# Türkiye cumhuriyeti anayasasının bazı maddelerinin değişiklik yapılması hakkında (s.s.497)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Bülent Baratalı (CHP, İzmir)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 94. Birleşim
- **Tarih:** 25 Nisan 2010
- **Gündem:** TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASININ BAZI MADDELERİNİN DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.497)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/bulent-baratali-23-2010-04-25-turkiye-cumhuriyeti-anayasasinin-bazi-maddelerinin-degisiklik-yapilmas

> Bülent Baratalı (CHP), 25 Nisan 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 94. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASININ BAZI MADDELERİNİN DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.497)); konuşma 948 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA BÜLENT BARATALI (İzmir) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının Bazı Maddelerinin Değiştirilmesi Hakkında Kanun Teklifi’nin 16’ncı maddesi üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun değerlendirmelerini sunmak üzere söz almış bulunmaktayım. Sizleri grubum ve şahsım adına saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, anayasalar 1215’te Manga Carta Libertatum ile başlar diye biliriz. İngiltere’de ve bunun ardılları bütün ülkelerde anayasalar, çoğunlukla iktidarın, monark’ın, padişahın, sultanın, yani yetki kullananların, muktedir olanların yetkilerinin yönetilenler adına sınırlanması için yapılır.

Anayasalar daha çok içlerinde temel hakları, özgürlükleri barındırırlar ve yine anayasalar, bunların kullanılmasını güvence altına alırlar. Gerçi Sayın Burhan Kuzu “yüz elli yıl” diyor Türkiye’nin anayasal geçmişine, ben aynı şekilde düşünmüyorum; çünkü Senedi İttifak’ı unutuyor. Senedi İttifak’ın 1808 yılında olduğunu düşünürsek, Türkiye’de de anayasal geleneğin an az iki yüz yıl olduğunu söylemek durumundayız. Senedi İttifak, Tanzimat, Islahat fermanları, Birinci Meşrutiyet Anayasası, 1908 İkinci Meşrutiyet Anayasası, Ankara Hükûmetinin yaptığı 1921 Anayasası, onun arkasından gelen cumhuriyet anayasaları; 24 Anayasası, 61 ve 82 anayasaları. Yani Türkiye’de önemli bir anayasal geleneğinin ve bir tabanın olduğunu söylemek durumundayız.

Anayasalar toplumun bütün ihtiyaçlarını kapsarlar. Oysa, değerli milletvekilleri, bizim düzenlemelerimizde anayasalar, toplumun devlet için tanzim ettiği bir yetki beratı olmak yerine, devletin topluma çizdiği hadleri gösteren bir vesayet belgesi mahiyetindedir. Bunu, 1982 Anayasası’na “hayır” demekten üç ay hapse mahkûm olan bir milletvekili arkadaşınız olarak da söylüyorum. Türkiye’de anayasalar vesayet anayasalarıdır.

Yine Türkiye’de anayasalar gücü elinde bulunduranlar tarafından yapılır. “Güç bendeyse ben yaparım, oldu.” mantığı bugün burada da aynı şekilde tezahür etmektedir. Adalet ve Kalkınma Partisi, Meclis üstünlüğünü kullanarak yeni bir anayasa yapmak istemektedir.

Yine, bütün sorunların anayasalardan doğduğunu söylemek de bence aymazlıktır, anayasaların her sorunu çözeceğini söylemek de sorunu basite indirgemek olur. Bir toplumsal mutabakatın olması gereklidir çünkü anayasalar toplumla yapılan bir sözleşmedir. Bunun daha çok zamanı… İhtilaller, büyük harpler, büyük halk hareketleri sonunda yapılır anayasalar ama Türkiye'de şimdi yapılıyor.

Peki, nasıl yapılmalı, ortam nedir? Bence uzun süre bir konsensüs aranmalı, toplumun bütün katmanları bu sürece dâhil edilmelidir. Hiç beğenmediğimiz Afrika cumhuriyetlerinde bile, özellikle Güney Afrika’da Anayasa yazma sürecinin yedi yıl sürdüğünü ve oradaki yurttaşların bu sürece iki milyon önergeyle katıldıklarını düşünürsek bunu önemsememiz gerekiyor.

Peki, Türkiye'de nasıl yapılıyor Anayasa, hangi ortamda yapılıyor? Manzarayı umumiyeye bir bakmak istiyorum:

İşsizliğe bakıyorum, yüzde 14,5 olmuş. Bunun daha fazla olduğunu biliyoruz.

170 bini mikro işletme düzeyinde olmak üzere kredi takibi altında bulunan KOBİ sayısı 200 bin.

Her 4 üniversiteli gençten 1’isi işsiz.

9 milyona yakın engelli yurttaşımız kendi kaderine terk edilmiş.

Tarım ölmüş, çiftçi batmış. Son üç ayda gübre fiyatları yüzde 30-40 artarken buğdayın, ayçiçeğinin, arpanın fiyatları düşmüş; kırsal motorin yine son bir yılda 2,3 liradan 3 liraya çıkmış. Gediz Ovası’nda, Saruhanlı’da 460 bin dönümlük ekili arazinin 350 bin dönümü icralık; ilçede kayıtlı 17 bin çiftçinin 16 bin tanesine icra gitmiş. Bu aynı manzara Türkiye'nin her tarafında var, Amik Ovası’nda da var, Harran Ovası’nda da var.

