# Ceza muhakemeleri usuhlü kan.tas.(s.s.698)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Cemil Çiçek (AK Parti, Ankara)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 26. Birleşim
- **Tarih:** 3 Aralık 2004
- **Gündem:** CEZA MUHAKEMELERİ USUHLÜ KAN.TAS.(S.S.698)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/cemil-cicek-22-2004-12-03-ceza-muhakemeleri-usuhlu-kan-tas-s-s-698

> Cemil Çiçek (AK Parti), 3 Aralık 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 26. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: CEZA MUHAKEMELERİ USUHLÜ KAN.TAS.(S.S.698)); konuşma 1.910 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

ADALET BAKANI CEMİL ÇİÇEK (Ankara)- Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; hepinizi sevgiyle, saygıyla selamlıyorum.

Ceza hukuku alanıyla ilgili üç temel yasadan ikincisini bugün görüşmeye başlamış bulunuyoruz. Birincisi, Türk Ceza Kanunu idi ve geçtiğimiz eylül ayı içerisinde, Meclis, olağanüstü bir toplantı yapmak suretiyle, onu yasalaştırdı ve 1 Nisan 2005 tarihi itibariyle o yasa yürürlüğe girmiş olacak.

Tabiatıyla, Ceza Kanunu çıkarıldıktan sonra, ona dayalı, eğer felsefesi farklıysa, sistematiği farklıysa, öncelikleri farklıysa, ona uygun bir usul yasasının çıkarılması da, bunun tabiî sonucudur. O sebeple, Ceza Kanunu çıkmadan, Ceza Muhakemesi Yasasını görüşmek doğru olmazdı, teknik olarak da doğru olmazdı. Eylülde yapılan o görüşmelerin sonucunda, Ceza Kanununu Yüce Meclis kabul ettikten sonra, şüphesiz, çıkarılması gereken ikinci yasa, bugün müzakeresine başladığımız yasadır. Bu tasarı yasalaştıktan sonradır ki, bunun tabiî sonucu olarak da, Ceza İnfaz Yasasını görüşmemiz gerekecektir; bunun akabinde, Genel Kurulumuzda, ümit ediyoruz ki, muhtemelen önümüzdeki hafta veya daha sonraki günlerde onu da konuşmuş olacağız. Böylece üç tane temel yasayı arka arkaya gündeme getirmiş oluyoruz.

Tabiatıyla, bu tasarının hazırlanması, huzurunuza gelmesi, ifade ettiğim kadar kolay olmamıştır. Bu tasarının huzurunuza gelmesinde emeği geçen pek çok insan var. Müsaade ederseniz, bu tarihî dönemde, tarihî müzakerede onları burada şükranla anmak isterim. Bunların başında, en evvel, Adalet Komisyonunun altkomisyon başkan ve üyeleri, sonra, Adalet Komisyonu üyelerinin hakikaten insanüstü çabası ve gayreti olmuştur; Komisyon Başkanımızın bu konuda çok büyük gayreti, çok büyük çabası olmuştur; onlara huzurunuzda teşekkür etmek istiyorum. Ayrıca, bu müzakereler sırasında, Yargıtayın, çok olumlu, çok pozitif katkıları oldu, oradan katılan çok değerli üyeler, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından katılan savcı arkadaşlarımız, akademisyenler oldu, kamu kurum ve kuruluşlarından, emniyetimizden, jandarmamızdan katılanlar oldu, konuya ilgi duyan Barolar Birliğinden bir arkadaşımız bu müzakereleri takip etti, başka türlü bize intikal eden ne varsa, bunların hepsini, biz, en ince ayrıntısına varıncaya kadar değerlendirmeye, huzurunuza iyi bir yasa tasarısıyla gelmeye gayret ettik. Dolayısıyla, hepsine huzurunuzda teşekkür ediyorum.

