# Türkiye'nin demografik yapısı ve olası senaryolara göre projeksiyonlar konusunda

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Cânân Aritman (CHP, İzmir)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 91. Birleşim
- **Tarih:** 16 Nisan 2008
- **Gündem:** TÜRKİYE'NİN DEMOGRAFİK YAPISI VE OLASI SENARYOLARA GÖRE PROJEKSİYONLAR KONUSUNDA
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/canan-aritman-23-2008-04-16-turkiye-nin-demografik-yapisi-ve-olasi-senaryolara-gore-projeksiyonlar

> Cânân Aritman (CHP), 16 Nisan 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 91. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRKİYE'NİN DEMOGRAFİK YAPISI VE OLASI SENARYOLARA GÖRE PROJEKSİYONLAR KONUSUNDA); konuşma 561 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CANAN ARITMAN (İzmir) – Sayın Başkan, değerli üyeler; çağdaş ülkelerin gelecek planlaması demografik verilere göre yapılır. Güçlü, kalkınmış, halkının refah seviyesi yüksek bir Türkiye hedefliyorsanız demografik verilerle hareket edersiniz. Diğer yöntem ise dinî referans veya bu değilse bilim dışı, çağ dışı bir anlayıştır ki gelecekte pişman olur, halkınızı işsiz, güçsüz, yoksul, düşmanına muhtaç hâlde bırakır ve insanların açlıktan telef olduğu bir Türkiye’ye neden olursunuz.

Cumhuriyetin başında, koskoca vatan coğrafyasında savaşlarla nüfusu 13 milyona düşmüş bir Türkiye nedeniyle pronatalist nüfus politikası uygulandı ve nüfus artışı teşvik edildi. Kırk yıl süren bu süreçte nüfusu 3’e katladık ama yüksek nüfus artışı ve ana-bebek ölümlerindeki korkunç yükseklik nedeniyle liberal, antinatalist nüfus politikalarına geçmek zorunda kaldık. Kırk yıl süren bu süreçte, nihayet, nüfus artışımızı biraz azaltabildik.

Bugün nüfus artış hızımız yüzde 1,5’tir, toplum doğurganlık hızımız ise 2,1 çocuktur. Hâlen ülkemizde her yıl 1,4 milyon çocuk dünyaya gelmektedir. Yani, nüfusumuz artmaya devam ediyor ama hızı biraz azalacak. TÜİK verileriyle yapılan UNFPA projeksiyonuna göre, doğurganlık hızımız şimdiki oranı olan 2,1 çocukta sabit kalırsa 2057’de nüfusumuz 96,5 milyon alacaktır, şayet 3 çocuk olursa 2057’de 130 milyon kişi olacağız. Hesap kitap bilmeyenlere önemle duyurulur. Bugünkü nüfus artış hızımızı koruyabilirsek 2025’te çalışabilir nüfus oranının genel nüfus içindeki payı doruk noktasına ulaşacaktır ki buna “Fırsat penceresi” deniliyor. Bu nüfusa eğitim ve istihdam imkânı sağlanırsa ülke kalkınmasını fırlatır. Ama, aksi takdirde bu imkânlar sağlanmazsa veya doğurganlık artarsa olay bir kâbusa dönüşebilir ve felaket senaryolarına hazır olmak gerekir. Dolayısıyla, ülke kalkınması için niceliğe değil, niteliğe önem verilmelidir. Fırsat penceresi imkânını felakete dönüştürmemek için daha elli yıl süreyle nüfus artış hızımızı sabit tutmalıyız, doğum ancak ondan sonra teşvik edilebilir.

Bugün hâlen güneydoğu illerimizde doğurganlık hızı çok yüksektir. Bakın, Şırnak, Hakkâri için 7 çocuk; Siirt, Van, Diyarbakır 6 çocuk; Urfa, Mardin 5 çocuk ve bu illerimizin sosyoekonomik gelişim sıraları da 68’den 81’e kadardır. Ama doğurganlık hızı 1,9 çocuk olan İstanbul, Ankara, İzmir illerimizin gelişmişliği de ilk üç sıradadır. Doğurganlık hızıyla gelişme arasında çok net bir ilişki vardır. Doğurganlık hızının yüksek olduğu iller, aynı zamanda eğitimsizlik, işsizlik, ana-bebek ölüm oranlarının da en yüksek olduğu illerdir.

Ana-bebek ölümlerini artıran en önemli faktör riskli gebeliklerdir ve şu anda bile ülkemizde her üç gebelikten biri riskli gebeliktir. Doğurganlığı teşvik etmek kadın sağlığı yönünden çok tehlikeli olan riskli gebeliklerin de artmasına neden olacaktır. Ülkemizde her beş gebelikten biri düşükle neticelenmektedir. Her yıl 400 bin düşük olmaktadır ve bu düşüklerin büyük bir çoğunluğu da isteğe bağlı düşüklerdir. Bu rakamlar bize kadınlarımızın artık daha fazla doğurmak istemediğini ve ayrıca, aile planlaması hizmetlerinin de yetersiz kaldığını göstermektedir. Ana-bebek ölümlerimiz hâlâ çok yüksektir. Biz, daha doğan bebeklerimizi yaşatamıyoruz. Ülkemizde her 3 çocuktan 1’i yoksul ve beslenme yetersizliği var. Her 5 çocuktan 1’i çalışıyor. Sokak çocuklarının sayısı 1 milyonu aştı ve kadınlarımız iş bulamadıkları için, sosyal güvenceleri olmadığı için yanlarına sığınmak zorunda kaldıkları adamlar tarafından çocuklarına tecavüz ediliyor. Bugün ülkemizde 430 YTL asgari ücretle 3 çocuk bakabilmek için ya hırsız ya sihirbaz olmak gerekir.

Üreme ile ilgili kararlar kadının insan hakkıdır ve hiç kimse, hangi amaçla olursa olsun bu hakkı istismar edemez. Bu hakka müdahale, taraf olduğumuz uluslararası sözleşmelere de aykırıdır. Bugün ülkemizde üreme haklarının önünde bir dizi engel vardır. İktidar bu engelleri kaldıracağına, çocuk sahibi olamayanlara tıbbın imkânlarını sunacağına, onları görmezden gelip zaten doğurganlığı olanları daha çok doğurmaya teşvik etmektedir.

Hitler de kadınlara “3K” formülünü öneriyordu. Yani çocuk, mutfak, kilise. Hem ülkesini hem de dünyayı felakete sürükledi. AKP İktidarında kadınlar…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Cânân Aritman (CHP, İzmir). “Türkiye'nin demografik yapısı ve olası senaryolara göre projeksiyonlar konusunda”. TBMM Genel Kurulu, 91. Birleşim tutanağı, 16 Nisan 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/canan-aritman-23-2008-04-16-turkiye-nin-demografik-yapisi-ve-olasi-senaryolara-gore-projeksiyonlar (erişim: 29 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
