# Hukuk usulü muhakemeleri kanunda değişiklik yapılması (s.s.152) ve (152'ye 1inci ek)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Cavit Torun (AK Parti, Diyarbakır)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 106. Birleşim
- **Tarih:** 15 Temmuz 2003
- **Gündem:** HUKUK USULÜ MUHAKEMELERİ KANUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI (S.S.152) VE (152'YE 1İNCİ EK)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/cavit-torun-22-2003-07-15-hukuk-usulu-muhakemeleri-kanunda-degisiklik-yapilmasi-s-s-152-ve-15

> Cavit Torun (AK Parti), 15 Temmuz 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 106. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: HUKUK USULÜ MUHAKEMELERİ KANUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI (S.S.152) VE (152'YE 1İNCİ EK)); konuşma 800 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

AK PARTİ GRUBU ADINA CAVİT TORUN (Diyarbakır) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 152 sıra sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Tasarısının 1 inci maddesi üzerinde grubumuz adına söz almış bulunmaktayım; hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum.

Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun bazı maddelerini değiştiren kanun tasarısının Meclis gündemine getirilişindeki amaç, bir müddet önce görüşüp kanunlaştırma aşamasına gelmiş olduğumuz istinaf mahkemeleri kurulması hakkındaki kanun tasarısıdır. Bu mahkemelerin kurulması Türk hukuk sisteminin gündeminde hep var olmuştur. Konunun bir ihtiyaçtan kaynaklandığını, zaten kanunların yapılış amacının da bu olduğunu bilmeyenimiz yoktur.

Uygulama içerisinde bulunan arkadaşlarımız gayet iyi bilmektedirler ki, ilk derece mahkemelerinde verilen kararların hemen tamamı, yerli yersiz, temyiz incelemesi için Yüce Yargıtaya gönderilmekte ve kararın buradan ne zaman geleceği hiçbir zaman kestirilememektedir. Yıllarca temyiz aşamasında kalan dosyalarımızın olduğunu herkes gayet iyi bilmektedir.

Kurumları var edenler insanlardır. Ben, meslek yaşamım boyunca, yüzlerce hâkimle çalışma imkânı buldum. Kimisi işine erken gelir, kimisi geç; kimisi çok çalışkandır, kimisi biraz daha az çalışkan; kimisi incelemek için dosyaları evine kadar götürür, kimisinin dosyanın kapağını bile açmadan duruşmalara katıldığı olur; ama, hemen belirtmeliyim ki, Türk adlî ve sosyal hayat tarzı içerisinde en az kirlenen kurum, adliyeler ve onların gece gündüz çalışan personelidir. Her yerde olduğu gibi, burada da insan unsurunun büyük önemi bulunmaktadır. Biraz önce de arkadaşım aynı konuyu ifade etti. Günde iki mahkemeye çıkan hâkimler, yüzlerce dosya için karar verecek kadar çalışanlar, Yargıtay uygulamalarını en ince noktasına kadar inceleyerek verdikleri kararlarda temyiz incelemesine gerek bırakmayacak kadar titiz davrananlar, kılı kırk yaranlar, aynı zamanda, hiçbir komplekse kapılmadan baroya gelerek avukat arkadaşlarıyla oturanlar olduğu gibi, bu konuların bir kısmında veya tamamında aykırı hareket edenleri de olmuştur; yani, kimi arkadaşlarımızın görüşmekte olduğumuz tasarılar üzerinde yaptıkları konuşmalarda olduğu gibi, her şey siyah veya beyaz değildir. Örneğin, İş Kanunu ve İŞKUR Kanunu görüşülürken üzerinde durulan en önemli konulardan biri özel istihdam bürolarıydı. Biz, özel istihdam bürolarını bir yenilik olarak getirip kanunlaştırmaya çalışırken, birkısım arkadaşlarımız, İş Kanunu kölelik yasası, bu kanunla İŞKUR Kanununda getirilen özel istihdam bürolarını da köle pazarları olarak değerlendirdi.

Arkadaşlar, biz, özel istihdam bürolarıyla bu ülkenin devasa işsizlik sorununun çözüleceğini vaat etmiyoruz, böyle sihirli bir değnek hiçbirimizin elinde yok; ancak, bu kurum, nitelikli personel yetiştirmenin bir aracı olabilir; fakat, hemen belirtmemiz gerekir ki, biz, kimilerinin dediği gibi, bu kurumla köle pazarları oluşturmanın gayesi ve amacı içerisinde değiliz.

