# Ceza mahkemeleri usulü kanunda değişiklik yapılması (s.s.582)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Cemil Çiçek (AK Parti, Ankara)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 102. Birleşim
- **Tarih:** 16 Haziran 2004
- **Gündem:** CEZA MAHKEMELERİ USULÜ KANUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI (S.S.582)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/cemil-cicek-22-2004-06-16-ceza-mahkemeleri-usulu-kanunda-degisiklik-yapilmasi-s-s-582

> Cemil Çiçek (AK Parti), 16 Haziran 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 102. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: CEZA MAHKEMELERİ USULÜ KANUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI (S.S.582)); konuşma 1.075 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

ADALET BAKANI CEMİL ÇİÇEK (Ankara) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Vermiş olduğunuz oylarınızla, Türk hukuk tarihinde, Türk yargı tarihinde, yirmi yılı aşan bir süreden beri görev yapan ve son anayasa değişikliğiyle birlikte anayasal dayanağı da ortadan kaldırılmış bulunan devlet güvenlik mahkemelerinin hukukî varlığı da sona ermiş bulunmaktadır.

Şüphesiz, burada da ifade edildiği gibi, bu mahkemelerin kurulmasına ihtiyaç var mıydı yok muydu; acaba, böyle bir mahkeme kurmadan, Türkiye, o günün şartları altında, yargılamayı bir başka şekilde yapabilir miydi yapamaz mıydı; bunlar, hep, tartışılagelmiştir. Zaman zaman, bu mahkemelerden verilen kararlar da, kamuoyunda, şu veya bu şekilde, bazen siyasî platformlarda bazen akademik çevrelerde hep tartışılmıştır. Bunlar olağan şeylerdir, bunlar tartışılabilir; ama, tartışılmaması gereken bir husus var ki, bunu, burada, müsaade ederseniz, sizler adına da ifade etmek istiyorum.

Bu mahkemelerde görev yapan insanlar, Türk yargısının ayrılmaz birer parçalarıdır. Anayasa değişikliği sırasında da ifade etmeye çalıştım; bu insanlar, bu mahkemelerde, Türkiye'de terörün çok azdığı dönemlerde, kelle koltukta, kendilerini riske atarak, çocuklarını, eşlerini, ailelerini büyük tehlikelerle karşı karşıya bırakarak, büyük bir vatanseverlikle bu görevi yapmışlardır. Bunları tarihe karşı söylemek benim sorumluluğumun gereğidir. Adalet Bakanı olmanın ötesinde, bir Türk vatandaşı olarak, burada görev yapmış olan insanlara, müsaade ederseniz, sizler adına teşekkürlerimi ve şükranlarımı ifade etmek isterim. Hayatlarını kaybedenler vardır, onlara da, Allah'tan rahmet diliyorum.

Yalnız, her şeyi yerli yerinde konuşmak ve taşları da yerli yerine oturtmak lazım. Şüphesiz, Türkiye'deki demokrasi eksikliğinin sorumlusu devlet güvenlik mahkemeleri olmamıştır. Belki de, demokrasi yeteri kadar işlemediği için ve başka alanlarda önemli açılımlar, atılımlar yapılamadığı için, sistemin aksaklıkları, hukuk devleti kavramının içini iyi dolduramadığımız için, demokratik süreçleri iyi işletemediğimiz için, bütün sorumluluk, bütün sonuçlar, ister istemez, zaman zaman, çok da hak etmedikleri tarzda, devlet güvenlik mahkemelerinin üzerine kalmıştır. Bunun doğru olmadığını burada ifade etmek istiyorum.

Şüphesiz, Türkiye'de arzu edilen şey, keşke, bu mahkemelere veya şimdi yaptığımız düzenlemelerde olduğu gibi ağır ceza mahkemelerine hiç iş düşmese, hiç, böyle mahkemeleri kurmak için gecenin bu saatinde zaman harcamasak, başka türlü alanlarda yasal düzenlemeler yapsak.

