# İller bankası anonim şirketi hakkında (s.s 477)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Bülent Baratalı (CHP, İzmir)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 52. Birleşim
- **Tarih:** 25 Ocak 2011
- **Gündem:** İLLER BANKASI ANONİM ŞİRKETİ HAKKINDA (S.S 477)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/bulent-baratali-23-2011-01-25-iller-bankasi-anonim-sirketi-hakkinda-s-s-477

> Bülent Baratalı (CHP), 25 Ocak 2011 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 52. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: İLLER BANKASI ANONİM ŞİRKETİ HAKKINDA (S.S 477)); konuşma 1.931 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA BÜLENT BARATALI (İzmir) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 477 sıra sayılı İller Bankası Anonim Şirketi Hakkında Kanun Tasarısı ile 190 Sayılı Genel Kadro ve Usulü Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Eki Cetvellerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararname’yle ilgili olarak Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına görüşlerimi ifade edeceğim. Bu nedenle, sizleri saygıyla selamlıyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; cumhuriyetin kurulmasından sonra savaşlarla harap hâle gelen ülkemizin süratli bir şekilde ve geniş kapsamda imara olan gereksinimi ön plana çıkmıştı. Büyük bir hızla devrimleri gerçekleştirmeye çalışan yeni cumhuriyetin yerel altyapı hizmetlerini bir an önce hayata geçirmesi de kaçınılmazdı. Bu doğrultuda, yerel yönetimlerin halka yerel hizmetleri götürebilmelerini sağlayacak önemli yetkilerle donatılmış ve mali yönden de desteklenmiş bir kuruma gereksinim duyuluyordu. Yine bu gereksinimler doğrultusunda, kendine özgü özellikleriyle yerel yönetim bankacılığının yanında yerel yönetim danışmanlığı da yapması istenen İller Bankasının kurulması gündeme gelmişti.

İller Bankası 1935 yılında kurulmuştu ama biraz daha geriye gitmek gerekiyor. Neden ihtiyaç hissedilmişti? Özellikle 1930 tarihli ve 1580 sayılı Belediye Kanunu kabul edilmişti. Yine bu Belediye Kanunu, daha önce çıkan 1924 tarihli ve 442 sayılı Köy Kanunu kapsamı dışında kalan bütün komünleri temsil etmek üzere çıkarılmıştı, o kapsamı içine almıştı, o nedenle güzel bir kanundu 1580 sayılı Yasa. Bu, bugüne kadar yani 2005 yılına kadar hüküm ifade edebilmiş, hakikaten devrimci, ilerici, yenilikçi, değişimci bir yasaydı; önemli özelliklerinden bir tanesi de kadınlarımız burada ilk defa seçme hakkını kullanmışlardı.

Yine, bu alanda, 1593 sayılı Umumi Hıfzıssıhha Kanunu’ndan da söz etmek gerekiyor. Bu da belediyecilik anlamında, yerel yönetim anlamında önemli görev ve sorumluluklar vermişti. Bu nedenle, yerel yönetimlere kredi verebilecek ve danışmanlık yapabilecek bir kuruma ihtiyaç vardı.

(x) 477 S. Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.

İşte, bu da 1933 yılında, 1580 sayılı Belediye Kanunu’nun 131’inci maddesine dayanılarak 2301 sayılı Kanun’la kurulan Belediyeler Bankasıdır. Az önce ifade ettiğim gibi, Belediyeler Bankası yerel yönetimlere kredi verecek, finansman desteği yapacak olan bir bankaydı. Bu Kanun’a göre yetki nüfusu 10 binden büyük olan yerel yönetimleri kapsıyordu, onlara mali destek verecek idi. Bankanın kaynağı ise belediyelerden, il özel idarelerinden ve köylerden, gelirlerinden kesilecek yüzde 5 kesintilerle oluşturulmuştu. Yine Belediyeler Bankasının yanında bir İmar Heyetinin 1935’te kurulduğunu görmekteyiz. Bu da 1580 sayılı Kanun’dan, yetkisini ondan alan bir kanundu. İmar Heyeti, yatırımların teknik boyutunu yönlendirmek, yeni proje ve planlama çalışmaları için görevlendirilmişti fakat bir müddet sonra Belediyeler Bankasının, il özel idarelerini ve köyleri de yetki alanına, görev alanına ve sorumluluk alanına almasıyla yeni bir ihtiyaç hissedildi. Bu ihtiyaç da yine 1945 yılında çıkarılan ve İmar Heyetini de kapsayan 4759 sayılı İller Bankasıdır. Her iki kurumun deneyimi, personeli ve mali varlıkları İller Bankasına devredilmiştir. Bu gelişmenin amacı, Belediyeler Bankasını ortadan kaldırıp yerine her yönden yeni bir kuruluş kurmak değil, başarılı çalıştığı kabul edilen bu kurumun eksikliklerini ve yetersizliklerini gidererek ve çalışma alanı ile kapsamı genişletilerek daha verimli çalışmasını sağlamaktır.

