# 5394 sayılı türkiye istatistik kanunu ve anayasanın 89 uncu ve 104 üncü maddeleri gereğince bir daha görüşülmesi hk. (s.s.999)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Cemil Çiçek (AK Parti, Ankara)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 17. Birleşim
- **Tarih:** 10 Kasım 2005
- **Gündem:** 5394 SAYILI TÜRKİYE İSTATİSTİK KANUNU VE ANAYASANIN 89 UNCU VE 104 ÜNCÜ MADDELERİ GEREĞİNCE BİR DAHA GÖRÜŞÜLMESİ HK. (S.S.999)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/cemil-cicek-22-2005-11-10-5394-sayili-turkiye-istatistik-kanunu-ve-anayasanin-89-uncu-ve-104-unc

> Cemil Çiçek (AK Parti), 10 Kasım 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 17. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 5394 SAYILI TÜRKİYE İSTATİSTİK KANUNU VE ANAYASANIN 89 UNCU VE 104 ÜNCÜ MADDELERİ GEREĞİNCE BİR DAHA GÖRÜŞÜLMESİ HK. (S.S.999)); konuşma 558 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

ADALET BAKANI CEMİL ÇİÇEK (Ankara) - Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Cumhuriyetimizin çok saygın kurumlarından bir tanesi, Devlet İstatistik Enstitüsüdür, yeni adıyla Türkiye İstatistik Kurumu. Müzakeresini yaptığımız bu kanunla da, bu kurumu daha etkin hale getirmek, idarî açıdan daha özerk bir yapıya kavuşturmak istiyoruz. Dolayısıyla, bununla ilgili, gerçekten hem ilgili bakanlığın, kurumun hem de Plan ve Bütçe Komisyonunun çok önemli, çok olumlu katkıları olmuştur ve bu yasa, bazı gerekçelerle, birkaç maddesinden dolayı da, tekrar Yüce Meclisin huzuruna gelmiştir. Aslında, şu an müzakeresini yaptığımız madde, Plan ve Bütçe Komisyonunda oybirliğiyle kabul edilmiş bir maddedir.

BİRGEN KELEŞ (İstanbul) - Biz oy vermedik, kendi oylarınızla kabul ettiniz.

ADALET BAKANI CEMİL ÇİÇEK (Devamla) - Dolayısıyla, o gün orada bulunan arkadaşlarımız, esas itibariyle, şu an bizim hükümet olarak savunduğumuz görüşü ve düzenlemeyi benimsemiştir.

Sayın Cumhurbaşkanımız, hiç şüphesiz anayasal yetkisini kullanarak, bu maddenin de bir defa daha bazı gerekçelerle gözden geçirilmesini arzu etmiştir; buna saygı duyuyoruz, bir anayasal yetkinin kullanılmasından ibarettir; ancak, burada dile getirilen hususlar isabetli midir; onu da takdir edecek olan hiç şüphesiz Meclistir. Müzakeresini yaptığımız husus acaba ne getiriyor, bugüne kadarki devlet uygulamalarında benzerleri var mı, yoksa sadece bu kanunla getirilmiş olan bir istisnaî düzenleme midir; ona baktığımız takdirde, aslında, bunun geri gönderilmesiyle ilgili gerekçelerin çok da isabetli olmadığı, benzer uygulamalardan orta yere çıkacaktır.

Şimdi, bugünkü düzenlemeye göre de ve halen uygulanmakta olan duruma göre de, kurum başkanı, başkan yardımcılarını kendisi atayabilmekte, daire başkanlarını kendisi atayabilmekte, neticede, aynı sorumluluğu taşıyan, aynı, benzer yetkilere sahip olan bölge müdürleri ile birinci hukuk müşavirinin atanması bunun dışında tutulmaktadır. Neden dolayı; yirmidört sene evvel çıkarılmış olan bir yasadan dolayıdır. O günün şartları altında böyle bir düzenleme yapılmış; aradan geçen yirmidört sene içerisinde Türkiye'de çok şey değişti, devlet kurumlarının birçok noktada iç bünyesinde değişiklikler oldu, teşkilat yasalarında değişiklikler oldu; ama, buna karşılık 2451 sayılı Yasada değişiklik yapılamadı bu anlamda.

Dolayısıyla, yirmidört sene evvelki bir düzenlemenin istisnası, bugün, burada ortadan kaldırılmak isteniyor. Yapılmak istenenin özü, esası bundan ibarettir; yani, siz, bu yasayla, başkan yardımcılarını, kurum başkanının atamasına bir itirazımız yok, daire başkanlarının atanmasına bir itirazımız yok; ama, bölge müdürleri söz konusu olduğunda, bu, ille de üçlü kararnameyle olsun…

Peki, buna gerekçe olarak ne gösteriliyor; gerekçe gösterilirken, üst düzey yönetici kriteri. Üst düzey yönetici kriteri ne anlama geliyor; gösterge olarak 3 600 ve daha yukarı gösterge üzerinden maaş alan kamu görevlileri üst düzey görevli sayılıyor ve bunlar kararnameye bağlı olarak… Halbuki, aradan geçen süre içerisinde, bazı devlet kurumlarında, 3 600 gösterge ve daha yukarıdan maaş aldığı halde hiç de üçlü kararnameye tabi olmadan atanmış olan, görev yapan kamu görevlileri var. Bizatihi bu kurumun kendisinde bile, başkan yardımcıları da 3 600 gösterge üzerinden maaş alıyor; onun atamasını kurum başkanı yapabiliyor. İçimizde Diyanet İşleri Başkanlığı yapmış olan değerli milletvekillerimiz var; başkan yardımcıları 3 600 üzerinden maaş alır, onların ataması üçlü kararnameyle değildir. Özelleştirme İdaresinde aynı durum söz konusudur, Devlet Personel Başkanlığında aynı durum söz konusudur.

Burada yapılmak istenen şey de; kurumu daha etkin hale getirmek, mümkün olduğu kadar, bu kurum içerisinde -başkan yardımcıları, daire başkanları, bölge müdürleri de dahil- aynı statüye tabi kılmak adına yapılan bir teknik düzenlemeden ibarettir.

Biz, bu düzenlemenin doğru olduğu kanaatini taşıyoruz. Plan ve Bütçe Komisyonunun kabülünün de bu yolda olduğu dikkate alındığında, ısrarımızın gerekçesi de bundan ibarettir.

Sayın Cumhurbaşkanının, hiç şüphesiz, geri gönderme gerekçesine de saygı duyarız.

Benzer uygulamaları da arz ettim. Takdir Yüce Meclisindir.

Hepinize saygılar sunuyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Cemil Çiçek (AK Parti, Ankara). “5394 sayılı türkiye istatistik kanunu ve anayasanın 89 uncu ve 104 üncü maddeleri gereğince bir daha görüşülmesi hk. (s.s.999)”. TBMM Genel Kurulu, 17. Birleşim tutanağı, 10 Kasım 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/cemil-cicek-22-2005-11-10-5394-sayili-turkiye-istatistik-kanunu-ve-anayasanin-89-uncu-ve-104-unc (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
