# Kamu yönetimi temel kanunu tasarısı (ss.349)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Cemil Çiçek (AK Parti, Ankara)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 59. Birleşim
- **Tarih:** 27 Şubat 2004
- **Gündem:** KAMU YÖNETİMİ TEMEL KANUNU TASARISI (SS.349)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/cemil-cicek-22-2004-02-27-kamu-yonetimi-temel-kanunu-tasarisi-ss-349-4

> Cemil Çiçek (AK Parti), 27 Şubat 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 59. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: KAMU YÖNETİMİ TEMEL KANUNU TASARISI (SS.349)); konuşma 847 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

ADALET BAKANI CEMİL ÇİÇEK (Ankara) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli arkadaşlarım, evvela Sayın Oral'ın beyanı üzerine bir iki hususu ifade etmek isterim; Sayın Çetin de ona atıfta bulundu. Benim söylediğim de, zaten, aşağı yukarı aynı şeyler. Yani, bu çatı altında veya dışarıda pek çok şeyi tartışabiliriz; ama, meseleyi bir rejim noktasına getirip de bizim söylediğimiz doğrudur, bizim karşımızdakiler rejim karşıtıdır gibi, meseleyi böylesine keskin bir zemine oturttuğumuzda, sonuçta, toplum bunları dinliyor, bir karar da verecek. O zaman, farkında olmadan, korumaya çalıştığımız değerlere zarar veririz, yanlış algılamalara da sebebiyet veririz. Onun için, bu Kamu Yönetimi Tasarısını veya başka tasarıyı konuşurken, ille de bunu rejimle irtibatlandırarak, hakikaten rejime karşı bir tavır, rejimi değiştirme gayreti filan gibi hiç de aklımızın köşesinden geçmeyen ve en az, bu neviden itirazları yapanlar kadar samimî olduğumuzu, vatansever olduğumuzu, cumhuriyetten yana, demokrasiden yana olduğumuzu ifade ederek bir şeyi söylemeye çalışıyoruz. Onun için, kimse kimsenin mihenk taşı değil. Gelin, birbirimizin samimiyetini bu noktalarda tartışmayalım, bu noktada sınama noktasına gitmeyelim. Millet dinliyor, millet bir karar verecek. Yani, cumhuriyetin kuruluşunun üzerinden seksen sene geçmiş. Seksen sene sonra halen rejim tartışması yapıyorsak, bir yerde bir yanlışlığımız var, bir eksikliğimiz var. Cumhuriyet bu ülkenin seksen yıllık kazanımıdır. Bunda kimsenin tereddütünün olmaması lazım. Tereddüt varmış gibi her vesileyle bu dile getirildiğinde, o zaman topluma karşı da haksızlık olur. Eğer, bu tasarıyı getirenlerin böyle bir niyeti varsa, vatandaş bunu okuyamadı mı anlayamadı mı; bu kadar insan, milyonlarca insan bir yanlış üzerine ittifak ederek bir tercih mi yaptı?! Onun için, gelin tartışmaları bu zeminden çıkaralım. Tabiatıyla, bir siyasî iktidar kendi anlayışına uygun olarak, seçim propagandasına, seçim beyannamesine, partisinin programına uygun olarak bir tasarı getirdi. İlle de diğer partilerin bu konuda mutabakatını aramak gibi bir durum yok; bir tercih meselesidir. Siz beğenmezsiniz, gelirsiniz, değiştirirsiniz ya da eğer burada birkısım sıkıntılar varsa, zaten, devletin birçok kontrol mekanizmaları var. Bu tasarı buradan yasalaştıktan sonra Sayın Cumhurbaşkanına gidecek. Beğenilmiyorsa, Anayasaya aykırılık iddiaları varsa, Anayasa Mahkemesi var. Bunların hepsine biz saygılıyız. Onun için, endişeye mahal yok. Olmayan şeyleri burada gündeme getirip, rejimle irtibatlı bir yasa haline getirilmesi yanlıştır. Tam tersine, bu yasa tasarısının eksiğini söyleyebilirsiniz; ama, şunu asla tartışmayız sizinle, bu doğru olmaz; o da şudur: Biz, cumhuriyetin nimetlerinden bu toplum daha iyi istifade etsin, Türkiye Cumhuriyeti Devleti, kamu hizmetini vatandaşlarına daha verimli, daha kaliteli sunsun diye bu tasarıyı getirmeye çalışıyoruz. Meselenin bu kadar samimî bir zeminde tartışılması gerekirken, onbeş yirmi gündür, işte, bu tasarı çıkarsa, şöyle olur da, böyle olur da... Laiklik de falan... Yani, bu tartışmalarla Türkiye nereye varır? Geçmişte de bu tartışmalar yapıldı; siyasete de faydası olmadı, ülkeye de faydası olmadı; ama, şunda herkes müttefik: Şimdi, bakınız, biz bir tasarı getirdik; aksi takdirde, eğer bunu beğenmiyorsanız, sizin de teklif getirme hakkınız vardı. Bu çatı altında, bir konu iki şekilde çözüme kavuşturulur; ya hükümet tarafından tasarı haline getirilir ya da ilgili milletvekili veya milletvekilleri tarafından teklif haline de getirilebilir. Siz de, senelerdir bu konuda çalıştığınızı ifade ediyorsunuz; ben de aynı kanaatteyim; çalıştınız. Biz de sizin teklifinizi görmek isterdik. O zaman, bu tasarı ile sizin teklifinizi yan yana getirirdi millet; derdi ki: Burada şu yanlışlık var, burada şu fazlalık var... Siz, sadece, eski alışkanlıkla... Hükümetin tasarısı üzerinde konuşuyoruz tabiatıyla; ama, sizin teklifiniz nerede?

