# Tc anayasasının bazı maddelerinin değiştirilmesi hakkında kan tekl.(ss.1004) (bütçe sistemi hakkında)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Bülent Gedikli (AK Parti, Ankara)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 11. Birleşim
- **Tarih:** 25 Ekim 2005
- **Gündem:** TC ANAYASASININ BAZI MADDELERİNİN DEĞİŞTİRİLMESİ HAKKINDA KAN TEKL.(SS.1004) (BÜTÇE SİSTEMİ HAKKINDA)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/bulent-gedikli-22-2005-10-25-tc-anayasasinin-bazi-maddelerinin-degistirilmesi-hakkinda-kan-tekl-ss

> Bülent Gedikli (AK Parti), 25 Ekim 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 11. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TC ANAYASASININ BAZI MADDELERİNİN DEĞİŞTİRİLMESİ HAKKINDA KAN TEKL.(SS.1004) (BÜTÇE SİSTEMİ HAKKINDA)); konuşma 2.277 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

AK PARTİ GRUBU ADINA BÜLENT GEDİKLİ (Ankara) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Anayasamızın Bazı Maddelerinin Değiştirilmesine İlişkin Kanun Teklifi hakkında AK Parti Grubu adına söz almış bulunuyorum; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Konuya geçmeden önce, Sayın Kart, bütçeyi yapan kadroya atfen bazı iddialar ileri sürdü. Öncelikle, onlarla ilgili bazı tespitlerimi sizlerle paylaşmak istiyorum. Kendileri, bu kadronun, 2007-2008, önümüzdeki yıllarda, her neyse, denk bütçeyi gerçekleştiremeyeceğini öne sürdü. Biz iktidarı devraldığımızdan bu yana bütçenin rakamlarına, ortaya konan göstergelere bakan herkes bütçeyle ilgili gelişmeleri, olumlu gelişmeleri herhalde takdir eder. İlk kez, ben, bu noktada farklı bir değerlendirmeye rastlıyorum doğrusu. Bu kadro, bu sene, sadece faizde 10 katrilyon lira tasarruf sağladı; 2003 yılında, 2004 yılında faizlerden 7 katrilyon lira, 8 katrilyon lira tasarruf yaptı; yani, hedeflenen faiz rakamlarının altında faiz gerçekleşmeleri oldu. Faizin bütçedeki oranı 2002 yılında yüzde 54'lerde, yüzde 55'lerde iken, 2005 yılında yüzde 35'lere düştü. Önümüzdeki yıl, bunun, inşallah, hep beraber, yüzde 30'lar seviyesine indiğini de göreceğiz; hatta, yüzde 29'lar seviyesine inecek. Böyle bir tablo mu başarısızlık tablosu; bunu, doğrusu, anlamakta güçlük çekiyorum. İnşallah, bu göstergeler, bu istikrar devam ettiği müddetçe, 2007 yılında da denk bütçeyi gerçekleştirdiğimizi hep beraber burada göreceğiz. O yılın yapılan bütçesinde de, bunları, burada, bir arada, inşallah, konuşuruz, görüşürüz.

İkinci bir nokta: Sayın Başbakanımızın Meclisin iradesine ipotek koyduğuna dair birtakım söylemler duydum. Bu ipotek, allahaşkına, nasıl konuyor?! Nasıl bir ipotek konmuş da, bu Meclis, o iradeye boyun eğebiliyor?! Böyle bir şey söylenebilir mi, böyle bir şey ileri sürülebilir mi?! Sayın Başbakanın, tıpkı sizin Genel Başkanınızın olduğu gibi, grup başkanı sıfatı da var. Grup başkanı sıfatıyla da, Mecliste bir görev üstlenmiş durumda. Bu anlamda, tabiî ki, Grubumuzda bazı değerlendirmeleri, görüşmelerimizi yapacağız. Bunun ipotek koymakla veya böyle bir yaklaşımla ne alakası var; ben, anlamakta, doğrusu, çok zorluk çekiyorum.

