# Vergi kanunlarının yeni türk lirasına uyumu ile bazı kan.değ.yap.hak.kan.(ss.725)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Bülent Baratalı (CHP, İzmir)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 44. Birleşim
- **Tarih:** 29 Aralık 2004
- **Gündem:** VERGİ KANUNLARININ YENİ TÜRK LİRASINA UYUMU İLE BAZI KAN.DEĞ.YAP.HAK.KAN.(SS.725)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/bulent-baratali-22-2004-12-29-vergi-kanunlarinin-yeni-turk-lirasina-uyumu-ile-bazi-kan-deg-yap-hak-k

> Bülent Baratalı (CHP), 29 Aralık 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 44. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: VERGİ KANUNLARININ YENİ TÜRK LİRASINA UYUMU İLE BAZI KAN.DEĞ.YAP.HAK.KAN.(SS.725)); konuşma 1.504 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA BÜLENT BARATALI (İzmir) - Sayın Başkan, teşekkür ederim.

Sayın Başkan, Sayın milletvekilleri; 725 sıra sayılı Vergi Kanunlarının Yeni Türk Lirasına Uyumu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısının 16 ncı maddesiyle ilgili olarak Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun görüşlerini size ileteceğim; Grubum ve şahsım adına, saygılar sunuyorum, sizleri selamlıyorum.

Görüşmekte olduğumuz kanun tasarısının 16 ncı maddesinden başlayan ve 26 ncı maddesine kadar devam eden maddeleri, 1981 tarihli ve 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanununun endeksleme yapılarak güncelleştirilmesiyle ilgilidir. Bundan önce yapılan güncelleme 1992 tarihinde yapılmış ve aradan geçen onüç yıllık zaman süreci içinde bu kanunlarda herhangi bir güncelleme yapılmamıştır; yani, belediye gelirlerinde -ki, bunlar yerel gelirlerdir- onüç yılda bir iyileştirme yapılmamış; ama, belediye girdilerinde onüç yıllık süre içinde devamlı enflasyon etkisiyle bir kötüleşme yaşanmıştır. Onüç yıl içindeki, aradaki bu olumsuz fark, bugünkü belediyelerin artık ödenemez hale gelen bugünkü borçlarının da esaslı nedenlerinden bir tanesidir. Onüç yıl boyunca siyasî iktidarlar bu konuyu seyretmişlerdir. Bu onüç yılın iki yılı da, Adalet ve Kalkınma Partisi İktidarına ait olan iki seyretme yılıdır değerli arkadaşlarım.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; yine, bu güncelleştirmenin ve endekslemenin hangi esaslara dayanılarak yapıldığı konusunda da bir bilgi sahibi bulunmamaktayız. Bunun en belirgin örneğini Çevre Temizlik Vergisinde yaşıyoruz. Büyükşehir belediyesi sınırları içindeki yerlerde oturan yurttaşlarımızın kullandıkları suya endekslenen Çevre Temizlik Vergilerinde, enflasyonun çok üzerinde, yüzde 50 civarında bir fazlalaştırma yapılmıştır. Bu da, adalete uygun değildir.

Az önce söylediğim gibi, belediye gelirleri içinde bu gelirler, yerel gelirlerdir; yani, hemşeriler, o belediye sınırları içinde oturanlar, bu gelirlerden düşen mükellefiyetleri yerlerine getirirler. Bunlar, gelirler içinde çok küçük bir paydır. Aslında, doğrusu, belediyelerimizin gelirlerinin genel bütçe gelirleri üzerindeki paylarının artırılarak verilmesidir, yapılmasıdır. Türkiye'de, bildiğiniz gibi, bütçe gelirlerinden belediyelerin aldıkları bu pay yüzde 4,5'tir.