Yine, destekler konusunda 2010 yılında Hükûmetin çiftçiye vermeyi taahhüt ettiği destek miktarı 2007’nin altında. 2009 yılında verilen destek ise gayrisafi yurt için hasılaya oran olarak 2002 yılının bile altında.

Türkiye'nin dış borcu 130 milyar dolardan sekiz yılda 274 milyar dolara çıkmış, 149 milyar dolar olan devlet borcu 302 milyar dolara yükselmiş. Yani sekiz yıllık AKP İktidarında, cumhuriyet döneminden tam 2 misli borçlanma olmuş. Bu paralara ne olmuş? Hiç açılan bir fabrika ve bir tane baraj olduğunu söyleyemediğimiz gibi, Sayın Başbakan buradan 278 milyar TL’lik bir bütçe yaptığımızı söyledi ama bu bütçenin 50 milyar TL’sinin bütçe açığı olduğunu, 57 milyar TL’sinin ise faiz ödemesi olduğunu nedense söylemedi.

Bu manzara altında Anayasa değişikliğini görüşüyoruz. Peki, toplumun hangi katmanlarına çare oluyor bu Anayasa değişikliği, bakalım. İşçinin, işsizin, memurun, emeklinin, esnafın, çiftçinin, sanayicinin, öğrencinin, engellinin hiçbir derdine çare olmuyor. Şimdi de, değerli arkadaşlar, çare olmadığı gibi, eğer bu değişiklik yapılırsa, yani “Sultan Recep Tayyip Erdoğan anayasası” kabul edilirse -“SRTE” olarak ben bunu kısaca söylüyorum- tam bir totaliter rejime Türkiye dönüştürülecektir.

Şimdi, neden bu maddeyi görüşüyoruz? Çünkü bu madde 26 Haziran 2009 tarihinde bir gece yarısı kabul edilmişti, şimdi buna anayasal bir kılıf hazırlanıyor. Mevcut askerlerin darbe yapmasını önlemek için cezalar konuyor ki onlar sivil mahkemelerde yargılansın diye. Oysa Türkiye'nin mevcut düzenlemeleri, böyle bir darbenin zaten askerî ve sivil yargı olarak önüne geçen düzenlemelerdir. Çünkü darbe bir süreçtir değerli milletvekilleri. Darbeyi sadece askerler yapacak diye bir kural da yoktur. Faşizm, askerî kurumların sivil kurumlar üzerinde tahakküm kurduğu bir rejim olmak zorunda değildir. Çoğu zaman, faşizm, sivil kurum ve kişilerin askerî kurumlar üzerinde vesayet kurduğu bir rejimdir; şimdi yapılmak istenen gibi, uygulanmak istenen gibi. Burada, bu değişiklikle yapılmak istenen, amaç, totaliter rejime gitme yolunda bütün engelleri ortadan kaldırmaktır.

Burada sekiz yıldır bir söylem duyuyoruz, “AB’ye uyum yasaları çıksın.” diye. Halkımız böyle de uyutulmaya çalışılıyor. Buradan “Avrupa demokrasisini getiriyoruz.” diyen arkadaşlarıma soruyorum: Avrupa'nın hangi ülkesinde mutlak dokunulmazlık var? Avrupa'da hangi ülkenin devlet adamı yargıdan kaçıyor? Avrupa'da hangi ülkede basın susturulmaya çalışılıyor, gazetecilere fırça atılıyor ve devletin bu kürsüsünden, bu gazi Meclisten, bir Başbakan Sayın Meclis Başkanını azarlıyor? Bunlar, değerli arkadaşlar, öykündüğümüz Avrupa'da yok, yalnız Türkiye'de var.

Eğer Avrupa'yı kıstas alacaksak, değerli milletvekilleri, değerli muktedir arkadaşlar, iktidarın sahipleri, asgari ücret konusunda, çalışma koşulları konusunda ve sosyal haklar konusunda Avrupa'yı kıstas alın. “Sorunları çözdük.” diyorsunuz -bunu ortaya söylüyorum- ağalık düzeninde, şeyhlik düzeninde, topraksız köylüye toprak için, berdelde, kan davasında, töre cinayetlerinde, çocuk gelinler ve sokak çocukları konusunda ne yaptınız burada sekiz yıldır? Bu düzeni değiştirmek için neler yaptınız, hangi çareleri getirdiniz? Cevap veriyorum: Hiçbirini yapmadınız.

Değerli arkadaşlarım, daha önce de örnekleri görüldüğü gibi, hukuku dolanmak adına ne varsa sizler tarafından gece yarısı getiriliyor. Yani, ülkenin kaderini değiştirecek olan yasalar kamuoyunun bilgisine sunulmadan, tartışılmadan, uzlaşıdan uzak “Ben yaptım, oldu.” mantığıyla, milletten kaçarak gece yarısı çıkarılmaya çalışılıyor. Bunun bir nedeni var. Neden gece yarısı? Suçüstü yakalanmamak için. Çünkü bunların gerçek yüzleri gün ışığında değil, kaos ortamında, puslu havalarda ve karanlıklarda açığa çıkmaktadır ve çıkıyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Bülent Baratalı (CHP, İzmir). “Türkiye cumhuriyeti anayasasının bazı maddelerinin değişiklik yapılması hakkında (s.s.497)”. TBMM Genel Kurulu, 94. Birleşim tutanağı, 25 Nisan 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/bulent-baratali-23-2010-04-25-turkiye-cumhuriyeti-anayasasinin-bazi-maddelerinin-degisiklik-yapilmas (erişim: 29 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