Banka, 4759 sayılı Kuruluş Kanunu’nun 1’nci maddesine göre özel hukuk hükümlerine tabidir, ticari esaslara göre faaliyet gösterir ve tüzel kişiliği haiz bir kuruluştur.

Yine Banka, 1960 yılında KİT olarak kabul edilmesine karşın bu defa 233 sayılı Kamu İktisadi Teşebbüsleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile yapılan düzenleme ile İller Bankası KİT kapsamı dışında tutulmuştur.

Banka, Sayıştay denetimine tabi değildir, Başbakanlık Yüksek Denetleme Kurulu tarafından denetlenmektedir. Kurumlar vergisine tabidir ve bu yolda vergi ödemektedir. Bankanın vesayet denetimi ise ilgili olduğu Bayındırlık ve İskân Bakanlığı tarafından yapılmaktadır.

Banka, Anayasa’nın 123’üncü maddesinde belirtilen yerinden yönetim ilkesine göre kurulmuştur, hizmet yerinden yönetim kuruluşudur.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; İller Bankası, özetle, cumhuriyetin ilk yıllarından itibaren çağdaş ve modern kentlerin oluşumuna ve insan yaşamını kolaylaştıracak hizmetlere rehberlik eden, proje ve ekonomik anlamda katkı sağlayan, köklü bir geleneğe sahip önemli bir kurumumuzdur. İnsan odaklıdır, ihtiyaçların giderilmesi anlamında sosyal bir kurumdur. İşçisiyle memuruyla, apartmanda yaşayanıyla gecekondusuyla, yaşlısı ve genciyle, yöneteni ve yönetileniyle, bütün hemşehriler doğrudan hedef kitlesidir. Bundan dolayıdır ki tasarı gündeme geldikten sonra –ki 22’nci Dönemde tasarı gündeme gelmişti- Cumhuriyet Halk Partisi olarak biz, konunun bütün taraflarıyla bir araya geldik. Yakın çalışma içine girdiğimiz İller Bankası yönetiminin yanı sıra, sivil toplum örgütleriyle, sendikalarla, memurlarla, işçiler ve bunların temsilcileriyle, belediyeler ve Belediyeler Birliğiyle görüş alışverişinde bulunduk. Tasarı üzerinde ortaya çıkan görüşleri, eksiklikleri ve önerilerimizi paylaştık, ayrışık oyumuzda da ayrıntılarıyla belirttik ki yirmi sayfaya yakın bir ayrışık oyumuz vardır.

Bu paralelde birtakım çekince ve eleştirilerimiz yerinde bulundu ve düzenlemeye konuldu. Özellikle, memurlar için sözleşme süreleri ve emekliye ayrılmada yüzde 30’lar oranında ek ödeme konularındaki taleplerimizin yerine getirilmesinden dolayı memnuniyetimizi belirtmek isterim. Ancak, bütün bunlara karşın, bu olumlu şeylere karşın, bankanın gerekli dönüşümlerle yaşatılması ve misyonunu sürdürmesi yerine, yapısının değiştirilmesi ve sosyal bir kurum olmanın ötesinde ticari bir özelliğe büründürülmesi önemli bir kayıptır çünkü İller Bankası, kurulduğu günden bugüne, belediyelerin ve diğer yerel yönetim birimlerinin altyapı hizmetlerinin gerçekleştirilmesinde finansman ve teknik destek bakımından vazgeçilmezdir. İller Bankası, yerel yönetimler ile ilgili sahip olduğu bilgi ve uzman kadrosu ile de Türkiye için çok önemlidir.

