# Serbest bölgeler kanunu ile gümrük kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı hakkında (s.s.275)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Bülent Baratalı (CHP, İzmir)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 16. Birleşim
- **Tarih:** 12 Kasım 2008
- **Gündem:** SERBEST BÖLGELER KANUNU İLE GÜMRÜK KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI HAKKINDA (S.S.275)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/bulent-baratali-23-2008-11-12-serbest-bolgeler-kanunu-ile-gumruk-kanununda-degisiklik-yapilmasina-da

> Bülent Baratalı (CHP), 12 Kasım 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 16. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: SERBEST BÖLGELER KANUNU İLE GÜMRÜK KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI HAKKINDA (S.S.275)); konuşma 1.011 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA BÜLENT BARATALI (İzmir) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, görüşülmekte olan Serbest Bölgeler Kanunu ile Gümrük Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’nın 7’nci maddesi üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunmaktayım. Sözlerime başlarken yüce heyetinizi grubum ve şahsım adına saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, İkinci Dünya Savaşı öncesinde kurulan Singapur ve Hong Kong serbest limanları ile daha sonra kurulan Panama, İrlanda, Tayvan ve Güney Kore Serbest Bölgelerinin elde ettikleri büyük başarılar serbest bölgeler fikrinin pek çok ülkede kabul edilmesine katkıda bulunmuştur. Bugün en gelişmişinden en fakirine kadar yüz yirmi ülkede serbest bölge bulunmaktadır.

Serbest bölge çalışmalarının ülkemizde de uzun bir geçmişi vardır. 1850 yılına kadar gittiği söylense bile ancak 6 Haziran 1985 yılında bu Kanun çıkarılmış ve Türkiye'nin dışa açılması ve dış ticaret hacminin büyütülmesi böylelikle sağlanmıştır.

Serbest bölgelerin kuruluşunun çok değişik amaçları vardır; Türkiye'nin ihracatını artırmak yanında, Türkiye'de ihracat için yatırım ve üretimi artırmak, yabancı sermaye ve teknoloji girişini hızlandırmak, ekonominin girdi ihtiyacını ucuz ve düzenli bir şekilde temin etmek, dış finansman ve ticaret olanaklarından daha fazla yararlanmaktır.

Değerli milletvekilleri, serbest bölgeler yıllar boyunca geniş vergi teşvikinden ve muafiyetinden faydalanarak geliştiler. Hatta ve belki de biraz siyasi ve politik baskılarla bazı yerlerde de yirmi adet serbest bölge kuruldu. 2008 yılı Eylül sonu itibarıyla, 637’si yabancı sermayeli olmak üzere toplam 3.667 firmanın faaliyet gösterdiği serbest bölgelerde 53.413 kişiye doğrudan istihdam sağlanmaktadır. Serbest bölgede faaliyet gösteren firmalara mal ve hizmet satan yurt içi kuruluşlar da dikkate alındığında, dolaylı istihdam ile birlikte serbest bölgelerin yarattığı istihdamın en az 100 bin kişi olduğu rahatlıkla söylenebilir.

Serbest bölgelerimiz, 2007 yılında gerçekleştirdikleri 24,6 milyar dolar toplam ticaret hacmiyle ekonomimizde önemli bir yer işgal etmektedirler. Bu bağlamda, sadece Ege Serbest Bölgesine baktığımızda, 2007 yılında 1 milyar 108 milyon dolar yurt dışı satış rakamı gerçekleşmiştir. Aynı dönemde, yurt içinde satışların toplamı 1 milyar 151 milyon dolardır. Bu bölgemizde ihracatın ithalatı karşılama oranı yüzde 96’nın üzerindedir. 2008 yılı ilk dokuz ayında ise 913 milyon 350 bin 238 dolar yurt dışına satışa karşılık 728 milyon 100 bin 138 dolar yurt içine satış gerçekleştirilmiş olup, ihracatın ithalatı karşılama oranı ise yüzde 125’tir. Ancak bu durum böyle iken, bu çerçevede, AKP Hükûmeti oyunun tam ortasında kurallarını değiştirerek 6 Şubat 2004’te serbest bölgelerdeki çoğu vergi muafiyetini kaldırmış veya ruhsat süresiyle kısıtlamıştır.

Oysa Türkiye gibi henüz tümüyle istikrarlı ve cazip yatırım ortamı sağlayamamış büyük ekonomiler açısından doğru tasarlanmış bu tip bölgeler, gelişmiş iletişim, enerji, ulaşım altyapısı, nitelikli iş gücü ve etkin yönetim sunması kaydıyla, ülkenin düzeyinden çok daha ileri ve güvenli yatırım adaları hâline getirilebilir. Yapılması gereken, serbest bölgelerin kapsamını katma değer üretimine, nitelikli iş gücüne, döviz kazandırıcı faaliyetlere teknolojiyle odaklı olarak yapılandırmak, bu arada bölgesel lojistik merkezler ve iletişim merkezleri gibi ortak hizmet alanlarına, yani global ekonomiye uyumlu modellere imkân sağlamak, öte yandan bu öncelikli faaliyetlere AB üyeliği gerçekleşinceye kadar hem gelir hem kurumlar vergisi muafiyeti hem de çalışanlar için stopaj vergisi muafiyeti tanımaktır.

