# Hayvanları koruma kanunu tas.(ss:446)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Cânân Aritman (CHP, İzmir)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 106. Birleşim
- **Tarih:** 24 Haziran 2004
- **Gündem:** HAYVANLARI KORUMA KANUNU TAS.(SS:446)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/canan-aritman-22-2004-06-24-hayvanlari-koruma-kanunu-tas-ss-446

> Cânân Aritman (CHP), 24 Haziran 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 106. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: HAYVANLARI KORUMA KANUNU TAS.(SS:446)); konuşma 1.178 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CANAN ARITMAN (İzmir) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Hayvanları Koruma Kanunu Tasarısı, tüm hayvanların yaşam haklarının güvence altına alınması yolunda atılan çok önemli bir adımdır.

Dünyada çağdaşlık ölçütü olarak kabul edilen en önemli kriterlerden biri de hayvanlara yapılan kötü muameleler ve insanlıkdışı uygulamalarla onların yaşam haklarının hiçe sayılmasının önlenmesidir. Doğada yaşayan her canlı varlık, doğal düzenin bir parçası ve koruyucusudur. Yok edilen her hayvan ve bitki türünde, doğamız, telafisi mümkün olmayan kayıplarla karşı karşıya kalmaktadır. Bütün bu sorunların çözümünde, yaşama saygı duyma felsefesi yatmaktadır. Toplumsal uzlaşmadan ahlaka, insan haklarından diğer canlıların haklarına kadar uzanan her türlü sorunun yaşama saygı duyulmadan çözümlenmesi mümkün değildir.

İnsanlık, binlerce yıldır, köleliği yıkmak, dil, din ve vicdan özgürlüğünü sağlamak, kadın hakları, mülk dokunulmazlığı, emeğin karşılığını almak, hukuk ve adaleti temin etmek, yani, insan hakları için çok zorlu mücadeleler vermiştir ve vermeye devam etmektedir. İnsan hakları mücadelesinde başarının yolu, dünyanın sadece insanlardan oluşmadığını, acıların ve mutlulukların sadece insanlara ait olmadığını bilmek ve dünyadaki tüm canlıların yaşam haklarına saygı duymaktan geçer. Eğitimciler "insan sevgisi ve insana saygı hayvanları sevmekle başlar ve gelişir" der. Çocuk eğitiminde, onlara hayvan sevgisinin aşılanması gerekliliği bir bilimsel gerçektir. Hayvan haklarını özümsemek ve yaşama geçirmek, insan haklarının daha iyi özümsenmesini ve ilerlemesini de sağlayacaktır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu yasanın hayvanlara olan katkısı yanında, hem ülkemizin ilerlemesini hem de uluslararası imajını iyileştireceği, Türkiye'nin Avrupa Birliğine girmesinde de çok yararlı olacağı açıktır. Avrupa Birliği, bu konuya çok önem vermekte, tüm üye ve aday ülkelerde bu tür yasaları gerekli görmektedir. Türkiye'nin Avrupa Birliğine girmesi için en önemli göstergelerinden biri olan Avrupa Komisyonunun katılım için son gelişme raporunda, Türkiye'nin, hayvan hakları üzerinde hiçbir ilerleme kaydetmemiş olduğu belirtilerek ülkemiz eleştirilmiş; Hayvanları Koruma Yasası Tasarısını yasalaştırmamış olmamızı da üzüntüyle karşıladıklarını beyan etmişlerdir.

Değerli arkadaşlarım, bu tasarı, dokuz yıldır Meclis gündeminde. 5 Başbakan eskitmiş, sıra 6 ncıda. Artık, bugün, 22 nci Dönem milletvekilleri olarak, gelin, bu sorunu çözelim, bu tasarıyı yasalaştıralım.

Değerli milletvekilleri, yalnız, gerçekten hayvan haklarını koruyan bir yasa çıkarmalıyız; yoksa, inandırıcı olamayız; yapıyormuş gibi yapmayalım. Bu kanun, artık, Türkiye'nin bir prestij meselesidir. Tabiî, aslında, bu ve bunun gibi yasaları, Avrupa Birliği istiyor diye değil, ülkemiz için, halkımız için, daha çağdaş bir Türkiye için çıkarmalıyız.

Değerli milletvekilleri, ülke sınırlarımız içerisinde yaşayan tüm canlıların cins, ırk ayırımı yapılmaksızın, insan vicdanına yakışır şartlar altında yaşayabilmesi, sadece sivil toplum örgütlerinin, hayvanseverlerin değil tüm halkımızın talebidir.

