# 24.03.2005 tarihli ve 5321 sayılı emniyet teşkilatı kanununda değişiklik yapılması hakkında kanun ve cumhurbaşkanınca bir daha görüşülmek üzere geri gönderme tezkeresi (ss:873)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Bülent Baratalı (CHP, İzmir)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 89. Birleşim
- **Tarih:** 26 Nisan 2005
- **Gündem:** 24.03.2005 TARİHLİ VE 5321 SAYILI EMNİYET TEŞKİLATI KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA KANUN VE CUMHURBAŞKANINCA BİR DAHA GÖRÜŞÜLMEK ÜZERE GERİ GÖNDERME TEZKERESİ (SS:873)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/bulent-baratali-22-2005-04-26-24-03-2005-tarihli-ve-5321-sayili-emniyet-teskilati-kanununda-degisikl

> Bülent Baratalı (CHP), 26 Nisan 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 89. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 24.03.2005 TARİHLİ VE 5321 SAYILI EMNİYET TEŞKİLATI KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA KANUN VE CUMHURBAŞKANINCA BİR DAHA GÖRÜŞÜLMEK ÜZERE GERİ GÖNDERME TEZKERESİ (SS:873)); konuşma 1.631 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA BÜLENT BARATALI (İzmir) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Sayın Cumhurbaşkanınca, Anayasanın 89 ve 104 üncü maddeleri gereğince bir daha görüşülmek üzere geri gönderilen 5321 sayılı Emniyet Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun geçici 21 inci maddesiyle ilgili olarak, Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun görüşlerini ileteceğim; bu nedenle, Grubum ve şahsım adına sizleri ve Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşmekte olduğumuz kanunla, Emniyet Teşkilatımıza, yönetici ve polis memuru olarak 10 480 adet daha, yeni kadro istenmekte ve ihdası istenmektedir.

Emniyet Teşkilatımızın yapısı, teşkilatın içinde bulunduğu sıkıntılar, personel yetersizliği, araç gereç yetersizliği, teknolojik araç gereç yetersizliği, polis memurlarımızın akçalı sıkıntıları, geçim sıkıntısı, maaşlarının yetersizliği; Türkiye'deki polis sayısının yetersizliği, özellikle büyük şehirlerimizdeki polis sayısının yetersizliği ve daha çok buralarda bu yetersizliğin hissedilmesi; polis memurlarımızın geçim sıkıntısı nedeniyle büyük kentlere gitmek istememesi; tayin ve terfilerde objektif kriterlerden uzaklaşma, siyasallaşma; emeklilik maaşının, özellikle aktif görev yapılma sırasına göre çok azalması, yarıdan fazlalara inmesi emeklilik maaşının; uzun çalışma saatleri nedeniyle, polislerimizin, sosyal yaşamdan ve aile yaşamından kopmaları ve bilgi çağının gereği olarak, polislik anlayışındaki yeni gelişmeler, değişmelerin ortaya çıkardığı dinamikler ve bunların ışığında polislik görevinin ve işlevinin değişmesi, gelişen teknolojinin yeni suç türlerini ortaya çıkardığını, elektronik ortamda işlenen dolandırıcılık, sahtecilik, hırsızlık, organize suçların, suçun işlenme vasıtalarının değiştiğini, tüm bunlarla savaşabilmek için, polisin iyi bir eğitim alması ve eğitim süresinin de buna dayalı olarak yeterli olması gerektiğini hepimiz bilmekteyiz. İşte, bu nedenlerle, polis yönetici kademesi için polis akademisi ve bağlı fakülteleri kurulmuş, burada da dört yıl eğitim süresi belirlenmiştir.