Şüphesiz, bugün yürürlükte olan yasa, tam yetmişbeş yıllık bir yasadır. Bu yetmişbeş yıllık süre içerisinde, 1929'dan bugüne gelinceye kadar, dünyada meydana gelen gelişmeler, özellikle hak ve özgürlükler alanında meydana gelen gelişmeler, ceza hukuku alanındaki anlayış değişiklikleri, felsefî değişiklikler, insana verilen önem ya da içinden geçilen sürecin ortaya koyduğu birkısım şartlara göre nasıl Ceza Kanunu 70'ten fazla değişikliğe maruz kaldıysa, bunun tabiî sonucu olarak da 32 defa, o yetmişbeş yıllık süre içerisinde, bu Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu değişikliğe maruz kalmıştır.

Demek ki, bir temel yasada değişen ihtiyaçlara göre 32 defa değişiklik yapma ihtiyacı hâsıl olduysa, bu yasanın bütünlüğü bozulmuş demektir. Bu yasanın, artık, parça parça, içinden 3 maddeyi, 5 maddeyi değiştirmek suretiyle ceza adaletini tesis etmek fiilen mümkün değildir. Onun içindir ki, bu yasanın, hem öncelikleri hem sistematiği hem felsefesi hem de oturduğu temel akslar itibariyle yeni baştan gözden geçirilmesine zaruret hâsıl olmuştur.

Esas itibariyle, bu yetmişbeş yıllık dönem içerisinde, evvela 1946'da tepeden tırnağa bir usul yasası yapma ihtiyacı hâsıl olmuş, o günün şartları içerisinde bu gerçekleşememiş. Çokpartili hayata geçtiğimizde, 1951'de, yepyeni bir ceza usul yasası, ceza muhakemeleri yasası değişikliği yapılmak istenmiş, o günün şartlarında da buna imkân olmamıştır.

İşte, 22 nci Dönem Parlamentosu, diğer pek çok alanda olduğu gibi, yetmişbeş yıllık dönemde gerçekleştirilemeyen bir başka ilki daha gerçekleştirmeye, temel yasalardan ikincisini tepeden tırnağa değiştirmeye muvaffak olmuş bulunmaktadır. Bundan dolayı, bu Meclisin, hiç şüphesiz takdir edilmesi lazım, bundan dolayı şükran duygularımızı burada ifade etmemiz gerekiyor.

Şüphesiz, bu değişiklik ihtiyacının çok değişik sebepleri var. Bunların başında, evvela, insan hakları ve özgürlükleri alanında, güvenlik anlayışında ve önceliklerde meydana gelen değişiklikler bulunmaktadır. İçinden geçilen her sürecin kendine göre öncelikleri var. Özellikle soğuk savaş döneminde öncelikler daha çok güvenlik ihtiyacına dayanmaktadır. İster Ceza Kanunu ister ona dayalı Ceza Muhakemeleri Yasası olsun, ister istemez güvenliği öne alan ve bunun öne çıkarılmasına imkân veren bir anlayışla hazırlanır. Halbuki, içinden geçtiğimiz süreçte, özellikle Avrupa Birliğiyle bağlantılı meseleye baktığımızda, esas olan, insan hakları ve özgürlükleridir. O halde, öyle bir yasa yapmalıyız ki, hem Ceza Kanununda hem de ona dayalı Ceza Muhakemeleri Usulü Yasasında insan hakları ve özgürlüklerinin öne çıkması lazım, onun teminat altına alınması lazım.

Değerli arkadaşlarım, bir şeyin altını çiziyorum: Bizi burada dinleyen sayın milletvekillerimiz var, televizyonlardan dinleyenlerimiz var. Getirdiğimiz bu Ceza Muhakemeleri Usulü Yasası Tasarısına -çok iddialı bir şey söyleyeceğim- Batı'da uygulaması olmayan hiçbir hükmü, Batı'da uygulaması olmayan hiçbir kavramı, Batı'da uygulaması olmayan hiçbir kurumu ithal etmedik. Bunu söyleyişimin sebebi şu: Yasa tasarısını yeteri kadar inceleme imkânını bulamayanlar, ola ki, bizim dışımızda, acaba, hak ve özgürlükler kısıtlanıyor mu gibi bir endişeye kapılabilirler. Bir değerlendirme yapılacaksa, bu getirilen tasarının bütününe bakmak lazım, felsefesine bakmak lazım, bunu hazırlayan heyetin hangi zaruretlerle, hangi önceliklerle meseleyi önümüze getirdiğine bakmak lazım.

