# 2006 merkezi bütçe kan.tas.(adalet bak.,ceza ve infaz kur.ile tutukevleri iş yurtları kur.,türkiye adalet akademisi başk.,yargıtay başk.) 9 uncu tur

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Cemil Çiçek (AK Parti, Ankara)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 36. Birleşim
- **Tarih:** 19 Aralık 2005
- **Gündem:** 2006 MERKEZİ BÜTÇE KAN.TAS.(ADALET BAK.,CEZA VE İNFAZ KUR.İLE TUTUKEVLERİ İŞ YURTLARI KUR.,TÜRKİYE ADALET AKADEMİSİ BAŞK.,YARGITAY BAŞK.) 9 UNCU TUR
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/cemil-cicek-22-2005-12-19-2006-merkezi-butce-kan-tas-adalet-bak-ceza-ve-infaz-kur-ile-tutukevl-2

> Cemil Çiçek (AK Parti), 19 Aralık 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 36. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2006 MERKEZİ BÜTÇE KAN.TAS.(ADALET BAK.,CEZA VE İNFAZ KUR.İLE TUTUKEVLERİ İŞ YURTLARI KUR.,TÜRKİYE ADALET AKADEMİSİ BAŞK.,YARGITAY BAŞK.) 9 UNCU TUR); konuşma 1.477 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

ADALET BAKANI CEMİL ÇİÇEK (Ankara) - Teşekkür ederim.

Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; çalışanların durumuyla ilgili olarak, zaten, infaz koruma memurlarıyla ilgili, onların, cezaevlerini ziyaretimde bana sordukları en önemli husus, bu fiilî hizmet zammının; yani, bazı meslek mensupları gibi, yirmi yıl çalışıp yirmibeş yıl üzerinden bu imkânın sağlanmasıdır.

Şimdi, talep bir tek cümleden ibaret; ama, ben geçen sene bu hesabı yaptırmıştım; aşağı yukarı 1,5 katrilyonluk, bütçeye de önemli bir yük getiriyor. Hatta, acaba bir hesap hatası mı vardır dedik; iki defa, üç defa, Emekli Sandığıyla da, oturduk, konuştuk. Ama, neticede haklı bir talep, parasal boyutu bu kadar yüksek olsa dahi. Onun için, şu an, Plan ve Bütçe Komisyonundaki sosyal güvenlikle ilgili yasa tasarısı içerisinde, bu çalışanların, bu anlamdaki durumunu gidermeye çalışıyoruz.

Yine, ister infaz kurumunda çalışanlar isterse adliyede çalışanlarla ilgili olarak, geçtiğimiz sene, bir kısmına fazla mesai ücreti adı altında bir miktar imkân sağlamaya çalıştık; bir kısmına da, yan ödeme kararnamesinden ilave bir imkân temin etmeye çalıştık. Şüphesiz yeter mi derseniz; yetmez; ama, hükümetin kararlılığını göstermek ve onların taleplerini olumlu karşıladığımızı ortaya koymak adına da, başka kurumlarda sağlanmayan bu imkânları, bu kadarcık dahi olsa, burada, çalışanlara getirmeye çalıştık.

Şimdi, Sayın Akdemir'in sorduğu; hekimlerle ilgili bir durum. Bu, kanaatimce yasanın yanlış yorumlanmasından kaynaklanan bir husustur. Tabiatıyla, vakit kısa, bununla ilgili, icap ediyorsa size yazılı cevap vereyim. Belki, siz, bunu, o meslek gruplarıyla da paylaşabilirsiniz; ama, şunu yapmamız gerekiyordu; Ceza Kanunu çıktıktan sonra, esas itibariyle her meslek odasının, kendi mensuplarıyla ilgili, bu bölümlerle, hiç olmazsa, alakalı olarak bir bilgilendirme çalışmalarını yapmış olmaları gerekir. Biz de kendilerine yardımcı oluruz; yani, hâkim, savcı arkadaşlarımız veya Bakanlıktan arkadaşlarımız gelmek suretiyle, bu bilgileri verebilirler. Biz, televizyonlarda imkân ölçüsünde bunları anlatmaya çalıştık; ama, herkes dinlememiş olabilir, mesaide olanlar olabilir. Onun için, bu konuyla ilgili size, ayrıca bir yazılı cevap vereyim.

