# 2011 yılı merkezi yönetim bütçe kanunun tasarısı ile 2009 yılı merkezi yönetim kesinhesap kanunu tasarısı hakkında

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Cemaleddin Uslu (MHP, Edirne)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 37. Birleşim
- **Tarih:** 20 Aralık 2010
- **Gündem:** 2011 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE KANUNUN TASARISI İLE 2009 YILI MERKEZİ YÖNETİM KESİNHESAP KANUNU TASARISI HAKKINDA
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/cemaleddin-uslu-23-2010-12-20-2011-yili-merkezi-yonetim-butce-kanunun-tasarisi-ile-2009-yili-merkezi-2

> Cemaleddin Uslu (MHP), 20 Aralık 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 37. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2011 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE KANUNUN TASARISI İLE 2009 YILI MERKEZİ YÖNETİM KESİNHESAP KANUNU TASARISI HAKKINDA); konuşma 1.063 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

MHP GRUBU ADINA CEMALEDDİN USLU (Edirne) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2011 Yılı Merkezî Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı’nın Sanayi ve Ticaret Bakanlığı, Rekabet Kurumu, Millî Prodüktivite Merkezi bütçeleri üzerinde Milliyetçi Hareket Partisi Meclis Grubu adına söz aldım. Sizleri, bu vesileyle saygılarımla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, Sanayi ve Ticaret Bakanlığının web sitesinden bir metin okuyorum: “Sanayi ve Ticaret Bakanlığı, sanayi, ticaret, teknoloji, tüketiciler, esnaf, sanatkâr ve KOBİ’leri kapsayan geniş bir yelpazede, 72 milyon insanımızın tamamına hizmet sunmaktadır. Bütün faaliyetlerimizin ortak amacı, Türkiye'nin ekonomik ve sosyal kalkınma sürecini hızlandırmak ve ülkemizin dünyanın en büyük on ekonomisinden biri olma hedefine katkı sağlamaktır.” Evet, gerçekten hoş ve güzel, iddialı bir mesaj, Sayın Bakanın bir sunuşu.

Değerli milletvekilleri, gerçekten de Sanayi ve Ticaret Bakanlığımız, Türkiye’deki yatırımlarla, üretimlerle, ticaretle ve tüketicilerle, tüketici haklarıyla doğrudan ilişkisi olan çok önemli bir bakanlığımız. Dolayısıyla, burada görev yapan değerli arkadaşlarımı da Bakanlık personelini de kutlamak istiyorum çünkü bir dönem, bu Bakanlığın bir mensubu idim ben de.

Değerli milletvekilleri, 2011 yılı bütçesinin 717 milyon 377 bin TL olduğunu görüyoruz. Temenni ederiz ki bu bütçeyle, sanayi ve ticaretin geliştirilmesine önemli katkılarda bulunulsun. Sayın Bakanın Plan ve Bütçe Komisyonundaki bir sunuş konuşması dikkatimi çekti. Özellikle dünya ekonomisinde küreselleşmenin de etkisiyle, yaşanan kriz bütün ülkeleri etkilerken Türkiye'nin bu krize en son giren ama ilk çıkan ülke olduğunu, dolayısıyla, bu krizden de fazla hasar görmeden çıktığımızı belirtiyor. Gerçi, sonraki kapanış konuşmasında da bu ifadeleri “Biraz daha düzelmeye yakın, hasarın kontrol altına alınması anlamında ciddi adımlar attık.” şeklinde değerlendirmiş.

Gerçekten durum böyleyse yani iyi bir ekonomimiz varsa ve bu krizden de etkilenmemiş isek yine, Dokuzuncu Kalkınma Planı’nda 2011 yılı için yazılanları burada okumak istiyorum, bir kıyaslama açısından dikkatimi çekti: “Diğer taraftan sanayinin kredi maliyetlerinin yüksekliği, düşük fiyatlı ithalattan kaynaklanan haksız rekabet, bürokrasinin fazlalığı, kamunun sağladığı bazı girdilerin fiyatlarının uluslararası fiyatlara göre yüksekliği, vergi oranlarındaki yükseklik gibi temel sorunlar hâlâ devam etmektedir.” şeklinde ifade edilmektedir. Bunlar Devlet Planlama Teşkilatının 2011 yılı için yazılan -ama geçen yıl da öyle, muhtemelen gelecek yıl da bu şekilde yazacağı- metinler. Eğer Sayın Bakanın ifade ettiği gibi olsa bu metinler niye bu şekilde yazılıyor? Belki de Sayın Bakanın ifade ettiği makroekonomik dengeler iyi görülse de, bu şekilde gösterilmeye çalışılsa da ne yazık ki gelir dağılımında ciddi bozukluklar var.

