# Büyükşehir belediyeleri kanunutasarısı (s.s.619)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Bülent Baratalı (CHP, İzmir)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 113. Birleşim
- **Tarih:** 9 Temmuz 2004
- **Gündem:** BÜYÜKŞEHİR BELEDİYELERİ KANUNUTASARISI (S.S.619)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/bulent-baratali-22-2004-07-09-buyuksehir-belediyeleri-kanunutasarisi-s-s-619

> Bülent Baratalı (CHP), 9 Temmuz 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 113. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: BÜYÜKŞEHİR BELEDİYELERİ KANUNUTASARISI (S.S.619)); konuşma 1.360 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA BÜLENT BARATALI (İzmir) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşmekte olduğumuz Büyükşehir Belediyeleri Yasası Tasarısının içeriği hakkında, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına görüşlerimi aktaracağım; bu nedenle, sizleri saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, 6 ncı madde, büyükşehir belediyelerine katılımla ilgili düzenlenmiş bir madde; dört fıkradan oluşuyor, iki fıkrasında katılımın nasıl olacağı, hangi koşullarda olacağı, nasıl kararlar alınacağı, hangi meclislerin ve hangi kurulların kararlarına bağlı olacağı düzenleniyor. Bu düzenleme az önce okundu.

Maddenin ilk fıkrasında, büyükşehir belediyesinin sınırları civarında olan diğer belediye, köy ve mahalle gibi kamu tüzelkişiliğini almış olan, bunu haiz olan belediyelerin meclislerinin görüşleri alınarak büyükşehir belediyesine katılması düzenlenmiş.

Oysa, ikinci fıkrası "imar düzeni ve temel altyapı hizmetlerinin zorunlu kıldığı durumlarda, birinci fıkrada belirtilen belediye ve köyler, büyükşehir belediye meclisinin kararı ve İçişleri Bakanlığının önerisi üzerine, Bakanlar Kurulu kararıyla büyükşehir belediyesi sınırları içine alınabilir" şeklinde düzenlenmiştir.

Şimdi, bu iki düzenleme arasındaki farkı, sizlerin görüşlerinize ve takdirlerinize sunuyorum. Bunlar, bu maddenin bu türlü düzenlenmesi de, Anayasamızın 127 nci maddesine, 1992 senesinde kabul ettiğimiz Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartına, yine, bundan önce görüştüğümüz, ama, henüz daha yürürlük maddeleri kabul edilmeyen Kamu Yönetimi Temel Kanunu Tasarısı veya yeni adıyla Kamu Yönetiminin Yeniden Yapılandırılması Kanunu Tasarısına aykırı bulunmaktadır.

Diğeri ise, birinci fıkrada katılmaların iradî, rızayla olacağı düzenlenmiştir. Belki bu biraz daha doğru bir maddedir; ama, ikinci fıkrada, katılacak olan belediyelerin, köylerin ve mahallelerin hiçbirinin meclislerinin, hemşerilerinin görüşleri alınmadan, katılacağı büyükşehir belediyesi meclisinin görüşü ve kararı ile Bakanlar Kurulu kararı istenilmektedir. İşte bu madde, belki de bir zorla katılma, iradî olmayan bir katılma ve bir zorlama şeklinde düzenlenmiş bulunmaktadır.

Bu, az önce söylediğim, Anayasanın 127 nci maddesine, Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartına ve "subsidiarite ilkesi" dediğimiz "yerindenlik ilkesi" dediğimiz ilkelere aykırı bulunmaktadır.

