# 2005 mali yılı bütçe kan tas.(8 inci tur görüşmelerinde) içişleri bak.,emniyet gen.müd.,jandarma gen.kom.,sahil güvenlik kom.,dışişleri bak.

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Bülent Baratalı (CHP, İzmir)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 39. Birleşim
- **Tarih:** 24 Aralık 2004
- **Gündem:** 2005 MALİ YILI BÜTÇE KAN TAS.(8 İNCİ TUR GÖRÜŞMELERİNDE) İÇİŞLERİ BAK.,EMNİYET GEN.MÜD.,JANDARMA GEN.KOM.,SAHİL GÜVENLİK KOM.,DIŞİŞLERİ BAK.
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/bulent-baratali-22-2004-12-24-2005-mali-yili-butce-kan-tas-8-inci-tur-gorusmelerinde-icisleri-bak

> Bülent Baratalı (CHP), 24 Aralık 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 39. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2005 MALİ YILI BÜTÇE KAN TAS.(8 İNCİ TUR GÖRÜŞMELERİNDE) İÇİŞLERİ BAK.,EMNİYET GEN.MÜD.,JANDARMA GEN.KOM.,SAHİL GÜVENLİK KOM.,DIŞİŞLERİ BAK.); konuşma 794 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA BÜLENT BARATALI (İzmir) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; İçişleri Bakanlığı bütçesi üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına görüşlerimi aktaracağım; Grubum adına saygılarımı sunuyorum.

İçişleri Bakanlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü ve Jandarma Genel Komutanlığı aracılığıyla, içgüvenliğin tesisinden sorumludur. Türkiye'nin önemli bir coğrafyaya sahip olması, jeostratejik yapısı, jeopolitiği, sınıraşan suları başta olmak üzere, Akdeniz, Karadeniz, Kafkaslar ve Ortadoğu gibi önemli sınırlara sahip olması, dünyadaki 20 sıcak çatışma ortamından 13 tanesini sınırlarında bulundurması ve buna yaslanan diğer olumsuz nedenlerle, Türkiye'nin, içgüvenliğini, mutlak güvenlik olarak yakalayabilmesi çok zordur. Zaten, mutlak güvenliği yakalamak mümkün değildir. Bunu, yakalayabilseydi, Amerika Birleşik Devletleri yakalayabilirdi; 11 Eylül olayları ve Türkiye'de sinagog baskınları ve bombalaması da olmazdı. Bu nedenlerle, mutlak güvenlik yakalanamıyorsa, mutlak güvenlik seviyesine yakın bir güvenlik seviyesini bulmak ideal olmalıdır.

Günümüzde suç vasıflarının değişmesi, çeşitlenmesi, küreselleşmeyle ortaya çıkan yeni suçlar, kapkaç, bankacılık suçları ve ekonominin bozulmasıyla meydana gelen suçlarla mücadelede, emniyet ve jandarmanın, uzmanlaşmaya, bilgi ve teknolojiden yararlanmaya, sınırötesi işbirliğine, bilgiye erişmeye ve bilginin dolaşımına gereksinmesi bulunmaktadır.

Bu yolda, özellikle içgüvenlik görevlilerimizin eğitiminde, yetiştirilmesinde yapılan iyileştirmeleri takdirle karşılıyorum ve başta Sayın Bakan olmak üzere, emeği geçenleri kutluyorum; ancak, bu içgüvenlik görevlilerimizin morallerini ilgilendiren konularda da bir iyileştirme yapmak gerekmektedir.

Polis Vazife ve Selahiyet Kanununda "polisin görevi bitince istirahata çekilir" denilmektedir. Bu, uygulamada, 12 saat fiilen çalışma demektir. Hassas bölgeler, konsolosluklar ve büyükelçilikler önündeki polislerimiz, tuvalet gereksinmelerini karşılayabilmekten bile yoksundurlar; küçücük barakalarda, soğukta veya sıcakta, olumsuz ortamlarda, insan haklarına uygun olmayan bir biçimde çalışmaktadırlar. Jandarma ise zaten askerdir; askerlerin bir istirahat hakkının olduğu da pek söylenemez.

Bu içgüvenlik görevlilerimiz, özellikle polisler, özlük hakları yönünden de büyük sıkıntılar içindedir. Fiilen çalışan arkadaşlarımızın, emekli oldukları zaman, emekli maaşları, fiilen çalıştıkları maaşlarının üçte 1'ine inmektedir.

Özellikle büyük şehirlerde, turizm bölgelerinde, nüfus hareketlerinin çok fazla olduğu yerlerde, polis sayımız, Avrupa ülkeleriyle kıyaslanamayacak kadar azdır. Sonuçta, polis, fizikî olarak, bu mekânlarda yoktur. Ayrıca, polisin, araç, gereç, benzin, personel gibi önemli sorunları da devam etmektedir.

Bütün bu sorunlara karşın, içgüvenlik güçlerimiz, terörle mücadelede üstün başarı göstermişlerdir, millî sınırlar içinde ve dışında görevlerini kahramanca yapmışlardır. Tendürek'te ve Gabar'da tehdidin sonlandırılmış olmasına karşın, Kandil Dağındaki tehdit, halen, ağırlıklı olarak devam etmekte ve içsınırlarımıza doğru gelmektedir. Bu tehdidin sonlandırılması konusunda Türkiye'ye söz verenlerin bu sözlerini tutmalarını beklemek, bizim en doğal haklarımızdan bir tanesidir.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; şimdi, hepimizi etkileyen, Irak'ta beş güvenlik görevlimizin şehit edilmesiyle ilgili düşüncelerimi aktarmak istiyorum.