Bu çerçevede, görüşmekte olduğumuz tasarının 7’nci maddesine baktığımızda, üretici firmalarda çalışan personelin gelir vergisi stopajı muafiyetinin üretimden yapılan satışların yüzde 85’ten fazlasının yurt dışına olması şartına bağlandığını görmekteyiz. Kabul etmek gerekir ki bu oran yüksektir. Bu durum kanun öncesinde bölgeye yatırım yapmış ve yurt içine yönelik satışları da bulunan firmalar açısından bir hak kaybı yaratmaktadır. Ayrıca firmalar dönem başında ürettikleri malların ne kadarının yurt içine, ne kadarının yurt dışına satılabileceği hususunda belirsizlik yaşayacaklardır. Bu vergilerin yıl sonunda tahsil edilebilir olması da konuyu tam olarak çözmeye yetmeyecektir. Gelir vergisi stopajı, işçi transferleri, giriş-çıkış, maliyet hesaplaması gibi konularda yeni sorunlar ortaya çıkacaktır.

Bir başka konu da hem yurt içine ve hem de yurt dışına yönelik satış yapan firmaların bu avantajdan faydalanabilmek için farklı yollara başvurabileceği gerçeğidir. Yine bu bağlamda Ege Bölgesi’nden gelen bazı taleplerde yüzde 25’in yurt dışına ihracının yanında, dâhilde işleme izin belgesi ve hariçte işleme belgesini de kapsamında teslim eden mükelleflerin de istihdam ettiği personel açısından talepleri bulunmaktadır.

Değerli milletvekilleri, serbest bölgeler Bakanlar Kurulunca yetkilendirilmiş işletici, bölge kurucu işletici şirketler tarafından işletilmekte ve serbest bölgelerde üretim faaliyeti yapan firmalar da dâhil olmak üzere tüm hizmetler bu şirketler tarafından verilmektedir. Yapılacak olan düzenlemede, hizmet üretiminde bulunan işletici ve bölge kurucu işletici şirketlerin çalıştırdıkları işçilerin ücretlerinin vergi istisnasına tabi tutulması sayesinde serbest bölge içerisindeki hizmet maliyetleri azalacak ve bu uygulama serbest bölge içerisinde faaliyet gösteren firmaların da maliyetlerini olumlu yönde etkileyeceğinden rekabet gücü artacaktır. Türkiye genelinde işletici, bölge kurucu ve işletici şirketler için toplamda bini bulmayacak işçilere yapılacak bu uygulama sektöre işlem kolaylığı, maliyet avantajı ve uluslararası piyasada rekabet gücü getireceği gibi vergi istisnası talep eden işçi sayısının yüksek seviyede olmaması nedeniyle de ülkemiz ekonomisi açısından bir kayıp olmayacaktır.

Öte yandan serbest bölgelerden elde edilen gelirler arasında fonlar önemli bir yer tutmaktadır. Devlete ait arazi üzerinde, altyapının bölge kurucu şirketler tarafından yapılmasını ve bunun karşılığında serbest bölgeye giren ve çıkan malların FOB-CIF fatura değerleri üzerinden binde 5 oranında özel hesaba yapılan tahsilatlardan pay almasını öngören işletme sözleşmesi tahtında başlatılan uygulama modelinde, 4684 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik, bölge kurucu işletmeleri ile kurucu şirketlerin işletme sözleşmeleriyle almayı hak ettikleri gelir payları azaltılmıştır. Serbest bölgelerin kuruluşunda altyapı yatırımı yapan bölge kurucu ve işletici şirketlerin işletme sözleşmesi ile almayı hak ettikleri gelir payı kayıplarının engellenmesi konusunda 01/05/2007 tarihinde örnek bir karar alınmış, bölge kurucu işletmelerin, çifte vergilendirmeye tabi olan şirketlerin fon ödememesinden kaynaklanan alacakları garanti altına alınmıştır. Bu garantinin daha da devam etmesi ve iyileştirilmesinde yarar bulunmaktadır diye düşünüyorum.

Değerli milletvekilleri, sözlerime son verirken bir konuyu Hükûmetin ve özellikle Enerji Bakanımızın dikkatine sunmak istiyorum. Gerek ülke ve gerek bölge ekonomisine katkıları gerekse yaratmış olduğu 14.500 kişilik istihdam potansiyeliyle Ege’nin gururu olan Ege Serbest Bölgesinin enerji ihtiyacında problemler vardır. 1991 yılında Gediz EDAŞ, TEDAŞ tarafından 10,5 kva olarak karşılanan enerji ihtiyacı, yine ESBAŞ tarafından 10,5 kva olarak düzenlenmiş ve geliştirilmiştir. Ancak uzun süredir Gediz EDAŞ, enerji taleplerini karşılayamamaktadır ve bundan sonra da başlangıçtaki tesislerin aksine 10,5 kva olarak enerji ihtiyacını karşılayamayacağını söylemektedir. Ancak 34.500 kva’ya dönüşüm çalışmalarını yapmakta olan ESBAŞ, trafo yeri vermesine karşın, 6 bin metrekarelik yer tahsis etmesine karşın Gediz EDAŞ’tan ve TEİAŞ’tan gerekli yardımları görememektedir.

Sonuç olarak TEİAŞ ve Gediz EDAŞ bugüne kadar olduğu gibi artan enerji fiyatlarına paralel gerekli yatırımları gerçekleştirmemektedir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Bülent Baratalı (CHP, İzmir). “Serbest bölgeler kanunu ile gümrük kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı hakkında (s.s.275)”. TBMM Genel Kurulu, 16. Birleşim tutanağı, 12 Kasım 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/bulent-baratali-23-2008-11-12-serbest-bolgeler-kanunu-ile-gumruk-kanununda-degisiklik-yapilmasina-da (erişim: 29 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