Sizlere, şimdi, Anayasanın 127 nci maddesinin dördüncü fıkrasını okumak istiyorum Anayasaya aykırılığı belirtmek için. Anayasamızın 127 nci maddesinin 4 üncü fıkrasında "Mahallî idarelerin seçilmiş organlarının, organlık sıfatını kazanmalarına ilişkin itirazların çözümü ve kaybetmeleri, konusundaki denetim yargı yolu ile olur" denilmektedir. Şimdi, bu madde açıkça önümüzde dururken, Bakanlar Kurulu kararıyla, bu kamu tüzelkişilerinin kişiliklerinin ortadan kaldırılması, yok sayılması, işte Anayasanın bu maddesinin dördüncü fıkrasına aykırı bulunmaktadır. Üstelik, eski deyimiyle "tefriki kuvva" dediğimiz, şimdi "kuvvetler ayrılığı" dediğimiz ilkelere de aykırı bulunmaktadır. Yürütme, burada, fiilen yargı erkinin üstüne çıkarak, yani şu anda Türkiye Büyük Millet Meclisinin görevini yapmaktadır. Bu da, Anayasaya aykırı bulunmaktadır; çünkü, bizim 1982 Anayasamız da, aynı 1961 Anayasamız gibi, "kuvvetler ayrılığı" ilkesi üzerine kurulmuştur. Diğeri, Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartına aykırı bulunmaktadır; çünkü, Avrupa konvansiyonlarında en önemli kararlardan bir tanesi "insanların yaşam biçimi, geleneksel üretim tarzları, o insanların kendilerine sorulmadan ortadan kaldırılamaz." Biz, o belediyede, o köyde, o mahallede yaşayan yurttaş ve hemşerilere sormadan, onların kararını, rızasını ve son söyleyeceklerini almadan, Bakanlar Kurulu kararıyla bunların tüzelkişiliklerini kaldırıyoruz.

Diğeri, yerindenlik ilkesine de aykırıdır, subsidiarite ilkesine de aykırılıklar içermektedir. Nedir subsidiarite ilkesi veya yerindenlik ilkesi; hemşerinin veya yurttaşın, hizmeti, kendine en yakın birimler tarafından alması kuralıdır. Gerçi, Avrupa Birliği müktesebatının içine girmeyen, ancak, Avrupa güvenliğiyle ilgili bir düşünce olan yerindenlik ilkesi Türkiye'de henüz kabul edilmemiştir; ama, bu yasaların anası olan Kamu Yönetimi Temel Kanunu Yasası Tasarısında, subsidiarite ilkesi, o kanunun temel felsefesinin temel taşı olarak ortada durmaktadır. Gerçi, bu yerindenlik ilkesi bütün Avrupa'da da kabul edilmemiştir; İngiltere reddetmiştir, Hollanda ancak referandumla kabul etmiştir, Fransa ise kabul edip etmemekte şu anda bir tartışma yaşamaktadır, Türkiye'de de bunun kabulüne dair herhangi bir belge bulunmamaktadır.

Değerli arkadaşlarım, burada, idamları kaldırmak, bizden önce ve bize nasip oldu; ama, eskiden, idam edileceklere son bir soru sorarlardı -ben hukukçuyum aynı zamanda- son sözünü söyle derlerdi, ondan sonra idam ederlerdi. Biz, bu belediyelere, köylere ve mahalledeki insanlara, hemşerilere ve yurttaşlara son sözlerini bile söyletmiyoruz; çünkü, biz onları idam ediyoruz değerli arkadaşlar; kendilerine sormadan, düşüncelerini almadan "ne düşünüyorsunuz, bu konuda sizin dediğiniz nedir" diye sormadan, tüzelkişiliklerini kaldırıyoruz. Hani nerede kaldı katılım ilkesi; hani nerede kaldı saydamlık, açıklık, şeffaflık, hesap verebilirlik?! Yani, 21 inci Yüzyıl belediyeciliğinin felsefesi, temel taşları olan katılım ilkesini burada da kendi elimizle ortadan kaldırıyoruz.

Değerli arkadaşlarım, belki, bunu getiren hükümet, iktidar şöyle düşünebilir: İşte, bunları kaldırıyoruz. Neleri kaldırıyoruz; 359 tane belediyeyi kaldırdık zaten; yani, yeni mahallî seçimlere kadar duracaklar; ama, önümüzdeki mahallî seçimlerden itibaren bunlar kalkacak.