Bakınız, imalat sanayisi genelinde kapasite kullanım oranı kasım ayında yüzde 75,9 olarak açıklandı; bu, 2007’nin hâlâ altında görülüyor. 2010 yılı üçüncü çeyrekte bir önceki çeyreğe göre üretim yüzde 3,4; verimlilik yüzde 5,7 azalmış. İstihdamda yüzde 2,4’lük bir artış görülmekle beraber işsizlik hâlâ yüzde 11,3 seviyelerinde, 3 milyon insanımız hâlâ işsiz. Genç nüfusa baktığımızda, bu yüzde 20’nin üzerinde bir oranı ortaya koyuyor. Bunlar gerçekten çok önemli olumsuzluklar değerli milletvekilleri.

Ekim ayı itibarıyla dış ticaret açığı 55,1 milyar dolar olmuş, ithalat artışı ihracat artışından 4 kat fazla. Cari açık ekim itibarıyla 35,7 milyar dolar olarak görülüyor.

Bir de en önemlisi kayıt dışılık var. Kayıt dışı ekonomi kavramı genellikle “Devletten gizli yürütülen ve dolayısıyla, kamu denetim, gözetim, yükümlülük ve teşviklerinin dışında kalan yasal ekonomik faaliyetler.” olarak tanımlanmakta. Sanayi ve Ticaret Bakanlığının önemli görevler üstlendiğini söyledik, ancak bu kayıt dışı ekonomiyi de görmezlikten gelemeyiz. Kayıt dışılık hem devlete hem çalışana ciddi zararlar ortaya koymakta. Bu oran da yüzde 45’ler seviyesindeyse burada ciddi bir olumsuzluk var değerli milletvekilleri. Her ne kadar Çalışma Bakanı evvelki gün kendi bütçesinin görüşülmesinde bu kayıt dışı rakamının önceden daha yüksek olduğunu, sonradan bu rakamlara düştüğünü ifade etse de yüzde 45 hiçbir ülke için kabul edilebilecek bir oran değildir. Bunu açıklıkla ifade ediyorum.

Ayrıca, bu Hükûmetin geçtiğimiz yıllarda, aşağı yukarı 2003’ten beri sürekli bir yapılandırma çalışmalarına tanık oluyoruz. Geriye baktığımızda, neredeyse her yıl bu çalışmalar yapılmakta. Vergi barışı yapıldı. Bunlar, açıkçası, biraz da reel ekonomideki sıkıntıları ortaya koyuyor.

Şimdi, bütün bunları değerlendirdiğimizde, ekonominin iyi olduğunu kabul edersek, esnaf, çiftçi, sanayici ve girişimcilerimiz çok iyi durumda olduğu için mi, yoksa zor durumda oldukları için mi bu çalışmalar yapılıyor, bu yapılandırma çalışmaları yürütülüyor? Hakikaten, bütün kesimler zor durumdadır değerli milletvekilleri ve ödeme güçlüğü içerisine düştükleri için bu yapılandırma çalışmaları da sürdürülmektedir.

Buna en çok ihtiyaç duyan, yani bu yapılandırma çalışmalarına en çok ihtiyaç duyan kesim de esnaf ve sanatkârlarımız. Esnaf ve sanatkârlarımızın temel sorunları, yüksek rekabete ayak uyduramama, yeterli sermayeye sahip olamama, değişen tüketici tercihlerine hızlı cevap verememe, yatırım ve istihdam maliyetlerini karşılayamama, finansmana erişimde sıkıntı yaşama gibi karşımıza çıkmaktadır. Ayrıca, AKP döneminde ivme kazanan büyük marketçilik süreci, esnaf ve sanatkârların faaliyet alanlarını daralttığı gibi, bu kesimi iş yapamaz duruma getirmiştir. Faaliyete geçen her alışveriş merkezinin yetmiş beş meslekteki esnaf ve sanatkârı yok olma yolunda tehdit ettiği bilinen bir gerçektir.