Van'daki olaylarla ilgili hem sizin hem de Sayın Emek'in sorduğu soru var. Demin okuduğum 138 inci madde çerçevesinde, benim o konuyla ilgili, yazılıp çizilenin dışında -çok samimî ve net olarak söylüyorum- şu basında yazılanın dışında, hiçbir bilgim yoktur, hiç de merak etmedim, bunu doğru da bulmuyorum; çünkü, demin söyledim, oradaki arkadaşlarımız, aynen, diğer yerlerde olduğu gibi, kendi vicdanî kanaatlerine göre, hukuka göre karar vereceklerdir, vermeleri gerekir; kanaatim de budur, beklentim de budur, inancım da budur. O konuda bir şey söylemem doğru olmaz.

Şimdi, geçici personelin durumu var. Bunlar 2 000 kadardır. Bunlar özelleştirme mağduru diye her yerde karşımıza çıkan vatandaşlarımızdır, görevlilerdir. Biz Hükümet olarak bugünkü mevzuat içerisinde bunlara böyle bir çözüm bulduk. Yani, daha evvel bu imkânları da yoktu. Bunlar bize "bu statüde dahi olsa bir imkân verilmiş olması halinde biz buna razıyız" dediler. Bunlardan 2 000 kadar arkadaşımız Bakanlığımıza tahsis edilmiştir. Biz de bunları mümkün olduğu kadar kendi isteklerine uygun olarak, çalıştıkları yerlere veya oturdukları yerlere uygun yerlere taşımaya çalıştık. Bunları 657 anlamında işe alma imkânımız maalesef yoktur; çünkü, 657'nin şartları farklıdır. Bizim hâkim ve savcılar 2802 sayılı Yasaya tabi, diğerleri ise 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa tabidir. Halbuki bu özelleştirme mağdurları işçi statüsündedir. Statüleri farklı. Bu imkânla bunları değerlendirmeye çalıştık.

Bir başka arkadaşımız "birinci sınıfa ayrılma koşulları nedir" diyor. 2802 sayılı Yasanın 32 nci maddesi: "Birinci sınıfa ayrılabilmek için:

Birinci dereceye yükselmek.

Hâkimlik ve savcılık mesleğinde on yılını doldurmak.

Bilimsel güç ve yeteneği ile hizmet ve meslekteki başarısına göre emsali arasında temayüz etmiş olmak.

Yer değiştirme cezası almamış olmak.

Kınama, kademe ilerlemesinin durdurulması veya derece yükselmesinin durdurulması cezalarını aynı neviden olmasa bile birden fazla almamış olmak.

Mesleğin vakar ve onuruna dokunan veya kişisel haysiyet ve itibarını kıran veya bir görevle ilgili herhangi bir suçtan affa uğramış olsa bile hüküm giymemiş olmak" gibi burada bazı ilkeler var. Birinci sınıfa ayrılma hususları da böyle gerçekleşmektedir.