Kendine özgü bir yapıya sahip olan İller Bankasının geçmişten bugüne kadar sorunlar yaşadığı da açıktır. Bunların başında, siyasal baskı ve siyasal kadro atamaları, Bankanın ortakları olan yerel yönetimlere verilen kredilerin geri dönüşünün olmaması gelmektedir. Bunun dışında, kuruluş sermayesine ortak olan yerel yönetimlerin, karar verme mekanizmalarında yer almaması da katı merkeziyetçilik eleştirilerine maruz kalmasına neden olmaktadır. Yerel yatırımlarda merkezî planlama, merkezî uygulama ve merkezden kontrollük yapılmakta, çoğu zaman belediyelere hiç görüş sorulmaması ve sürece dâhil edilmemeleri yerel yönetimlerce eleştirilegelmektedir.

Diğer taraftan, merkezî bütçeye bağımlılık ve bu nedenle uzun vadeli kredi verememesi nedeniyle çağdaş olmamakla, mali özerkliğin olmaması ve merkezî hükûmetin bürokrasisinden kurtulamadığı yolunda eleştirilmektedir. Aynı zamanda, kamu kaynaklarını kullanması ve kamu denetimine tabi olması nedeniyle de Banka faiz oranlarını kendisi belirleyememektedir.

Değerli milletvekilleri, İller Bankasının karşı karşıya olduğu bu sorunların çözümü, piyasa mantığına göre çalışacak bir banka amacını güden dış kaynaklı projeler olmamalıdır. Dönemin şartlarının doğurduğu, bu ülkeye özgü kurumun sorunları yıkıcı değil, yapıcı eleştirilerle düzeltilmelidir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; İller Bankasının kendi iç işleyişinden ve yapısından kaynaklanan sorunlarının olduğu bir gerçektir. Ancak, İller Bankasını asıl işlevsiz hâle getiren, siyasi müdahalelerdir, partizanca uygulamalardır. Bu uygulamalardan en çarpıcı olanlardan biri de Belediyeler Fonu’nun yürürlükten kaldırılmasıdır.

İller Bankası, projelerinin büyük bir bölümünü oluşturan harita ve imar planı işlerini 2002 yılına kadar Belediyeler Fonu’ndan bağış olarak tahsis edebilmekteydi. Genel bütçe vergi gelirlerinden belediyelere ayrılan paylardan bir kısmı Belediyeler Fonu’na aktarılmakta, bu fon Bayındırlık ve İskân Bakanlığının talimatı ile harita, içme suyu, kanalizasyon, su projesi gibi projelere bağış olarak kullanılmaktaydı. 1993 yılında bu fon genel bütçe kapsamına alınmış, 2002 yılından itibaren de kaldırılmıştır. Her türlü altyapı hizmetlerinin temelini oluşturan harita ve imar planlarının önemine vurgu yapan Belediyeler Fonu uygulaması belediyelere hiçbir mali yükümlülük getirmemekte, merkezin kentleşmeye yaptığı katkıyı gözler önüne sermekteydi. Belediyeler Fonu, yürürlükte kaldığı 1948-2002 yılları arasında banka yatırımlarının yüzde 85’ini karşılamıştır. İşte, bu fonun kaldırılmasıyla bu büyük yatırım alanı piyasaya açılmış, belediyeler daha çok dış kredilere yönelmek zorunda kalmışlardır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; İller Bankasının yeniden yapılandırma gerekçelerinin ve yönteminin somutlaştığı uluslararası raporlar ve ikraz anlaşmaları Dünya Bankasının bu süreçteki rolünü öne çıkarmaktadır. Bu nedenle, özel olarak Dünya Bankasının bu süreçteki rolüne daha yakından bakmak gerekmektedir.

Dünya Bankasının gelişmekte olan ülkelerde tüm sorunlara verdiği reçete, devlet harcamalarının küçültülmesidir. Dünya Bankasına göre, Türkiye’de de merkezî yönetimin gayrisafi millî hasıladaki yüzde 45’lik payı derhâl düşürülmelidir. Devlet küçülürken özel sektör büyüyecek, devlet bizzat kendisi özel sektörün gelişmesini sağlayacak tedbirleri alacaktır Dünya Bankasına göre. Düzenleyici devletin piyasaya müdahalesi yalnızca, sadece bu amaç içinde meşru görülebilir.

