# 2003 mali yılı bütçesi 6 ncı tur görüşmelerinde

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Cengiz Kaptanoğlu (AK Parti, İstanbul)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 55. Birleşim
- **Tarih:** 25 Mart 2003
- **Gündem:** 2003 MALİ YILI BÜTÇESİ 6 NCI TUR GÖRÜŞMELERİNDE
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/cengiz-kaptanoglu-22-2003-03-25-2003-mali-yili-butcesi-6-nci-tur-gorusmelerinde

> Cengiz Kaptanoğlu (AK Parti), 25 Mart 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 55. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2003 MALİ YILI BÜTÇESİ 6 NCI TUR GÖRÜŞMELERİNDE); konuşma 802 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

AK PARTİ GRUBU ADINA CENGİZ KAPTANOĞLU (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Ulaştırma Bakanlığı 2003 malî yılı bütçesi üzerinde, Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum; bu vesileyle, hepinize saygılarımı sunuyorum.

Bakanlığımızın ulaştırma hizmetleri, demiryolları, karayolları, denizyolları ve havayollarının bir bütün halinde organizasyonuyla sağlanırken, haberleşmede ise, en son teknolojiler kullanılarak hizmetler yerine getirilmeye çalışılmaktadır.

Sayın Başkan, değerli üyeler; ne yazık ki, bugün için ülkemiz, ulaşım alt sistemlerinin bütün olarak ele alınmasını sağlayacak bir ulaşım ana planına sahip değildir. Bu yüzden, demiryolları, karayolları ve denizyolları gibi alt sektörler, birbirlerinden bağımsız, kısa vadeli çözümlere yönelmekte ve ülke kaynaklarımız ziyan olmaktadır. Yurtiçi yolcu ve yük taşımacılığının yüzde 90'ından fazlasının yapıldığı karayolu taşımacılığında, fazla yük yüklenmesi nedeniyle yollarımız ve araçların ekonomik ömrü verimsiz olarak kullanılırken, 8 333 kilometre uzunluğundaki sahillerimiz ve denizyolu taşımacılığından yeterince faydalanamamaktayız. Yine, aynı şekilde, limanlarımız ile demiryolu bağlantılarının tam anlamıyla kullanılmamış olması nedeniyle, bu hatlar üzerinde çağdaş bir işletmecilik yapılamamaktadır. Ancak, Sayın Bakanımızın yapmış olduğu bütçe konuşmasından, ulaştırma alt sektörleri arasında denge sağlayacak entegre bir ulaşım ana planının hazırlandığını memnuniyetle öğrenmiş bulunuyoruz. İlgili kamu kurum ve kuruluşlarının temsilcileri ile üniversite öğretim üyelerinden oluşan bir kurulun çalışmalarını bir an önce tamamlayarak, ulaşım ana planının hayata geçirilmesi, hepimizi ziyadesiyle memnun edecektir.

Değerli milletvekilleri, ben, müsaade ederseniz, bir denizcilik mensubu olarak, burada bundan sonraki bölümümde denizciliğin önemini anlatmayacağım; çünkü, iki grup olarak verdiğimiz, Türk denizciliğinin potansiyelini ortaya çıkaracak araştırma önergesi vesilesiyle, denizcilik hakkında mümkün olan geniş bilgileri size arz edeceğiz. Ancak, bu arada, biliyorsunuz ki, çok kısa dönem burada birlikte olduğumuz günlerde, 22 nci Dönem milletvekillerimizi, herhalde, yalnız ve yalnız denizcilik sektörü bilgi akışıyla doyurmaktadır. Sizlere her ay, Deniz Ticaret Odamızın deniz ticaret mecmuası, benim Mecliste ve Grubumda yaptığım konuşmalar ve bunun dışında sizlere son olarak yolladığımız -iddia ediyoruz, bu bir iddia işidir; biz iddialı insanlarız. Ben, bu 22 nci Dönemde de bunun mücadelesini vereceğimize ve başaracağımıza inanıyorum- şu kitabımızı eğer dikkatle okursanız ve Cenabı Allah bize bunları burada yapmayı nasip ederse, inanın, Türkiye'nin çok büyük bir kaynakla en yakın zamanda buluşacağını ümit ediyorum ve bu kaynak, öyle zannediyorum ki -iddia ediyorum- hemen hemen, ödemeler dengesini düzeltecek, Türkiye'de çok önemli döviz potansiyeli yaratacak bir kaynak olacaktır.

Kısaca söyleyeyim, eğer, Yunanistan, dünya payının yüzde 20'sine hâkimse, eğer, yabancı bayraklı gemilerle, senede 100 milyar dolar sırf denizcilik sektöründen girdi sağlıyorsa ve eğer, Barbaros'un "denize hâkim olan, cihana hâkim olur" sözlerini o daha evvel duymuş, bu imkâna erişmişse, niye, biz, Barbaros'un evlatları, bu denizcilik sektöründe istediğimiz, bizi en tatmin edecek bir dereceye, bir sınıra gelmeyelim.

