# İller bankası kanununda değ.yap.hak.kan.tas.

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Bülent Baratalı (CHP, İzmir)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 90. Birleşim
- **Tarih:** 18 Mayıs 2004
- **Gündem:** İLLER BANKASI KANUNUNDA DEĞ.YAP.HAK.KAN.TAS.
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/bulent-baratali-22-2004-05-18-iller-bankasi-kanununda-deg-yap-hak-kan-tas

> Bülent Baratalı (CHP), 18 Mayıs 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 90. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: İLLER BANKASI KANUNUNDA DEĞ.YAP.HAK.KAN.TAS.); konuşma 1.317 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA BÜLENT BARATALI (İzmir)- Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; İller Bankası Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı hakkında Grubum adına görüşlerimizi aktarmak üzere söz almış bulunuyorum; sizleri şahsım ve Grubum adına saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, İller Bankası, Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk'ün talimatlarıyla, 1933 yılında Belediyeler Bankası adı altında kurulmuştur. Birinci aydınlanma döneminin en yenilikçi, en değişimci, en devrimci kanunu olan 1930 tarihli 1580 sayılı Kanundan sonra, şehirlerde meydana gelen kentleşmenin, şehirleşmenin finansmanını yapabilmek için, bir de bankaya gereksinim duyuluyordu; bu kanunun konuluş nedeni (Ratio Legis) bu amaçlıdır.

İller Bankası, Belediyeler Bankası adı altında kurulduktan sonra, kuruluş amacında, kapsamında ve sermayesinde bugüne değin önemli değişiklikler olmuştur. 1944 yılında, başlangıçta olmayan görevleri içine il özel idareleri ve köylerin işleri de konulduktan sonra, bankanın adı, Türkiye Büyük Millet Meclisi Plan ve Bütçe Komisyonunda İller Bankası olarak değiştirilmiştir.

Yine, 1945 yılında, tekrar, değişiklikler ve sermaye -artan görevler ve azalan finansman yapısı gereğince- artırımları da olmuştur. Bugün, şimdi görüşülmekte olan tasarı da, sadece, İller Bankasının sermayesinin 900 trilyondan 3 katrilyona çıkarılması konusundadır, görüşeceğimiz tasarı 3 maddelidir ve bunu içermektedir.

İller Bankasının, kuruluş yasasında yazıldığı gibi, çeşitli amaçlara yönelik görevleri bulunmaktadır. Bunların başında, yerinden yönetimin getirdiği, banka yatırım programında yer alan, belediyelere, il özel idarelerine ve köy idarelerine yaptığı yardımlar, harita yardımları, teknik yardımlar, makine satımı veya kiralanması, sigortalar, bina yapımları, belediyelere yapılacak yardımlar ve bağışlar, belediyelerin aldıkları krediler ve satın aldıkları iş makineleri karşılığında verilmesi gereken teminat mektupları ve akçalı giderler gelmektedir; bunlar banka tarafından karşılanmaktadır.

Banka, esas itibariyle özel hukuk hükümlerine tabi bir bankadır, tüzelkişiliği vardır, ihaleleri Devlet İhale Kanununa da tabi olmamaktadır zaman zaman.

İller Bankasının sermaye ve özkaynaklarına baktığımızda, en büyük kısmını, belediyeler ve il özel idarelerinin yıllık gelirleri tahsilatı ile bu idarelere genel bütçe vergi gelirlerinden verilen payların yüzde 5'i oluşturmaktadır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşmekte olduğumuz kanun tasarısıyla İller Bankasının sermayesi 3 katrilyona çıkarılmakta ve bu sermaye, Bakanlar Kurulu kararıyla, gerektiğinde, 5 misline kadar artırılabilmektedir. Kanun tasarısıyla hem sermayeyi artırmaktayız hem de gerektiğinde, finansmanını yükseltmek açısından, bu olanağı 5 misline kadar artırma yetkisini Bakanlar Kuruluna vermekteyiz.

(x) 440 S. Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.

İller Bankası, yaptığı diğer görevler yanında, belediyelerin, banka yatırım programında yer alan altyapı tesislerinin yıl içi yatırımları ile İller Bankası Kanunu Uygulama Yönetmeliği hükümlerine göre, mahallî kamu hizmetlerinin gerçekleştirilmesi için talep ettikleri krediler banka özkaynaklarından karşılanmaktadır. Yatırım programında yer alan işlerin planlanan sürede tamamlanarak hizmete sunulabilmesi ve belediyelerin mahallî kamu hizmetleri için ihtiyaç duydukları finansmanın zamanında karşılanabilmesi banka özkaynaklarının artırılmasına bağlıdır. Bu doğrultuda, tasarıyla, bankanın en önemli özkaynağını oluşturan sermayenin artırılması amaçlanmaktadır.