Bu tasarı, sadece hayvanları korumakla kalmayıp, çevre ve insan sağlığını da gözetmekte, çevre ve insan sağlığını koruyacak yükümlülükler de getirmektedir. Öncelikle başıboş, sahipsiz hayvanların öldürülmeyip toplanarak bakımevlerinde aşılanmaları ve kısırlaştırılmaları, kuduz hastalığının eradikasyonunu sağlayacaktır; yani, kuduzun kökünü kazıyacaktır.

Başıboş hayvanların belediyelerce sokaklarda itlaf edilmesi, hem tüm halkımızın vicdanını incitmekte, çağdışı, insanlıkdışı görüntülerin oluşmasına hem de kuduzun yayılmasında rol oynayan kemirici hayvan popülasyonunda ciddî artışlara neden olmaktadır. Bu yasayla, bu ciddî yanlıştan dönülecek, tüm hayvanların aşılanmasıyla kuduz hastalığının kökü kazınacaktır.

Değerli arkadaşlarım, bakın, kuduz hastalığında insan aşılama maliyeti, hayvan aşılama maliyetinden 140 kat daha fazladır ve bu işe Türkiye trilyonlar harcamaktadır. Ülkemizde kuduzda insan aşılama giderlerinin yarısıyla, Türkiye'nin tüm sokak hayvanları sorununu çözümleriz; sokaklarda bir tek başıboş hayvan kalmaz ve evcil hayvan kuduzu da tarihe gömülmüş olur.

Değerli arkadaşlarım, kısırlaştırılmamış bir çift köpekten altı yılda 67 000 köpek ürediği bilimsel gerçeğinden yola çıkarsak, sahipsiz hayvanların kısırlaştırılmasıyla, kentlerdeki başıboş hayvan sorunu ortadan kalkacaktır ve tüm Avrupa ülkelerindeki uygulama da budur.

Değerli arkadaşlarım, şimdi, bir yanlış anlaşılmanın olmaması için, altkomisyon üyesi olarak, bir açıklık getirmek istiyorum. Şu anda görüştüğümüz tasarıda, tüm sahipsiz hayvanlar, yerel yönetimlerce yakalanıp, hayvan barınaklarında önce aşılanacaklar, sonra kısırlaştırılacaklar ve ondan sonra da işaretlenip, yani, aşılı ve kısırlaştırılmış olduğuna dair kulaklarına marka takılacak ve ondan sonra doğal ortamlarına bırakılacaklardır; Avrupa da sokak köpekleri sorununu bu yöntemle çözdü. Sadece, altkomisyon ufak bir değişiklik yapmıştır; o da, sahipli köpeklerle ilgili bir değişikliktir; şöyle ki: Gelen tasarıda sahipli köpekleri de kısırlaştırma mecburiyeti getiriliyordu; altkomisyon bunu gevşetti, sahipli köpeklerin kısırlaştırılması teşvik edilecektir, özendirilecektir denildi, orada kısırlaştırma mecburiyeti ortadan kaldırıldı.

Bu gerekliydi değerli arkadaşlarım. Siz, ülkenizde bütün sahipsiz hayvanları tabiî ki kısırlaştıracaksınız, sahipli hayvanları da eğer kısırlaştırırsanız, jenosit uygulamış olursunuz; yani, bir hayvan neslini yok edersiniz, hayvan ticareti yapanlara gün doğdurursunuz ve bu ülke yok imkânlarıyla kedi, köpek ithal etmek için binlerce dolar, yüzbinlerce dolar para harcamaya başlar; üstelik yasanın amacı da, hayvan neslini korumaktır; yani, nasıl, bir nesli yok edecek uygulama içerisinde olabilirsiniz?! Zaten, sahipli hayvan, ailenin bir bireyi gibi görülmektedir. Nasıl her aile kendi üremesini kontrol ediyorsa, sahibi olduğu hayvanın da üremesini kontrol edecektir. Yine, tasarıya göre, hayvanları terk etmek yasaktır. Dolayısıyla, sahipli hayvanların kısırlaştırılmamış olması, hayvan popülasyonunu, başıboş hayvan sayısını artırmayacaktır; sadece ve sadece yurtdışından hayvan ithalini ve bu uğurda, bu ülkenin para harcamasını engelleyecektir.

