# Topluma kazandırma yasası tasarısı ile içişleri ve adalet komisyonları raporları hk (s.s.235)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Cavit Torun (AK Parti, Diyarbakır)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 110. Birleşim
- **Tarih:** 23 Temmuz 2003
- **Gündem:** TOPLUMA KAZANDIRMA YASASI TASARISI İLE İÇİŞLERİ VE ADALET KOMİSYONLARI RAPORLARI HK (S.S.235)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/cavit-torun-22-2003-07-23-topluma-kazandirma-yasasi-tasarisi-ile-icisleri-ve-adalet-komisyonlari

> Cavit Torun (AK Parti), 23 Temmuz 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 110. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TOPLUMA KAZANDIRMA YASASI TASARISI İLE İÇİŞLERİ VE ADALET KOMİSYONLARI RAPORLARI HK (S.S.235)); konuşma 552 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CAVİT TORUN (Diyarbakır)- Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 235 sıra sayılı Topluma Kazandırma Yasası Tasarısının 2 nci maddesi üzerinde kişisel görüşlerimi açıklamak üzere söz almış bulunmaktayım; hepinizi sevgi ve saygılarımla selamlıyorum.

Yıl 1980, Diyarbakır Sıkıyönetim Komutanlığı Askerî Mahkemesinin kapısı önündeyiz. Yanımızda askerî hâkimlikten emekli avukat arkadaşlar da var. Mahkeme salonunun bulunduğu yere gitmemiz için 100 metrelik bir mesafeyi yürümemiz gerekiyor. Bekleme salonunun kapısından içeri başını uzatan asker "avukatlar" diye bağırıyor. Komutu alır almaz kapı önüne yığılıyoruz. Sellemehüsselam yürüyeceğimizi zanneder iken, yeniden bir "avukatlar" komutuyla duruyoruz. Asker "ikişerli sıra olun" diyor, bir boy hizasına geçmediğimiz kalıyor. Sağdan soldan bir asker bize refakat ediyor. Öylece duruşma salonuna alınıyoruz. Çıkış kapısına kadar bir başımıza dönecek olsak bile, yine asker refakatinde bulunmamız bize ihtar ediliyor.

Sanıklar duruşma salonuna getiriliyorlar. Hepsi siyah elbiseli, 20'şer kişilik gruplar halindeler. Tümünün eli arkadan kelepçeli ve en önündekinin kollarının içinden geçirilen zincir tüm sanıkların kollarını kat ederek en arkadaki sanığın belinde kilitleniyor. Değil sağa sola bakmak, baş kaldırmak bile yok. Aynı şey, sanıklara bakmak yönünden bizim için de geçerli. Zincirler çözülüyor, duruşma başlayacak. Etraf ölüm sessizliğinde. Birdenbire salona bomba düşüyor. Kahrolsun zulüm, kahrolsun işkence...

PKK merkez komite üyelerinin de içerisinde bulunduğu 576 kişilik ilk grup yargılamasını, Askerî Hâkim Emrullah Kaya yapıyor. Salonda merkez komite üyelerinden Mehmet Hayri Durmuş ve Mazlum Doğan da var. Siyasî savunma yapıyorlar. Kürtlerden, tarihlerinden, konuşma haklarından, eğitim isteklerinden, cumhuriyeti birlikte kurmalarından, ona rağmen ikinci sınıf insan muamelesi görmelerinden, tutuklu oldukları halde -onlar esir diyorlar- maruz kaldıkları işkenceden, cezaevinden getirilip götürülürken bile yedikleri dayaktan söz ediyorlar. Gözümüzün önünde yine saldırıya maruz kalıyorlar.

Zaten, birkaç celse sonra ölümler sebebiyle sanık sayısında azalmalar meydana geliyor.

O günün sanıklarının eylemleri devlete yönelik değildi. İzledikleri strateji, önce diğer Kürt örgütlerini enterne etmekti. Zaten, bir iki yıl içerisindeki çatışmalar sonrasında Rizgari, Ala Rizgari, Kawa, Denge Kawa, Tekoşin, DDKD, DHKD gibi örgütler birer birer ortadan kalktılar.

Bu örgütler, başlangıçta PKK'yı, Kürt hareketini sabote etmek amacıyla kurulmuş derin bir kuruluş olarak değerlendirmişlerdi. Abdullah Öcalan'ın eşi Kesire'nin bir MİT ajanının kızı olması bu iddianın delili olarak gösteriliyor, hatta, Kesire'nin doğum yapmak için Bekaa'dan alınarak Diyarbakır Dicle Üniversitesi Hastanesine getirilmesi iddialara değişik bir anlam katıyordu.

1983 yılına gelindiğinde, Kürt Kürdü iyice kırmıştı, PKK'nın silahlı gücündeki yükselişin önü iyice açılmıştı.

Eruh Jandarma Karakolunun baskınını, diğer baskınlar izledi.

Ordu, örgütle savaşıyor; ancak, gece baskınları biçimindeki saldırıların önü alınamıyordu.

Uçaklardan ayetler ve hadisler atılıyor; halkın, devletin yanında yer alması isteniyordu.

Cami önlerinde sakallı kişiler tarafından bantlar çalınmaya başlandı.

Ortaya yeni bir örgüt çıkmıştı.

"Marksist-Leninist felsefenin sahibi PKK, Kürt halkını dinsizleştirip, vatansız bırakma mücadelesi veriyor" diyen Hizbullah örgütü, savaş kararı alıyordu. Kızıltepe, Nusaybin, Derik, Mardin, Diyarbakır, Çınar, Silvan, Batman, Kurtalan çevresinde PKK'lı bilinen veya ona destek verdiği ifade edilen insanlar vurulmaya başlandı. Bu eylemlerin failleri bir türlü yakalanamadı.

Şehirdeki mücadelenin bir başka Kürt örgütüne havale edilmesi, kırsaldaki mücadelenin başarısını getirdi. Kırsalda ilerleme kaydedilirken, gerinin sağlam tutulması lazımdı.

Hizbullah, İlim ve Menzil gruplarına bölündü. İlim grubu "bizimle niye PKK'ya karşı savaşmadınız" diye, Menzil'i vurmaya başladı; onlar da diğerlerini...

Bütün bunları anlatmamın sebebi, Prof. Dr. Mahir Kaynak'ın dediği gibi "devlet, olan bitenden en geç bir sene sonra haberdar olur, sonra olayların önüne geçer ve işi tamamıyla kontrolünde tutar" biçiminde formüle edilen görüşün yabana atılmamasıdır.

Güneydoğu insanı üzerinde, uluslararası kuruluşların öncülüğünde bir oyun oynandı. 31 500 insanımızı kaybettik. Bunlardan 6 500'ünün 4 000'i, halktan, PKK'ya destek olmayan kişiler...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Cavit Torun (AK Parti, Diyarbakır). “Topluma kazandırma yasası tasarısı ile içişleri ve adalet komisyonları raporları hk (s.s.235)”. TBMM Genel Kurulu, 110. Birleşim tutanağı, 23 Temmuz 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/cavit-torun-22-2003-07-23-topluma-kazandirma-yasasi-tasarisi-ile-icisleri-ve-adalet-komisyonlari (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
