# Terör ve terörle mücadeleden doğan zararların karşılanması hakkında kanunda değişiklik yapılması hakkında kanun (s.s.:1417)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Cavit Torun (AK Parti, Diyarbakır)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 111. Birleşim
- **Tarih:** 24 Mayıs 2007
- **Gündem:** TERÖR VE TERÖRLE MÜCADELEDEN DOĞAN ZARARLARIN KARŞILANMASI HAKKINDA KANUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA KANUN (S.S.:1417)
- **Tutanak (TBMM):** https://www5.tbmm.gov.tr/tutanaklar/TUTANAK/TBMM/d22/c158/b111/tbmm221581110346.pdf
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/cavit-torun-22-2007-05-24-teror-ve-terorle-mucadeleden-dogan-zararlarin-karsilanmasi-hakkinda-ka

> Cavit Torun (AK Parti), 24 Mayıs 2007 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 111. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TERÖR VE TERÖRLE MÜCADELEDEN DOĞAN ZARARLARIN KARŞILANMASI HAKKINDA KANUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA KANUN (S.S.:1417)); konuşma 1.737 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

AK PARTİ GRUBU ADINA CAVİT TORUN (Diyarbakır) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; terörden zarar görenlerin zararlarının karşılanması amacıyla çıkarılmış olan yasalardaki süreyi uzatan 1417 sıra sayılı Kanun Teklifi'ni görüşmeye başlamış bulunmaktayız. Yasanın 2'nci maddesi üzerinde grubum adına söz aldım. Bu vesileyle, hepinizi sevgi ve saygılarımla selamlıyorum.

Sevgili arkadaşlar, sözlerime başlarken iki gün önce Ankara Ulus Anafartalar Çarşısı'nda meydana gelen meşum terör eylemini şiddetle ve nefretle kınıyorum. Ölenlere Allah'tan rahmet, geride bıraktıklarına başsağlığı, yaralılara acil şifalar diliyorum. Biraz önce, Şırnak'ta mayına basmak suretiyle, 5 erimizin şehit olduğunu, bir kısmının yaralanmış olduğunu öğrenmiş olduk. Ben, ölenlere yine Allah'tan rahmet diliyorum, ulusumuzun başı sağ olsun.

Hiç kimsenin şüphesi olmasın ki, ülkemiz, uluslararası bir terör dalgasıyla karşı karşıyadır. Uluslararası kurum ve kuruluşlar, yerli işbirlikçileri kullanmak suretiyle demokrasimize zarar vermenin ve dünya uluslar liginde ülkemizi yeniden küme düşürmenin sevdasına düşmüşlerdir.

Kıymetli arkadaşlar, 1970'li yılların sonlarına doğru bireysel anlamda uç veren terör eylemleri, 1983 sonrası giderek hız kazandı. 1993 ve sonrası yıllarda terör ülkemizin özellikle doğu ve güneydoğu illerinde hepimizi dehşete düşüren boyutlara ulaştı. İşin bir anlamda içerisinde bulunan insanlardan birisi olarak acı, hüzün, ıstırap dolu yıllan iliklerimize kadar yaşadık. Binlerce şehit verdik.

Kıymetli arkadaşlar, terör eylemleri 1990'lı yıllardaki hızlı çıkışının şu anda minimal noktasına gerilemiş olsa da, bir anlamda, hâlâ varlığını devam ettiriyor. Uluslararası entelijans örgütlerinin bu konudaki rolünü biraz sonra anlatacağım. Onların bu konuda ne kadar büyük mücadele verdiğinin örneklerini vereceğim. Ancak, terör eylemi dediğimiz olayların bir tahlilinin yapılması, çıkış ve gelişme trendine girmesini hazırlayan zeminin durumunu gözlememizde büyük yarar bulunduğunu düşünüyorum.