Polis memuru yetiştirmek üzere de, polis meslek okulları kurulmuş ve burada da, yeterli süre olan iki yıl belirlenmiştir. Böylece, polis okullarındaki eğitime akademik nitelik kazandırılarak, gücünü otoritesinden değil, saygınlığından alan polisler yetiştirmek hedeflenmiştir. Ayrıca, hem polis akademisine ve hem de meslek yüksekokullarına kaynaklar da sayılmıştır. Polis meslek yüksekokullarına, ÖSYM tarafından yapılan sınavla, genel lise, erkek tekniköğretim, kız tekniköğretim, ticaret ve turizm öğretimine bağlı okul mezunları alınır. Fakültelerin ise, esas öğrenci kaynağı polis kolejleridir; ancak, kaynak yetersiz bulunduğunda ve ihtiyaç halinde, genel lise, erkek tekniköğretim, kız tekniköğretim, ticaret ve turizm öğretimine bağlı okul mezunları alınır. Bu, polis memuru olabilmek için bitirilmesi gerekli olan meslek yüksekokulunun iki seneye çıkarılmasıyla ilgili, 4652 sayılı kanunun gerekçesinde aynen böyle sayılmıştır; yani, bu kanun, ancak bu okulları bitirenleri polis memuru olarak, kaynak olarak kabul etmektedir. Bunların dışında, özellikle fen, anadolu ve imam-hatip lisesini bitirenler bu kanun aleyhine Anayasa Mahkemesine gitmişler; Anayasa Mahkemesi de verdiği gerekçeli kararda, fen lisesi, anadolu lisesi ve imam-hatip lisesi mezunlarının kaynak içinde olamayacağını karara bağlamıştır. Yani, az önceki bir konuşmacı arkadaşımız, Sayın Kandoğan, sadece imam-hatip liselerini söyledi; ama, Anayasa Mahkemesi kararında, fen lisesini ve anadolu lisesini bitiremeyenlerin de polis meslek yüksekokullarına giremeyeceği, Anayasa Mahkemesi kararlarına bağlanmış bulunmaktadır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; daha önce kabul edilen kanunların gerekçesi ve Anayasa Mahkemesi kararları ışığında önümüzdeki konuyu incelersek, yeni yasada, yani, şu anda görüşmekte olduğumuz yasada, 5231 sayılı Yasada, okul ayırımı gözetilmemiştir; yani, kullanılması mümkün olmayan kaynak, yasa bu haliyle kalırsa kullanılabilecektir. Bir başka deyişle, anadolu, imam-hatip, fen liselerinden mezun olup da 4 yıllık yükseköğretim kurumlarından mezun olanlar mesleğe alınabilecektir. Böyle bir düzenleme yapmak, az önce söylediğim 4652 sayılı Kanunun konuluş amacına, ratio legis'ine aykırı bulunmaktadır ve bu kaynaklardan çıkıp da, yani, kullanılması mümkün olmayan, olası olmayan kaynaklardan çıkıp da bunun üzerine 4 yıllık yükseköğretimi bitiren öğrencilerimizin, bu yeni kanunla, hızlandırılmış polis olarak yetiştirilmesi, Anayasal olarak pek mümkün görünmemektedir.

Ayrıca, eğitim-öğretim süresinin altı ay gibi kısa bir süre için değerlendirilmesi pek mümkün değildir, olağanüstü sakıncalıdır. Silahlı Kuvvetler de, zaman zaman, harp okulu kaynağının yanında sözleşmeli subay almaktadırlar; ama, bu sürenin en az iki yıl olması planlanmıştır. Bunlar, harp okullarında, aynen harp okulu öğrencileri gibi, onların yaptığı bütün sınavlardan geçerler ve Menteş'te de en az altı aylık önemli bir silah eğitimi alırlar. Belki, buna uydurulabilirdi; o zaman sakıncası da kalmayabilirdi.

Yine, bu 4 yıllık yüksekokul mezunları farklı disiplinlerden geleceklerdir. Kabul edilmelidir ki, farklı disiplinlerden gelen arkadaşlarımızın, adayların altı ay gibi kısa bir sürede meslekî bir disipline uymaları beklenmemelidir. Bu da, ayrıca, bu kanunun bir sakıncasıdır. Suç tanımlarının ve işlenme vasıtalarının değişmesi, onlarla mücadele için, bu süreç, eğitim ve öğretim için yeterli değildir.

Değerli arkadaşlar, özellikle, elektronik suçlar daha çok bilgiyi, daha çok beceriyi gerektirmektedir. Şimdi, edebiyat fakültesi mezunu bir arkadaşımızı eğer bu okullara kabul edersek ve altı ay içinde bunları yetiştirmeye çalışırsak, bu arkadaşlarımızın organize suçlarla, organize suç örgütleriyle ve dolandırıcılık, hırsızlık, rüşvet, irtikap gibi yine de elektronik ortamda işlenebilecek olan... Yani, suçun ve suç vasfının değiştirildiği bugünlerde bunlarla mücadele edebilmeleri için, bu altı aylık süre de yeterli değildir.

Eğitim süresinin kısalığı, polislik mesleğinde olması gereken kaliteyi çok düşürecektir. Ayrıca, burada polis memuru olan arkadaşlarımızın, hepimizin bildiği gibi, altı yıllık bir bekleme süreleri vardır. Altı yıl sonunda bu arkadaşlarımızın yığınsal bir şekilde başka bir kuruma geçmeleri de önlenemeyecektir. Yasa, polis açığının ivedilikle giderilmesi için getirilmişse de, ancak sürekliliği görülmektedir; yani, istediğimiz ve gereksinme olan polis açığını bir defada gidermeyecek; ama, temadi edecektir ve yasanın sürekliliği devam edecektir. Bu da, sakıncalıdır.

