# 2010 yılı merkezi yönetim bütçe kanunu tasarısı (s.s.: 442) ve 2008 yılı merkezi yönetim kesin hesap kanunu tasarısı ile merkezi yönetim bütçesi kapsamındaki idare ve kurumların 2008 bütçe yılı kesin hesap tasarısına ait genel uygunluk bildirimi ve eki raporların sunulduğuna dair sayıştay başkanlığı tezkeresi ile plan ve bütçe komisyonu raporu (s.s.:443)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Bülent Baratalı (CHP, İzmir)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 33. Birleşim
- **Tarih:** 16 Aralık 2009
- **Gündem:** 2010 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE KANUNU TASARISI (S.S.: 442) VE 2008 YILI MERKEZİ YÖNETİM KESİN HESAP KANUNU TASARISI İLE MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇESİ KAPSAMINDAKİ İDARE VE KURUMLARIN 2008 BÜTÇE YILI KESİN HESAP TASARISINA AİT GENEL UYGUNLUK BİLDİRİMİ VE EKİ RAPORLARIN SUNULDUĞUNA DAİR SAYIŞTAY BAŞKANLIĞI TEZKERESİ İLE PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU RAPORU (S.S.:443)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/bulent-baratali-23-2009-12-16-2010-yili-merkezi-yonetim-butce-kanunu-tasarisi-s-s-442-ve-2008-yi

> Bülent Baratalı (CHP), 16 Aralık 2009 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 33. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2010 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE KANUNU TASARISI (S.S.: 442) VE 2008 YILI MERKEZİ YÖNETİM KESİN HESAP KANUNU TASARISI İLE MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇESİ KAPSAMINDAKİ İDARE VE KURUMLARIN 2008 BÜTÇE YILI KESİN HESAP TASARISINA AİT GENEL UYGUNLUK BİLDİRİMİ VE EKİ RAPORLARIN SUNULDUĞUNA DAİR SAYIŞTAY BAŞKANLIĞI TEZKERESİ İLE PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU RAPORU (S.S.:443)); konuşma 861 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA BÜLENT BARATALI (İzmir) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Vakıflar Genel Müdürlüğü ve Basın-Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü bütçeleri üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunmaktayım. Bu vesileyle yüce heyetinizi şahsım ve grubum adına saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekili arkadaşlarım, vakıflar Türkiye’de modern anlamda belediye hizmetleri başlamadan önce bin yıllık bir tarihî süreç içinde bu hizmetleri yapan çok önemli bir kurumumuzdur. Nitekim, Ulu Önder Atatürk, 1 Mart 1922’de Türkiye Büyük Millet Meclisini açış nutkunda vakıflarla ilgili konulara gelince “Bilinmektedir ki vakıflar memleketimizin mühim bir servetini teşkil eder.” diyerek kuruma ne kadar önem verdiğini ifade etmiştir. Tarihimizin ve kültürümüzün bir parçası olan vakıf eserlerinin korunması ve gelecek nesillere taşınması yalnızca bir kurumun ve kuruluşun değil, merkezî ve yerel bütün yönetim ve yöneticilerin ortak sorumluluğudur. Bu bağlamda, taşınmaz tarihî eserlere ilişkin tasarruflarda ilgili kurum ve kuruluşlar arasında eş güdüm önemli bir sorun olarak ortaya çıkmaktadır. Öte yandan, taşınır ve taşınmaz tüm tarihî eserlerin tespitinin tam ve sağlıklı olması için teknolojik araçlardan yeterince yararlanılmadığı, Sayıştayın yaptığı önemli eleştiriler arasındadır. Yine, onarım ve restorasyon konularındaki denetim ve güvenliğe yeterince önem verilmesi, harcamaların açık ve şeffaf olması, yardımların hakkaniyet ölçülerinde dengeli ve eşit yapılması, üstlenilen sorumluluk, misyon ve vizyon açısından önemli olduğu kadar kamu vicdanı açısından da büyük önem taşımaktadır. Bu bağlamda, önemli çalışmalar yaptığına inandığım Sayın Genel Müdürün bu konularda da gereğini yapacağını düşünüyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; devletin tanıtım ve enformasyon hizmetleriyle Hükûmetin uygulayacağı stratejiler ve basınla ilişkileri düzenlemek gibi görev ve sorumluluklarla yetkilendirilmiş olan Basın-Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü, geçmişte olduğu gibi bugün de önemli hizmetler yapmaya çalışmaktadır. Ancak, bu görevleri layıkıyla yapıp yapmadığı konusunda önemli kuşkular bulunmaktadır. Bu kuşkuları yalnız Cumhuriyet Halk Partisi olarak bizim grubuz değil AKP Grubu da taşıyor olmalı ki yedi yıl boyunca kendine yandaş medya oluşturma çabası içinde her yolu mübah sayan bir görünüm arz etmektedir.

AHMET YENİ (Samsun) – Hiç kuşkumuz yok bizim.

BÜLENT BARATALI (Devamla) – Bunları dinleyin, kuşku sizde de olacaktır Sayın Milletvekili.

Öte yandan, Basın-Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğünün kiralamış olduğu binayla ilgili kuşkular hâlâ dağıtılamamıştır. Geçen yıl bu kürsüden konuyu dile getiren milletvekili arkadaşımızın sorularına ne yazık ki bugüne kadar aydınlatıcı bir yanıt verilememiştir, ortada çok pis kokular vardır. Bu binadan, yolsuzluğu aşan kokular yayılmaktadır. Bu konunun üzerine niçin gidilmiyor? Kimden korkuluyor? Kim korunuyor? Sayın Bakan, Sayın Genel Müdür bu konuda ne yaptı? Eğer bir suistimal veya bir ihmal varsa bunu yapanlar kadar Sayın Genel Müdürün, Sayın Bakanın da bunda sorumluluğu vardır.