Bizim iddiamız şudur: Farkındaysanız, biz, sizden büyük finans da istemeyeceğiz, bu kitapta büyük bir finans yok; çünkü, içerideki duyumlarınızdan Türk denizcisinin kredibilitesi yok farz edersiniz belki; ama, bugün, dünyada ve Türkiye'de en rahat, en ucuz, en kısa vadeli kredi alabilen tek sektör, denizcilik sektörüdür ve müsaade ederseniz, ben, Denizcilik Müsteşarlığının, bugüne kadarki amaçları, görevleri ve kuruluşlarıyla ilgili olarak sizi bilgilendirmek istiyorum. Bu konuşmalarımız, 22 inci Dönemle, buradaki milletvekillerimizle ilgili değildir, bugünkü hükümetle de ilgili değildir, onun için yanlış anlaşılmasın; ama, ben, 22 inci Dönemin bu yanlışlıklardan döneceğine inanıyorum.

Bakın, biz denizciler bir şeye inandık : Bu sektörün sahibi olan bir kurum olmazsa, Türkiye'de, denizcilik sektörünün istenilen seviyeye gelmesi mümkün değil; çünkü, biz, karacı bir toplumuz; ama, öyle yapmamışız.

Bakın, 1771 senesinde, Bahriye Kanunnamesi diye bir kanun çıkarılıyor; bunun ilk maddesinde, özetle "siz, bir bakanlık kurulduktan sonra, bu bakanlığın başına getireceğiniz insanları, eğer, kara adamlarından veya denizcilikle iştigal etmeyen, denizcilik kültürü ve tahsiliyle ilgisi olmayan değerli elemanlardan donatırsanız, geleceğe aydınlık bakmak mümkün değildir" deniliyor.

Bakın, bundan sonra, 1804'te Denizcilik Bakanlığı kuruluyor; ama, yeterli ilgiyi görmüyor. Herhalde, bugünkü yapılanması gibi, o gün de, kurulan bakanlık veya müsteşarlıklar, bu hakkı savunamıyor, kendisini kabul ettiremiyor. Bizim amacımız, Denizcilik Müsteşarlığımızı, 1993 senesinde Deniz Ulaştırması Genel Müdürlüğünü Ulaştırma Bakanlığından ayırarak... Onu da söyleyeyim, Mehmet Köstepen'e huzurlarınızda teşekkür ediyorum. Hiçbir bakanımızın, Türkiye'nin menfaatına olan bir birimini, diğer bir bakanlığa vermekten imtina etmesini anlamak mümkün değildir; ama, arzum odur ki, tek başına kurulan 59 uncu hükümetimizde, herhalde, Denizcilik Müsteşarlığının bu sıkıntıları kalmayacak.

Ne demek istiyorum; 1993'te kurduğumuz Denizcilik Müsteşarlığımız, maalesef ve maalesef, o günden bu yana, Ulaştırma Bakanlığından ayrılan Deniz Ulaştırması Genel Müdürlüğünün görevlerinin dışında başka hiçbir şey yapamaması durumundan ziyade, çok kötü şekilde kadrolaştı. Bugünkü durumumuz da budur; ama, gelin bakın ki, o söylediğim Bahriye Kanunnamesindeki gibi, hele 57 nci hükümette -sayıvereyim size- 57 nci hükümetten evvel 56 ncı hükümetin teslim ettiği ana merkezdeki ve taşradaki personel sayısı 450'yken, maalesef, bugün, 1 500'e çıkarıldı. Kıyı Emniyeti de ona bağlıydı. Aynı şekilde, TDİ'den ayrılan Kıyı Emniyeti 280 kişiydi; maalesef, bugün, 1 350-1 400'lerdedir, gerçi yatırım yapmıştır; ama, bu kadar fazla kadrolu olmamalıydı. Dediğim gibi, Bahriye Kanunnamesindeki gibi, Türkiye'de denizcilik sektörü, denizciliği bilen, denizcilikte tahsilli kişilerden oluşmadığı ve Deniz Kuvvetlerinden yararlanılmadığı müddetçe, bu sektörden bir netice alınacağına inanmıyorum. Onun için, amacımız, Türkiye'yi denizci ülke yapmaktır. Mesela, niçin Denizcilik Müsteşarlığının kurulmasını istedik veya bizlerin gönlündeki Denizcilik Bakanlığının kurulmasını istedik? Hiçbir sektör...

---

**Kaynak gösterme:** Cengiz Kaptanoğlu (AK Parti, İstanbul). “2003 mali yılı bütçesi 6 ncı tur görüşmelerinde”. TBMM Genel Kurulu, 55. Birleşim tutanağı, 25 Mart 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/cengiz-kaptanoglu-22-2003-03-25-2003-mali-yili-butcesi-6-nci-tur-gorusmelerinde (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