Şimdi sizden tekrar bir şeyi rica edeceğim, şu siyasallaşma olayı. İster Van ister başka türlü. Şimdi bunu düz cümle olarak "siyasallaşmadır" deyip söylemek yerine, birisi bana desin ki… Adalet Bakanı olarak ben bunun hesabını burada da vermeye, her yerde de vermeye hazırım. Şu Van'daki olayda "siyasallaşma" ne demek? Ortada bir olay var. Bu olay şöyle yürütülsün, böyle karar verilsin, şunlar yapılmasın, bunlar yapılsın tarzında benden ve benim Hükümetimden doğrudan ya da dolaylı oradaki hâkim ve savcılara, bunları tutuklayın veya tahliye edin tarzında veya davayı şöyle yapın böyle yapın tarzında, doğrudan ve dolaylı bir tek cümle, bir tek beyan, bir tek şahit gösterilebilirse, ben burada söylediğim sözlerin hepsini geri almaya hazırım; ama, bunların hiçbirisi yoksa, varit değilse, yazıktır; orada canı pahasına, kanı pahasına görev yapan insanları da yerli yersiz zan altında bırakmaya hakkı yok kimsenin. (AK Parti sıralarından alkışlar) Çünkü, bu savcılar, bu hâkimler, kendi vicdanlarını askıya alacak kadar meslekî bilgiden, meslekî yetenekten, ahlakî ölçülerden, etik kurallardan yoksun insanları mı biz yargıya hâkim ve savcı olarak tayin ediyoruz ki, gelişigüzel, "biz kimseye bir şey demek istemiyoruz ama…" Peki, ne diyoruz o zaman "yargı siyasallaşmış" ne demek; yargı vicdanî kanaatine göre karar vermiyor, dosyaya göre karar vermiyor, hukuka göre karar vermiyor, kendisine açılan telefona göre karar veriyor demektir. Kim telefon açmış, kim ne söylediyse, gelin bunu bir slogan, bir muhalefet -sizleri tenzih ediyorum, sizler ne söylerseniz, biz burada konuşuruz, dostça konuşuruz, iktidar-muhalefet içerisinde- ama, önüne gelen yazıyor, önüne gelen çiziyor. Peki, belgesi nerede, bilgisi nerede, şahidi nerede, bu işin delili nerede?! "E canım, biz böyle algılıyoruz, bize böyle geliyor…" "Ee, böyle geliyor" esasına göre konuşulursa, o zaman herkesin aklına çok değişik şeyler gelir. Bunların hiçbirisi doğru değil. Yargıyı bu kadar zan altında bırakmayı da, ben şahsen doğru bulmuyorum.

Şimdi, Sayın Kart'ın söylediği iki konu var, bunlardan bir tanesi, Konya Adliyesiyle ilgili olarak. Bu konuyla ilgili olarak, biz, kendi dosyamızda bu konuyu araştırdık. Hatta, biz, başlangıçta, bu adliye sarayına -bilebildiğim kadarıyla, yanlışsam düzeltirsiniz- Et Balık Kurumunun Meram tarafında muhtemelen bir 50 dönümlük yerden - Konyalı milletvekili arkadaşlarımız ilkönce gündeme getirdiler- bir 25 dönüm tahsis edilebilir mi diye uğraştık; sonra orası mümkün olmadı. Ondan sonra, bir başka yerde, şehrin merkezinde, bu garajlara filan yakın bir yerde -ben gittim, kendim de gördüm, milletvekili arkadaşlarımızla- orası olabilir mi…

AHMET IŞIK (Konya) - Beraber gittik Sayın Bakan.

ADALET BAKANI CEMİL ÇİÇEK (Ankara) - Şimdi, orası üzerinde de duruldu; fakat, giderek şehir merkezinin yoğunlaşması sebebiyle, en uygun yer olarak burası bulundu.

Tabiatıyla, kurallara riayet eden, etmesi gereken bir Bakanlık olarak, bir yerde yargı kararı var, bunun olması imkânsız ise, biz onu durup dururken kuralları ihlal pahasına, biz bunu yapmayız; çünkü, biz, kural ihlal etmek için adalet sarayı yapmıyoruz.

Konya'da, siz de biliyorsunuz, arkadaşlarımız ne kadar sıkışık ortamda çalışıyorlar. Bunca sıkıntı içerisinde, bugün, yaklaşık teklifler de verildi; 25 trilyon ile 44 trilyon arasında verilmiş teklifler var. Neresinden bakarsanız bakın, ortalaması 30 trilyondur, bu tekliflere baktığımızda. Biz, 30 trilyon bir para harcayacağız. Orası bir eski başkenttir, Selçuklu başkentidir, onu düşünerek, onun için biz, arkadaşlarımız inceledi; çünkü, bizim Bakanlığımız…

ATİLLA KART (Konya) - Sayın Bakan…

ADALET BAKANI CEMİL ÇİÇEK (Ankara) - Sayın Kart, siz de biliyorsunuz, diğer bakanlıklardan farklı olarak, bana bilgi veren, bana karar veren, bana bu konuda şöyle yapalım diyenlerin hepsi hâkim ve savcıdır; yani, kararı uygulayan, bu mesleğin içinden gelmiş olanlardır. Herhalde, göz göre göre de bana, böyle bir hukuksuzluğu yaptırmazlar, bir Anayasa hükmünü çiğnettirmezler.