Bir başka nokta da, biz, burada, anayasa değişikliklerini konuşuyoruz; ama, maddelerden bir tanesi, herhalde Ersönmez Yarbay maddesiydi -öyle anladım ben- iki tanesi de -daha fazla yer verildiği için- Kemal Unakıtan maddesi. Anayasa değişiklik teklifinde herhalde bu maddeler de vardı. Dinlerken, ben, böyle bir izlenime kapıldım.

TUNCAY ERCENK (Antalya) - Yarın geliyor; yanlış anlamışsın.

BÜLENT GEDİKLİ (Devamla) - Yani, teklifte var mı?.. Yerini bir gösterir misiniz?.. Konuyla ne ilgisi var acaba?!

Ben, doğrusu, bir kavram kargaşası olduğunu düşünüyorum. Bu kavram kargaşasını biraz olsun gidermek bakımından, Kamu Malî Yönetimi Kanunuyla neler getirildi, ortaya ne konuldu; bu konuda herhalde biraz bilgi vermemizde fayda var. 10 Aralık 2003 tarihinde burada bir kanunu görüştük, takriben iki sene önce. Kamu Malî Yönetim ve Malî Kontrol Yasası olarak, burada, Genel Kurulda bunu görüştük ve hem AK Parti Grubumuzun oylarıyla hem de CHP Grubunun oylarıyla, bu kanun, bu Genel Kuruldan geçti, hepimizin oylarıyla geçti.

Bu kanun, aslında bir harcama reformu anlayışını içeriyordu, bir yeni zihniyeti, yeni bir anlayışı içeriyordu, harcama ve malî yönetimde âdeta çok önemli bir reformu gündeme getiriyordu. Şimdi, biz bu reformu anlamazsak, bu reformun içeriğini, mahiyetini kavramazsak, sadece hukukî terimlerden hareketle yapacağımız yorumlar bizi çok yanlış bir noktaya getirir, çok yanlış bir noktaya getirir.

Bu kanun neyi getirdi; bir kere, bütçenin tarifini değiştirdi, bütçenin tarifi ve kapsamı değişti, merkezî yönetim bütçesi adı altında yeni bir tarif yapıldı. Biliyorsunuz, genel ve katma bütçelerden bahsedilirken Anayasamızda, şimdi, bu kanunla, merkezî yönetim bütçesi adı altında bir düzenleme yapıldı ve hükümetimiz de böyle bir bütçeyi Meclisimize bu yıl sevk etti.

Biz bu kanunun görüşmelerini yaparken bir kapsam belirlemesi yaptık. Merkezî yönetim bütçesi, dedik ki, üç tür bütçeyi kapsar; bunlardan bir tanesi genel yönetim bütçesi, genel idareler bütçesi, ikincisi özel bütçeli kuruluşlar, üçüncüsü de düzenleyici ve denetleyici kuruluşlar. Dolayısıyla, merkezî yönetim bütçesi, aslında genel ve katma bütçelere göre şimdi çok daha kapsamlı. Size sayısal olarak bazı rakamları da burada ifade edeyim. Daha önceki yıllarda genel ve katma bütçe adı altında biz tam 98 tane bütçeyi görüşürken, şimdi, merkezî yönetim bütçesi adı altında tam 142 tane bütçeyi görüşeceğiz, 142 kamu idaresinin bütçesi görüşülecek. Bu ne anlama geliyor; bu, bütçenin kapsamının genişlediği anlamına geliyor, Parlamentonun bütçe hakkını bundan sonra daha isabetli kullanacağı anlamına geliyor; çünkü, artık, 142 tane kamu idaresinin bütçesi burada görüşülecek. Burada Parlamentonun bütçe hakkının kısıtlandığına dair söylenen hiçbir sözün geçerliliği olamaz; yani, bütçe bakımından fazlası var, eksiği yok. Bunu böyle bilelim; fazlası var, eksiği yok. Yapacağımız görüşmelerde de bunu zaten göreceğiz.