Değerli arkadaşlarım, Dünya Bankasının uygulamalarında neoliberal politikaların ağırlığı yadsınamaz bir gerçektir. Neoliberal politikaların temelini ise “Özgürlük ve demokrasi adına, daha az devlet, daha çok toplum.” olarak özetlemek mümkündür.

Peki, neoliberal politikaların kastettiği toplum nedir, bu nasıl bir toplumdur? Bu toplumun tezahürü yönetişim modelinde öne çıkmaktadır. Sivil toplum kuruluşları, özel sektör ve devletin ülke, bölge veya şirketin karar mekanizmasında bir araya gelerek yönetimini vurgulayan yönetişim teorilerinde toplum iki farklı kesim tarafından temsil edilmektedir: Sivil toplum örgütleri ve sermaye. Dünya Bankasının teorisyeni olduğu yönetişim, toplumu, sermayenin elinde olan sivil toplum kuruluşları ile sermayenin bizzat kendisinin temsil ettiğini iddia etmektedir. Bu görüş, işçi sınıfını, demokratik kitle örgütlerini, meslek odalarını, sendikaları yok sayan bir yönetim modelidir.

Dünya Bankası, kamu kaynaklarından kredi veren yerel yönetim bankalarının tasfiye edilmesini, yerel yönetimlerin borçlanmada özgür bırakılmasını ve yerel kredi piyasalarının oluşturulmasını öngörmektedir. Temel alınan, kredi verilebilir belediyelerin yaratılmasıdır. Kredi verilebilir belediye, öz kaynaklarını düzenli toplayabilen ve piyasadan kredi alabilen ve ödeyebilen belediyeleri tarif etmektedir. En iyi model olarak Amerika Birleşik Devletleri Belediye Bono Piyasası gösterilmektedir.

Kamu kurumu gibi değil, piyasada herhangi bir şirket gibi hareket eden, borçlanabilen ve güvenilir belediyeler yaratmak amaçtır. Belediyeler, hizmetlerini fiyatlandırarak ve vergi gelirlerini arttırarak öz kaynaklarının sürekliliğini garanti altına alacak, bu şekilde güvenilir bir kredi alıcısı olacaktır. Diğer taraftan, belediyelerin düşük faizli kredi sağlayıcısı yerel yönetim bankaları kaldırılmalıdır. Ancak bu şekilde belediyeler özerkliğine kavuşacak ve bu şekilde demokrasinin yatağı, kalkınmanın odağı olabilecektir.

Değerli milletvekilleri, bu görüş ve düşüncelerden de açıkça anlaşılacağı gibi, faturanın kesildiği adres vatandaş olacaktır. Bu anlayış ve zihniyet, bütün hizmetleri fiyatlandırarak halkın sırtına yükleyecektir. Kentte yaşamanın bir bedeli olduğunu bu tasarıdan sonra kentte yaşayanlar göreceklerdir. Sosyal belediyecilik ticari belediyeciliğe dönüşecektir. İller Bankasının kendine özgü yapısı yerel yönetimlerin gelişmemesinin nedeni olarak görülmekte, bu yapının tasfiyesi gündeme getirilmektedir.

İller Bankasının bu neoliberal öneriler doğrultusunda yeniden yapılandırılmasının öngörüldüğü tasarıyla ilgili genel değerlendirmeler dışında dikkatimizi çeken konulara kısaca değinmek istiyorum. Tasarı, köy idareleri için banka ortaklığını sonlandırırken ortakların sermayeyle ilgili hisselerini de hazineye devrediyordu. Anayasaya aykırı olan bu durumun ortakların sermayeyle ilgili olanı alt komisyonda önerilerimiz doğrultusunda düzeltilmiştir. Ancak İller Bankası Anonim Şirketi Hakkında Kanun yani bu kanun tasarısı kabul edilip yürürlüğe girdiğinde 4759 sayılı Kanun yürürlükten kaldırılacaktır. Oysa 4759 sayılı Kanun ise ortaklar arasında köy idarelerini de saymıştır. Tasarıda ise köy idareleri bulunmamaktadır, dolayısıyla sorun devam etmektedir köyler açısından.