Şunu söylemek istiyorum: İnsanoğlunun ortaya attığı fikir ve görüşler, kantarın topuzunun iki uç noktası değildir. Bu bağlamda, hadiseleri değerlendirirken tümüyle siyah veya beyaz mantığıyla olaylara yaklaşmak doğruları bulmamıza yardım etmez. Görüşmekte olduğumuz Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Tasarısı ile istinaf mahkemelerinin kuruluşuyla ilgili yasanın birbirinden ayrılması söz konusu değildir.

Yukarıdaki değerlendirmeler ışığında, kurulmasına olanak verdiğimiz istinaf mahkemelerinin, yüce Yargıtayın iş yükünü azaltarak bir içtihat mahkemesi haline gelmesine imkân vereceğinden ve birçok davanın daha bu aşamada kesin olarak sonuçlandırılmasını temin edeceğinden, büyük bir boşluğu dolduracağından kuşku yoktur; ancak, sayıları 34'ü bulan Yüce Yargıtay dairelerine dağılan davaların, bölgesel de olsa, 5 bölge adliye mahkemesine gidecek olması, burada iş yükünün tahmin edemeyeceğimiz biçimde yoğunlaşmasına sebep olabilir. Bunu aşmanın tek yolunun, tüm siyasî saik ve etkileşimlerden uzak tutarak, öncelikle, hukuk fakültelerinin daha kaliteli eğitim vermelerini temin etmek ve bunun yanında, indî birtakım değerlendirmelerin önüne geçmek için, mesleğe intisapta, yazılı sınavdan sonra mülakat sistemini kaldırmaktır. Mesleğe intisap edecek olan bir hâkim adayının yazılı sınavla bilgisinin değerlendirilmesi yeterli olmalı ve bir hukuk adamının daha işin başında siyasîlerin kapılarını aşındırmasının kesinlikle önüne geçilmelidir. Mehmet Moğultay'ın, bakanlığıyla ilgili eleştirilere verdiği "ne yapacaktım; 5 500 adliye hâkim, savcı ve kâtip ile yardımcı hizmetler sınıfından insan aldım" cevabı, oldukça öğretici ve manidardır.

Arkadaşlar, bu ülkede hâkimler, savcılar, kâtipler ve yardımcı hizmetler sınıflarında çalışan insanların ne kadar özverili olduklarını adliyeye işi düşen her vatandaş görmüştür. Her birisi kuzu büyüklüğüne ulaşmış dosyalarla duruşmalara çıkan hâkim ve savcılar, bu dosyalardaki tüm belgelerin en ince ayrıntısına kadar yerlerini bilmek zorunda olan kâtipler ve hatta odacılar, sabahın erken saatinden akşamın geç saatlerine kadar dosyalar üzerinde kafa, beyin patlatanların ne büyük sıkıntılar içerisinde olduklarını biliyoruz. Hele kâtip sınıfından olan arkadaşlarımızın büyük çoğunluğunun mesai kavramı dahi yoktur. Bu arkadaşların her günü şu şekilde geçer: O günün dosyalarını duruşmaya hazırlar, duruşmaya çıkar, yüzlerce insanın derdini, kavgalarını dinler, biten duruşma dosyalarının ara kararlarının müzekkerelerini hazırlar, postasını yapar, gelen vatandaşa ve avukatlara cevap verir, dosya çıkarır, ortalığa saçılan dosyaları yerine koyar ve hiçbir işi oluruna bırakmadan keşfe gider, bilirkişileri ayarlar, bilirkişi raporlarının dönmesini temin için telefon başına koşar ve üç kuruş maaşla geçinmeye çalışır.

Biz, bu asosyal durumu düzeltmez ve Diyarbakır Bismil Adliyesinde olduğu gibi, fizikî mekân olarak söylüyorum, bilmem ne barınağından daha iyi bir çalışma ortamı temin etmez isek, sorunlarımızın üstesinden gelmemiz mümkün olmaz.

Sayın Bakanım da burada, bir çıkış kapısı olarak şunu söylüyorum: Adliyenin kazandığı paralardan bir adliye dönersermaye kurumu oluşturalım ve adlî camianın tüm personeline medenî bir yaşam standardı getirelim. Bunu yapmak elimizde; adliye orada ise, Meclis burada.

Hepinize saygılar sunuyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Cavit Torun (AK Parti, Diyarbakır). “Hukuk usulü muhakemeleri kanunda değişiklik yapılması (s.s.152) ve (152'ye 1inci ek)”. TBMM Genel Kurulu, 106. Birleşim tutanağı, 15 Temmuz 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/cavit-torun-22-2003-07-15-hukuk-usulu-muhakemeleri-kanunda-degisiklik-yapilmasi-s-s-152-ve-15 (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