Şimdi, devlet güvenlik mahkemeleri kalktı; ama, Türkiye'de, devlet güvenlik mahkemelerinin baktığı suçlar kalkmadı, bunlar ortadan kalkmadı; halen, bu ihtiyaç, bütün boyutlarıyla ortada duruyor. Bir taraftan hukuk devletinin gereğini yapacağız, demokratik standartları yükselteceğiz, ona uygun yasal düzenlemeleri yapacağız; ama, öbür taraftan da, devlet gücünde zafiyet meydana getirecek bu neviden örgütlere ya da bu neviden fiilleri işleyenlere cesaret vermeyecek yasal düzenlemeleri yapma mecburiyetimiz var. İşte, kabul ettiğiniz tasarı, böyle bir ihtiyacı eksiksiz yerine getirmek maksadıyla huzurunuza getirilmiştir.

Bakınız, devlet güvenlik mahkemeleri kalktı; ama, şu an, devlet güvenlik mahkemeleri başsavcılıklarındaki derdest hazırlık soruşturması dosyası sayısı 18 469'dur; hazırlık soruşturması... Devlet güvenlik mahkemelerinde toplam derdest dava dosyası sayısı da 6 270'tir.

Bu bilgiyi, hani "devlet güvenlik mahkemeleri kalktı, artık yeni mahkemelere neden ihtiyaç var; bırakalım, geneli içerisinde bu davalar görülsün" diyenler açısından ifade ediyorum ki, halen, böylesine bir ihtisas mahkemesine ihtiyaç var.

Böylesine bir ihtiyaç düzenlenirken, şüphesiz, Türkiye, bazı hususları gözetmek mecburiyetinde. Bunların başında, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin yargılama yetkisini kabul etmiş ve kararlarına uymayı da bir hukuk devletinin gereği olarak kabul etmiş olan bir ülkede, acaba, devlet güvenlik mahkemeleri kararlarının nesine Avrupa'dan itiraz geldi, İnsan Hakları Mahkemesi bu kararların nesini beğenmedi; şüphesiz, bunun bilinmesinde fayda var; çünkü, zaman zaman "canım, devlet güvenlik mahkemeleri kaldırıldı da ne değişti, yine eski tas, eski usul, eski üslupla bu işler götürülüyor tarzında, bence Avrupa Birliği ülkelerinde de yanlış değerlendirmelere imkân verecek tarzda, birkısım beyanlar oluyor, birkısım yazılar yazılıyor.

Bakınız, biz bu düzenlemeyi yaparken, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinden verilmiş 112 tane karar var. Bu 112 kararla ilgili, esas itibariyle, geriye dönük olarak, gerek bizim Hükümetimiz döneminde gerekse bizden evvelki hükümet ve Parlamento döneminde, bu eksiklikler, devlet güvenlik mahkemelerine yöneltilen eksiklikler, hemen hemen tamamıyla ortadan kalkmıştı; ancak, ne yazık ki, devlet güvenlik mahkemesi ismi bizatihi tartışma konusu olduğu içindir ki, aslında yeni bir düzenleme ihtiyacı doğmuştur. Değilse, geriye dönük olarak birçok noktada, zaten, peyderpey, zaman zaman yapılan düzenlemelerle, bu İnsan Hakları Mahkemesi kararlarında zikredilen noksanlıklar ortadan kaldırılmıştı. Mesela, bu 112 dosyadan, en büyük kategoriyi oluşturan 74 dosyada "neden devlet güvenlik mahkemeleri heyetinde askeri hâkimler bulunmaktadır, mahkemelerin bağımsız ve tarafsız olmadığı, bu askerî üyelerden dolayı" diye, 74 ihlal kararı verilmiştir. Bilinen sebeplerden dolayı, zaten, uzunca bir süreden beri, devlet güvenlik mahkemeleri bünyesinden asker üyeler ayrılmışlardı.

2 dosya da, yargılamanın makul sürede sonuçlandırılamaması nedeniyle verilen ihlal kararıdır. Yargılamanın süratli yapılması lazım, kısa sürede neticelenmesi lazım. Bu, yalnız devlet güvenlik mahkemeleri için değil, Türk yargı sisteminde, zaman zaman, istimlak davaları da dahil olmak üzere, davalar uzadığı için, ondan dolayı da verilen ihlal kararlarıdır; bizatihî DGM'ye mahsus bir hukukî eksiklik değildi.