Mahallî idareler tasarılarının kanunlaşmasıyla, artan görev, yetki ve sorumluluklar paralelinde, malî koordinasyon ve eşgüdümün güçlendirilmesi, bu çerçevede, İller Bankasının, yerel yönetimlerin ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde donatılması mümkün olacaktır; bu, doğrudur; ancak, bankanın bugünkü yönetim yapısı, işleyişi bunu karşılamamaktadır. Çünkü, çağdaş yönetim anlayışında ortaya çıkan değişimler doğrultusunda yerel yönetimlerin güçlendirilmesinin esas olduğu, belediyeler ve il özel idareleri dışında, köylerin de yerel yönetim kuruluşları olarak İller Bankası yönetimine daha etkin katılımlarının sağlanmasının, demokrasinin bir gereği olduğu kabul edilmektedir.

İçinde bulunduğumuz 21 inci Yüzyıl dünyasında, demokratikleşmenin ayrılmaz bir parçası olan yerel yönetimlerde yeniden yapılanma önem kazanmakta, yerel düzeyde kurumsallaşma, ulusların dikkatini giderek daha çok çekmektedir.

Demokratik uygulamaların, katılımcılığın en somut biçimde gerçekleşme olanağı ve ortamı bulduğu yerler yerel yönetimlerdir. Yerel yönetimler bir demokrasi okulu ve uygulama alanıdır. Bugün, toplumların, yerel yönetimlerden iki önemli beklentisi vardır; birincisi, kaynakların etkinlik ve verimlilik ilkelerine göre hizmet üretimine yönlendirilmesi; ikincisi ise, demokratik ve özgürlükçü yaşam biçiminin yönetim sistemine etkin bir biçimde yansıtılmasıdır.

Konunun bir başka önemli yönü ise, yerel kamu hizmetlerini üretmek ve sunmak işlevinden yoksun kılınan bir belediyeciliğin, bir yerel yönetimin, demokratik ve katılımcı bir siyasal kurum olarak ayakta durabilmesinin güç olduğudur.

Cumhuriyet Halk Partisi, yönetimin her aşamasında katılımcılığı öngörür, yöneten ile yönetilen karşıtlığının giderilmesini amaçlar, bu doğrultuda, merkeziyetçiliği ve israfı azaltacak, etkinliği ve verimliliği artıracak şekilde, devletin, yerinden yönetim anlayışına dönük olarak yeniden yapılanmasını savunur.

Devlet, her yurttaşına temel yaşam düzeyi sağlamakla yükümlüdür; kaynak dağılımında gözetilmesi gereken başlıca ölçü bu olmalıdır. Devlette, işyerinde, belediyelerde, üniversitelerde ve mümkün olan her ortamda, katılım, temel yaklaşım olmalıdır.

Kamu kaynakları, verimsiz işletmelerin, ayrıcalıklı özel şirketlerin, devlet ve belediye bürokrasilerindeki savurganlığın tahribatından kurtarılmalıdır. Bu savurganlığa ve tahribata en güzel örneklerden birisi de, ne yazık ki, kanununu görüşmekte olduğumuz İller Bankasıdır.

Bayındırlık Bakanlığı Teftiş Kurulu Başkanlığı raporlarına göre, 2001 yılında İller Bankasının 54,4 trilyon liralık zarara uğratıldığı, yerel yönetimlere kaynak sağlamakla görevli bankaca, bazı müteahhitlere belirlenen oranların altında, bazılarına da belirlenen oranların üzerinde ödeme yapılarak kişisel kayırımcılığa gidildiği, genel müdürlük makamınca belirlenen oranların dışında yüzde 100'e varan nispetlerde ek hakediş ödemelerinin yapıldığı ve kurumun nakit sıkıntısını çözebilmek ve bazı ödemeleri yapabilmek için ticarî bankalardan yüzde 140'lara varan faiz oranlarında kredi kullanıldığı tespit edilmiştir.

Çok değil, daha beş ay önce, yani, Aralık 2003 tarihinde, bizzat Sayın Bakanımız Zeki Ergezen'in de ifade ettiği gibi, İller Bankasının çeşitli bölge müdürlüklerine yapmış olduğu fazla ödeme miktarı 309 trilyon civarındadır.

Yine, İller Bankasının çeşitli yıllara ait hesaplarının denetlendiği Türkiye Büyük Millet Meclisi KİT Komisyonunda AKP'li bir arkadaşımız "bugüne kadar denetlediğimiz KİT'lerin en kötüsü" ifadesini kullanmıştır.

Başbakanlık Yüksek Denetleme Kurulu, yaptığı incelemelerde, belediyelerin altyapı faaliyetlerini gerçekleştirmekle yükümlü İller Bankasında, keşif bedellerinin yüksek tutulması yoluyla müteahhitlere, 2003 rakamlarına göre, 205 trilyon liralık haksız bir kazanç sağlandığını ortaya çıkarmıştır.

Değerli arkadaşlarım, bu örnekleri çoğaltmak mümkündür, zamanınızı almak istemiyorum; ancak, bir konuya daha değinmeden geçemeyeceğim.