Yine, gelirleri artırmakla, böyle söylemle iktidara gelen Adalet ve Kalkınma Partisi, geçen sene, bildiğimiz gibi, bütçe kanunuyla bu gelirleri 1 puan aşağıya çekmiştir. Çağdaş demokrasilerde, hem gelirler hem de bu gelirler karşılığı yapılan hizmetler, millî gelire oranla, yüzde 20'leri, yüzde 30'ları bulmuştur. Türkiye'de ise, il özel idareleriyle beraber, bu hizmetler yüzde 15 civarındadır. Madem Avrupa'ya öykünüyoruz, madem çağdaş demokrasi orada, madem çağdaş yönetimler orada, biz de, belediyelerimize, yerel yönetimlere, en azından bütçe gelirlerinden yüzde 25'in üzerinde bir pay vererek, onların da genel hizmetler katılımına yüzde 25'le katılmalarını sağlamak durumundayız.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bugüne kadar tüm siyasî söylemler, gelirlerin artmasına yönelik olmasına karşın ve iktidarlar, özellikle Adalet ve Kalkınma Partisi İktidarı da halka verdiği sözlerle yerelleşmeyi ve ademi merkeziyeti savunmasına karşın, bu iki yıl içinde, üçüncü yıla girerken, belediyelerin gelirleri konusunda hiçbir iyileştirme yapılmamıştır. Buna karşın belediyeler, görevleri ve yükleri konusunda da büyük görevler yüklenmiştir; yani, belediyelere yüklenen görevler ile karşısında aldıkları gelirler arasında belediyeler aleyhine olumsuz bir tablo devam etmektedir. Yani, bu konunun, halk arasındaki söylemle, tek cümleyle anlatılması şöyledir: Halen daha, vur abalıya sistemi devam etmektedir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yerel yönetimler, temsilî demokraside halkın yerel, kamusal menfaatlarının teminatıdır. Diğer taraftan, demokratik sistemin önemli bir unsuru olarak, çoğulculuğun, katılımın sağlanmasında, yerel ve ulusal menfaatların uzlaştırılmasında, halkın tercihleri ile talep ve beklentilerinin yönetime yansıtılmasında yerel yönetimlerin çok önemli bir rolü bulunmaktadır.

Yerel yönetimler, vatandaşlara, ilave seçme ve seçilme imkânı sağlamakta; sivil toplum örgütleri dahil olmak üzere, onlara, daha fazla katılım imkânı vermektedir. Böylece, âdeta, demokrasi için eğitim merkezi işlevini görmektedir. Ayrıca, yerel politikacılar her gün belde halkıyla, hemşerisiyle yüz yüze, karşı karşıya oldukları için, bunlar, daha fazla sorumluluk duygusuyla, daha iyi hizmet vermeye yönelmektedirler. Şimdi biz ne yapıyoruz; yani, siz ne yapıyorsunuz; bu yasalarla, nüfusu 5 000'den az olan belediyeleri kapatıyorsunuz.

Değerli arkadaşlar, nüfusu 5 000'den az olan belediye sayısı İçişleri Bakanlığı verilerine göre 340 adettir. Bunları ya kapatıyorsunuz Danıştayın görüşünü alarak ya da yanındaki bir belediyeye veya yanındaki bir köye ilhak ederek, bunların tüzelkişiliklerini devam ettirmeye çalışıyorsunuz. Bunun pratikte hiçbir yararı olmayacaktır ve bu belediyeler kapatılacaktır.

Değerli arkadaşlar, bakın, bu bağlamda Afyon'da 20 belediye, Amasya'da 7 belediye, Ankara'da 9 belediye, Antalya'da 5 belediye, Aydın'da 4 belediye, Balıkesir'de 10 belediye, Burdur'da 12 belediye, Çanakkale'de 9 belediye, Çorum'da 12 belediye kapatılmaktadır.

Bir tane örnek vermek istiyorum. Balıkesir'in Bandırma İlçesine bağlı Aksakal Belediyesinde -ki, bu belediye önemli bir belediyedir- neredeyse yumurta üretiminde artık borsanın açılacağı noktaya gelinmiştir; yumurta konsantresinde çok önemli işlevler yapılmaktadır. Sanıyorum, Sayın Bakanımız da bu belediyeyi bilmektedir. Bu belediyenin nüfusu 1 995'tir. Bu belediye de kapatılmaktadır. Bunları bilgilerinize sunuyorum.

Ben, tabiî, belediye olmak için çok büyük mücadele veren, bu kapatılacak olan belediyelerin hemşerileri için çok üzülüyorum. Onların belediye olmak için yaptıkları bütün girişimleri, seçimle elde ettikleri bu olanağı, referandumla elde ettikleri bu olanağı, şimdi, biz kanunla ortadan kaldırıyoruz değerli arkadaşlarım. Bu, çok önemlidir, katılımcı demokrasiye de aykırıdır. Umarım ve dilerim, tekrar gözden geçirilir.