Biz, özgürlüklerden yanayız. Yaptığımız her işte, attığımız her adımda, her yasal düzenlemede, bugünkünden daha özgür bir Türkiye meydana gelsin, hak ve özgürlükler teminat altına alınsın, yaşadığımız geriye dönük sıkıntılar varsa, bu sıkıntıları bu toplumun fertleri, bu ülkenin vatandaşları yaşamasın anlayışı içerisinde biz bunları hazırladık, hazırlıyoruz. Ola ki, zaman zaman, kanun tasarısı metninde, bazı yerlerde geçen "gizli" lafına bakarak, hemencecik, Türkiye'de bir polis devleti mi kuruluyor gibi bir anlayış, bence, doğru olmaz. Onun için tekrar ifade ediyorum ki, bu getirilen düzenlemenin içerisinde, insan hak ve özgürlüklerine olabildiğince önem verildiği kabul edilerek, bizim de içerisinde yer almaya çalıştığımız Avrupa Birliği ülkeleri içerisinde, o dünya içerisinde, oradaki uygulamalar içerisinde olmayan hiçbir kavram, hiçbir hüküm, hiçbir düzenleme bu kanun tasarısı metninde yoktur. Bu noktada arkadaşlarımızın emin olması lazım gelir diye buradan ifade etmek istiyorum.

Değerli arkadaşlarım, Ceza Muhakemeleri Usulü Yasasının maksadı, amacı, gerçeğin ortaya çıkarılmasıdır, gerçeği orta yere çıkararak adaletin tecelli ettirilmesidir. Gerçeği orta yere çıkarırken, yasa hazırlayanların, bizlerin dikkat ettiği iki husus var; bunlardan bir tanesi hak ve özgürlükler, ikincisi ise sosyal düzenin, kamu düzeninin sağlanmasıdır. Bir yasa bunlardan sadece birini esas alır, buna ağırlık verir öbürünü gözardı ederse, bundan en evvel zarar görecek olan şey, bizatihi hak ve özgürlüklerin kendisidir. Eğer, bir ülkede kamu düzeni tesis edilemiyorsa, orada sağlıklı işleyen bir kamu otoritesi yoksa, bunun kuralları belli değilse, hiç şüphesiz, Türkiye, geriye dönük pek çok tecrübeyle de yaşamıştır ki, bundan en evvel zarar gören, haklar ve özgürlüklerdir.

Türkiye 1980 öncesinin sıkıntılarını yaşadı. Ben Yozgat'ta avukatlık yapıyordum, Ankara'da duruşmalara gelirdim. Anayasamızda seyahat hürriyeti vardı; ama, biz, Yozgatlılar olarak "66" plakayla Kızılay'a inemezdik. Anayasada kişilerin istedikleri yere gitme imkânı vardı, seyahat etme özgürlüğü vardı; bir caddeden öbürüne geçmek mümkün değildi, bir kahvehaneden öbür tarafa gitmek mümkün değildi. Neden; sebebi ne olursa olsun, Türkiye'de kamu düzeniyle ilgili ciddî sıkıntılar vardı, kamu otoritesi sarsılmıştı.

O halde, biz, bir taraftan hak ve özgürlükleri koruyacağız; ama, öbür tarafta da kamu düzenini tesis etmemiz lazım; aksi halde, bu düzenin bozulmuş olması halinde, yasalar neyi yazarsa yazsın, en evvel, bundan, hak ve özgürlükler zarar görür. Bundan sonraki maddelerin değerlendirilmesi sırasında, arkadaşlarımızın, bu çerçevede, bu anlayış içerisinde bu tasarının hazırlandığını görmeleri ya da en azından değerlendirmeleri bu açıdan yapmalarında fayda var.

Bir başka husus, hak ve özgürlükler alanında meydana gelen gelişmelere paralel olarak, öbür tarafta, hem nüfusun artması, çarpık şehirleşme, suçların niteliğindeki farklılıklar, teknolojideki gelişme, yeni suç şekillerini ya da aynı suçların değişik imkânlarla, değişik vasıtalarla, değişik mekânlarda işlenmesine imkân doğurmuştur. Dolayısıyla, eski usul yasaları bu değişiklikleri karşılayamadığı için, parça parça değişiklikler yapılmak suretiyle, maalesef, sistem bütünlüğü de bozulduğu için, Ceza Muhakemeleri Usulü Yasasını yeni baştan ele alıp, bugünkü şekliyle ortaya koyma mecburiyeti hâsıl olmuştur.