Sayın milletvekilleri, İller Bankasının yanlış ve hatalı uygulamaları sonucu, bugün, 500 belediye solunum cihazına bağlı olarak yaşatılmakta ve kurtarılamayacak durumdadır. Bu uygulamalar devam ettiği sürece, korkarım ki, bütün belediyelerimiz iflasın eşiğine gelecektir. Uygulamalardan doğan bu tahribatın üzerine kararlılıkla gidilmesi ve geçmişten ders çıkarılarak, kalıcı ve kökten çözümler üretilmesi büyük bir aciliyet arz etmektedir. Yanlış ve hataların üzerine cesaretle gidilmesi ve sorumlular hakkında cezaî müeyyide uygulanması, hem bankanın kendisini hem de belediyeleri kurtaracaktır. Bugün ihtiyacımız olan da, bu iradeyi sergileyecek siyasî makamdır. Biz, bu iradenin, Sayın Bakanda olduğuna inanıyoruz. Evet, geçmişteki yanlışlıklardan dolayı, sorumlular, karar mekanizmaları ve yetkililer hakkında soruşturma açıldığını biliyoruz; ama, bu soruşturmaların akıbeti ve verilen cezalar hakkında, maalesef, yeterli bilgiye sahip değiliz. Ayrıca, bu konuda ne gibi yapısal önlemler alındığı, yönetmeliklerde ne gibi düzenlemelere gidildiği de, bizler açısından, sorulması gerekli konuları teşkil etmektedir.

Değerli arkadaşlarım, ülkemizde bugünkü yapıda 16'sı büyükşehir olmak üzere 3 215 belediyenin, 81 il özel idaresinin, 2 ilçe özel idaresinin ve 35 148 köyün bulunduğu gözönüne alınırsa, İller Bankası yönetiminde belediyeler, köyler ve il özel idarelerinin temsil edilmediği ortaya çıkmaktadır. Katılımcılık esasına göre ise, yönetimde bir belediyeye 3 215 yılda bir kez yönetim kurulu üyeliği, 35 148 köy idaresine 35 148 yılda bir kez yönetim kurulu üyeliği; eğer, mahallî idareler yasası tasarısı kanunlaşırsa, il özel idarelerine de 1 000 yılda bir kez yönetim kurulu üyeliği sırası gelmektedir; yani, bu idareler, kararların alınması, uygulanması ve denetlenmesi sürecine katılamamakta, yönetim ve denetimde etkin olamamaktadır. Bunun, çağın getirdiği saydamlık, hesap verebilirlik, etkinlik, katılım gibi yeni değerlerle ne kadar bağdaştığını ve demokrasiye ne denli uyduğunu sayın milletvekillerimizin takdirine bırakıyorum.

Bu nedenle, İller Bankası yönetimi, bütün bu değerleri karşılayacak ve kapsayacak şekilde yeniden yapılanmalıdır. Yeniden yapılanmanın ötesinde, yukarıda açıklanan rakamlar üzerindeki vurgunlar nedeniyle, kamuda topyekûn bir anlayış ve etik değişikliğine ihtiyaç bulunduğu da ortaya çıkmaktadır.

İller Bankası, kuruluş kanununda da belirtildiği gibi, yerel kalkınmada çok önemli roller üstlenen kilit noktada bir kuruluştur. Bankanın sermayesinin çağın gerektirdiği gereksinmeler doğrultusunda artırılması önemli bir gelişmedir. Biz, bunu destekliyoruz; ama, hangi belediyeye ne kadar ödeme yapıldığını öğrenemediğimiz dönemleri de yaşadığımız için, endişelerimiz devam etmektedir. Özellikle yerel seçimler öncesinde yapay nüfus artışlarıyla, bazı belediyelere fazla kaynak aktarıldığı da, ülkemizde sıklıkla karşılaştığımız uygulamalardan biridir. Bunun en son örneğini de, maalesef, 28 Mart seçimlerinde yaşadığımız unutulmamalıdır.

Bu doğrultuda, beklentimiz, bu kaynakların, hak, adalet ve eşitlik içerisinde dağıtılması, bilimsel kriterler ve öncelikli gereksinmeler doğrultusunda yönlendirilmesi ve yönetilmesidir. Yoksa, geçmişte olduğu gibi, partizanca yaklaşımlar ve kayırmalarla, haksız kazançlara ve hortumlamalara yem olacaksa, bunların karşısına dikilmekte ve hesap sormakta hiç tereddütümüzün olmayacağı bilinmelidir.

Anamuhalefet Partisi olarak, bu yanlışlara bir daha düşülmemesi için gereğinin yapılması doğrultusunda İktidarı uyarmayı görev biliyoruz.

Bu düşüncelerle, tasarıyı destekliyor, iyilikler getirmesini diliyor ve Yüce Meclise saygı ve selamlarımızı sunuyorum.

Teşekkür ederim. (Alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Bülent Baratalı (CHP, İzmir). “İller bankası kanununda değ.yap.hak.kan.tas”. TBMM Genel Kurulu, 90. Birleşim tutanağı, 18 Mayıs 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/bulent-baratali-22-2004-05-18-iller-bankasi-kanununda-deg-yap-hak-kan-tas (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