Örgütlerin müntesipleri, terör eylemlerini bir hak arama mücadelesinin yolu olarak gördüklerini ifade etseler de, terör bir ruh hastalığıdır. Terör insanlık âlemine karşı yapılmış olan en büyük cinayettir. Terör masum insanların durduk yere canına kıymaktır. Terör bir hak arama yaftası altında insanları yılgınlığa ve bıkkınlığa uğratarak meşum emele ulaşmanın en hain yoludur. Bu yolun yolcuları bugüne kadar emellerine ulaşamamışlardır, bundan sonra da ulaşmaları asla mümkün olmayacaktır.

Sevgili arkadaşlar, hadise ve olaylara terör eylemcilerinin gözüyle bakarak bu olayı anlayamayız ve söz konusu eylemlere karşı argümanlarımızı ortaya koyamayız.

Yasa dışı, insanlık dışı eylemler kimden, nasıl gelirse gelsin terördür. Diyarbakır Emniyet Müdürlerinden merhum Ali Gaffar Okan'a karşı işlenen cinayet terördür. Geçen yıl Diyarbakır Koşu- yolu'nda bir termos içerisine konularak 11 kişinin ölümüne neden olan eylem terördür. Danıştay saldırısı bir terördür. Hrant Dink'in öldürülmesi terördür. Malatya'da bir yayınevine yapılan eylem terördür. Rahip Santoro'nun Trabzon'da öldürülmesi terördür. Unutulmaya bırakılan Saunacılar, Ata- baycılar birer terördür...

Kıymetli arkadaşlar, görüldüğü üzere, terör sadece ülkemizin bazı bölgelerindeki dağlarda değil, dış destekli yerli iş birlikçi eşkıya ülkemizin dört bir yanında terör estirmektedir. Olaylara bu açıdan bakıldığında, ülkemiz, açık ve net söylüyorum, global terör saldırılarıyla karşı karşıyadır. Hedef, hiç kimsenin şüphesi olmasın ki, demokrasimizdir.

Biz, dağdaki terörü de, aynı silahlarla, sağdan, soldan insanların öldürülmesini örgütleyen karanlık güç terörünü de, emin ellerde güya bir yeni vatan yaratma sevdasıyla yola çıkılarak kardeş kanını helal gören organize terörü de kınıyoruz. Terör, bu duygu ve düşünceyle hareket edenlerin organize oldukları, eyleme adım atarken daha işin başında ölümü göze aldıkları ve bu itibarla her bir hareket sonrasında çok büyük seslerin çıktığı, acıların, ıstırapların inanılmaz boyutlara ulaştığı, telafisi imkânsız zararların meydana geldiği dünya insanlık âleminin en büyük belasıdır. Biz bu bela ve musibete, maalesef, maruz kalan ülkelerden birisi olduk. Ama, hiç kimsenin kuşkusu olmasın ki, biz bu belanın üstesinden birlik beraberlikle geleceğiz.

Ulus Anafartalar cinayeti sonrasında iktidar ve muhalefet birlikteliğinin en güzel örneği verildi. Hiç kimse diğerini suçlamadı, el birliğiyle bu belanın üzerinden gelineceği sözü verildi. İşte, terörün panzehiri bu ilaç. En küçük hastalıkta bile hemen çare bulmak amacıyla doktora koşturan bizler, bu toplumsal musibeti uzaklaştırmak için daha çok çaba göstermek, daha çok çareler üretmek, işin sosyolojik ve psikolojik etmenleri üzerinde durmak, bu alanda yeni tezler geliştirmek, ulusça, yeni geliştirdiğimiz yeni argümanları ortaya koymak, bilim adamlarımız vasıtasıyla araştırmalar yapmak, bu kişilerin yaptığı araştırmalar sonucunda ortaya çıkan sonuçları tarafsız ve yansız bir şekilde ortaya koymak ve sonuçlarına intizar etmek zorundayız.