Bir de genel yönetime tabi idareler kavramı geldi; işte, Anayasadaki değişiklik maddesinde de onu görüyoruz. Sayıştayın yapacağı denetimle ilgili olarak genel yönetime tabi idareler kavramı var; bu da, merkezî idare bütçesini içerdiği gibi, bunun yanında, hem mahallî idareleri hem de sosyal güvenlik kuruluşlarını içeriyor. Bakın, genel yönetim kapsamındaki kuruluşlar çok daha geniş bir kavram; dolayısıyla, Sayıştayın denetim yetkisi, denetim alanı, denetim kapsamı çok daha fazla genişliyor. Sayıştayın denetimiyle ilgili bir kısıtlama yok; daha fazla genişlemesi söz konusu. Bu da, dış denetim olarak yine Kamu Malî Yönetimi Kanununda öngördüğümüz bir düzenleme. Bunun, kanunla belirlenen genel yönetim kapsamındaki idareler denilmesinin sebebi şudur: Anayasamızda genel yönetim kapsamında idareler kavramı yok; olmadığı için, Kamu Malî Yönetimi Kanununda yer alan bu ibare Anayasamıza yerleştirilirken bunun kanunla belirleneceği öngörülüyor. Kanunla belirleneceği için, bundan sonra kanunda yapılacak herhangi bir değişiklik de Meclisimize geleceği için, dolayısıyla burada da görüşüleceği için, bu bakımdan da Parlamentonun bütçe hakkının kısıtlanması söz konusu olamaz. Diyelim ki, biz, Kamu Malî Yönetimi Kanununda Sayıştayın denetim kapsamıyla ilgili bir farklılaşma getirmek istiyoruz; bu Mecliste görüşülmeyecek mi bu?! Burada zaten görüşeceğiz onu, bu daraltmayı veya genişletmeyi zaten burada görüşeceğiz, kanun yapma prosedürü gereği. Burada bunlar zaten müzakere edilecek; dolayısıyla, burada Parlamentonun bütçe hakkı nasıl kısıtlanıyor; bunu da doğrusu anlamamız çok mümkün gözükmüyor.

Burada yapılan bütçe tarifi -onu da bir kere daha vurgulamak istiyorum- uluslararası standartlara uygun olarak yapılmış bir bütçe tarifidir, bir. İkincisi, Avrupa Birliği müktesebatına da bakılarak yapılmış bir bütçe tarifidir. Yani, bu tarifler, gelişigüzel yapılmış tarifler değil. Bunlar uluslararası standartlar içerisinde yer alan tariflerdir ve Kamu Malî Yönetimi Kanununa da yansıtılmıştır. Dolayısıyla, Avrupa Birliği kapsamında ortak, standart bir tarif yapılmıştır; fakat, kanunumuzda bu değişiklikler yapılırken, bizim hem Plan Bütçe Komisyonundaki görüşmelerimiz sırasında hem de Genel Kurulda yaptığımız görüşmelerimiz sırasında bir atıf da yapıldı, denildi ki: "Bu değişikliklere paralel olarak, yani, bu kanunda yapılan değişikliklere paralel olarak, Anayasamızda da buna uygun değişikliklerin yapılması gerekir."

Cumhuriyet Halk Partisiyle beraber, oradaki arkadaşlarla beraber bir altkomisyon çalışması yürüttük biz Kamu Malî Yönetimi Kanunuyla ilgili. Gerçekten de çok yoğun bir çalışma olmuştu. Orada, birçok düzeltmeyi de bu kanunla ilgili olarak beraber yapmıştık. Orada, muhalefet şerhi olarak komisyon raporunda şöyle bir cümle vardır, yani, Cumhuriyet Halk Partisi tarafından konmuş olan bir muhalefet şerhidir bu. Orada diyor ki: "Bu kanundaki değişikliklerin Anayasamıza da yansıması beklenir. Anayasamıza da yansıması gerekir" şeklinde, bir ibare, bir belirleme var. Yani, bu, orada, zaten bizim birlikte varmış olduğumuz bir mutabakattır, bir uzlaşmadır. Nitekim, bu kanunun Genel Kurulda yapılan görüşmeleri sırasında da, bunlara atıf yapılmıştır; ama, bu kanunda yer alan terimlerin, kavramların, Anayasamızda olmadığı da, hem sizler tarafından hem Cumhuriyet Halk Partisindeki arkadaşlar tarafından zaten bilinen bir husustur. Bunun, sanki hiç bilinmeyen bir hususmuş gibi ortaya konmasını doğrusu biraz yadırgarım; çünkü, bu kanun burada görüşüldü, burada müzakere edildi. Anayasaya uygunluk açısından da mutlaka burada değerlendirme yapan arkadaşlarımız oldu. Bu değişikliklerin yapılması gerektiğini zaten biliyoruz. İşte bu değişikliklerin şimdi zamanı geldi. Belki gecikme olduğu söylenebilir; daha önce olsaydı daha iyi olurdu; tabiî, doğru, buna katılıyorum; ama, bu değişiklikleri şimdi yapmamız gerekiyorsa, işte bunun yeri burası ve zamanı da şimdi, bugün. Bunu biraz daha geciktirmemizin, bu teklifi biraz daha geciktirmemizin, ileriye atmamızın bir anlamı var mı?! Efendim, şimdi gündeme geldi diye, bunu yapmamamız doğru olur mu?!