Alt komisyon görüşmelerinde yaptığımız bu eleştiriye “İl özel idareleri bu alanı düzenliyor, sorun yoktur.” denilmiştir. Oysa köy idareleri de ayrı kamu tüzel kişileridir. Tasarı böyle kanunlaşırsa köy idareleri ve özellikle kırsal alan tamamen sahipsiz kalacak ve yalnızlaştırılacaktır. Ülkemizde yaklaşık 35 bin köy, 40 bin mezra, sayısı belli olmayan oranda da kom bulunmaktadır. 72,6 milyon nüfusumuzun 18 milyonu hâlâ belde ve köylerde yaşamaktadır. Hükûmetin geçen sekiz yıllık süre içinde Köy Kanunu ve kırsal alan kalkınmasında, mahalle muhtarlıklarında yeniden yapılanma için hiçbir adım atmaması dikkat çekicidir. Bu alanda başkalaşmaya girmeden yeniden yapılanma kaçınılmaz olmuştur.

Yeni tasarıyla köy idarelerinin ortaklıktan çıkarılması ve birikmiş olan ödenmiş sermayelerine el konması kamu hukukunun temel prensiplerine ve Anayasa’ya aykırı bulunmaktadır. 4’üncü maddenin 3’üncü fıkrasının (a) bendinde 2/7/2008 tarihli ve 5779 sayılı İl Özel İdarelerine ve Belediyelere Genel Bütçe Vergi Gelirlerinden Pay Verilmesi Hakkında Kanun’a göre, her ay Maliye Bakanlığı ve İller Bankası tarafından dağıtılacak vergi gelirleri paylarının toplamı üzerinden aylık olarak yüzde 2 oranında kesilecek miktarlar, sermayenin bir bölümü olarak yeniden tariflenmiştir. Oysa bu pay mevcut Kanun’da yüzde 5’tir. Bu payın yüzde 5’ten kademeli olarak yüzde 2’ye indirilmesi “de facto” bir durumdur ve ortaklarına sorulmamıştır. Bunu eleştirdiğimizde, sadece, toplantıya çağrılan Belediyeler Birliği temsilcisi, konunun sözlü olarak Belediyeler Birliği Encümeniyle görüşüldüğünü ifade etmiştir. Bunu kabul etsek bile il özel idareleri ve köyler için konu hâlâ daha çözümsüz şekilde ortada durmaktadır ve bu görüşmeler sırasında buna bir çözüm bulunması gerekmektedir. Eğer burada da çözülemezse konunun Bankanın ortaklarının katılacağı bir genel kurulda çözülmesi muhakkak koşul hâline gelmiş bulunmaktadır.

Genel kurulun oluşumuna -5’inci madde bu görüşmekte olduğumuz tasarıda- yukarıda saydığımız gerekçelerle köy temsilcileri de dâhil edilmemiştir. Tasarıda yönetim kurulunda yerel yönetim temsilcilerine yer verilmemişti. Bu konudaki itirazlarınız alt komisyonda haklı bulunup metne ilave edilmiştir yani yönetim kurulunda artık il özel idarelerinden ve belediyelerden bir temsilci bulunacaktır. Bu aşamada üzerinde önemle durulması gerekmektedir, başına bu aşamada bir kazanın gelmemesi gerekmektedir diye ifade etmeye çalışıyorum.

3 kişiden oluşacak denetim kurulu üyelerinden 1’inin genel kurul tarafından seçilmesi objektif değerlendirme ve hesap verebilirlik açısından soru işaretine yol açacaktır yani sermaye oluşturacak ortaklardan denetime hiçbir üye, 3 kişilik üye olarak içine alınmamış bulunmaktadır. Bu da bir sorun…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Bülent Baratalı (CHP, İzmir). “İller bankası anonim şirketi hakkında (s.s 477)”. TBMM Genel Kurulu, 52. Birleşim tutanağı, 25 Ocak 2011. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/bulent-baratali-23-2011-01-25-iller-bankasi-anonim-sirketi-hakkinda-s-s-477 (erişim: 29 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