Yine, 14 dosya, gözaltı süresinin uzunluğu ve yakalamaya itiraz edilememesi nedeniyle verilen ihlal kararları idi. Biz, gözaltı süresini, çıkardığımız uyum paketleri içerisinde, zaten, anayasadaki değişikliğe de paralel olarak, 4 güne indirmiştik; dolayısıyla, bu eksiklik de ortadan kalkmış oldu.

İfade özgürlüğünün ihlali nedeniyle verilen karar sayısı 14'tür. Bu da, yine, yasal düzenlemelerle, hem bizim çıkardığımız hem bizden evvelki hükümetin çıkardığı düzenlemelerle giderilmiştir.

Savunma hakkının kısıtlandığı, özellikle soruşturma sırasında avukatın bulunamamasından doğan 6 davada ihlal kararı verilmiştir. Yine bu da, çıkardığımız yasalarla giderilmiş.

2 dosyada da, cezaların yasallığının ihlal edildiğine ilişkin karar... Özellikle 312 nci maddenin unsurları bakımından 2 davada böyle bir ihlal kararı verilmişti. Orada da, geçtiğimiz hükümet döneminde önemli bir değişiklik yapıldı.

Dolayısıyla, şimdi bu tasarı hazırlanırken, herkesin bilmesi lazım gelir ki, şurada zikredilen ihlal kararlarındaki hususların hiçbirisi yaptığınız düzenlemede yoktur, bunların hepsi karşılanmıştır.

Ayrıca, terör, yalnız Türkiye'de değil, Avrupa'da da söz konusu olduğu için, acaba Avrupa Birliği ülkelerinde bu neviden suçlara bakan mahkemeler nasıl çalışıyor, yargılama usulleri ne, hangi usullerle bu suçlarla mücadele ediliyor?.. Özellikle, üniter yapısı itibariyle bizimle aynı olan Fransa, Avrupa Birliği ülkeleri içerisinde terörden en çok çeken ülkelerin başında gelen İspanya ve daha sonra da Almanya uygulamaları dikkate alınmak suretiyle bugün Avrupa'da da benzerleri olan bir yasal düzenleme yapılmıştır.

Gecenin bu saatinde işi uzatmamın sebebi vaktinizi almak için değil. Şimdi bu yasa çıktıktan sonra, insanlar yasanın içeriğini okumadan, herkes tarafından, bulunduğu noktadan ya da peşin hükümlerle "canım, bir şey değişmedi, ceket değişti, şapka değişti, eski usule devam" tarzında, bence Türkiye'yi dışarıda yanlış tanıtan birkısım yazılar yazılıyor, sözler söyleniyor, sonra da bunları izah edebilmek için, bugün burada sarf ettiğimiz çabanın elli misli, yüz misli, bu öyle değil, bu böyledir demek gibi bir işle uğraşmak mecburiyetinde kalıyoruz. Onun için, şundan müsterih olunuz ki, hukuk devleti ilkelerine uygun, adil yargılama ilkelerine uygun, İnsan Hakları Mahkemesi kararlarına uygun ve Avrupa'da da benzerleri olan bir hukukî düzenleme yapılmıştır. İnşallah bu mahkemelere ihtiyaç olmaz; bunu hep temenni ediyorum.

Katkılarınızdan dolayı, tekrar, teşekkür ediyorum ve devlet güvenlik mahkemelerinde görev yapmış herkesi sizin adınıza buradan selamlıyorum.

Saygılar sunuyorum. (Alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Cemil Çiçek (AK Parti, Ankara). “Ceza mahkemeleri usulü kanunda değişiklik yapılması (s.s.582)”. TBMM Genel Kurulu, 102. Birleşim tutanağı, 16 Haziran 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/cemil-cicek-22-2004-06-16-ceza-mahkemeleri-usulu-kanunda-degisiklik-yapilmasi-s-s-582 (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