Dolayısıyla, bu kanunla ilgili yapılması gereken değişiklikler noktasında, bizim zaten bir mutabakatımız vardı; bunu, bir kere daha burada vurgulamak istiyorum ben ve bu mutabakatın da aslında bir gereği olarak, şimdi bu değişiklikleri burada birlikte yapmamız gerekiyor.

HALUK KOÇ (Samsun) - Öyle bir gerek yok Sayın Gedikli!..

BÜLENT GEDİKLİ (Devamla) - Bir mutabakat olduğundan dolayı var.

HALUK KOÇ (Samsun) - Çok mutabakat filmi seyrettik biz!..

BÜLENT GEDİKLİ (Devamla) - Muhalefet şerhinizi açın görürsünüz orada.

Yanlış hesap yapmamak lazım.

HALUK KOÇ (Samsun) - Siz siyasî iktidarsınız.

BÜLENT GEDİKLİ (Devamla) - Yanlış hesap Bağdat'tan döner…

HALUK KOÇ (Samsun) - Olabilir!..

BÜLENT GEDİKLİ (Devamla) - …bazen de Şişli'den döner ha!..

HALUK KOÇ (Samsun) - Siz böyle konuşursanız, mutabakat…

BÜLENT GEDİKLİ (Devamla) - Siz böyle söz atmayın oradan. Ben, fikirlerimi ifade ediyorum; farklı şeyler söylemeyin.

HALUK KOÇ (Samsun) - Şişli'den dönüp dönmeyeceğini görürsünüz o zaman! Konuşma serbest, devam edin!

BÜLENT GEDİKLİ (Devamla) - Burada, ben, değişikliklere tek tek değinmeden önce, bazı konulardaki istifhamları veya belirsizlikleri dile getirmek istiyorum.

Şimdi, bu bütçe, yıllık bütçe mi, üç yıllık bütçe mi?! Kamuoyunda da tartışılıyor, bazı arkadaşlarımızın da ifade ettiğini gördüm. Her ikisi de; hem yıllık bütçe hem üç yıllık bütçe. Bu, bir yıllık bütçe tabiî; Anayasamızdaki bu ilke değişmiyor, yıllık bütçe ilkesi kalıyor; ancak, bunu biz üç yıllık bir perspektif içinde yapıyoruz. Üç yıllık bir perspektifte yaptığımız bir yıllık bütçedir bu; yani, her yıl bütçe prosedürü yeniden işleyecek, yıllık bütçe her sene yeniden gündeme gelecek, hükümetimiz bütçe tasarılarını Meclise sevk edecek, bu her yıl olacak; yani, üç yıllık bütçeden kasıt, işte biz oturup bir üç yıllık bütçe yapacağız, üç yıl boyunca yeniden herhangi bir bütçe müzakeresi yapmayacağız anlamına gelmiyor. O yılın bütçeleri, her sene, prosedürü dahilinde, tekrar yapılacak; ancak, buna, müteakip iki yılın da bütçesi, bütçe tahminleri eklenecek. Bu, aslında, bir niyet beyanıdır; yani, hükümetin gelecek iki yıla ilişkin bir niyet beyanıdır, "ben, gelecek iki yıl içerisinde göstergelerin şu noktaya varmasını arzu ediyorum, istiyorum" anlamına gelen bir niyet beyanıdır.