Sayın Bakan bu konuda geçen yıl kendisine yönelttiğimiz bir soruda, bu büyük marketlerle, alışveriş merkezleriyle ilgili yasa tasarısının ne zaman geleceğini sorduğumuzda “Bantta.” dediler, “Bantta ve geliyor.” dediler. Bu nasıl bir bantsa… Havaalanlarında yürüyen bantlar vardır, yaklaşırsanız çalışır, eğer durursanız çalışmaz. Sayın Bakan bu yasayı dikkate alır da bu bandı çalıştırırsa umarım esnaf ve sanatkârlarımız açısından bir önemli iş yapmış olacaktır.

KOSGEB desteklemeleri, diğer adıyla can suyu kredileri esnaf kesimini hüsrana uğratmıştır. Esasen, Sayın KOSGEB Başkanı ve çalışanlarının bu konudaki gayretini biliyorum, onlara da bu anlamda teşekkür etmem lazım. Ancak sorun KOSGEB’de değil, KOSGEB’in uygulamaları ve özellikle esnaf ve sanatkârımızın bu krediye ulaşamaması. Faizini KOSGEB’in verdiği desteğin sadece bankanın tahsil zorunluluğu nedeniyle kredi çoğunlukla ihtiyacı olanlara değil mevduatı olanlara verilmiştir. Üstelik bu krediyi kullanmak isteyen esnaf ve sanatkârın sigorta ve vergi borçları bu kredilerden kesintiye uğramaktadır. Sicil affının bankalar tarafından görmezden gelinmesi ve KOSGEB’in veri tabanında yaşanan aksaklıklar krediye ulaşmayı daha da güç hâle getirmektedir.

Sosyal Güvenlik Kurumu, vergi ve özellikle Marmara Bölgesi’nde yaşanan bu depremden sonra bu felaketle ilgili kullandırılan afet kredilerinin geriye ödenmesinde esnafımızın ciddi sıkıntıları var. Ayrıca emekli olup da çalışmaya devam eden esnaf ve sanatkârımızdan kesilen BAĞ-KUR destekleme primi uygulamasına şiddetle son verilmelidir. Gerçekten, yirmi beş-otuz yıl bu ülkede çalışmış, emekliliği hak etmiş, geçinememekten dolayı yeni bir işe niyet etmiş bir insandan, bir emekliden bu kesintinin yapılmaması lazım.

Süremin sonuna doğru geliyorum, tarım satışlarla ilgili birkaç şey söylemek istiyorum: Sayın Bakan bu konuda da bu yasa ne yazık ki gecikti. Birliklerin bu yasaya ihtiyacı var. Finansman zorlukları var birliklerin. Özellikle bu yapılandırma süresi 31/12/2008’de sona erdi ve bu süreden itibaren de birlikler bir boşluk içerisindeler. Kaynak kullanımına ciddi ihtiyaçları var. Bu konuda bu yasanın bir an önce yürürlüğe girmesi lazım.

Bir de Bakanlığın denetim görevini, birlikler üzerinde bu denetim görevini yapmadığını düşünüyorum. Zira, Bakanlığın görevleri arasında olmasına rağmen birlikler denetimsizlikten dolayı kendi başlarına Bakanlığın desteğine ihtiyaç duymaktadırlar.

Bütçenin hayırlı olmasını diliyor, hepinize saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Cemaleddin Uslu (MHP, Edirne). “2011 yılı merkezi yönetim bütçe kanunun tasarısı ile 2009 yılı merkezi yönetim kesinhesap kanunu tasarısı hakkında”. TBMM Genel Kurulu, 37. Birleşim tutanağı, 20 Aralık 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/cemaleddin-uslu-23-2010-12-20-2011-yili-merkezi-yonetim-butce-kanunun-tasarisi-ile-2009-yili-merkezi-2 (erişim: 29 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