Değerli arkadaşlar, bakın, 5216 sayılı Kanunla yeni belediye olan yerleşim yerlerindeki köylülerimiz nelerle karşı karşıyadır, bunları size anlatmak istiyorum:

Köylüler ilk defa Emlak Vergisiyle tanışacaklardır, Emlak Vergisi mükellefi olmanın onurunu taşıyacaklardır; ama, bu onur karşısında da devlete epeyce Emlak Vergisi ödeyeceklerdir.

Köylüler atıksu bedelinin ne olduğunu öğreneceklerdir.

Köylüler, tekrar, Çevre Temizlik Vergisinin ne demek olduğunu öğreneceklerdir.

Ayrıca, buradaki esnaflarımız -berberler ve terziler hariç olmak üzere- gerçek usule tabi kılınacaklardır. Bu, başlangıçta, her esnafın cebinden devlete 2 milyar lira para vermesi demektir. Ayrıca, 12 500 000 liraya tuttukları defteri de 75 000 000 liraya tutacaklardır.

Değerli arkadaşlar, şimdi -zaman geçmedi- bunlar düzeltilebilir. Sayın Bakanımızla konuştuk, bir kararname çıkarıyorlar. Umuyorum, bunu bu kararnamede düzeltirler.

Belediye başkanlarımızın, önceki ve sonraki emekli olmaları durumunda, büyük bir adaletsizlik yaşanmaktadır. Bir örnek vermek istiyorum. Gaziantep Belediyesinde, 1980'den önce iki dönem belediye başkanlığını onurla, şerefle yapan Kaya Esat Turgay, 400 000 000 lira maaş almaya devam edecektir; ama, Çorum'un bir beldesinde yeni emekli olan bir belediye başkanımız, 2 milyar lira emekli maaşı alacaktır bundan sonra. Bunlar da düzeltilmelidir.

Diğeri, 5216 sayılı Kanunla özürlülere verilen bir hak geri alınmıştır. Bunu da takdirlerinize sunuyorum. Özürlülere ayrıcalık tanıyan bir kanunun ilgili maddesi, toplumda dezavantajlı durumda olan özürlülerin haklarını biraz iyileştiren 3030 sayılı Kanunun ilgili maddesi, bu kanunla ortadan kaldırılmıştır değerli arkadaşlar.

Değerli arkadaşlar, diğeri, belediyelerimizin içerisinde bulunduğu büyük borç yüküdür. 5216 sayılı Kanun, bildiğiniz gibi, 23 Temmuzda yürürlüğe girmiştir. Aradan geçen altı aylık zaman zarfında, uzlaşma kurulları çalışmaya başlamadığı için, belediyelerimiz, hâlâ daha borçların cezaları, vergileri ve faizleri altında inlemektedir; belediyelerimiz, oksijen çadırında bile değildir; yaşam destek üniteleriyle ayakta kalmaya çalışmaktadır ve ücretlerini bile ödeyemez belediyeler haline gelmiş bulunmaktadır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; son olarak, önemli bir konuya değineceğim. Bu da, belediyelerde yapılan soruşturmalarda, belediye başkanlarımızın muhatap oldukları makamlar, kişiler ve bu kişilerin yaptığı işlemlerdir. Bunlarda hiçbir iyileştirme sağlanmamıştır. Buralarda, Anayasanın ilgili 127 nci maddesi hükmüne rağmen, belediye başkanlarımız hor görülmekte ve ikinci sınıf yönetici, idareci durumunu devam ettirmektedirler. Yani, belediyeler yedi kocalı Hürmüz'dür, şimdi bir kocaları daha gelmiştir, sekiz kocalı olmuşlardır! Bunun bir örneğini, hemen, dün Burhaniye İlçemizin Pelitköy Belde Belediyesinde yaşanan bir olayla vermek istiyorum.