Ayrıca, personel konusunda bugüne kadar kurumda çalışan personelle belediyeden ve Deniz Feneri Derneğinden gelen personel arasında, son gelenlere yönelik ayrımcılık burada huzursuzluk yaratmaya başlamıştır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; çağdaş demokrasiler üç temel üzerine oturur: Yargı, yürütme ve yasama. Basın da buna dördüncü kuvvet olarak eklenir. Basın-Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü de basınla ilişkileri düzenlemek ve geliştirmek gibi bir sorumluluğa sahiptir. Ancak görünen odur ki bu kurum sadece rutin işleri yapmaktadır. Bu kurum yerine Sayın Başbakan bu kurumun diğer işlerini yapmaktadır. Özgür basın ise değerli arkadaşlar, bugünkinin aksine, hukukun üstünlüğüne dayalı, laik ve demokratik bir düzende varlığını sürdürür.

Yedi yıllık AKP İktidarının görüntüsü şudur: Yürütme önce sayısal üstünlüğe dayanarak yasamayı, sonra da kendi oluşturduğu medyayı kullanarak baskı, tehdit ve şantajlarla yargıyı devre dışı bırakmıştır. Bugün ne yasamanın gücünden ne de yargı bağımsızlığından söz etmek mümkün değildir.

Hitler Almanyası’ndaki uygulamaları aratmayacak şekilde istihbarat ve dinleme faaliyetlerinde bulunan, bütün aydınları ve düşünürleri sadece söz ve düşüncelerinden dolayı Ergenekon çorbası içinde eritmeye kalkan, tarikat ve cemaatleri soruşturan savcıları yine kendi meslektaşlarına boğduran, hak ve özgürlüğü sadece kendine meşru sayan tek tip medya yaratarak herkesi susturmaya kalkan bir zihniyetle karşı karşıyayız. Bu zihniyet, bütçenin birinci gününde bu değerli Meclisi ve muhalefeti de burada susturmaya çalıştı ve görevini yapmadığından dolayı ikinci defa Sayın Meclis Başkanını, Cumhurbaşkanı Vekilini burada fırçaladı.

Değerli arkadaşlar, ülkemizde sessiz sedasız bir sivil darbe süreci yaşanmaktadır. Darbeyi yapanlar “Darbelere karşıyız.” diyerek kamuoyunun karşısına çıkmaktadır. Asıl hedef cumhuriyettir. Şu anda seksen altı yıllık bir hesaplaşma görülmektedir. Bunların içinde, padişahlık dönemine özlem duyanlardan liboşlara, numaracı cumhuriyetçilerden ümmetçilere, patronlardan kalemşorlara kadar her renkten, her kesimden insan vardır, bunların sınırlarımız dışında da önemli temsilcileri bulunmaktadır. İşin en acı yanı da bu sivil darbenin lojistik desteğini ise besleme ve yandaş medya sağlamaktadır.

Sayın Başbakan, İstanbul’da kendisinden müjde bekleyen Tekel işçilerine “Bunlar ‘Devlet malı deniz, yemeyen domuz.’ dediler.” diyerek suçlamada bulundu.

Sayın Başbakan, buradan soruyorum: Vakıfbank ile Halkbank’tan kullandırdığınız 750 milyon doları ne çabuk unuttunuz? Yandaş medya yaratmak için kullanılan bu 750 milyon dolar kimin malı? Bu krediyi kim aldı, kim kullandı? Bununla neler yapılabilirdi, istihdam nasıl sağlanabilirdi, hiç düşündünüz mü? Ama bunu düşünmediniz, siz ancak kendi dibinize, Sayın Başbakan, kendi dibinize çalışıyorsunuz.

Değerli arkadaşlar, Türkiye’de “Devlet malı denizdir.” anlayışı kapanmıştır, Türkiye çöl olmuştur çünkü bu anlayış, bu zihniyet, her şeyi mübah sayan, her yolu serbest sayan, hukuku, ahlakı tanımayan, tam bir Makyavelist zihniyettir. Tek tip medya yaratmıştır, yaptıkları bütün bu olumsuzlukları da bununla örtülemeye ve örtmeye çalışmaktadırlar.

Değerli arkadaşlar, Sayın Genel Başkanımız Deniz Baykal’ın daha önce dediği gibi, dokunulmazlık zırhının arkasına saklanan başbakanlar, bakanlar, milletvekilleri demokrasilerde yoktur, kendi suçları için af çıkaran bakanlar, milletvekilleri demokrasilerde yoktur, iktidar baskısıyla devlet bankalarını kullanarak yakınlarınıza yandaş medya satın almak demokrasilerde yoktur, cumhuriyeti yok etmeye çalışmak demokrasilerde yoktur ama AKP tipi demokrasilerde bunların hepsi vardır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Bülent Baratalı (CHP, İzmir). “2010 yılı merkezi yönetim bütçe kanunu tasarısı (s.s.: 442) ve 2008 yılı merkezi yönetim kesin hesap kanunu tasarısı ile merkezi yönetim bütçesi kapsamındaki idare ve kurumların 2008 bütçe yılı kesin hesap tasarısına ait genel uygunluk bildirimi ve eki raporların sunulduğuna dair sayıştay başkanlığı tezkeresi ile plan ve bütçe komisyonu raporu (s.s.:443)”. TBMM Genel Kurulu, 33. Birleşim tutanağı, 16 Aralık 2009. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/bulent-baratali-23-2009-12-16-2010-yili-merkezi-yonetim-butce-kanunu-tasarisi-s-s-442-ve-2008-yi (erişim: 28 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