ATİLLA KART (Konya) - Yargı kararı var efendim.

ADALET BAKANI CEMİL ÇİÇEK (Ankara) - Dosyadaki duruma bir defa daha bakarız. Onu ifade etmek istiyorum.

Arkadaşlarımızın söylediği şu var; onu size yazılı olarak da veririm: Konya Adliyesi iptal kararı, orman fidanlığının kapatılmasına yöneliktir. Burada, adliye yerinin seçimi tartışılmamıştır. Fidanlık, bir başka yerde de açılarak mahkeme kararının uygulanması sağlanmaktadır diye, böyle bir şey yapılmış.

ATİLLA KART (Konya) - Yasal dayanağı bulunmuyor efendim, tescil haline geliyor.

ADALET BAKANI CEMİL ÇİÇEK (Ankara) - Yani, arkadaşlarımız, bu kararı verenler de, dediğim gibi, müsaade ederseniz, hâkim arkadaşlardır, savcı arkadaşlardır, meslekî tecrübeleri de bu noktada benden daha fazladır.

Şimdi, İGDAŞ dosyasıyla ilgili olarak; tabiî, yargıda görülmekte olan bir dosya. Ben bu dosyayı bilmiyorum. Siz bir defa daha burada gündeme getirdiniz. Eğer bu dosya sizin için önemliyse -ki, önem arz ediyor- bu dosyanın içerisinde ne var; bunu bilme imkânına, tabiatıyla bilgi edinme hakkı çerçevesinde ne kadar olabiliyorsa, ona bir baktıralım. Çünkü, bununla ilgili itiraz kurulu da var, oraya itiraz yaptınız mı onu bilemiyorum.

ATİLLA KART (Konya) - Sonuç alamadım Sayın Bakanım.

ADALET BAKANI CEMİL ÇİÇEK (Ankara) - Ama siz hukukçusunuz, avukatsınız. Pekâla siz bu dosyayı…

ATİLLA KART (Konya) - Şu anda avukat değilim Sayın Bakanım.

ADALET BAKANI CEMİL ÇİÇEK (Ankara) - Yani, sizin o dosyayı okuma imkânınız var. Söylemek istediğim odur. Avukat kimliğinizle o dosyayı okuma imkânınız var, o dosyayı inceleyebilirsiniz.

ATİLLA KART (Konya) - Şu anda avukat kimliğim yok Sayın Bakanım.

DEVLET BAKANI CEMİL ÇİÇEK (Ankara) - Ama, haklı olarak şunu söyleyebilirsiniz; ben buradan kalkıp, oraya gidip o dosyayı okumak yerine, o bilginin buraya verilmesini istiyorum diyebilirsiniz. Bunda da haklı olabilirsiniz. Eğer, Bilgi Edinme Hakkı Yasası bakımından buna imkân varsa, bunun verilmesinden yanayım; çünkü, yargılama açıktır. Herkese açık olan bir dosyanın size kapatılması diye bir şey yok, gizlilik kararı da yok; üstelik de, ağır ceza gibi önemli bir mahkemede ve alenî yargılama yapılan bir yerde, milletvekilinden bu bilgi esirgenemez.

Şimdi, son olarak vereceğim husus şudur: Bu, Topluma Kazandırma Yasası…Sayın Ekmekcioğlu…

---

**Kaynak gösterme:** Cemil Çiçek (AK Parti, Ankara). “2006 merkezi bütçe kan.tas.(adalet bak.,ceza ve infaz kur.ile tutukevleri iş yurtları kur.,türkiye adalet akademisi başk.,yargıtay başk.) 9 uncu tur”. TBMM Genel Kurulu, 36. Birleşim tutanağı, 19 Aralık 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/cemil-cicek-22-2005-12-19-2006-merkezi-butce-kan-tas-adalet-bak-ceza-ve-infaz-kur-ile-tutukevl-2 (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
