# Bazı alacakların yeniden yapılandırılması ile sosyal sigortalar ve genel sağlık sigortası kanunu ve diğer bazı kanun ve kanun hükmünde kararnamelerde değişiklik yapılmasına dair kanun (s.s.:606)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Bülent Arınç (AK Parti, Manisa)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 65. Birleşim
- **Tarih:** 12 Şubat 2011
- **Gündem:** BAZI ALACAKLARIN YENİDEN YAPILANDIRILMASI İLE SOSYAL SİGORTALAR VE GENEL SAĞLIK SİGORTASI KANUNU VE DİĞER BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN (S.S.:606)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/bulent-arinc-23-2011-02-12-bazi-alacaklarin-yeniden-yapilandirilmasi-ile-sosyal-sigortalar-ve-gen

> Bülent Arınç (AK Parti), 12 Şubat 2011 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 65. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: BAZI ALACAKLARIN YENİDEN YAPILANDIRILMASI İLE SOSYAL SİGORTALAR VE GENEL SAĞLIK SİGORTASI KANUNU VE DİĞER BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN (S.S.:606)); konuşma 791 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI BÜLENT ARINÇ (Manisa) – Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; hepinize iyi geceler diliyorum, saygıyla selamlıyorum.

Sayın Karabaş’ın konuşmasından sonra cevap mahiyetinde, daha doğrusu bir açıklama yapmak istemiştim, hemen Sayın Kaplan kürsüye geldiler.

Tabii, Sayın Kaplan, tanıyabildiğim kadarıyla, kendi hâline bırakılırsa iyi bir hukukçu, ilkeli, kararlı siyaset yapmaya çalışan bir insan ve özel hayatında saygılı ilişkileri var. Dostluğu da gerçekten güzel. En son Yemen’i birlikte ziyaret ettiğimizde Sayın Cumhurbaşkanımızla, iki günü çok güzel bir şekilde geçirdik. Ama biraz önceki konuşması ve maalesef kızdığı veya kızdırıldığı zaman yaptığı konuşmalar veya başka takviye metotlarıyla kürsüye geldiğinde gerçekten üzücü konuşmalar yapıyor ve bu üzücü konuşmalarla hem Parlamentomuza hem milletvekili arkadaşlarımıza hiçbir zaman müstahak olmadıkları cümlelerle hitap ediyor. Bunu bir kenara koymak istiyorum. Ama bugün yaşadığımız bir olay var ve Sayın Karabaş da, Sayın Kaplan da o konuda haklıdırlar. O konuda haklı olmaları, burada böyle konuşma yapıp, gecenin bu saatinde arkadaşlarımızı gergin bir ortama sürüklemeyi ve Parlamentoyu Meclis Başkanıyla Divan kâtipleriyle ve tüm milletvekilleriyle suçlama altına koyması affedilir bir davranış değil.

Şahit olduğum bir şeyi söyleyeyim, ondan sonrasına ben ayrıca cevap vereceğim.

Ben de Meclis Başkanlığı yaptım ve beş sene boyunca sadece Meclis Başkanlarının odasında veya onun hemen yanındaki odada partilerin grup başkan vekilleri bir araya gelip, müzakere edip, ondan sonra imza altına almazlar. Eğer grup başkan vekilleri bir konuda anlaşmışlarsa pratik olarak ne kolaysa onu yaparlar. Hatta Sayın Meclis Başkanının bizzat bu işi organize etmesi veya görüşlerini alması da düşünülemez. Birbirleriyle arkadaşlarımız irtibat kurarlar, oradan bir memur gelir imzaları alır ve o imzalar burada Danışma Kurulu kararı olarak okunur. Bugün de yapılan budur. İç Tüzük’e uygundur. Hiçbir şekilde eleştirilmesi de mümkün değildir.

Ben Sayın Kaplan’la dışarıda, muhalefet kulisi denilen yerde beraberce çay içerken çok takdir ettiğim bir şey söylemişti bana ama burada onu inkâr etti. Doğrusu Sayın Kaplan’a bunu yakıştıramam. “Bu konuda yani bu, eğitimde, üniversiteye dönüşte bir eşitsizlik var, bu doğru değildir.” dediği zaman, kendisine hak verdiğimi söyledim. O da buna ilaveten dedi ki: “Beni ikna ettiler, ben Danışma Kuruluna imza vereceğim çünkü ben ilkeli bir insanım. Bu söylediğim konuyu onunla bağlantılı kabul etmiyorum.” Ben de “Ne kadar güzel, ne iyi bir milletvekili bu.” dedim. Yani, 170’in…

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Bu konuyla…

DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI BÜLENT ARINÇ (Devamla) – Lütfen… Lütfen Arkadaşım… Yani bunu siz söylediniz, burada da imzanızı inkâr ediyorsunuz. Arkadaşlarımız töhmet altında kalıyor. Ben sizi o zaman alkışladım içimden.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Sayın Arınç, tanıklarımız var.

DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI BÜLENT ARINÇ (Devamla) – Dedim ki bu kadar hassasiyet gösterdiği bir konuda pazarlık yapmak yerine Sayın Kaplan imza atmayı kabul ediyor, diğer konuyu da bizim müzakeremize açıyor diye düşündüm ama siz sanki bu şartı onunla bağlantılı kurarak bir Danışma Kuruluna imza attığınızı söylüyorsunuz ama “Ben o mekânda bulunmadım.” diyorsunuz. Herhâlde imzalar burada atıldı. Arkadaşlarımız bir konuda anlaştılar, sizi de Sayın Mevlüt Aslanoğlu ikna etti görebildiğim kadarıyla, haklı bir şekilde.

Şimdi, burayı geçelim. Bunun tartışma götürür tarafı yok, kulağımla duydum, iki saat kadar evvel cereyan etti. Siz “Ben bu imzayı atacağım, bu imza onun şartı değildir.” dediniz.

Güzel kardeşim, ben şurada, arkadaşlar, iki gündür nöbetteyim. Hasip Kaplan Bey kürsüye geliyor ve ısrarla bir konuyu savunuyor. İnanın, vicdanen “Bu adam ne diyor?” dedim. Üniversiteye geri dönüş için bir madde var, uzunca da bir madde, aradım buldum, 177 galiba. Sonradan bir önerge verildi, burada biraz daha genişletilmiş. Bazı konularda kısıtlama var 2008 tarihini gösteren, bazılarında da büyük bir kısıtlama var.

Değerli arkadaşlar, bu konuda Sayın Kaplan ısrar edince ve “Her önerge üzerinde ben bunu söyleyeceğim.” deyince, kendisine dostça “Ben de bu konuya ilgi duydum, gelin dışarıda konuşalım.” dedim. Çay içtik, arkadaşlar da yanımızda vardı ve Sayın Kaplan bana dedi ki: “Bakınız, herkesin okuması lazım yani terör suçlarından hüküm giyenler alt komisyonda yoktu, Hükûmetin gönderdiği tasarıda da yoktu. Benim bulunmadığım zamanda bir partinin önergesiyle bu üst komisyon raporu olarak çıktı. Bu yanlıştır.”

Okudum, dinledim, araştırdım, bana da yanlış geldi. Eşitsizlik ve adaletsizlik yapmamak lazım. “Terör suçlarından hüküm giyenler.” dediğimiz zaman hepimiz ayağa kalkıyoruz. Niçin? Çünkü biz hâlâ terörle mücadele eden bir ülkeyiz, hâlâ örgüt var, hâlâ örgütün eylemleri var, hâlâ dökülen kanlar var, hâlâ örgüt üyeliği adına eylemde bulunan kişiler, kurumlar, gruplar var. E, böyle bir ortamda “Terör suçundan hüküm giyenler bu haklardan istifade edemez.” şeklinde konulan maddesine bir de bu açıdan yaklaşmak lazım. Tekrar oturduk konuştuk, ben de hukuki bilgimi ortaya koydum. Ben 1999-2000’lerde çıkan ve “Rahşan affı” diye bilinen -çok affedersiniz- o kanunda da grup başkan vekiliydim. Öyle maddeler af kapsamına girdi ki, öyle maddeler de af kapsamı dışında kaldı ki kendimden utandım bir hukukçu olarak. Maalesef o zaman yaşanan ve çok yanlış olarak kanunlaşan bir konu bugün tekrar karşımıza gelmeseydi.

Adi suçlardan hüküm giyenler hakkında bir kısıtlama yok yani testereli katil bundan istifade edebilecek, Münevver Karabulut cinayetini işlediği iddia edilen kişi bundan istifade edebilecek.

---

**Kaynak gösterme:** Bülent Arınç (AK Parti, Manisa). “Bazı alacakların yeniden yapılandırılması ile sosyal sigortalar ve genel sağlık sigortası kanunu ve diğer bazı kanun ve kanun hükmünde kararnamelerde değişiklik yapılmasına dair kanun (s.s.:606)”. TBMM Genel Kurulu, 65. Birleşim tutanağı, 12 Şubat 2011. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/bulent-arinc-23-2011-02-12-bazi-alacaklarin-yeniden-yapilandirilmasi-ile-sosyal-sigortalar-ve-gen (erişim: 28 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
