# Avukatlar günü nedeniyle

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Cemil Çiçek (AK Parti, Ankara)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 61. Birleşim
- **Tarih:** 3 Nisan 2003
- **Gündem:** AVUKATLAR GÜNÜ NEDENİYLE
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/cemil-cicek-22-2003-04-03-avukatlar-gunu-nedeniyle

> Cemil Çiçek (AK Parti), 3 Nisan 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 61. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: AVUKATLAR GÜNÜ NEDENİYLE); konuşma 882 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

ADALET BAKANI CEMİL ÇİÇEK (Ankara) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum. Sözlerimin başında, 5 Nisan Avukatlar Gününün, değerli meslektaşlarıma hayırlı ve uğurlu olmasını temenni ediyorum.

Okumuş olduğumuz siyasî metinlerin çoğunda rastladığımız bir cümle var. Bu, aslında, hepimizin, siyasî faaliyette, çabada bulunan herkesin ulaşmak istediği bir hedeftir; muasır medeniyet seviyesine ulaşmak ya da çağdaş uygarlık düzeyine ulaşmak.

Şüphesiz, bu, bizim için vazgeçilmez bir hedef ise, ona ulaşmanın belki başkaca yolları da olabilir; ama, benim açımdan, bizim açımızdan bunun yolu, demokrasiden geçiyor, hukuk devletinden yola çıkarak hukukun üstünlüğüne ulaşmaktan geçiyor.

Eğer bu doğruysa ve buna yürekten inanıyorsak, hiç şüphesiz, "hukuk devleti" kavramından ne anladığımızı da doğru olarak ortaya koymamız gerekiyor.

Şüphesiz, hukuk devleti denildiğinde, esas itibariyle, özgürlüklerin teminat altına alındığı, hukukun, özgürlükleri koruduğu bir düzeni, bir sistemi ifade etmeye çalışıyoruz. Dolayısıyla, özgürlükler söz konusu olduğunda, şüphesiz, bunlar içerisinde en fazla üzerinde durulması gereken konu, savunma hakkıdır. Savunma hakkı, kutsal bir hak olarak tanımlanmıştır. Bir bakıma, demokrasinin tarihi ile savunma hakkının tarihi de aynıdır. O sebeple, demokrasi, hukuk devleti ve savunma hakkı arasında vazgeçilmez bir ilişki vardır, bir münasebet vardır. Savunma hakkının, bütün demokratik ülkelerde en önemli teminatı da avukatlık mesleğidir. Dolayısıyla, avukatlık mesleğini ne kadar yüceltirsek, ona ne kadar imkân tanır isek, bir bakıma, demokrasiye hizmet etmiş olacağız; bir bakıma, hukuk devletini yazılı olmaktan çıkarıp, yaşanır hale getirmiş olacağız.

Onun için, hukuk devletinin birçok göstergesi olabilir; ama, bunların başında savunma hakkına ne ölçüde yer verildiği, bu göstergelerin de en başında geliyor. Aynı zamanda, bir ülkede demokrasinin standardının ne ölçüde yüksek olduğu da savunmaya verilen önemle alakalıdır.

Belki, bütün bunlardan yola çıkarak, son yüzyılda, 20 nci Yüzyılın ikinci yarısından itibaren, 50-55 seneden bu yana geçen dönemde uluslararası görüşmelerde, metinlerde savunma hakkı büyük ölçüde bu uluslararası metinlerde, yer almakta. Mesela, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi, İnsan Hakları Sözleşmesi, 7 Eylül 1990 tarihinde kabul edilen Birleşmiş Milletler Avukatların Rolüne İlişkin Temel İlkeler Bildirisi, 29 Kasım 1995 tarihli Birleşmiş Milletler Yargı Bağımsızlığının Temel İlkeleri Bildirisi, 25 Ekim 2000 tarihli Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesinin Avukatlık Mesleğinin Özgürce Yapılmasına Dair 21 sayılı Tavsiye Kararı gibi metinlerin hepsi, üzerinde uluslararası düzeyde mutabakata varılmış ve savunma hakkını teminat altına alabilmek bakımından avukatların rolü ve önemiyle ilgili düzenlenmiş metinlerdir. Hiç şüphesiz, Türkiye Cumhuriyeti hükümetleri de, Devleti de bu metinlerin altına imza koymuş ve buradaki ilkeleri de benimsemiştir.

Bu ilkelerden varmak istediğimiz şey şudur: Bir ülkede hukuk varsa, hukukun üstünlüğü varsa, orada iki şeyin muhakkak olması gerekiyor. Bunlardan bir tanesi, adil yargılama; ikincisi, hak ihlali sonucunu doğurmayacak olan bir karara ulaşma. Evet, bir ülkede hak ihlali sonucunu doğurmayacak bir karar elde etmek ve bir adil yargılama sonucunda bu noktaya varmak istiyorsak, hiç şüphesiz ki, bunun vazgeçilmez ayağı savunma hakkıyla alakalıdır, avukatlık mesleğiyle de alakalıdır.