Şimdi, 6 ncı maddeyle de, bazı köyleri, mahalleleri ve belediyeleri zorlayacağız -ikinci fıkrasıyla- onları da kaldıracağız. Peki, ilköğretim okullarını kırsal kesimden kaldırdık, sağlıkocaklarını kaldırdık. İlçe teşkilatlarının -aldığım bir duyuma göre, umarım doğru değildir- 400 tanesinin kaldırılıp kaldırılmayacağını konuşuyoruz, tartışıyoruz; daha önümüze gelmedi. Adliyeleri ortadan kaldırıyoruz. Peki, kırsal kesimi kimin eline teslim ediyoruz değerli milletvekilleri? Cumhuriyetin temeli budur. Okumuş yazmış insanlar, görgü görenek bilen insanlar, yol yordam bilen insanlar, cumhuriyetin ilk yıllarından itibaren köylere gönderilmiş, köy kalkınmasında, köyün aydınlatılmasında önemli görevler yapmıştır. Köy enstitüleri bunlar için kurulmuştur. Köye öğretmen gitmiştir, sağlık memuru gitmiştir, okuma yazma öğretmiştir. Sağlık memuru sağlıkla ilgilenmiştir. Çiftçilik öğretilmiştir. Öğretmenlere çift çubuk verilmiştir, toprak verilmiştir. Modern ziraatın temeli atılmıştır. Şimdi, bütün bu aydınlarımızı, okuryazar takımımızı kırsal alandan geri çekiyoruz; bunu da doğru bulmuyorum değerli arkadaşlarım.

Bakın, hepimiz bir müddet sonra tatile gideceğiz. Seçim bölgelerimize gidelim. Kırsal alanda, hasta olanlar, doktorlara reçete yazdırırken, onlardan tedavileri için hap istiyorlar, draje istiyorlar; ancak, ampul istemiyorlar; çünkü, bunları enjekte edecek, iğneyi vuracak sağlık memurları yok; bu sağlık memurlarının hepsi kentlere gitmiş.

Şimdi, ilgilenenlerin dikkatine sunuyorum; kırsal alandan, ampul, elini ayağını çekmek üzere; bilgilerinize ve dikkatinize sunuyorum değerli arkadaşlarım.

ÜNAL KACIR (İstanbul) - Türkiye'yi aydınlatıyoruz.

BÜLENT BARATALI (Devamla) - Ampul, kırsal alandan çekiliyor sayın milletvekili!.. Ama, kırsal alan, biliyorsunuz, yüzde 40'tan fazla... Ampul, oralardan, yine, bizlerin eliyle geri çekiliyor; bizim bir itirazımız yok; ama, sizler devam edebilirsiniz çekilmeye; çünkü, kırsal alandan ampul geri çekilirse, siyasetin gereği, başka biri orayı doldurmaya devam edecektir.

ÖNER ERGENÇ (Siirt) - Işıl ışıl aydınlatmaya devam ediyor...

BÜLENT BARATALI (Devamla) - Kutlarım efendim, başarılar diliyorum.

Değerli arkadaşlarım "bunları kapatmayalım, kaldırmayalım da ne yapalım" diyebiliriz. Bunlar daha önce söylenilmişti biliyorsunuz 1980'den sonra; yani "bunları hapse atmayalım, besleyelim de ne yapalım" denilmişti." "Bu belediyeleri kapatmayalım; ama, ne yapalım"a iki tane örnek vermek istiyorum. Bunlardan bir tanesi, değerli arkadaşlarım, Fransa'daki örnek aldığımız belediyecilik modelidir.

Bakınız, Fransa'da 35 000 tane belediye var; yani, coğrafyamız, nüfusumuz ve idarî tarzımız "administrasyon" dediğimiz bu tarz, Türkiye'yle hemen hemen örtüşüyor. 35 000 belediye var Fransa'da, 4 500 tane belediye birliği var. Türkiye'de 3 225 belediye var, sanıyorum 168 belediye birliği var. 35 178 köy var, 40 000 mezra, kom vesaire gibi idarî düzenleme var.