Değerli arkadaşlarım, bu yasayla, artık, halkımızın içini acıtan, vicdanını sızlatan, insanlıkdışı manzaralar oluşturan hayvan itlafları, hayvan katliamları önlenmiş olacak, hayvanların korunması yanında, insanların da hijyen, sağlık ve güvenlikleri sağlanacaktır. Bir de, kurban kesimleriyle ilgili çağdışı, insan sağlığını tehdit eden, çevre kirliliği yaratan, hayvanlara eziyet ve işkence yapılan manzaraları ortadan kaldırabilsek, insanların yaralanmalarını engelleyebilsek, çevreyi ve insan sağlığını, hayvan haklarını gözetecek şekilde kurban kessek.

Değerli arkadaşlarım, ben bir cerrahî branş hekimi olarak kurban bayramlarını hakikaten çok içim acıyarak geçirirdim; çünkü, vatandaşımız, kurbanımı keseceğim diye, kendini kesmiş, doğramış olarak ve ciddî şekilde sakatlamış olarak gelirdi. Yüzlerce, binlerce parmak, el kayıpları ve çok ciddî yaralanmalar olurdu; onun için, kurban kesimini sadece ehil kişiler yapmalıdır. Kurbanları kapalı, drenaj sistemi olan hijyenik ortamlarda kesmeliyiz. Hem dinî kurallara uygun hem de çağdaş, hayvanları gözeten kesimler yapmalıyız ve hayvan kesimlerini çocuklarımıza göstermemeliyiz. Bu, hem dinimizin gereğidir hem de çocuklarımızın ruh sağlığını korumak adına çok önemsenmesi gereken bir husustur.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun.

CANAN ARITMAN (Devamla) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Bazı siyasî, ticarî, hatta sportif amaçlı gösterilerde, açılışlarda, karşılamalarda ortalık yerde hayvanları boğazlamayalım; bu görüntüler, Türkiye'yi, Avrupa Birliğinin dışında bırakıyor.

Değerli milletvekilleri, diğer bir üzücü yön ise, tasarının, hayvan hakları konusunda esas olarak ev ve süs hayvanlarını kapsadığı intibaını vermesidir. Halbuki ideal bir yasa, tüm hayvanların haklarını gözetmeli, tüm hayvanları kapsamalıdır. Zaten tasarı incelendiğinde önemli bir bölümünün Ev ve Süs Hayvanlarının Korunmasına Dair Avrupa Sözleşmesinin tercümesi olduğu anlaşılmaktadır; ama, ne yazık ki, kötü bir tercümedir. Pek çok önemli hüküm, ya tam tercüme edilememiş ya da işimize gelmediği için farklı tercümeyle tasarıya geçirilmiştir. Değerli arkadaşlarım, yalnız unutmayalım ki, Avrupalılar çıkaracağımız bu yasayı, kendi dillerine eksiksiz tercüme edeceklerdir.

Değerli milletvekilleri, hayvan refahı, Avrupa Birliğinin üzerinde önemle durduğu konular arasında yer almaktadır. AB'ye üye ülkeler tarafından imzalanan ve Mayıs 1999'da yürürlüğe konulan Amsterdam Anlaşması, hayvan refahına ilişkin bir protokolü içermektedir. Türkiye'de, hayvan refahı, hayvan hakları ya da hayvanları korumayla ilgili yasal düzenlemelerin bulunmaması önemli bir eksiklik yaratmaktadır ve bu eksikliği gidermek amacıyla hazırlanan bu yasa tasarısı, önceki örneklerine göre daha iyi, daha kapsamlı, daha çağdaş olmasına rağmen yeterli değildir, Avrupa Birliği normlarına tam uygunluk sağlamamaktadır.

Değerli milletvekilleri, 22 nci Dönem olarak, önümüzde ciddî bir fırsat durmaktadır. Alanında bir ilk olacak bu yasa tasarısını, gelin, Genel Kurul çalışmamızla, eksiksiz ve Avrupa Birliği normlarına uygun bir yasa haline getirelim. Hayvan Hakları Evrensel Bildirgesi ve Amsterdam Anlaşmasını da dikkate alarak çıkaracağımız bu yasayla, ülkemizin çağdaşlık seviyesini dünya kamuoyuna gösterelim.

Son söz olarak, insanın, yaşayan tüm canlılara karşı ahlakî bir yükümlülüğü olduğunu ifade eder, Yüce Meclisi, değerli milletvekillerini saygıyla selamlarım. (Alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Cânân Aritman (CHP, İzmir). “Hayvanları koruma kanunu tas.(ss:446)”. TBMM Genel Kurulu, 106. Birleşim tutanağı, 24 Haziran 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/canan-aritman-22-2004-06-24-hayvanlari-koruma-kanunu-tas-ss-446 (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