Şüphesiz, arkadaşlarımızın dile getirdiği bir hususa ben de katılıyorum. Keşke, önümüzde çok uzun zaman olsaydı. Bu Parlamento, zaman sıkıntısı çekiyor. Ben, şu kadar zamandır bu Parlamentoda görev yapıyorum, hiçbir dönem, bugünkü Parlamento dönemi kadar çalışma temposu yüksek bir dönem yaşamamıştır. Neden; çünkü, Türkiye'nin, artık, kaybedecek zamanı yok. Kırk yılın çarşambası, hepsi bir araya gelmiş toplanmış. Avrupa Birliği hedefi, 1963 anlaşmasından hesap edersek, tam kırkbir yıllık mazisi olan bir mücadele, Türkiye'nin varmak istediği bir nokta. Siz, geriye dönük, on sene evvel yapmanız gereken birkısım çalışmaları son iki yıla getirirseniz, bu Parlamento, ister istemez... Bugün, aslında, cuma günü; cumartesi günü, pazar günü bu Parlamentonun olağan çalışma günleri değildir; ama, ne yapalım ki, tarih, hepinizin omzuna, hepimizin omzuna, böylesine önemli, şerefli, ancak, sorumluluk taşıyarak çalışma yapmamızı gerektirecek bir zaman darlığını da getirip koymuştur. Keşke, önümüzde beş ay olsaydı, beş sene olabilseydi; belki, bugün zaman dardı, yeteri kadar tartışamadık gerekçesini ortadan kaldıracak bir imkâna da sahip olurduk.

Dediğim gibi, bu tasarının Meclise sevki aşağı yukarı iki sene olmuştur. İki sene içerisinde bu Parlamento hiçbir şey yapmadı değil, gece yarılarına kadar çalıştı; ama, Türkiye'nin üstlendiği ulusal programın hedefleri yakalayabilmesi ve 17 Aralıkta -ki, hepimiz önemsiyoruz, Parlamento alarak önemsiyoruz, iktidar ve muhalefet olarak önemsiyoruz, millet olarak önemsiyoruz- buradan önemli bir tarihin alınabilmesi açısından yapmamız gereken işlerin süratle yapılması gerekiyor. Bu Parlamento bu sıkıntıyı çekiyor, Adalet Komisyonu da çekiyor, gece yarılarına kadar arkadaşlarımız çalıştı ve Hükümet olarak biz de çekiyoruz. Takdir edersiniz ki, bu Parlamentonun çıkardığı yasaların önemli bir kısmı, siyasî kriterlerle alakalıdır ve Adalet Bakanlığının sevk ettiği tasarılardır ve günlerce siz emek verip, bu tasarıları yasalaştırmaya gayret ettiniz. Onun için, aslında, belki, somut yasa açısından yasa tasarısı açısından yeteri kadar zaman bulunamamış olabilir; ama, Ceza Kanunu vesilesiyle de ifade ettim ki, bakınız, 32 defa Ceza Muhakemesi Usulü Kanununda değişiklik, ilgi duyanların gündemine gelmiştir. Bu tasarı, Meclise sevk edileli iki sene oldu. Bu tasarı, Meclise sevk edilirken, çok değişik çevrelerin de, geriye dönük pek çok çalışmaları var. Demek ki, o dönemlerde de bunlar konuşulmuş; yani, işin açıkçası, bugün, müzakeresine başladığımız tasarıyla ilgili olarak geriye dönük, konuşulmadık konu, söylenmedik söz, yazılmadık yazı da kalmamıştır. Bütün mesele, bunları sentez yapmak suretiyle, bunlardan iyi bir yasa tasarısı ortaya çıkarmak ve bunu toplumun istifadesine sunmaktır.