Şimdi, bizim, Kamu Malî Yönetimi Yasasında getirmiş olduğumuz çok önemli ilkeler var. Bunlardan birkaç tanesine hemen değineceğim. Demin bahsettim, bir tanesi, çokyıllı bütçeleme anlayışı. Bu, bizim ufkumuzu genişletecek, ufkumuz daha da genişleyecek, üç yıllık bir perspektifi çok daha rahat görüyor olacağız. Kamu yönetimindeki göstergelerin üç yıl içerisinde hangi noktaya varacağını çok açık, net göreceğiz ve bunları rahatlıkla tahmin edebileceğiz.

İkinci bir nokta, artık, çok daha kapsamlı bütçeler görüşeceğiz Meclisimizde. Demin de söyledim, sayısı 150'ye varan kamu idaresinin bütçelerini burada hep beraber müzakere edeceğiz.

Bu kanunun getirdiği değişik bir yaklaşım da şudur: Bir stratejik planlama anlayışı getiriyor kanun, performans bütçelemesi anlayışı getiriyor. Bunun anlamı şu: Biz, daha önce, Mecliste, Genel Kurulumuzda olsun, Plan ve Bütçe Komisyonundaki görüşmelerde olsun, kuruluşlarımıza belirli rakamlarda ödenekler veriyorduk. Örneğin, işte, size 1 trilyon lira tahsis ettik diyorduk herhangi bir kamu kurumuna; o da, yıl sonunda, bu 1 trilyonun ne kadarını harcadığına dair, kesinhesap kanunu yoluyla bize bildirimde bulunuyordu; fakat, bu 1 trilyon lirayla ne kadar hizmet üretilmiş, ortaya ne konulmuş, bu konuda hiçbir fikrimiz yoktu. Evet, 1 trilyon harcanmış; ama, o kamu kurumu, acaba, üzerine düşen bütün görevleri, hizmetleri ifa etmiş mi, ifa ettiği hizmetleri yeterince etkin ve verimli yapabilmiş mi, bu konularla ilgili, daha önce, bütçe sürecinde herhangi bir bilgilenmemiz olmuyordu. Şimdi, performans bilgileri de, Meclisimize hem Plan ve Bütçe Komisyonunda yapılan görüşmelerde hem de Genel Kurulda yapılan görüşmelerde ulaşmış olacak, yani performans yönünden de bilgilenmiş olacağız. Bir örnek vermem gerekirse, Karayollarını ele alırsak, İşte, stratejik planında 10 000 kilometre yol yapacağını ifade etmişse, yıl sonunda bunun ne kadarını gerçekleştirdiğini de görebileceğiz. İşte, 8 000 kilometre ise 8 000, 9 000 ise 9 000 kilometre. Neden o hedefi yakalayamadığını da bize izah edecek bir faaliyet raporunu sunacak.

Dolayısıyla, biz performansını bu kuruluşların tek tek sorgulama imkânına kavuşacağız, bu da Parlamentomuzun bütçe hakkını kullanması bakımından gerçekten de çok büyük bir yenilik.

Bunu tabiî bütün kamu idareleri için yapma imkânımız maalesef olmayacak. Belki, bunlardan bazılarını örnek olarak seçip ele almamız gerekecek; ama, daha detaylı incelemeler yapma imkânı, eğer, Plan ve Bütçe Komisyonunda ihtisas komisyonları kurulursa, yeterli uzman istihdam edilirse o da mümkün olabilir.