Bu noktada, şüphesiz, yasal olarak büyük ölçüde düzenlemeler yapılmıştır. Bazı eksikliklerimiz, şüphesiz, var; ama, meseleyi sadece yasalarla ortaya koymak ve bu metinleri imzalamak yetmiyor, ona uygun bir tatbikatın da Türkiye'de gerçekleştirilmesi lazım. Kabul etmek gerekir ki, bugünkü uygulamada iddiayla savunma arasında bazı dengesizlikler vardır. İddia da yargılamanın bir tarafıdır, savunma da işin bir tarafıdır; ama, nedense, halen, Türkiye'deki uygulamamızda, iddia kısmı, savunmaya nazaran bir adım önde bulunmaktadır; bu da pek çok sıkıntıyı beraberinde getirmektedir. Zannediyorum, önümüzdeki dönemde yapılacak çalışmalarda, bu ve benzeri bazı sıkıntıları gidermemiz lazım. Gerçekten şu an Türkiye'de 52 000'e yakın meslektaşımız serbest olarak veya kamuda görevli olarak görev ifa etmektedir; yani, savunma hakkının gereğini olabildiğince yerine getirmeye çalışmaktadırlar.

Bu meslektaşlarımızın bazı sıkıntıları var; özlük haklarıyla ilgili sıkıntıları var, sosyal güvenlikle ilgili sıkıntıları var, sağlık hizmetleriyle ilgili sıkıntıları var... 550 değerli milletvekilimiz içerisinde, bildiğim kadarıyla, 98 hukukçu arkadaşımız var; bunların çok önemli bir kısmı da avukatlık mesleğinden buralara kadar gelmiş olan insanlarımız. Ümit ediyorum ki, bu dönemde başka konularda olduğu gibi, iktidarıyla muhalefetiyle, Avukatlık Kanununu yeni baştan ele alırız. Bakanlık olarak böyle bir niyetimiz, böyle bir çabamız, kısmî de olsa bir çalışmamız var; bunu Barolar Birliğiyle, barodaki değerli arkadaşlarımızla, meslektaşlarımızla, diğer barolarımızla birlikte, bu dönem, bu mesleği gerçekten teminatlı hale getirmek, bu mesleği gerçekten savunma hakkının teminatı haline getirebilmek noktasında yeni bir düzenleme yaparız; buna da ihtiyaç olduğu kanaatini taşıyorum.

Bir başka sebepten daha, böyle bir düzenlemeye ihtiyaç var. Hem 58 inci hükümet hem de, şimdiki, 59 uncu hükümet programında ve acil eylem planımızda "bilgi edinme hakkı" diye bir konuyu gündeme getirdik; yani, bilgi edinmeyi bir hak olarak kabul ediyoruz. Adalet Bakanlığı olarak bu tasarıyı hazırladık, kamuoyunun bilgisine, tartışmasına açtık. Gerçi, kamuoyunun bütün ilgisi, alakası Irak meselesine yoğunlaşıyor; onunla yatıp onunla kalkıyoruz; ama, bu arada, hükümet olarak da Bakanlık olarak da bu yöndeki çalışmalarımızı süratlendirdik. Bilgi edinme hakkı tasarısı kamuoyunun bilgisine, ilgisine, tartışmasına açılmıştır. Biz, bu konuyu ve başkaca konuları da her defasında Barolar Biriliğine, avukatlarımıza, barolarımıza olabildiğince ulaştırmaya çalışıyoruz. Bu tasarı gerçekleştiği takdirde, avukatlarımıza, inanıyorum ki, bugünkünden çok daha fazla bir görev düşecektir; çünkü, bilgi edinme hakkının büyük ölçüde kullanımı yine de avukatlarımız aracılığıyla gerçekleşmiş olacaktır. Dolayısıyla, bugüne kadar yaptıkları güzel çalışmalara ilaveten, toplumun bilgilenmesi açısından, yönetenlerin aldıkları yetkiyi ne ölçüde toplum yararına, vatandaş yararına kullandığını tespit edebilmek bakımından avukatlarımıza ilave bir sorumluluk, ilave bir yük de gelmiş olacaktır; bunu da başarıyla yapacaklarına inanıyorum. İnşallah, bu dönem, Avukatlık Kanununu yeni baştan ele al, savunma hakkını bugünkünden daha teminatlı hale getirecek ve bu mesleği icra edenleri de her yönüyle teminata kavuşturacak bir yasal düzenlemeyi birlikte yaparız ümidini ve inancını taşıyorum.

Tekrar, 5 Nisan Avukatlar Gününün bütün hukuk camiamıza, değerli meslektaşlarımıza hayırlı olmasını temenni ediyor, saygılar sunuyorum. (Alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Cemil Çiçek (AK Parti, Ankara). “Avukatlar günü nedeniyle”. TBMM Genel Kurulu, 61. Birleşim tutanağı, 3 Nisan 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/cemil-cicek-22-2003-04-03-avukatlar-gunu-nedeniyle (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