Bu belediyemizde jandarmanın yaptığı bir soruşturmadan sonra, Balıkesir İlimizin İçişleri Bakanlığına bağlı üst düzey yöneticisinin kamuya açıkladığı bilgi notunu ben de sizlere açıklayacağım ki, bu bilgiler, soruşturmayı yürüten, yani jandarmaya soruşturma yetkisi veren Burhaniye Cumhuriyet Başsavcısının gizlilik kararına karşı açıklanmıştır. Jandarmanın yürüttüğü operasyonun adı Kod Sürgü 5 Operasyonudur. Bu bilgi notunu, eski bir belediyeci, eski bir hâkim olarak okuduğumda tüylerim diken diken oldu. Hukuk devleti için tam bir yargısız infaz durumuyla karşı karşıyadır Pelitköy Beldesi ve Belediyesi. Bunu okuduğunuz zaman, sanki, yargılama bitmiştir; iddia makamı jandarma, yargılama makamı jandarma ve infaz makamı da jandarmadır. Daha ilk tahkikatın gizliliğine rağmen, jandarma, belediye başkanımız ve ilgililer hakkında kararını açıklamıştır. Bakınız neler söylüyor kararında: "Yapılan soruşturma ve inceleme sonucu, belediye başkanı ve bazı personelin, belediyenin elde ettiği gelirlerin bir kısmını zimmetine geçirdikleri, belediye bölgesinde inşatta bulunan site ve kooperatiflerden, bağış adı altında vatandaştan zorla para topladıkları ve bu toplanan paraları belediye gelirine dahil etmedikleri, kendi menfaatlarına kullandıkları, belediye imar planında usulsüz değişiklikler yaparak bazı kişi ve grupların yasadışı büyük rant elde etmelerine sebebiyet verdikleri, belediyenin bazı mal ve hizmet alımlarında ihaleye fesat karıştırdıkları tespit edilmiştir."

Değerli arkadaşlar, ilk tahkikatın gizliliği esası vardır, üstelik gizlilik kararı da alınmıştır.

Şimdi, burada, İçişleri Bakanımızın dikkatini çekmek istiyorum. Jandarma iddia makamıdır, jandarma bilirkişidir, jandarma mahkemedir, jandarma, infaz makamıdır. Cumhuriyetten önce bütün bu yetkilerin tek elde toplandığı bir müessese vardı, kadılık müessesesi; kadı karar verir, hemen uygulatırdı. Şimdi, biz, Pelitköy'de böyle bir uygulamayla karşı karşıyayız.

ALİ KEMAL DEVECİLER (Balıkesir) - İlçesini de söyle Sayın Baratalı.

BÜLENT BARATALI (Devamla) - Değerli milletvekilleri, yapılan araştırma ve inceleme sonunda da, gözaltında iki gün bekletilen bu 20 kişi, Belediye Başkanımız ve diğer kamu görevlileri, serbest bırakılmışlardır. Hukuk devletinde böyle bir uygulamanın olmaması gerekiyor. Buradan, biz, Sayın İçişleri Bakanımızın ve ilgililerin, Balıkesir üst düzey yöneticileri hakkında gereğini hemen yapmasını istiyoruz ve diliyoruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun Sayın Baratalı.

BÜLENT BARATALI (Devamla) - Bitiriyorum Sayın Başkan.

Bunlar yapılıncaya kadar da, bu konunun arkasındayız, nereye varırsa varsın devam edeceğiz; bunu da burada ilan ediyor ve ifade ediyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hem Belediye Kanununda hem de Büyükşehir Belediye Kanununda, sanıyorum aceleye getirildi, tam tartışılmadı, tam uzlaşma, açılım ve katılım sağlanmadı, halkımızın vergi yükünü artırıcı epeyce önemli maddeler var, sakıncalar var. Umuyorum, diliyorum, bunları, bazı günlerde, bazı yeni tasarılarda tartışırız. Ben, yukarıda olumsuz örnekleri verdim; bu nedenle, ilgilileri uyarıyorum.

Sayın Başkan ve sayın milletvekilleri, bu düşüncelerle, sizlere yeni yılda mutluluklar diliyorum.

Teşekkür ederim. (Alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Bülent Baratalı (CHP, İzmir). “Vergi kanunlarının yeni türk lirasına uyumu ile bazı kan.değ.yap.hak.kan.(ss.725)”. TBMM Genel Kurulu, 44. Birleşim tutanağı, 29 Aralık 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/bulent-baratali-22-2004-12-29-vergi-kanunlarinin-yeni-turk-lirasina-uyumu-ile-bazi-kan-deg-yap-hak-k (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
