# Kamu finasmanı ve borç yönetiminin düzenlenmesi hakkında kanun ile bazı kanun ve kanun hükmünde kararnamelerinde değişiklik yapılması hakkında (key) (s.s.237)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Cânân Aritman (CHP, İzmir)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 131. Birleşim
- **Tarih:** 16 Temmuz 2008
- **Gündem:** KAMU FİNASMANI VE BORÇ YÖNETİMİNİN DÜZENLENMESİ HAKKINDA KANUN İLE BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERİNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (KEY) (S.S.237)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/canan-aritman-23-2008-07-16-kamu-finasmani-ve-borc-yonetiminin-duzenlenmesi-hakkinda-kanun-ile-baz

> Cânân Aritman (CHP), 16 Temmuz 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 131. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: KAMU FİNASMANI VE BORÇ YÖNETİMİNİN DÜZENLENMESİ HAKKINDA KANUN İLE BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERİNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (KEY) (S.S.237)); konuşma 524 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CANAN ARITMAN (İzmir) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yüce kurulu saygıyla selamlıyorum.

Sayın Bakanın ve Sayın Komisyon Başkanının katılmamasını esefle karşılıyorum. Siz de bir kadından doğdunuz, bir kadınla evlisiniz ve belki de bir kız çocuğunuz var. Hiç onların haklarını korumak içinizden gelmiyor mu? Bu ne biçim bir erkek egemen bakış açısıdır, bu ne biçim bir egoistliktir!

Değerli milletvekilleri, şimdi bakın bu görüşmekte olduğumuz yasa, yani KEY geri ödemeleri ilk kez 1986 tarihinde ve 3320 sayılı Memurlar ve İşçiler ile Bunların Emeklilerine Konut Edindirme Yardımı Yapılması Hakkında Kanun’la başlayan bir süreç. Bu Kanun’un 1’inci maddesi diyor ki: “Eşlerden her ikisi de yardıma müstehak iseler bu yardım aile reisine yapılır.” Böyle bir düzenleme yapılmış. Tabii, aile reisi kim? Erkek. Karı koca çalışıyor ama kesintiler erkeklerin hesabına geçiriliyor. E tabii, söz konusu mal mülk olunca, konut olunca, mal mülk erkeğin olacak, kadının mı olacak! Tabii ki bu, erkek egemen anlayışla, erkek egemen bakış açısıyla hazırlanmış bir yasa ve cinsiyet ayrımcılığı had safhada. Hiç kimse “kadın da çalışıyor, bu kadının da mülk sahibi olmak, konut sahibi olmak hakkıdır” dememiş. Kadına soran bile olmamış. Oy birliğiyle, el birliğiyle bu şekilde bu Yasa’yı geçirivermişsiniz. Ama sonra, 1/1/2001’de Medeni Yasa’da bazı düzenlemeler yapıldı, bakış açısı değiştirildi, eşitlikçi bir bakış açısı getirildi ve aile birliğinin temsilinde de kadın-erkek eşit oldu “aile reisi erkektir” kavramı ortadan kalktı, yasalar karşısında kadın ve erkek eşit yükümlü oldu ve geldik 2008 yılına. Bugün, artık, KEY ödemelerinin geri ödemelerinin yapılması gündemde. Ödemeler kime yapılacak? Erkeklere yapılacak, kadınlara yok! O süreçte boşanmış kadınlar var, onların hakları ne olacak? Bunları hiç kimse, hiçbiriniz ne yazık ki düşünmüyorsunuz. Yani, 2008’e geldik, ama hâlâ aynı erkek egemen bakış açısı, hâlâ aynı cinsiyet eşitsizliği. İşte bakın, bu bakış açısı nedeniyle bugün ülkemizde malların ancak yüzde 8’i kadınların, yüzde 92’si erkeklerin.

Dünya Ekonomik Forumu’nun 2007 Küresel Cinsiyet Eşitsizliği Raporu’nda Türkiye bir yılda 16 sıra geriledi ve 120’nci sıraya düştü, listenin sonlarında yer aldı. Birleşmiş Milletlerin 2008 Cinsiyet Eşitliği İndeksi’nde ise Türkiye sondan 3’üncü sıradadır. Biz, ancak, İran, Suudi Arabistan ve Yemen gibi ülkeleri geçebilmişiz, ama bu gidişle sanıyorum ki onların bile gerisinde kalacağız.

Değerli milletvekilleri, sürdürülebilir kalkınmanın, çağdaşlaşmanın, demokrasinin ilk şartı, kadın-erkek eşitliğidir, ama sözde, yazıda kalmayan, yaşama geçen eşitliktir. Şimdi ülkemizde bakarsak eğer, yasal, yani de jure bir eşitsizlik yok ama de facto bir eşitsizlik var; yani eşitlikçi yasalar yapıyoruz ama bunlar yaşama geçmiyor. Bugün çağdaş demokrasilerin amacı sonuç eşitliğini sağlamaktır. Sonuç eşitliği yok ve bu nedenle de toplumumuzda bir cinsiyet eşitsizliği, yoğun bir cinsiyet ayrımcılığı yaşanmaktadır.

Bakın, Türk kadını dünyada pek çok ülke kadınından önce erkeklerle eşit, yasal, siyasal haklarına kavuştu. Bugün üyesi olmaya çalıştığımız, öykündüğümüz AB ülkelerinin pek çoğundan önce, o ülkelerin kadınlarının pek çoğundan önce biz bu hakları elde ettik, Atatürk ve cumhuriyet devrimleri sayesinde elde ettik ama bugün ne yazık ki onlar yaşama geçmemektedir.

Bu arada, Türkiye, CEDAW -İhtiyari Protokolü- gibi, Pekin, Pekin artı 5 belgeleri gibi pek çok uluslararası sözleşmeye imza koymuştur ve eşitsizlikleri giderecek tüm önlemleri almayı, bunları devlet politikası hâline getirmeyi taahhüt etmiş olmasına rağmen gereğini yapmamaktadır. Türkiye, adı geçen bu uluslararası sözleşmeleri imzalamış olmasına rağmen, AB üyeliğine başvurmuş bütün ülkeler arasında kadınlarını güçlendirici ulusal mekanizmalar oluşturamamış tek ülke konumundadır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Cânân Aritman (CHP, İzmir). “Kamu finasmanı ve borç yönetiminin düzenlenmesi hakkında kanun ile bazı kanun ve kanun hükmünde kararnamelerinde değişiklik yapılması hakkında (key) (s.s.237)”. TBMM Genel Kurulu, 131. Birleşim tutanağı, 16 Temmuz 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/canan-aritman-23-2008-07-16-kamu-finasmani-ve-borc-yonetiminin-duzenlenmesi-hakkinda-kanun-ile-baz (erişim: 29 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