Şimdi, bu, bir devşirme anlayışıdır. Bu anlayışla, polis devşirerek polisin saygınlığını, polisin otoritesini, polisin değişen suç ve suç vasfındaki konumu karşısında bunlarla mücadele edebilmesi olanağını sağlayamayız.

Değerli arkadaşlar, ayrıca, bu yasayı böyle kabul edersek, polis meslek yüksekokulları ile Polis Akademisi ve bağlı fakültelerde bir asker disiplini içinde yetişen arkadaşlarımıza da büyük haksızlık etmiş oluruz. Sivil üniversitelerde ve fakültelerde özgürlük ortamı içinde dört yıl geçiren arkadaşlarımız, polis akademisinde farklı bir disiplin içinde ve askerce bir disiplin içinde geçirilen süre kadar sıkılmayacaklardır, çeşitli şekillerde hafta mezunlarından kısıtlanmayacaklardır ve bu arkadaşlarımız, bu haliyle polis akademisinde yetişen arkadaşlarımız karşısında eşitlik, adalet, nısfet kaidelerine uygun bir şekilde davranış içinde olamayacaklardır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sonuç olarak, bu yasa, kamu düzeni ve güvenliğini sağlamakla görevli ve bunun için de gerektiğinde silah kullanma yetkisine sahip olan polisimizin saygınlığını artırmayacak, bilakis azaltacaktır. Bu yasa, polisimizi, 21 inci Yüzyılın koşullarına, bu milenyum çağına, bilgi çağına taşımayacak, AB'ye de hiç taşımayacaktır. Böyle bir düzenlemede, güvenlik hizmetlerinin gereklerine uygun eleman alınmasının önü de tıkanacaktır. Doğrusu ise, eğitimli, güven duyulan, siyasî mücadelelerden uzak, mesleğini seven, mutlu bir polis için, köklü çözüm, polis okullarının sayısını artırmak ve bu okullarda eğitimin kalitesini yükseltmektir. Birden bu okulların sayısını artıramazsak, mevcut olan, Sayın Bakanın da girişimiyle sayıları 26'ya çıkan bu okullarımızda, belki, daha da uzun bir sürede, hızlandırılmış bir eğitim, ikili eğitim yaparak, bunları yapabileceğimizi düşünüyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu kanunun diğer bir düzenlemesi de, 5277 sayılı ve 2005 malî yılı bütçesinin daha mürekkebi bile kurumadan bu bütçe kanununun ortadan kaldırılması ve kanunî deyimiyle bütçe kanununun arkasına dolanmasıdır. Biz, 2005 yılı bütçesini bir malî disiplin içinde daha üç ay önce kabul ettik. Sanıyorum, sayın bakan arkadaşlarımız daha iyi bilir, belki, ilk ödeneklerin serbest bırakılması bile henüz daha yaşanmadı. 48 000 kamu elemanıyla sınırlandırmışız idareyi, şimdi 2 000 veriyoruz. Bunun arkasından, hemen gelecek olan bir kanunla 9 300 daha vereceğiz, sanıyorum Diyanet için vereceğiz.

SALİH KAPUSUZ (Ankara)- Onları kadroya geçirmiyoruz, asalete geçiriyoruz; zaten çalışıyor onlar.

BÜLENT BARATALI (Devamla)- Sayın Kapusuz, isterseniz söz alın, benden sonra cevap verin efendim; sanıyorum böyle bir yöntem var.

SALİH KAPUSUZ (Ankara)- Yok; katkı için...

BÜLENT BARATALI (Devamla)- Teşekkür ediyorum ikazınız için.

Bunun arkasından, sanıyorum, sözleşmeli personel olarak atadığımız veterinerler, onun arkasından, ziraat mühendisleri ve sağlık görevlileri gelecektir. Bu, bizim yaptığımız bütçeyi daha üç ay bile tamamlanmadan ortadan kaldıran bir tasarruftur.

Şimdi, bütçenin güvenilirliğinden bahsediyoruz, bütçenin denkliğinden bahsediyoruz, bir de bütçenin saydamlığından bahsediyoruz. Şimdi yaptığımız şey, bütün bunları ortadan kaldırmak olacaktır.

Değerli arkadaşlar, Sayın Başkan, hepimiz biliyoruz ki, biz, Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun da verdiği destekle, bir malî disiplin sağlayabilmek için, Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanunu çıkardık; ama, daha bu kanun yürürlüğe girmeden, biz, şimdi, bu çıkardığımız kanunları hep beraber burada deliyoruz ve kevgire çeviriyoruz.