Şimdi, biz, hep şikâyet ediyoruz, kırsal alandaki nüfusun fazlalığından şikâyet ediyoruz, kırsal alan üretim biçiminden şikâyet ediyoruz, köylülükten şikâyet ediyoruz, kentliliğe doğru gitmeye çalışıyoruz. Biliyorsunuz, Avrupa'da kırsal nüfus yüzde 5, Türkiye'de kırsal alan nüfusu yüzde 40. Biz, kendi elimizle şimdi buraları kaldırarak, kırsal alan nüfuslarını yükseltiyoruz değerli arkadaşlarım.

Denilebilir ki, bu model, Türkiye'ye uymayabilir, Türkiye'nin, Anadolunun çeşitli koşulları var, Fransa'yla beraber değil.

Değerli arkadaşlarım, o zaman, ben, size, Türkiye'de üretilmiş bir model sunmak istiyorum. Bu model, Cumhuriyet Halk Partisinin, çağdaş, sosyaldemokrat belediyecilik anlayışının, 1970'lerden beri oluşturduğu, büyük başarılarla bugüne kadar uyguladığı bir modeldir. Bunu yapan değerli arkadaşlarımdan biri de, başarılı bir arkadaşım, Sayın Ali Dinçer; bu modelin önemli örneklerinden biridir. Bu arada kendisini kutluyorum.

Bakın, bu modelde Cumhuriyet Halk Partisi diyor ki: "Tüm Türkiye'yi belediye yapacağız." Biz, bütün Türkiye'yi belediye yapmak istiyoruz. Yurttaşların, her yerleşim biriminde çağdaş bir yaşam sürme ve yönetime katılma hakkı vardır. Her türlü yurttaşlık hakkından eşit olarak yararlanması gereken insanlarımızın bir bölümü kentlerde, bir bölümü ise kırsal alanda en basit belediye olanaklarından yoksun yaşamaktadır. Bu adaletsizliği kabul edemeyiz, bu bozuk düzeni sürdüremeyiz.

CHP, yerel yönetimlerin, tüm yurttaşlara nitelikli ve çağdaş hizmetler sunmasını sağlayacaktır. Bu anlamda, nüfusun yoğunlaştığı bölgelerden başlayarak zaman içerisinde bütün Türkiye'yi belediyeye dönüştüreceğiz. Bütün köylerde, gerektiğinde birleştirerek, kırsal belediyeler kuracağız. Kent alanlarında ise, kent belediyelerini geliştireceğiz, semt belediyelerini kuracağız. Muhtarlığı belediye, muhtarı belediye başkanı yapacağız. Köy Kanununu kaldıracağız. Köyde muhtarlık kurumunu belediye başkanlığına dönüştüreceğiz; köy muhtarını kırsal belediye başkanı yapacağız.

Kırsal belediye başkanını, belediye başkanının doğal yetkileriyle donatacağız; ilçe belediyesinin ve il meclisinin toplantılarına katılma ve sorunlarını orada dile getirme hakkını sağlayacağız.

Kentte, bazı mahalleleri gerekli durumlarda birleştirerek mahalle muhtarlık kurumunu, semt belediye birim başkanlığına dönüştüreceğiz. Semt belediye birimi başkanlarının, aynı zamanda ilçe belediye meclisi toplantılarına katılmalarını, semtte çözülemeyen sorunların ilçede çözümü için görev yapmalarını sağlayacağız."

Değerli arkadaşlarım, Fransa modeli, yabancı, bizim koşullarımıza, Anadoluya uymuyor, örtüşmüyor dersek, işte, size, tam millî, ulusal bir model sunuyoruz Cumhuriyet Halk Partisi olarak. Bunu uygulamak, yapmak mümkün gibi görünüyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Bülent Baratalı (CHP, İzmir). “Büyükşehir belediyeleri kanunutasarısı (s.s.619)”. TBMM Genel Kurulu, 113. Birleşim tutanağı, 9 Temmuz 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/bulent-baratali-22-2004-07-09-buyuksehir-belediyeleri-kanunutasarisi-s-s-619 (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