Bizim yapmak istediğimiz şey de, bu kısa süre içerisinde, olabildiğince, bunlardan istifade etmek suretiyle, bir taraftan sosyal düzeni tesis edecek, öbür taraftan da hak ve özgürlükleri teminat altına alacak bir önemli düzenlemeyi gündeme getirmektir.

Bu tasarı hazırlanırken, aynen Ceza Kanununda olduğu gibi, bir başka hususa özel dikkat edilmiştir. Maalesef, hem Ceza Kanununda hem de bunda, bunlar temel yasa olmasına rağmen, özel yasalarda, pek çok özel usul hükümleri vardır. Ceza Kanunu dışında, nasıl, ceza hükmü içeren özel yasalar var, bu alanda bütünlük bozulmuş ise de, Usul Yasasıyla ilgili olarak da özel yasalarda usul hükümleri vardı. Bu da, uygulamada sıkıntılar çıkarıyor, farklılıklar meydana getiriyordu. Bu yapılan düzenlemelerle, olabildiğince, başta 4422 sayılı Çıkar Amaçlı Suç Örgütleri ile Mücadele Kanunu dahil olmak üzere, daha evvel Devlet Güvenlik Mahkemeleriyle ilgili birkısım yasalarda ve benzeri yasalardaki özel usul hükümleri de dahil olmak üzere, olabildiğince bunlardan ayıklama yapılmış, mümkünse, bu alandaki bütün usul hükümlerinin, bu konuştuğumuz temel yasa içerisinde yer almasına, buraya derc edilmesine de azamî gayret sarf edilmiştir. Bu da, ileride, meseleye bir bütünlük açısından bakılmasına imkân verecektir, fırsat verecektir.

Şüphesiz, getirdiğimiz bu yasanın en mükemmel yasa olduğunu söyleme imkânımız hiçbir zaman olmaz. Hukuk hayatı, dinamik bir hayattır; her gün değişiyor, her sene değişiyor, devamlı değişiyor. Bu değişiklikleri olabildiğince uzunca süre karşılayabilecek ilkeleri, sistemleri buraya getirmeye; öbür taraftan, suçla mücadelede olabildiğince, delilden sanığa gitmeyi mümkün kılacak bir felsefî değişikliği getirmeye; ama, öbür tarafta da, arkasından çıkaracağımız yasayla, maalesef, bugün Türkiye'de etkinliği kalmamış olan cezada caydırıcılığı öne çıkarmak suretiyle, Türkiye'de, gerçekten, hukuku egemen kılmaya, insanların daha özgür bir ortamda faaliyetlerini sürdürmelerine imkân verecek bir anlayışla bu tasarıyı huzurlarınıza getirmiş oluyoruz.

Şüphesiz, maddelerin görüşülmesi sırasında ihtiyaç hâsıl oldukça daha neleri getirmeye çalıştık; mevcut yürürlükteki yasadan farklı, çok çağdaş, çok yeni, günün ihtiyaçlarına cevap verecek yeni kurumlar da getirilmiştir; çünkü, bugünkü hukuk sistemimiz içerisinde, bir insan ya tutuklanır ya serbest bırakılır; üçüncü bir ihtimal söz konusu değil.

Adlî kontrol sistemini getirmek gibi, çağdaş hukuk dünyasında itibar gören bazı kurumları da buraya olabildiğince yerleştirmeye ve uygulamaya sokmaya çalıştık.

Ümit ediyorum ki, bu ikinci yasanın çıkmasıyla birlikte önemli bir boşluğu dolduracağız; arkasından da elbirliğiyle infaz yasasını çıkarmak suretiyle ceza hukuku alanındaki en çağdaş düzenlemeyi 22 nci Dönem Parlamentosu Türk Milletine armağan edecektir.

Ben, şimdiden, katkılarınıza, göstereceğiniz ilgiye peşinen teşekkür ediyor, hepinize saygılar sunuyorum. (Alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Cemil Çiçek (AK Parti, Ankara). “Ceza muhakemeleri usuhlü kan.tas.(s.s.698)”. TBMM Genel Kurulu, 26. Birleşim tutanağı, 3 Aralık 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/cemil-cicek-22-2004-12-03-ceza-muhakemeleri-usuhlu-kan-tas-s-s-698 (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