AK Parti İktidarına kadar, ülkemizde, hadisenin sadece terör boyutu üzerinde duruldu, silaha karşı silahla mücadele konsepti geliştirildi ve bu alanda bazı başarılar elde edildi. Ben, bu başarıları çok önemsiyorum. Ancak görüyoruz ki, terörün kökünün kazınması için daha çok çabaya ihtiyacımız var. Allah'a şükürler olsun, bu ülkeyi yönetenler, artık "Kimse bana şunlar adam öldüremez." demiyor, eylemlere taraf olmuyor.

Kıymetli arkadaşlar, ordumuzun büyük basanları sonrasında, örgütün birkaç kez ateşkes ilan edip geri çekilme sinyalleri verdiği sırada, askerî yetkililer "Bundan sonrası siyasilere düşüyor, sorunun temellerine inerek çözüm üretmek, onların sorumluluğunda." demişler. Ancak, 58 ve 59'un- cu Hükümetlere kadar bu alanda atılmış doğru dürüst bir adım görmemiz mümkün olmamıştır.

AK Parti İktidarları, terörü, güya bir hak arama konsepti olarak görenlerin bu istek ve temayülleri üzerinde durmuş, insan hak ve hürriyetleri konusunda bu Parlamentodan bazı yasa tasarılarını geçirmiştir. Parlamentonun çıkardığı kanunlara, memnuniyetle belirtmeliyim ki, muhalefet partilerimiz de destek olmuştur. Çıkarılan bu kanunlarla, Türkçeden başka dillerde konuşanların konuşma hakkı, kurs açma hakkı, bu lisanları basın ve yayın hayatında serbestçe kullanabilme hakkı, radyo ve televizyonlarda yayın hakkı, hak ihlallerinde Avrupa İnsan Haklan Mahkemesine ve Avrupa Konseyine müracaat hakkı, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin ve Avrupa Konseyinin verdiği ka- rarlann Anayasa ve kanunların üzerinde olduğunun kabulü hakkı, insanların çocuklanna istedikleri ismi verme hakkı, köy ve kasabaların isimlerinin değiştirilmesine son verilmesi, Antalya ilimizde Demre beldemizin değiştirilen isminin çıkardığımız yasayla yeniden verilmesi, işkenceye sıfır tolerans tanınması ve bu eylem faillerinin verdikleri zarardan şahsen sorumlu olmalarının yanında, ceza hukuku açısından yapılan eylemin zaman aşımına uğramaması kuralları bu dönemde getirildi. Atılan bu adımlann, daha önceki olaylara ve gelişmelere bakıldığında çok büyük olduğunu ve devrim niteliğinde bulunduğunu Türk ve dünya kamuoyu kabul ediyor. Kimi eksikliklerin giderilmesi için zamana ihtiyaç bulunduğundan şüphe yok. Ama, takdir edersiniz ki, devler cesametindeki lokmaları bir anda kimsenin yutması mümkün değildir.

Bu yapılan değişikliklerin mana ve muhtevasına uygun olarak çok değil, bundan on sene kadar önce eylem ve beyanda bulunanlar on beş sene ceza alıyorlardı. Bu bağlamda olaya bakıldığında, AK Parti İktidarları, hak ve hürriyetler konusunda dünya çapında hamleler yaptı ve adımlar attı. 58 ve 59'uncu Hükümetler bu konudaki samimiyet testini başarı ile neticelendirmiştir. Bu açıdan, doğu ve güneydoğu insanının gerçekten umudu olmuştur. Gerisinin gelmesi için, yani, fikri hür, inancı hür, düşüncesi hür, vicdanı hür insanlar toplumunun oluşturulabilmesi zeminin stabil olmasına bağlıdır.

Hâl böyle iken terör neden devam ediyor? Vatan evlatları neden hâlâ can veriyor? Görünen o ki, kan emici vampirler ülkemiz insanlarının huzur ve refahını istemiyor. Türkiye'nin büyümesine, gelişmesine gönülleri razı olmuyor.

