# Demokratik hukuk devleti ve temel hak ve hürriyetler konusunda

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Cemil Çiçek (AK Parti, Ankara)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 18. Birleşim
- **Tarih:** 7 Ocak 2003
- **Gündem:** DEMOKRATİK HUKUK DEVLETİ VE TEMEL HAK VE HÜRRİYETLER KONUSUNDA
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/cemil-cicek-22-2003-01-07-demokratik-hukuk-devleti-ve-temel-hak-ve-hurriyetler-konusunda

> Cemil Çiçek (AK Parti), 7 Ocak 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 18. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: DEMOKRATİK HUKUK DEVLETİ VE TEMEL HAK VE HÜRRİYETLER KONUSUNDA); konuşma 1.736 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

ADALET BAKANI CEMİL ÇİÇEK (Ankara) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Ankara Milletvekilimiz Sayın Salih Kapusuz ve 25 arkadaşı tarafından verilmiş olan bu araştırma önergesi, zannediyorum, üzerinde önemle durulması gereken bir önerge; çünkü, gerçekten, bugün, bu Parlamento çatısı altında temsil edilen iki partimiz ve tüm milletvekilleri olarak, seçim süresince en çok vurgu yaptığımız iki konu var; yoksulluk ve yolsuzluk. Aslında, hepimiz biliyor, kabul ediyor ve inanıyoruz ki, Türkiye'de insanımızın bir süreden beri yaşadığı sıkıntının, ekonomik zorlukların temelinde yatan olay yolsuzluktur. Dolayısıyla, böyle bir önergenin verilmiş olmasını fevkalade önemli buluyorum ve bu önergeyi veren arkadaşlara huzurunuzda teşekkür ediyorum; çünkü, böyle bir araştırmayı yapmak, bizim vicdan borcumuzdur. Böyle bir önergenin verilmiş olması, daha yasama yılının başlangıcında, özel bir anlam ifade ediyor; çünkü, bu yeni yasama döneminde, siyasetin itibarı, bu yönde yapacağımız çalışmalara bağlıdır. Parlamentonun itibarı, yolsuzluklar konusunda göstereceğimiz hassasiyete ve duyarlılığa bağlıdır. Bunlardan çok daha önemlisi, rejime, devlete ve demokrasiye güvenin özünde ve esasında, bu yönde atacağımız adımlar çok önem arz etmektedir. Toplumun geleceği de, bir anlamda, Türkiye'de bu yolsuzlukların önlenmesiyle doğrudan alakalı.

Gerçekten, Türkiye Cumhuriyeti Devleti olarak, son zamanlarda, bizi, uluslararası platformlarda da en çok sıkıntıya sokan hususların başında Türkiye'deki yolsuzluğun boyutu gelmektedir. Bir vesileyle daha ifade etmeye çalıştım; Türkiye, maalesef, ilimde, teknikte, teknolojide dünya ülkeleri arasında ilk 10'a girmeyi başaramadı; bu, üzücü bir durum; ama, yolsuzluklar konusunda, bir istatistiğe bakarsanız, ilk 3 arasına girmeyi başardık. Bir başka açıdan değerlendirme yaptığımızda da ilk 10'a girmeyi başarmış olduk. Bu, Türkiye için fevkalade ayıptır ve yüz kızartıcı bir durumdur. Dolayısıyla, 22 nci Dönem Parlamentosu olarak ve onun içinden çıkan hükümet olarak, her şeyden evvel bu yolsuzluklar konusuna bir neşter vurmamız gerekiyor. Doğrusu, belki, bu önergenin görüşüldüğü günlerde Türkiye'de bir neşter operasyonu da başlamıştır, SSK'daki ilaç yolsuzluğuyla alakalı olarak. Dolayısıyla, iyi bir başlangıç yaptığımızı düşünüyorum; bunun arkasının getirilmesi lazım.

Buradan, sizin huzurunuzda da bir şeyi çok açık olarak aziz milletimize ifade etmek isterim ki, bu ülkede kim yolsuzluğun üzerine gitmek istiyorsa, elinde yetki varsa, imkân varsa, bilgi varsa ve "geçtiğimiz dönemde de biz bu işleri yapacaktık; ama, siyaset bu işi tıkadı, siyaset bu işi engelledi" diyorsa, bilsinler ki, en rahat çalışma yapacakları dönem bu dönemdir. Bu Parlamentonun çatısı altında, hiç kimse, yolsuzluğa, haksızlığa, hukuksuzluğa asla müsaade etmez, etmeyecektir ve bu Parlamento bunun öncülüğünü yapacaktır. Bu anlamda, verilmiş önergeyi fevkalade önemli buluyorum ve kabul ediyoruz ve destekliyoruz.

