# Basın ve yayın yoluyla işlenen suçlara ilişkin dava ve cezaların ertelenmesine dair kanunda değişiklik yapılmasına ilişkin 2.1.2003 tarihli ve 4779 sayılı kanun ve anayasanın 89 uncu maddesi gereğince cumhurbaşkanınca bir daha görüşülmek üzere geri gönderme tezkeresi ve adalet komisyonu raporu (1/432) (s. sayısı: 37)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Cemil Çiçek (AK Parti, Ankara)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 28. Birleşim
- **Tarih:** 29 Ocak 2003
- **Gündem:** BASIN VE YAYIN YOLUYLA İŞLENEN SUÇLARA İLİŞKİN DAVA VE CEZALARIN ERTELENMESİNE DAİR KANUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA İLİŞKİN 2.1.2003 TARİHLİ VE 4779 SAYILI KANUN VE ANAYASANIN 89 UNCU MADDESİ GEREĞİNCE CUMHURBAŞKANINCA BİR DAHA GÖRÜŞÜLMEK ÜZERE GERİ GÖNDERME TEZKERESİ VE ADALET KOMİSYONU RAPORU (1/432) (S. SAYISI: 37)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/cemil-cicek-22-2003-01-29-basin-ve-yayin-yoluyla-islenen-suclara-iliskin-dava-ve-cezalarin-ertel

> Cemil Çiçek (AK Parti), 29 Ocak 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 28. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: BASIN VE YAYIN YOLUYLA İŞLENEN SUÇLARA İLİŞKİN DAVA VE CEZALARIN ERTELENMESİNE DAİR KANUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA İLİŞKİN 2.1.2003 TARİHLİ VE 4779 SAYILI KANUN VE ANAYASANIN 89 UNCU MADDESİ GEREĞİNCE CUMHURBAŞKANINCA BİR DAHA GÖRÜŞÜLMEK ÜZERE GERİ GÖNDERME TEZKERESİ VE ADALET KOMİSYONU RAPORU (1/432) (S. SAYISI: 37)); konuşma 898 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

ADALET BAKANI CEMİL ÇİÇEK (Ankara) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Bu konuyu ikinci defa Yüce Meclisin huzurunda görüşüyoruz. O zaman da ifade etmeye çalıştım; bu, bir af kanunu değildir. Bu konuda ısrar ediyorum; sebeplerini, biraz sonra, bir defa daha burada arz etme imkânını bulacağım.

Bu kanunu getirişimizin sebebi, mevcut durumun hukuk devleti ilkesine aykırı olmasıdır; çünkü, hukuk devleti ilkesine göre, aynı konumda olanlara aynı şekilde muamele edilmesi lazım, aynı şekilde uygulamaların yapılması lazım. Bu Kanun bidayette çıkarılırken -o günkü zabıtlar okunma fırsatı bulunursa çok açık olarak görülecektir ki- o zaman da bu adaletsizliğin, eşitsizliğin olduğu ifade edildi; ancak, çeşitli sebeplerden dolayı bu dikkate alınmadı. Burada bir eşitsizliğin olduğu aşikâr, bir adaletsizliğin olduğu aşikâr; biz de bunu ortadan kaldırmak üzere bunu getirmeye çalıştık.

Eğer, burada ifade edildiği gibi, Sayın Cumhurbaşkanının geri gönderme tezkeresini hüccet kabul edeceksek ya da mehaz kabul edeceksek, o zaman, bu kanunun ilk görüşüldüğü sırada, burada dile getirilen hususlara bakmamız lazım.

O zaman denildi ki: "Bu, bir kişiye mahsustur." Şimdi, tezkerede, kişiye mahsus olmadığı çok açık ortada. Demek ki, o zaman, görüşmeler sırasında, o kısımda bir isabetsizlik yapmışız. Biz de onu demeye getiriyoruz; diyoruz ki: "Bu, kişiye mahsus değil." Kaldı ki, bir kişiye mahsus dahi olsa, kişiye mahsus yasak olur mu bir hukuk devletinde? (AK Parti sıralarından alkışlar) Bir kanun çıkaracaksınız, herkes istifade edecek; ama, ille filanca şahıs istifade etmeyecek. Esas hukuk devleti ilkesine aykırılık buradaydı.

