapsamı da genişletilmiştir. Burada rakamları tek tek verirsem vaktinizden alacağım. Kamuda istihdam edilen toplam engelli personel sayısı 10 bini geçmiştir. Bu daha da artırılacaktır.

Özürlüler Şûrası gerçekleştirilmiştir. Özürlüler Kanunu’yla daha önce Emekli Sandığı ve SSK mensuplarının çocukları için ödenen özel eğitim giderleri de artık herkese verilebilmektedir. Özürlü öğrenciler okullara ücretsiz taşınmıştır. 200 binden fazla kişiye evde bakım ücreti ödenmektedir. Özürlüler Kanunu’yla ilk kez ekonomik yoksunluk içinde bulunan, bakıma muhtaç özürlülere evde ve kurumda bakım hizmeti verilmeye başlanmıştır. Özel tertibatlı araç kullanan özürlülerle, özür oranı yüzde 90 ve üzerinde olanların aldıkları otomobiller özel tüketim vergisi ve motorlu taşıtlar vergisinden muaf tutulmuştur. Özürlülerin sahip olduğu bir ev, emlak vergisinden muaf tutulmaktadır. Devlet Demiryolları, Türk Hava Yolları, Özürlüler İdaresi Başkanlığıyla yaptıkları çalışmalar sonucunda indirimler uygulamaktadır ve diğer konularda şüphesiz bunların sürekli gündeme getirilmesi ve engelli yurttaşlarımızın bu haklardan, kanuni ve yasal haklarından, insan haklarından çok fazla da istifade etmesi hepimizin takip edeceğimiz ve üzerinde titizlikle duracağımız bir konudur.

Sayın Güldal Akşit Türk kadınına seçme ve seçilme hakkı verilmesinin yıl dönümü hakkında çok önemli ve kapsamlı bir konuşma yaptılar. Biz de bugünün 76’ncı yıl dönümünü Hükûmetimiz olarak kutluyoruz. Büyük Atatürk’ün, 1934 yılında Türkiye Büyük Millet Meclisinin aldığı kararla daha da ileri bir seviyeye ulaştırılmış ve kadınlarımız Avrupa ülkelerinin pek çoğundan daha önde, ilk defa seçme ve seçilme haklarını elde ederek Meclisimizde de temsil hakkı kazanmışlardır. Ülkemizin kurucusu Büyük Atatürk’ün kadınlarımıza vermiş olduğu bu hakla Türk kadını için yeni bir dönem başlamış, bu haklarla kadınımız toplumsal ve sosyal hayattaki rolü ve statüsünü çok daha yukarılara çıkarmış ve etkinliğini gerçekleştirmiştir. Ümit ediyorum ki Sayın Akşit’in de sözlerinde katıldığı bu temsil oranının çok daha üst noktalara çıkarılması Parlamentomuzun önündeki dönemde gerçekleşir ve bundan hepimiz mutlu oluruz.

Sayın Başkan, size ve değerli arkadaşlarıma saygılar sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Bülent Arınç (AK Parti, Manisa). “Televizyon kanallarına lisans ve yayanı izinleri konusunda yapılan ayrımcılıklar hakkında”. TBMM Genel Kurulu, 25. Birleşim tutanağı, 2 Aralık 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/bulent-arinc-23-2010-12-02-televizyon-kanallarina-lisans-ve-yayani-izinleri-konusunda-yapilan-ayr (erişim: 29 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