Kaldı ki, Türkiye, bugün, eğer, birkısım uluslararası kuruluşlarla en küçük meselesini bile pazarlık konusu yapıp, neyi nasıl yapacağını oraya danışmak gibi bir mecburiyetle karşı karşıya kaldıysa, devletin iki yakası bir araya gelemiyorsa, bunun ekonomik yönden çok izahı yapılabilir; ama, şunu hepimizin bilmesi lazım ki, bunun iki tane temel sebebi vardır: Bunlardan bir tanesi devletteki yolsuzluktur; bir tanesi de devletteki israftır. Bu iki illet, devleti de milleti de toplum hayatını da çürütmektedir.

O sebeple, biz, hükümet olarak, bir yönüyle israfla mücadele yaparken, öbür taraftan da, hem hükümet olarak hem Parlamento olarak bu yolsuzluklar meselesini en öncelikli mesele kabul edip, bunun üzerine olabildiğince gitmemiz lazım. Bunun için ne yapılması gerekiyorsa bunu yapmamız lazım. Yasal değişiklik gerekiyorsa, bu yasal değişiklikleri yapacağız. Hükümet programında bu konuya özel önem verdik. Burada araştırma önergesi vermek gerekiyorsa, bu önergeleri vereceğiz, verilmiştir; bunun gereğini yapacağız. Şüphesiz, hükümet olarak yolsuzlukla mücadele konusunda çalışma yaparken böyle bir komisyonun kurulması ve bu komisyonun çalışmaları sonucunda ortaya koyacağı ilkeler, esaslar, telkin ve tavsiyeler, bize ışık tutacaktır; bu yöndeki mücadelemize de güç verecektir.

Bu konunun kolay olmadığını da bilmiş olmamız lazım gelir. Bu mesele, sadece bir yasal düzenleme değildir. Yolsuzluk dediğimiz olay, aysberk gibi bir olay; bunun, suyun üstünde olan kısmı var, suyun altında olan kısmı var, sistemden kaynaklanan kısmı var; insandan, yönetimden ve siyasetten kaynaklanan kısımları var. Bunların hepsini bir bütün içerisinde değerlendirmek ve sonuçta, bir iyi noktaya birlikte varmamız gerekiyor.

Şüphesiz, sistemden kaynaklanan kısımların olduğunu kabul etmemiz lazım, hepimiz kabul ediyoruz. Bu konuyla ilgili yazılmış pek çok kitapta, raporda ve tartışmada varılan sonuç şudur ki, devlet, ekonomide bu kadar etkin olursa, bu kadar yetkili olursa, kredi mekanizmasının önemli bir kısmı hâlâ kamu bankalarından yönetiliyorsa, onun üzerinden Türkiye'de kredi dağıtılıyorsa, hazine arazilerinin en önemli kısmı devletin elindeyse, ekonomide bu kadar etkin ve yetkin bir role sahipse, burada yolsuzluğun olmaması mümkün değildir. Bunu bir mazeret olarak ileri sürmüyorum, bir tespit olarak ileri sürüyorum. Eğer bunun çaresi, devletin bu alanlardaki müdahalesini asgariye indirmek ise, toplumda bu anlamda bir mutabakatın olduğunu da kabul etmemiz lazım. Bütün siyasî partilerin bu noktadaki seçim beyannamelerine baktığımızda, hemen herkesin mutabık olduğu bir husus var ki, o da, devlet ekonomiden elini çekmelidir; yani, eğer, işbaşına gelen iktidarlar, teşviklerle, tahsislerle, kredilerle ve bunları temin edecek tayinlerle uğraşıyorsa burada kirlilik kaçınılmaz olur. Onun için, köklü bir devlet reformuna, ekonomide bu anlamda çok ciddî yapısal değişikliklere ihtiyaç vardır. Yapı böyle devam ettiği sürece, maalesef, birtakım sıkıntılar olmaya devam edecektir; bunu ortadan kaldırmamız gerekiyor. Tabiatıyla, bunu yaparken üzerinde önemle durmamız gereken, bütün seçim beyannamelerinde açıkça ifade edilmiş olan ve bizim de hükümet programına inanarak koyduğumuz bir husus var, o da şeffaflıktır. Devlet icraatlarında, devlet işlerinde, özellikle kredilerde, teşviklerde, tahsislerde, parayla ilgili olan kısımlarda, aslında, devletin tüm alanlarında olmakla birlikte, sır kavramı dışında, devlet yönetiminin, olabildiğince açık, şeffaf, vatandaşlar tarafından bilinen, izlenen bir yapıya kavuşturulması gerekir. Onun içindir ki, biz, hükümet programında, belki bu yolsuzluların önlenebilmesi açısından şeffaflığa önem verdik; bunu, bir slogan olarak oraya yazmak yerine, bunun gereğini yapabilmek açısından, önümüzdeki bir birbuçuk ay içerisinde Başbakanlığa ve oradan da Meclise -inşallah- getirmeyi düşündüğümüz bilgi edinme hakkı var. Eğer, vatandaş, Türkiye'de devletin nasıl yönetildiğini, ihalelerin nasıl yapıldığını, teşviklerin kimlere, nasıl, neden dolayı verildiğini öğrenebilirse ve bu benzeri konularda bilgiye ulaşma imkânını, hakkını, teminatını vatandaşlarımıza verebilirsek, bu alanda önemli bir adımı da atmış olacağız.