Onun için, biz, burada, bu düzenlemeyi yaparken, en az 3 700'den fazla sabıka kaydının bizim adlî sicil kayıtlarımızda mevcut olduğunu, bundan dolayı insanların hak kayıplarına uğradığını söylemeye çalıştık, bunu ortadan kaldırmak istedik. Dolayısıyla, bu düzenleme, bir haksızlığı, bir adaletsizliği, bir eşitsizliği ortadan kaldırıyor.

Peki, bunu neye dayanarak söylüyoruz; bunu da, yine Anayasa Mahkemesinin kararlarına dayanarak söylüyoruz. Daha evvel çıkarılmış olan erteleme yasalarında adaletsizlik vardı, eşitsizlik vardı, basın yoluyla işlenen suçlarla, basın yoluyla işlenmeyen suçlar arasında bir tefrik vardı; Anayasa Mahkemesi, bunu, adalet ve eşitlik ilkesine aykırı buldu ve kanunu iptal etti. Ondan sonra bir düzenleme yapıldı, bu kanundaki adaletsizliğin bir kısmı giderildi, bir kısmı belki de siyasî mülahazalarla kalsın istenildi; çünkü, o zaman, belli şahısların, kanunun bu kısmından istifade etmesi engellenmek istenildi; ama, yanlış hesap, bu defa vatandaştan döndü. Şimdi, bizim görevimiz, burada, olabildiğince eylemlerimizi de, işlemlerimizi de hukuka uygun hale getirmektir.

Kaldı ki, şahsen bir şeyi anlamakta güçlük çekiyorum, o da şudur: Bu kanun Anayasa Mahkemesine gitti -kanunun başlığı ertelemeyle ilgiliydi- ve Anayasa Mahkemesi, 99/39 esas, 2000/23 karar sayılı, bu konuyla ilgili verdiği kararında, bunun bir erteleme yasası olduğunu kabul etti. Anayasanın 153 üncü maddesi, bizi bu anlamda bağlar. Yargıyla ilgili Anayasanın 138 inci maddesi, mahkeme kararlarının herkesi bağladığını ifade eder. Bir akademik tartışma yapabiliriz, bunda tereddüt yok; ama, netice itibariyle, mahkeme kararlarına baktığımızda, bu bir ertelemedir. Akademik olarak tartışacağımız konu şudur; bunu komisyonda da ifade etmeye çalıştım: Elbette, bizim ceza tatbikatımızda erteleme hâkime tanınmış bir yetkidir; sanığın duruşmadaki hal ve tavrına bakacak, geçmişine bakacak, ifadelerine bakacak, samimiyetine bakacak, cezanın ertelenmesinde fayda görürse ona göre bir karar verecek. Belki, hukukumuzda ilk uygulama olabilir; ama, bu ilk uygulama Anayasa Mahkemesine gitti. Bu Meclisten de erteleme yasasının çıkabileceğini Anayasa Mahkemesi kabul ettiğine göre, işin bu kanun bağlamında tartışılacak bir yönü yoktur; olsa olsa, akademik olarak bunu tartışabiliriz.