Bir zamanlar Yunanistan'da bulunan Lavrion Kampının hangi amaçla kurulduğunu hiçbirimizin unutması mümkün değildir.

Şimdi Güney Kıbrıs Rum kesiminin örgüte parasal destek sağladığını ve bankacılık hizmetlerinin bu kesim eliyle yürütüldüğünü bilmeyenimiz yoktur.

Kuzey Irak'ta dinî niteliği ağır basan siyasi partiler dahi operasyon sonucu bir anda yok edilir iken, sorunun Türkiye ile ilgili kısmında henüz bir mesafe kat edilememiştir.

İngiliz eski Başbakanlarından Wilson'a ait olduğu söylenen bir sözden bahsedilir: "Türkiye 25 liraya çıkmamalı, 15 liraya düşmemeli. 25 liraya çıkarsa bize zarar, 15 liraya düşerse dünyaya zarar, 20 lira olarak kalmalı." İşte, bizi, güneydoğu üzerinden hep 20 lira olarak tutmanın mücadelesi veriliyor. Kimi entelijans örgütlerinin bu acımasız, bu ahlak dışı niyet ve düşüncelerinden neşet eden eylemler, vatan evlatlarının kanlan üzerinden yürütülüyor.

Yirmi beş yıldan beri devam eden ve özellikle yabancı entelijans örgütlerinin örgülediği ahlak dışı eylem ve olayları akim bırakmak için, güvenlik güçlerimizce büyük mücadele yapıldı ve yapılıyor. Ancak, hepimiz gayet iyi biliyoruz ki -bunu güvenlik güçlerimiz de ifade ediyor- silahlı mücadele işin sadece bir boyutudur. Mühim olan bundan sonraki kısımdır ki, o da biz siyasilere düşüyor.

İktidarımız döneminde haklar ve hürriyetler bakımından çıkarılan yasalar çok ciddi adımlar olarak görüldü. Sorunun temeline neşter vuran bu adımlar doğu ve güneydoğu insanında büyük memnuniyet yaratmıştır. AK Partinin her iki bölgenin en güçlü partisi olması, halktaki memnuniyeti ifade etmek bakımından çok önemlidir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun Sayın Torun, konuşmanızı tamamlayınız.

CAVİT TORUN (Devamla) - Karşılıklı sevgi üzerine örgülenen siyaset anlayışının yaratacağı yeni eserler ülke birlik ve bütünlüğünün ana temelini oluşturacaktır. İşte, Ilısu Barajı böyle bir şeydir. Projesi bitmek üzere olan Silvan Barajı böyle bir şeydir. Diyarbakır üzerinden Kafkas dünyasına uzanacak olan otoyollar böyle bir şeydir.

Şu anda ülkenin tamamında yürütülen restorasyondan -yani yeniden yapılanmadan- doğu ve güneydoğu bölgelerimiz de nasibini alıyor. Şu son üç yıl içerisinde Diyarbakır'a KÖYDEŞ programı çerçevesinde 150 trilyondan fazla para girdi. Seksen yılda yapılan 6 bin dersliğe son üç yılda 3.500 yeni derslik ilave edildi. Birçok yeni hastanemiz yapıldı ve hizmete açıldı. Duble yollar bizde de yapılıyor. Ama, yılların, belki de yüzyılların ihmalini kısa sürede gidermek ve batıda olanı doğuda da bir anda görmek mümkün olmuyor. O bakımdan, bölgelerimizin daha çok desteğe, daha çok yatırıma ihtiyacı var. Bölgemizi kurtaracak olan, bölge ülkeleri Ermenistan, Gürcistan, Azerbaycan, Türkmenistan, Tacikistan, İran, Irak, Suriye ile ticaret yapmaktır.