Geçtiğimiz parlamento döneminde bu çatı altında bulunan değerli arkadaşlarımız hatırlayacaklar ve bileceklerdir, maalesef, 21 inci Dönem Parlamentosu ve siyasetçileri olarak bizler çok iyi bir imtihan veremedik. Kamuoyunda uzunca süre yolsuzlukla birbirlerini suçlayanlar, sonra bir gecede aklama yoluna gittiler ve bunun sonucu olarak da siyaset, doğrusu, çok büyük ölçüde itibar kaybına uğradı. Dolayısıyla, bu yeni dönemde, bu neviden işlerden uzak olarak, vatandaşımızın önüne, yaptığımız her icraatla ilgili bilgi edinme imkânını getirebiliyorsak, yapılan birkısım başvurulara doğru cevap verebiliyorsak, ikna edici, yeterli cevaplar verebiliyorsak, belki, devlet icraatlarını bu anlamda da, hem Meclis denetimine hem de vatandaş denetimine açmış olacağız.

Geçtiğimiz dönemde, özellikle büyük yolsuzlukların olduğu iddia edilen Hazineyle ilgili, bankalarla ilgili birkısım sorulara, her defasında "bunlar ticarî sırdır" denilmek suretiyle -birçok alanda istismar var; ama, herkes onu biliyor- en çok istismar edilen konuların başında, bu sır kavramı geliyor. Neyi soruyorsanız, hangi bankadan, kime ne kredi verdiniz; otomatik olarak size cevap geliyor: "Bu sırdır, ticarî sırdır açıklayamayız." Bu sırrın da sırrını bu dönem çözmemiz gerekiyor. Ben o kanaati taşıyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

Değerli arkadaşlarım, üzerinde durmamız gereken hususların başında, yolsuzlukların önlenebilmesi açısından, Siyasî Partiler Yasası özel önem arz ediyor. Siyasette kirliliğin başlangıcı, siyasetin finansmanından kaynaklanıyor. O sebeple, seçimlere giderken, yine, bütün partilerin -ister Meclis içinde ister Meclis dışında- üzerinde en fazla durduğu konulardan bir tanesi, bu Siyasî Partiler ve Seçim Yasalarının değişmesi gerektiği yolundaki iddialardır, görüşlerdir, kabullerdir. Dolayısıyla, biz, bu neviden değişiklikleri, genelde, bir eski alışkanlık olarak hep seçim zamanı yapmaya çalıştık, onun için de doğru dürüst bir çalışma yapamadık. Bu defa, doğru bir iş yapalım düşüncesiyle, 58 inci hükümet olarak -şahsen Cemil Çiçek ve Adalet Bakanı olarak da- ilk yaptığımız işlerden bir tanesi, bu Siyasî Partiler Yasasının ele alınması olmuştur. Zannediyorum, kısa dönem içerisinde, siyasetin finansmanı dahil, bu noktada yapılan çalışmaların, çok şeffaf, çok açık, denetlenebilir, kamuoyu tarafından öğrenilebilir bir hale getirilebilmesi bakımından, vakıfların, derneklerin ya da daha evvel yapılmış olan panellerin ortaya koyduğu görüşleri, düşünceleri de mezcederek toplumumuzun önüne, kısa dönemde, bu anlamda yolsuzlukları da önleyecek ve siyasetin finansmanı üzerindeki gölgeyi ortadan kaldıracak bir siyasî partiler yasasını Parlamentonun huzuruna getireceğiz ve sizlerin de katkısıyla, inanıyorum ki, bu meseleye yasal anlamda önemli bir neşteri de vurmuş olacağız. Bunu fevkalade önemli buluyorum.

Yine, üzerinde önemle durmamız gereken konuların başında, demin söylediğim bu sır kavramı gelmektedir. Gerçekten, yolsuzlukların önlenebilmesi noktasında, bu sır kavramına bir açıklık getirilmesi gerekiyor; onun da düzenleneceğini burada ifade etmek istiyorum.