Değerli arkadaşlarım, diğer bir konu da, geçen hafta burada Meclisi yöneten başkanımızın bir haftalık üretim süresi içerisinde ancak 1 maddeyle, 1 maddenin kabulüyle süresinin tamamlandığı söylendi, hararetli tartışmalar yapıldı.

Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; İktidar Partisi de, Anayasaya aykırı kanunlar getirerek, bana göre, Meclisin zamanını ve bu halkın zamanını iyi kullanmıyor. Bakınız, Anayasaya aykırı olduğunu bile bile, biz, kanunun hiçbir maddesini, virgülünü değiştirmeden, şimdi burada, hem komisyonlarda hem burada görüşüyoruz ve Sayın Cumhurbaşkanının haklı taleplerine karşın bu Kanunu değiştirmiyoruz. Öyle sanıyorum ki, geçen hafta Sayın Ali Dinçer'e haksızlık yaptık. Esas haksızlığı yapanın da İktidar Partisinin Grubu olduğunu düşünüyorum. Anayasaya aykırı kanunlar getirerek bu haksızlığı yapmaya devam ediyorlar. Benim bir önerim var; önce Anayasayı değiştirelim, ondan sonra yeni anayasaya göre bu kanunları getirebilirsiniz diye düşünüyorum. Millî iradeyi sanıyorum belirtebilirsiniz; bu millî irade yeniden tecelli eder. 1982 Anayasasının millî iradesi şimdi devam ederken bunları yapamazsınız diye düşünüyorum. Bir kez daha, zaman harcamadan, halkımızın isteklerinin yerine getirilmesi konusunda değerli arkadaşlarımı anlayışa davet ediyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun Sayın Baratalı.

BÜLENT BARATALI (Devamla) - Bitiriyorum Sayın Başkan. Anlayışınıza teşekkür ederim.

Değerli arkadaşlar, Sayın Cumhurbaşkanıyla zıtlaşıyoruz; ama, hepimiz bilmeliyiz ki, Anayasamızın 104 üncü maddesinde Sayın Cumhurbaşkanının yetkileri sayılırken, kanun yapmada aynen bizim gibi bir aktör olduğunu göreceğiz. Nasıl bir aktördür; talikî veto yetkisi vardır, halkoyuna kanunları götürme yetkisi vardır. Yani, Sayın Cumhurbaşkanı yürütmenin başıdır, ama, aynı zamanda, kanun yapmada da önemli bir yetkisi vardır. Anayasanın uygulanmasını ve devletin düzenli çalışmasını gözetir Sayın Cumhurbaşkanı. Görüşmekte olduğumuz kanunda da Sayın Cumhurbaşkanı Anayasaya aykırılık bulmuş ve kanunu, bir kez daha görüşülmek üzere geri göndermiştir, iyice inceleyin, bunu ortadan kaldırın diye.

Değerli arkadaşlar, az önce söyledim, siz ne yapıyorsunuz -yani, İktidar Partisi Grubu- bunları gözardı ediyor ve ısrar ediyorsunuz. Bu tavır, devlet organlarının düzenli ve uyumlu çalışmasına katkı koyan bir tavır değildir; zaman, enerji ve kaynak kaybıdır; demokrasinin gelişmesinin önünü açan bir davranış değildir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; şu anda yürürlükte bulunan 1982 Anayasasının karşısında ve daha önce kabul edilen 4652 sayılı Polis Yükseköğretim Yasasının karşısında ve onların amir hükümleri ve konuluş nedenleri karşısında, bu kanunun, iyi hazırlanmadığını, aceleye getirildiğini, buradan yetişecek olan polislerimizin, mesleğin saygınlığını artırmada yararlı olamayacağını düşünüyoruz ve bu düşüncelerle, bu kanuna olumlu oy vermeyeceğimizi ifade ediyoruz.

Bu düşüncelerle, hepinize saygı ve selamlarımı sunuyorum.

Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Bülent Baratalı (CHP, İzmir). “24.03.2005 tarihli ve 5321 sayılı emniyet teşkilatı kanununda değişiklik yapılması hakkında kanun ve cumhurbaşkanınca bir daha görüşülmek üzere geri gönderme tezkeresi (ss:873)”. TBMM Genel Kurulu, 89. Birleşim tutanağı, 26 Nisan 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/bulent-baratali-22-2005-04-26-24-03-2005-tarihli-ve-5321-sayili-emniyet-teskilati-kanununda-degisikl (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