İkinci arz edeceğim husus şudur: -Tabiî, burada, her zaman kanun üzerinde konuşmak olmaz, bazen, kanun vesilesiyle de bazı şeyler söylenebilir, bunu anlayışla karşılarız şüphesiz; ama- Af konusuyla ilgili olarak, burada, bir defa daha ifade etmeye çalışayım; Türkiye kadar, af konusunun sulandırıldığı bir başka ülke tanımıyorum. Cumhuriyet kurulalı 79 sene oldu; bildiğim kadarıyla, 43 üncü affı çıkardık. Birisi gelsin bana desin ki "bu aflar Türkiye'ye fayda getirmiştir." Aflardan Türkiye fayda görmüyor, aflarda adaletsizlik var. Özellikle altını çizdiğim husus da şudur: Kişi hukukuna taalluk eden noktada, afların, bu ülkede barışa katkı sağlamadığını, tam tersi, ülkeyi sıkıntıya soktuğunu hep beraber biliyoruz; benim söylediğim de budur. Elbette "dünün suç teşkil eden bir kısım düşünceleri bugün suç olmaktan çıkar, o insanlar kalsın" anlamında söylemiyoruz, o ayrı bir bahis; ama, benim söylediğim... Bugün bu fikrimde ısrar ediyorum, inşallah, görevde kaldığım süre içerisinde böyle bir tasarının altına imza atmak gibi bir sıkıntıyla da karşı karşıya kalmam; ama, şunu kesin olarak biliyorum -43 üncü affı çıkarmış bir Parlamento olarak geriye dönüp iyi bir bakmamız lazım- af, bu ülkeye iyi şeyler getirmiyor, bir adaletsizlik doğuruyor, kırgınlıklar artıyor.

Bakınız, bu af kanununun çıkmasıyla birlikte -öyle diyelim, erteleme; çünkü, iki ayrı kanun olarak çıktı; birincisinde af olarak çıktı, cezası şuraya kadar olan, buraya kadar olan; ama, ikincisi ayrı bir kanun. İptalden sonra ikisi birleştirildi. Şimdi konuştuğumuz farklı bir konu- cezaevlerimizdeki hükümlü, tutuklu sayısı 40 000'in altına düşmüştü, aradan geçen 2 sene içerisinde cezaevlerimizde hükümlü, tutuklu sayısı şu an 60 000'i geçmiştir. Neye yaradı bu; cezaların caydırıcılığı ortadan kalktı; yapanın yanına kâr kaldı diye vatandaştaki kanaat giderek kuvvetlendi; yargıya güven azaldı, adalete güven azaldı. O halde, benim söylediğim, bir polemik konusu yapmak yerine, Parlamento olarak 43 üncü affı niye çıkardık diye, belki, kendi vicdanımızda da afla ilgili değerlendirmenin, bir muhasebesinin yapılmış olması lazım.

Bu düşünceden hareketledir ki ve samimî olarak inanıyorum ki, bu bir af değildir. Esas itibariyle, burada bahse konu olan kişiler, zaten, bunun bedelini cezaevlerinde yatarak ödemişlerdir; bilfiil yatmışlardır, çıkmışlardır, ister şartlı tahliye olarak ister bihakkın tahliye olarak tahliye edilmişlerdir. Geriye, hak mahrumiyetleri vardır. Burada da bir adaletsizlik olduğunu hesaba katarak, böyle bir düzenlemeyi yaptık. Onun için, yaptığımız işte, yasalara, Anayasaya aykırı, hukuka aykırı bir konunun olmadığı kanaatini taşıyorum.

Desteklerinizden dolayı, şimdiden, peşinen teşekkür ederim.

Saygılar sunuyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Cemil Çiçek (AK Parti, Ankara). “Basın ve yayın yoluyla işlenen suçlara ilişkin dava ve cezaların ertelenmesine dair kanunda değişiklik yapılmasına ilişkin 2.1.2003 tarihli ve 4779 sayılı kanun ve anayasanın 89 uncu maddesi gereğince cumhurbaşkanınca bir daha görüşülmek üzere geri gönderme tezkeresi ve adalet komisyonu raporu (1/432) (s. sayısı: 37)”. TBMM Genel Kurulu, 28. Birleşim tutanağı, 29 Ocak 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/cemil-cicek-22-2003-01-29-basin-ve-yayin-yoluyla-islenen-suclara-iliskin-dava-ve-cezalarin-ertel (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