Tabiatıyla, üzerinde durmamız gereken yolsuzlukların önlenebilmesi noktasında hep ifade etmeye çalıştık; eğer, bir ülkenin sorunlarının çözümü sadece yasa çıkarmakla mümkün olsa, dünyada hemen hemen sorunlu hiçbir ülke, hiçbir memleket kalmaz; en ileri ülkenin kanunlarını en azından tercüme edersiniz, getirirsiniz, yürürlüğe koyarsınız, olur biter. Belli ki, yasa çıkarmak bu işin başlangıcıdır; ama, yolsuzluk konusunda kamuoyunun duyarlılığı da özel önem arz ediyor. Özellikle, günümüz demokrasisi, temsilî demokrasi olmanın ötesinde, bir anlamda katılımcı demokrasidir; devlet yönetimine, devlet icraatlarına ve tasarruflarına, sadece oy vermek suretiyle değil, onun da ötesinde, zaman zaman katılım imkânını getirmek ve bu mekanizmaları da harekete geçirmek gerekiyor. Belki de, bu anlamda, yolsuzluklar konusunda kamuoyunun duyarlılığı ve bu noktadaki bilincin gelişmiş olması, yolsuzlukların önlenebilmesi açısından özel bir önem arz edecektir diye düşünüyorum. Sivil toplum kuruluşlarının, bu konuda, yeni dönemde daha aktif olmalarını, doğrusu, hükümet olarak da bekliyoruz. Kimin elinde, yolsuzluk iddiasıyla ilgili bir bilgi, bir belge varsa, bana verebilirler, bize verebilirler, Parlamentomuza verebilirler, burada bulunan partilerimize verebilirler; inanıyorum ki, hangi makama verilirse verilsin, bu neviden yolsuzluk iddiaları en hassas şekilde incelenecek, araştırılacak ve sonucu da kamuoyuna açıklanacaktır. O sebeple, burada araştırma açılmasıyla ilgili olarak zikredilen önergenin gerekçeleri, hükümet olarak bizim de benimsediğimiz ve hassasiyetle üzerinde durduğumuz ve duracağımız bir konu olarak gözükmektedir.

Yolsuzlukları araştırırken, biz, hükümet olarak bir şeye dikkat etmeye çalışıyoruz. Elbette, yolsuzlukların üzerine gidilecek, kim, ne konuda yolsuzluk yaptıysa, gelecek, bağımsız mahkemeler huzurunda bunun hesabını verecektir, vermelidir. Başta da söyledim, siyasetin itibarı buna bağlı; devletimizin, milletimizin geleceği bu noktada göstereceğimiz hassasiyete bağlı. Ancak, geçtiğimiz dönemde yapılan birkısım yanlışlıkları da yapmamamız gerekir. O da şudur: Suçluluğu kesinleşinceye kadar hiç kimseyi, âdeta bir maç nakleder gibi, suçluluğu kesinleşmemiş bir mahkûmiyet kararına bağlanmamış insanları, eğer üç gün sonra serbest bırakacaksanız, elinizde yeterli delil yoksa yargısız infaz yoluna da gidilmemelidir; buna da azami hassasiyeti göstermek lazım. Geçtiğimiz dönemde, maalesef, bunun çok kötü örneklerini bu toplum yaşadı, sonra sapla saman birbirine karıştı, arkasından da doğru dürüst bir netice çıkmadı. Evet, biz hükümet olarak, bu işlerin üzerine gideceğiz, bu noktada en ufak bir tereddütümüz yok, sonuna kadar bu işte kararlıyız; ama, bütün bunları yaparken de hukuk devleti ilkelerine uygun olarak yapacağız. Türkiye Cumhuriyeti Devleti bir hukuk devletiyse, ne yapıyorsa, ne yapacaksa, kimden ne hesap soracaksa, bir mahalle kabadayısı üslubu içerisinde değil, hukuk devletine yakışan, yaraşan bir üslup içerisinde, bir anlayış içerisinde, bir uygulama içerisinde bunları yapacaktır.

İnanıyorum ki, bu görüşmelerin sonucunda araştırma önergesi kabul edilecek ve bu alanda da bizlere önemli mesajlar verecek bir çalışmayı birlikte yapma imkânı bulacağız. Bu vesileyle, önergeyi kabullendiğimizi, benimsediğimiz ve yapılacak çalışmalara da daha şimdiden teşekkür etmek istediğimizi ifade ediyor, hepinize saygılar sunuyorum. (Alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Cemil Çiçek (AK Parti, Ankara). “Demokratik hukuk devleti ve temel hak ve hürriyetler konusunda”. TBMM Genel Kurulu, 18. Birleşim tutanağı, 7 Ocak 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/cemil-cicek-22-2003-01-07-demokratik-hukuk-devleti-ve-temel-hak-ve-hurriyetler-konusunda (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