Bu Kanunun getirdiği başka yenilikler, iç kontrol sistemini kuruyor, iç denetim anlayışını getiriyor. Bir de, esnek malî yönetim anlayışını getiriyor. Şimdi, Anayasamızda buradaki değişikliklerden birisinde var; buradaki oylamanın toplam gelir ve giderler üzerinden yapılması öngörülmüştü; ancak, bunların daha önce bölümler halinde yapılması söz konusuydu. Yani, buradaki oylamada bölümler halinde mi bütçeyi oylayacağız, yoksa idarenin, kamu idaresinin toplam gelir ve giderleri üzerinden mi bir oylama yapılacak tartışması söz konusu. Yapılan teklifte bunun toplam gelir ve giderler üzerinden yapılması öngörülüyor.

Bu, şu anlama gelir: Burada 140 tane kamu idaresi bütçesi görüşülecekse, 140 oylama yapılacak demektir; yok eğer bölümler halinde görüşme yapacaksak, o zaman her kamu idaresinde 4 veya 5 tane fonksiyon olacağı için, 4 veya 5 bölüm olacağı için bunu 4'le 5 le çarpmamız gerekecek; ortalama olarak bir rakam söylüyorum. Diyelim 140 kamu idaresinde her birinde ortalama 4 bölüm söz konusu olursa, işte, bunu 4'le çarptığımızda zannediyorum 600'e yakın bir oylamayı burada yapmamız da gerekecek, yani, böyle bir farklılık doğuruyor.

Fakat, esnek malî yönetim yaklaşımı açısından aslında getirdiğimiz düzenleme bir anlam ifade ediyor, o da şudur -dünyada da genel eğilim bu yönde- parlamentolar genellikle toplam harcamaları, kamu idarelerinin yapacağı harcamaları toplam olarak belirliyor; ancak, bu harcamaların ödeneklere nasıl dağıtılacağını hükümetlere bırakıyor; yani, esnek malî yönetim ilkesi dediğimiz şey bu. Esneklik getiriyor; çünkü, artık gelişmeler çok hızlı. Yani, biz, ödeneklerle bağladığımız zaman yöneticileri, uygulayıcıları, icra edenleri, o zaman ödeneklere göre bir tavır almak zorundalar; ama, yeni anlayışta, biz, onlara mademki performanslarının hesabını soracağız, bu noktada bir sorumluluk üstleniyorlar; dolayısıyla, bu anlamda da kendilerine bir yetki devrini yapmamız gerekiyor. Yani, bakanlıklara, kamu idarelerine hem sorumluluk sahibi olmalarını söyleyeceğiz hem de bu konularda daha fazla yetki devredeceğiz. Eğer, performans noktasında kendilerini sorgulayacaksak biz bunu yapmak durumundayız. Bugün dünyada da genel eğilim bu şekildedir. Başta, İngiltere ve Commonwealth ülkeleri dediğimiz Avustralya, Yeni Zelanda ve Kanada buna benzer uygulamaları başlattılar; hatta, torba bütçe uygulamaları var. Yani, bütçeyi bir bütün olarak bakanlıklara veriyorlar, o bakanlıklar buna istediği gibi tasarrufta bulunuyorlar, kendileri bunları istedikleri girdilerde kullanıyorlar, ödeneklerde kullanıyorlar; ama, bunun detaylı muhasebesini de tutmayı ihmal etmiyorlar -orada bir, belki, yanlış algılama olmasın diye söylüyorum- en detaylı muhasebeyi de tutuyorlar ve bunun hesabını da parlamentoya veriyorlar. Şeffaflık dediğimiz ilke de bu; yani, kamu malî yönetiminin getirdiği şeffaflık ilkesi de budur.

ERDAL KARADEMİR (İzmir) - Bütçe yapmaya gerek yok aslında.

BÜLENT GEDİKLİ (Devamla) - Dolayısıyla, bu bakımdan, Anayasamızda bu teklifte öngörülen…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Bülent Gedikli (AK Parti, Ankara). “Tc anayasasının bazı maddelerinin değiştirilmesi hakkında kan tekl.(ss.1004) (bütçe sistemi hakkında)”. TBMM Genel Kurulu, 11. Birleşim tutanağı, 25 Ekim 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/bulent-gedikli-22-2005-10-25-tc-anayasasinin-bazi-maddelerinin-degistirilmesi-hakkinda-kan-tekl-ss (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