Sevgili arkadaşlar, bölgenin ekonomik olarak kurtuluşu, başta îran olmak üzere, tüm Kafkas dünyasını bölgemiz üzerinden Akdeniz'e açmaya çalışmak ve bunu başarmaktır. Kuzey ve doğu komşularımızın dünya ile olan ticaretini Diyarbakır üzerinden Mersin Limanı vasıtasıyla gerçekleştirebiliriz. Bunun için, bölgedeki yolların uluslararası standarda kavuşturulması tüm Türk hükümetlerinin en büyük görevleri arasında mütalaa edilmelidir.

Kıymetli arkadaşlar, Hükümetimiz döneminde terörden zarar görenlerin zararlarını karşılamak amacıyla birçok kanun çıkarıldı. Şimdi, bu kanun ile süreleri uzatıyor ve sorunun bir an önce çözülmesi için gayret gösteriyoruz.

Bakınız, biraz önce birtakım muhalefet partisinden arkadaşlarımız bölgelerine gelen bu konudaki yatırımın hemen hiç mesabesinde olduğunu ifade ettiler. Bu, doğru değil. Dönemimizde, Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi'ne tam 268 trilyon bu bağlamda para gelmiştir. İlimiz Diyarbakır'a gelen para miktarı 92 trilyondur, 77 trilyonun gönderilmesi bekleniyor. Bu oranda büyük ödemeleri yaptığı için Hükümetimize çok teşekkür ediyorum. Diyarbakır halkı, güneydoğu halkı, doğu halkı bu yapılanları asla unutmayacaktır.

Bu arada halkımıza da seslenmek istiyorum: Lütfen, çocuklarınıza sahip çıkın. Onların dağa çıkmasına fırsat vermeyin. Onların kanları üzerinden çok değişik hesap yapan uluslararası kuruluşların oyununu bozun. Bugüne kadar terörün hallettiği hiçbir sorun yoktur. Hepimizin gördüğü üzere, bugüne kadar atılan bu adımlardan elde edilen sonuçlar, evlatlarımızın cansız bedenleridir.

Büyük devletimiz kendisine kurulan tuzağın farkındadır. Bu fırtınaya karşı ayakta durabilmesi için birlik ve beraberliğe ihtiyaç var. Demokrasinin erdemine inanmaya, bağnazlıktan uzaklaşmaya, milletin değerleriyle barışmaya, hoşgörüye, sevgiye, merhamete, bizi dört bir yandan kuşatma altına alan düşmanımızı tanımaya ihtiyacımız var.

Çok kıymetli arkadaşlar, iki gün önce Ulus Anafartalar Çarşısı'nda bir patlama meydana geldi. Ben, bu olayın bir terör eylemi olduğunu biliyorum, hepimiz de bu konuda hemfikiriz diye düşünüyorum.

Burada, Anafartalar Çarşısı'nın bir görevlisi "Acaba, Hükümetimiz bu konuda bize destek olacak mı? Acaba, bu konuda bizim zararlarımızı giderecek mi?" diye birtakım serzenişlerde bulundu.

Hiç şüpheleri olmasın ki, kusursuz sorumluluk ilkesi uyarınca, Hükümetimiz, bu terör eylemine maruz kalan kardeşlerimizin zararlarının tamamını giderecektir. Bu konuda onların mahkeme kapılarına gitmesine fırsat vermeyecektir diyorum.

Hepinize sevgi ve saygılar sunuyorum, teşekkür ediyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Cavit Torun (AK Parti, Diyarbakır). “Terör ve terörle mücadeleden doğan zararların karşılanması hakkında kanunda değişiklik yapılması hakkında kanun (s.s.:1417)”. TBMM Genel Kurulu, 111. Birleşim tutanağı, 24 Mayıs 2007. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/cavit-torun-22-2007-05-24-teror-ve-terorle-mucadeleden-dogan-zararlarin-karsilanmasi-hakkinda-ka (erişim: 1 Kasım 2026). TBMM kaydı: https://www5.tbmm.gov.tr/tutanaklar/TUTANAK/TBMM/d22/c158/b111/tbmm221581110346.pdf

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