İZZET ÇETİN (Kocaeli) - Teklif vermemize sizin tahammülünüz var mı?!

ADALET BAKANI CEMİL ÇİÇEK (Ankara) - Ben, Meclis komisyonlarında, kamu yönetimiyle ilgili bir teklifinizi görmedim.

İZZET ÇETİN (Kocaeli) - Önergelerle tıkıyorsunuz, sorularla tıkıyorsunuz...

ADALET BAKANI CEMİL ÇİÇEK (Ankara) - Onun için, bu, kolaycı bir muhalefet anlayışı oluyor. Bunun, size de faydası olmuyor, bize de faydası olmuyor; onu söylemek istiyorum.

İZZET ÇETİN (Kocaeli) - Kolaycılık falan yok.

ADALET BAKANI CEMİL ÇİÇEK (Ankara) - İkincisi; şimdi, burada, basın ve halkla ilişkiler müşavirliği... Tabiatıyla, bugün, aşağı yukarı bütün bakanlıklarda, hatta, bazı genel müdürlüklerde basın ve halkla ilişkiler müşavirliği var. Yeteri kadar fonksiyonel mi derseniz, fonksiyonel değil; ama, biz, bugünkü duruma göre düşündüğümüz için böyle bir sonuca varıyoruz -Sayın Özyürek'in o noktadaki tenkitlerine katılıyorum- Ama, bakın, biz, göreve geldiğimizden beri, birkısım yasaları çıkardık; çıkarmaya devam ediyoruz. O şartlar altında bu müesseseye baktığımızda, çok daha işlevsel hale gelecek, çok daha fonksiyonel olacak; çünkü, Bilgi Edinme Hakkı Kanunu çıkardık. Bugün, kamunun, idarenin, vatandaşa bilgi verip vermemesi, kamu görevlisinin, bir anlamda, lütfuna ve inisiyatifine bağlıdır; isterse verir, isterse vermez. Bir dilekçe verdiğinizde, belli bir süre içerisinde cevap verirse verir; vermediği takdirde, reddedilmiş sayılır. Böylesine inisiyatifi kamu görevlisine vermiştir. Halbuki, hep beraber çıkardığımız Bilgi Edinme Hakkı Kanunu gerçekleşti, yasalaştı; belli bir süre sonra yürürlüğe girecek. Şu an, Başbakanlıkta, Genel İdarî Usul Kanunu Tasarısı var. Bu iki tasarı birlikte yürürlüğe girdiğinde... Biri yürürlüğe girdi; diğeri, bir süre sonra gündeme gelecek; muhtemelen, mahallî seçimlerden sonra gündeme getireceğiz. Dolayısıyla, bu ikisi Türkiye'de yürürlüğe girdiği anda, artık, kamu görevlisi, "ben sana bilgi vermiyorum" diyemez, bilgi vermek mecburiyetindedir; çünkü, işin sahibi millettir, işin sahibi vatandaştır. Kamu görevlisinin -birinci önceliği- kendisine müracaat eden kişiye o bilgiyi vermek mecburiyeti var; vermediği takdirde, bunun müeyyidesi de, bu yasada ya da çıkarılacak yasalarda var. Onun için, adına "basın ve halkla ilişkiler müşavirliği" desek de demesek de, mecburen bu görevi yapacak bir birim olacaktır. Biz, o düşüncelerle, bunu, daha kurumsal hale getirmeye, daha işlevsel hale getirmeye çalışıyoruz.

Teşekkür ederim Sayın Başkan.

---

**Kaynak gösterme:** Cemil Çiçek (AK Parti, Ankara). “Kamu yönetimi temel kanunu tasarısı (ss.349)”. TBMM Genel Kurulu, 59. Birleşim tutanağı, 27 Şubat 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/cemil-cicek-22-2004-02-27-kamu-yonetimi-temel-kanunu-tasarisi-ss-349-4 (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