Bu şehitlerimiz, bu kamu görevlileri neden karayoluyla gönderilmiştir? Neden zırhlı araçları yoktur? Neden silahtan tecrit edilmişlerdir? Neden ikinci grup görevliler havayoluyla gönderilmiştir? Bu olaydaki ihmal nedir? Kimler sorumludur? Bunları öğrenmek istiyoruz.

Görevli ve yetkililerden, Birinci Ordu Komutanımızın sözlerini yerde bırakmamalarını umuyor, istiyor ve takip ediyoruz. (CHP sıralarından alkışlar)

Polislerimizin özlük haklarıyla ilgili olarak, burada yapılan konuşmalarda, İktidar Partisine mensup milletvekili arkadaşlarımın beyanlarını, ifadelerini, temennilerini ibretle dinledim.

Değerli arkadaşlar, iktidar olmak demek -İngilizce power veya Fransızca pouvoir- elde bulundurmak demektir, yapmak demektir, istemek demektir, yapılması için bütün güçleri var olmak demektir. Eğer, bugün, polislerimizin derece yükselmelerinde, kademe yükselmelerinde, Polis Vazife ve Selahiyet Kanununda Avrupa normlarına uygun iyileştirmelerde bir şey yapılacaksa, polislerimiz maaş, ücret yönünden iyileştirilecekse, sosyal güvenlik açısından daha da iyileştirilecekse, bunu yapmak, dilemek, istemek hakkı, muhalefet partisi milletvekillerinindir.

Şimdi, burada, söylüyorum -Sayın Bakan burada, İçişleri ve Plan ve Bütçe Komisyonlarının Sayın Başkanları burada- Sayın Bakan, tasarıyı bugün getirin, biz, Cumhuriyet Halk Partisi milletvekilleri olarak, 171 kişi bu tasarıyı fiilen imzalayacağız ve bu Parlamentodan çıkması için de gerekeni yapacağız. (CHP sıralarından alkışlar)

Elbette, devletin de, şehit olan polislerimizin yakınlarına, dul ve yetimlerine yapacakları vardır. Babalarından yoksun kalan bu çocuklarımıza, babalarının gösterdikleri şefkati bundan sonra devletimizin göstermesini istiyoruz. Bu şehitlerimizin çocukları artık devletin çocuklarıdır. Devlet "önce vatan" diyerek, "vatan sana can feda" diyerek toprağa düşenlerin geride bıraktıklarının her türlü ihtiyacını, şefkat dahil olmak üzere, karşılamak durumundadır. Bu konuda dün çok güzel sözler vardı Sayın Bakanla ilgili; bu sözlerin hemen yerine getirilmesini istiyoruz ve bu konuları takip edeceğimizi ifade ediyoruz.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; biraz da yerel yönetimlerden söz etmek istiyorum. Türkiye'nin idarî ve malî yapısını değiştirmek için 10 tane kanunu görüşmek üzereyiz. Bunlar, kamu malî yönetimi ve kontrol kanunu, kamunun yeniden yapılanması kanunu, il özel idareleri kanunu, belediyeler kanunu olarak sıralanmış. Bundan sonra kamu personeli, diğerleri vesaire gelecek.

Ne diyoruz biz idareyi yeniden yapılandırırken; katılımcı, saydam, hesap verebilir ve sorulabilir, hak ve özgürlükleri ortaya koyan ve soruşturan, adil, süratli, kaliteli bir kamu hizmetini yakalamaya çalışıyoruz hep beraber. Bu gerekçelere biz de katılıyoruz; bunlar bizim de programlarımızda var; ancak, bu yasalar çıkarken, maalesef, Anayasaya aykırılıklar devam etmektedir. Bakınız, ben burada -sanıyorum on gün önce- son Belediye Yasasının 14 üncü maddesinde, bunu böyle yapmayalım, gelin tekrar düzeltelim; çünkü, kanun Cumhurbaşkanı tarafından geri gönderilemeyecek; ama, bu kanun Anayasa Mahkemesine gidecek demiştim. Belediye Kanununun dün Sayın Cumhurbaşkanı tarafından Anayasa Mahkemesine götürüldüğünü tekrar görüyoruz.

Bu kanunlarla üniter yapımız zorlanıyor, tekil devletimiz sorgulanıyor, uzlaşma eksiklikleri yaşanıyor, kamu yararı ve kamu hizmeti ortadan kaldırılıyor...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Bülent Baratalı (CHP, İzmir). “2005 mali yılı bütçe kan tas.(8 inci tur görüşmelerinde) içişleri bak.,emniyet gen.müd.,jandarma gen.kom.,sahil güvenlik kom.,dışişleri bak”. TBMM Genel Kurulu, 39. Birleşim tutanağı, 24 Aralık 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/bulent-baratali-22-2004-12-24-2005-mali-yili-butce-kan-tas-8-inci-tur-gorusmelerinde-icisleri-bak (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
